Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Psikoloji-Terapi arrow Bulimia ve Anoreksiya arrow BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
 
 
BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 08, 2008, 02:40:10 am
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Psikoloji-Terapi
| |-+  Bulimia ve Anoreksiya (Moderatör: crea)
| | |-+  BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 [8] 9 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: BASINDA YEME BOZUKLUKLARI  (Okunma Sayısı 52587 defa)
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #105 : Mart 23, 2007, 01:52:49 pm »

Takvim Gazetesi


Yardım Edebilirsiniz


Çocuğun hayatındaki kötü alışkanlıkları önleyerek obezitenin önünü alabilirsiniz. Örneğin; bol bol su içirebilir ya da daha az televizyon izlettirebilirsiniz.



Amerikan Sağlık Bakanlığı'nın raporuna göre; bebeklik ve çocukluk çağı şişmanlığından korunmak için, yaşam boyu sürecek sağlığın temelinin atıldığı gebelik döneminden başlayarak yeterli ve dengeli beslenmek gerekir. Bebeğin doğumundan sonraki ilk altı aylık dönemde nasıl anne sütüyle beslenmesi şartsa okul öncesi dönemde de bazı olmazsa olmaz beslenme alışkanlıkları var.


Okul çağı...

Bu dönemde çocuğun her öğünde süt ve ürünleri, et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagil, fındık gibi gıdalar, taze sebze- meyve ile tahıl tüketmesi şart. Okul çağında ise şu önemli noktalara dikkat edilmesi gerekiyor.

* Çocuklar, düzenli öğünler halinde yemek yemeli.
* Bol su içmeli.
* Hazır besinlerden uzak durmalı.
* Televizyon ve bilgisayar başında geçirdiği süre kısıtlanmalı.
* Çocuklar erken yaşlardan itibaren anne ve babalarının beslenme tarzını taklit ettiğinden, ebeveynler olarak iyi örnek olunmalı.


Bulimianın anlamı

Bu önerilere kulak verilmediğinde, çocukların ileriki yaşlarında birçok sorunla karşılaşacağını söyleyen uzmanlar, obeziteden sonra en tehlikeli yeme bozukluğu hastalığının bulimia olduğunu vurguluyor. ABD Sağlık Bakanlığı yetkilileri "Çocuklarda obezite gençlerde ise bulimia büyük bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor" diyor. Bulimia, yemek yeme ile ilgili psikolojik bir rahatsız olarak tanımlanıyor. Normal yemek yedikten sonra yediklerini isteyerek çıkarmak ve bu olayın üç ay boyunca haftada en az iki defa olması, bu rahatsızlığa "bulimia nevroza" teşhisi koymak için gereklidir.


Belirtileri neler?

Bulimianın belirtilerine gelince: Kilo değişiminin haftada 2 ile 10 kilo arasında olması, dudak ve ağız çevresindeki derinin kuru olması, yutkunma lenf nodülünün ve parotis bezinin büyümesi, kasılma ve sıkmalara bağlı olarak göz çevresindeki kan damarlarının çatlaması, parmakta oluşan nasır (kusmayı sağlamak için).


Kimlerde sık görülür?

Bulimia Nevroza ergenlik ve erken yetişkinlik dönemlerinde başlar. Yüzde 90'ını kadınlar oluşturur. Bulimia hastalarının pek çoğu önceleri aşırı kilolu olan kişilerdir ve hastalık semptomlarının bir diyet dönemi ile başladığı görülür. Bulimia hastalarında abartılı yeme dönemleri olduğu için hasta kliniğe başvurduğunda zayıflamış olması beklenmemelidir; bazen normal, hatta fazla kilolu olabilir.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #106 : Nisan 22, 2007, 10:29:43 pm »

27. 02. 2006
Cosmoturk


Erken Teşhis Önemli

Aşırı inceliğin çekici olduğunu düşünen genç kızlar, zayıflamak isterken bulimianın kucağına düşüyor. Hastalık, tedavi edilmezse kronikleşiyor. 
 Bulimia genç kızların hayatını tehdit ederken, hastalığın neden oluştuğunu doktorlar da tam olarak bilemiyor. Araştırmalar; aile yaklaşımı, kültürel etkenler ve genler gibi pek çok etkinin hastalığın oluşmasına yardımcı olduğunu gösteriyor. Nedenler arasında, ekonomik olarak gelişmiş toplumlarda genç insanlara özellikle kadınlara gönderilen mesajların yanlış yorumlanması da bulunuyor. Öyle ki, aşırı inceliğin çekici olduğu şeklindeki ana tema genç kızları yanılgıya düşürüyor. Modeller ve bazı ünlü isimler gibi ince olabilmek, sağlıksız bir kilo ile aynı anlama gelebiliyor.


