|
Yazar Cigdem Alper
|
 | |  | | Andropoz bir çeşit psikolojik rahatsızlık mı? | |
 | Merhaba, Andropoz
üzerine görüşlerinizi almak isterim. Bu bir çeşit psikolojik değişim
içerdiğine göre rahatsızlık olarak kabul edilmeli midir? Tedavisi
için ne gereklidir? Sevgilerimle... Füsun Sayın Füsun Hanım
Öncelikle andropozun fiziksel bir hastalık ve tıpta testosteron hormonunun yavaş yavaş azalması olarak bilindiğini belirtmeme izin verin.
Genelde 40 yaşlarından itibaren bir erkeğin vücudu senede %1 oranında daha az testosteron hormonu üretmeye başlar. Bildiğiniz gibi bu hormon kasların ve kemiklerin gücünü, vücuttaki yağ dağılımını, sperm üretimini, seks enerjisini ve vücudun büyümesini sağlayan temel hormondur. Bir çok erkekte hormon seviyesi düşer ama gerçekte yaşamları boyunca vücudun ihtiyacı olan normal seviyesini korur (yani kadınlardaki gibi birden kesilmez).
Erkekler andropozun etkilerini farklı şekillerde yaşayabilirler. Örneğin:
- Şişman yada kilo almış hissetmek
- Uyku problemi yaşamak
- Sekse daha az ilgi duymak
- Huzursuz yada sinirli olmak
- Motivasyon kaybı
- İş yerinde çalışma isteğinin azalması
- Ereksiyon problemleri
- Gerginlik
- Hafıza ve konsantrasyon ile ilgili problemler
- Kararsızlık
- Kendine güvenin azalması
- Yorgunluk
- Kasların zayıflaması
- İdrara çıkma ihtiyacında artış
- Depresyon
- Duygularda ani değişimler
- Enerji kaybı
- Kemik erimesi
- Saç kaybı
Peki bütün bu değişimleri yaşayan erkeğin yaşamında neler olur?
- Çocuklar kendi yaşamlarını kuruyor ve evden gidiyorlar
- Anne-babalar vefat ediyorlar
- İş imkanları gittikçe bitiyor
- Evlilikler yıkılıyor
- Dostlar hastalanmaya başlıyor
- Ümitler bitiyor
- Hayaller gerçekleştirilmeden yaşam bitmiş oluyor
Şimdi aşağıdaki hikayeyi bu bilgiler ışığında okumaya çalışın, belki bu olaya objektif olarak bakmanıza yardım edebilir..
"42 yaşındaki Ahmet bey eşini boşayarak kendisinden 10
yaş daha genç bir kadın ile evlenmeyi planlıyor. Çünkü 20 yıllık evlilikten sonra yaşamın elinden kayıp
gittiğini hissediyor. 15 kilo almış durumda, kendini
"yaşlı ve çirkin hissediyor. Kariyerinin tıkandığını
ve geleceğe yönelik adım atmak için hiç bir istek
duymadığını farkediyor. Genellikle ani öfkeler ile
kendi içine dönmeler arasında gidip geliyor.
Uykusuzluk sorunu var ve geceleri en azından 4-5 defa
idrarını yapmak için tuvalete kalkıyor. Seks
yaşantısı büyük oranda azaldı ve olan seks ise şehvetten ziyade daha çok alışkanlığa dönüştü. Karısı seks istediğinde ereksiyon sorunu yaşıyor ve bu durum onu dehşete düşürüyor. Tabiki sorununu hiç kimse ile konuşamıyor. Evde çocuklar ve karısı arasında sürekli bir çatışma var. Karısı yaptığı her şeyi kritize ediyor ve evde bir baba yada koca gibi hissetmekten ziyade yaramaz bir çocuk gibi hissediyor. Kendinden daha genç bir bayan hayranlık içinde ona yaklaştığında yeniden erkek gibi hissediyor. Akşam yemeğine çıkıyorlar, dans ediyorlar, hatta seks bile yapıyorlar ve her şey yolunda gibi görünüyor. Bu yeni heyecan kendisine iyi geliyor. Buna tutunmak istiyor..."
Bu hikayede anlatılan kişi, hormonlardaki azalma ile erkekliğini kaybettiğini düşünüyor. Vücudu, çevresi, içinde bulunduğu yaşam, herkes artık zamanın bittiğini hatırlatıyor. Ne evde, ne yatakta , ne de iş yerinde bir erkek gibi hissedemiyor. Bütün bu sorunların yaşlanmayla ilgili olduğunu biliyor ama kabul edemiyor ve yeni bir aşk, yeni bir araba, hızlı motorlar yada benzeri bir sembol ile dünyaya hala genç olduğunu, hala erkek olduğunu göstermeye çalışıyor.
Andropozu atlatabilmek için ne yazık ki kişinin önce içinde
bulunduğu durumu kabullenmesi gerekiyor. Aile bireylerinin anlayışlı olmaları önemli bir etken. Baba ve Koca olarak hala varlığını
koruduğunu hissetmek, evdeki herkesin kendisine saygı
ve sevgi ile destek olduğunu düşünmek kişinin kendini iyi hissetmesini sağlayabilir. Ayrıca
yaşamdaki stresi ve üzüntüleri azaltmak etkili olabilir. Diğer taraftan seksi dostluk, sevgi,
içtenlik gibi farklı boyutlarda yaşamayı öğrenmek, çiftlerin bu sorunu daha sorunsuz atlatmasını sağlayabilir.
Saygılar
Çiğdem Alper | | (0 Yorum) |