YANLIŞ ANLAMALAR...

Bazı kişiler hem sağlıklı hem de ince olabilir, fakat sorun pek çok gencin sağlığını yitirmeden o inceliğe ulaşmasının mümkün olmamasıdır. Gençlerin büyük çoğunluğu incelik ile ilgili mesajlara bakarak yanlış fikirler geliştirebilir. Örneğin, 14 yaşındaki bir genç kız, 1.60 cm boya sahip birinin ideal kilosunun 40 olması gerektiğine inanabilir. Oysa sağlıklı kilo 50'dir.


KARMAŞIK BİR DURUM

Sonuç olarak zayıflamak isteyen bu genç kız öğünleri atlamaya, ihtiyacı olan gıdaları reddetmeye başlar. Gittikçe zayıflar, fakat kendini yine de şişman hisseder. Sonunda hastaneye kaldırılması gerekir. Ancak, yeme bozuklukları basitçe yemek ve incelme olarak açıklanamaz. Yeme bozukluğu olan kişiler ümitsizce başkaları tarafından onaylanmayı ve kabullenilmeyi arzu ederler ve bazen bu duyguları kısa vadede ince olmakta bulabilirler ya da yemek yiyerek kendilerini rahatlatabilirler. Yeme bozukluğu temelde vücudun açıklanmayan duygularını, kendisini ve karşılanmayan ihtiyaçlarını ifade etme şeklidir.


KABUL ETMEZLER

Aşırı kilo kaybı varsa ya da aşırı yemek yemekle aşırı diyet yapmak arasında gidip geliniyorsa, bir doktorla konuşmak önemli olabilir. İnkar etmek yeme bozukluklarının bir belirtisidir. Dolayısıyla kişi çoğunlukla bir aile bireyinin ya da arkadaşının ısrarı sonucu doktora gitmeyi kabul eder. Eğer aile bireylerinden birinde ya da bir arkadaşınızda yeme bozukluğundan kuşkulanıyorsanız, bir doktora görünmesi konusunda ısrar etmelisiniz. Genel olarak kabul edilen gerçek, yeme bozukluklarının tedavisinde, psikoterapist, doktor, yeme uzmanı gibi farklı alandan çeşitli uzmanların tedaviye katılmasıdır. Çoğu hastada yeme sorununun yanı sıra tedavi edilmesi gereken depresyon, kaygı bozukluğu ve diğer psikiyatrik sorunlar da mevcuttur.


HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Yeme bozukluğu, hem fiziksel hem de ruhsal olarak insanı tahrip eder. Dolayısıyla bu tür rahatsızlığı olanların en kısa sürede doktora başvurması gerekir. Erken teşhis ve önlem almak, kişinin daha çabuk iyileşmesini önemli ölçüde etkiler. Erken zamanlarda teşhis edilmeyen ve geç kalınan durumlarda yeme bozukluğu kronik bir hale gelebilir ve hastanın yaşamını tehdit edebilir. En etkili tedavi yöntemi bir doktor ve yeme uzmanı ile birlikte psikoterapi ya da psikolojik danışmanlık almaktır. Tedavi kişiye özel olarak belirlenmelidir. Çünkü tedavi hastalığın şiddetine ve hastanın özel sorunlarına, ihtiyaçlarına hitap etmelidir.


PSİKOLOJİK YAKLAŞIMLAR

Psikolojik terapide, hastanın hem yeme bozukluğuna hem de hastalığın altında yatan kişisel-kültürel psikolojik etkenlere bakılır. Hastanın kendisiyle ve yiyeceklerle barış içinde ve sağlıklı bir şekilde nasıl yaşayacağını öğrenmesi gerekir.

Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #107 : Mayıs 05, 2007, 12:01:09 pm »

Kızlar, annem sizin için kesmiş yazıyı, bende artık kaynak kalmadı, sağolsunlar sağdan soldan gönderiyorlar:)

 Öpücük Öpücük Öpücük


3. 05. 2007
Sabah Gazetesi


Üniversitelilerde Yeme Bozuklukları Yaygınlaşıyor

Gençlerde zayıflama takıntısının hastalık derecesinde olduğunu söyleyen Psikolog Bayraktar: Üniversitelerde, yedikten sonra kusan birçok genç var. Aileler bunu görmezlikten gelmemeli, iletişime geçmeli!.
Diyet bağımlılarına danışmanlık hizmeti veren Psikolog Feyza Bayraktar; gençlerde en çok görülen yeme bozuklukları konusunda soruları yanıtladı:

* Gençlerde yeme sorunu anlamında daha çok şişmanlık mı yoksa aşırı zayıflık mı görülüyor?
Gençler kilo almaya çok meyilli. Aşırı kiloluların sayısı neredeyse Amerika'ya yaklaşıyor. Bununla birlikte 13–19 yaş arasındaki genç kızlarda daha çok zayıflama saplantısı yaygın. Bu da yeme bozuklukları olan anoreksia ve bulimiaya kadar gidebiliyor. İdeal kilonun yüzde 15 altında olan kişilere 'anoreksia' diyoruz. Yeterince yemezler, fazla egzersiz yaparlar ve ne kadar zayıf olurlarsa olsunlar aynaya baktıklarında kendilerini kilolu görürler. 'Bulimia'da ise devamlı diyet ve egzersiz yapmalarına rağmen normal kilonun çok az altında, normal kiloda, hatta aşırı kiloda olabilirler. Bulimia olan kişiler; yarım saat ila iki saat arasında binlerce kalorilik besin tüketip, sonra da bunları kusarak ya da bağırsakları aşırı çalıştıran ilaç kullanarak vücutlarından atmaya çalışırlar. Yeme, kusma ya da ilaç kullanımı kişiden kişiye haftada birkaç kez ila günde birkaç kez olmak üzere değişir.

* Bulimia ve anoreksia Türkiye'de gençler arasında sık görülüyor mu?
Özellikle sosyoekonomik durumu yüksek olan ailelerde daha fazla görülüyor. Genellikle lise çağında rastlıyoruz. Üniversitelerde de ise sayısı hızla artıyor. Özel üniversitelerde ve yurtlarda, yedikten sonra kusan ve bunu bir kilo verme yöntemi olarak kullanan pek çok genç var. Bu hastalığın tedavisi ilerledikçe çok zor oluyor. Hem sağlık sorunları ciddileşiyor hem de yerleşen bu davranış sistemi bir kalıba dönüşüyor. Ancak gençler bunu sorun olarak fark etmediklerinden söylemekten çekiniyorlar. 'Kusmaktan vazgeçersem şişmanlarım' korkusuna kapılıyorlar. Bu hastalıklar genellikle zayıflama amacıyla yapılan diyetlerle birlikte başlıyor. Fakat daha sonra yememek veya yediklerini çıkartmak; stesle baş etme unsuru haline geliyor.

BULİMİK ERKEKLER!

* Sınav stresi hastalığı artırıyor mu?
Sınav dönemlerinde çok daha fazla oluyor. Evlerinden uzak ve yurtlarda okuyan gençlerde sıkça görülüyor. Genç kızlarda yaygın ama erkeklerde de çok rastlanıyor. Kaslı görünmek, yağlı vücuda sahip olmamak için canları tatlı istediğinde yiyip sonra çıkartıyorlar. Eğer ailelerinde yeme bozukluğu varsa, bu gençlerin de aynı sorunu yaşama oranları yükseliyor. Yeme bozukluğu olan gençler genellikle okulda son derece başarılılar. Çünkü mükemmeliyetçi kişilik yapılarına sahip oluyorlar.

* Diyet yapmayı bilmedikleri için mi sorun yaşıyorlar?
Aslına bakarsanız neredeyse beslenme uzmanları kadar bilgiye sahip oluyorlar. Ancak yemekle ilgili saplantılara sahipler. Beden imajları, kiloları, gün içinde ne yedikleri, ne kadar yedikleri ve aldıkları besinlerin kalori değerleri; düşünce sistemlerinin önemli bir kısmını kapsar. Kendilerini aşırı derecede yargılarlar.

* Gece ders çalışırken atıştırmak gençlerde bir alışkanlık haline geldiyse bu bir hastalık mıdır?
Tanımlanmamış yeme bozukluklarının içinde 'gece yeme sendromu' yer alır. Bir genç; günlük besin ihtiyacının yüzde 60'ından fazlasını gece sekiz ila sabah altı arasında tüketiyorsa, uykusundan uyanıp yemek istiyorsa, üstelik yemeden uyuyamıyorsa ve her atıştırmada 280 kalorinin üzerinde alıyorsa işte o zaman 'gece yeme sendromu'ndan bahsedebiliriz. Psikolojik kökenli bu bozukluk genellikle üniversitede başlar ve ömür boyu devam edebilir. Sabah genellikle tok uyanırlar, öğleden sonra yemeye başlarlar ve gece yeme hızları artar. Bu nedenle daha fazla kilo alırlar. Bu bozukluğu erkeklerde daha fazla gözlüyoruz.

Yeme bozukluğu olanlara öneriler
* Psikolojik destek alınması gerekir. Psikolojik destek verilirken bir beslenme uzmanı, hatta bir doktorun da yardımının olması şart.

* Ailelerin yapması gereken şey bu durumu görmezden gelmemek. Eğer gençte yemek fobi haline geldiyse, diyet yapma saplantısı görülüyorsa ve durmadan tartılıyorsa; aileler çocuklarının sorunu olduğunu kabullenmeli. Bu durumda çocuklarla olabildiğince iletişim kurulması gerekir.

* Kendi isteğiyle zayıflamak için kusmak doğal bir durum değildir. Bu psikolojik bir rahatsızlıktır ve üç ay içinde en az bir kere kendi isteğinizle kusmuş olmanız bile sizde yeme bozukluğu olduğunu gösterebilir.

* Yeme bozukluğunun belirtilerinden biri de aşırı egzersizdir. Spor salonunda günün üç-dört saatini geçirmek ciddi bir sorundur. Sınav döneminde abartmamak kaydıyla bir saati geçmeyen spor ya da yürüyüş yararlıdır. Ama egzersizin de aşırısı, bağımlılık anlamına gelir.

* Sınav dönemlerinde stres etkisiyle atıştırma alışkanlığı artar. Yedikten sonra genellikle yalnızken kimse görmeden kusmak isterler. Bu kişilere arkadaşlarıyla birlikte ders çalışmalarını öneriyorum.

* Ders çalışırken otomatik olarak sürekli atıştırmak yerine derse ara verip yemek yemeye çalışın. Böylece ne yediğinizin farkına varmanız kolaylaşır.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #108 : Mayıs 08, 2007, 09:46:35 am »

30. 03. 2007
Sabah Gazetesi


Anoreksiya yüzünden giderek eriyor


Dünyaca ünlü modacı Gianni Versace'ın yeğeni, Donatella Versace'ın kızı Allegra Versace, yeme bozukluğu nedeniyle sürekli kilo kaybediyor. 400 milyon Euro'luk bir servetin varisi olmasına rağmen yıllardır anoreksiya hastalığıyla boğuşan 20 yaşındaki genç kız, burnuna tüp takarak beslenmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde ailenin basın sözcüsü Robert Zimmerman yaptığı bir açıklamada, genç kızın durumunun giderek ciddileştiğini belirtti. Allegra Versace'ın iyileşmek için çaba gösterdiğini söyleyen Zimmerman, "Böbrek ve kalbi kötü durumda" dedi.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #109 : Mayıs 16, 2007, 07:43:47 am »

17 Şubat 2007
Türkiye Gazetesi



Zayıflığı hafife almayın


Zayıflık hastalığı olarak bilinen anoreksiya ve bulimia gibi yeme bozuklukları; beyinde kalıcı hasarlar bırakabiliyor, hatta ölümle sonuçlanabiliyor. Bu sebeple erken fark edilmesi, dahiliye uzmanı, diyetisyen ve psikolog desteğiyle tedavi edilmesi gerekir...
Günümüzde oldukça yaygın olarak görülen yeme bozuklukları arasında anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve atipik yeme bozukluğu olmak üzere 3 rahatsızlık bulunmaktadır. Amerikan Diyetisyenler Derneği’nin de yayınladığı makalelere göre; son yıllara kadar, bu hastalıkların sadece üst ve orta sınıftaki ergen ve genç kadınlarda görüldüğü düşünülse de, aslında toplumun daha geniş bir kesimi tehdit altında. Yeme bozukluklarının son 30 yılda iki kat arttığını ve 5 yaşındaki çocuklarda bile görüldüğünü düşünürsek durum gerçekten oldukça hassas ve dikkat çekici. Yeme davranışı bozuklukları, genellikle sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan ailelerde görülebilmektedir. Şişmanlıktan korkulması, genç kızlarda mankenlere veya ekrandaki sağlıksız incelikte insanlara özenti; bazı gelişim problemleri ve çok çeşitli psikolojik etmenler nedenler arasındadır.


Anoreksiya nevroza

Açlık hastalığı olarak da adlandırılan ve şişmanlık korkusunun çok yoğun olduğu Anoreksiya’da besin alımına, zayıf olsalar bile kilolarına ve zayıflığa karşı takıntılı olan kişiler yemek yemeyi ve aç olduklarını kesinlikle reddederler. Oldukça düşük kalorili diyet uyguladıkları için vücut ağırlıkları zamanla azalır. Anoreksiyalı bir kişi; kilo almaktan korkar, şişmanlık adeta bir kâbus gibidir. Hedef kilo belirler, gün içinde farklı zamanlarda tekrar tekrar tartılırlar. Toplum içerisinde ufak porsiyonlar tüketirler. Kısa sürede çok fazla kilo kaybederler. Yağ ve yeterli besin tüketmedikleri için sindirim bozuklukları vardır, ayrıca tüylenme ve saç dökülmesi problemi yaşarlar. Normal miktarda besin tükettikten sonra mide bulantısı veya şişlik hissederler. Hiperaktif, depresif, korkak ve agresif olmaya eğilimlidirler. Sosyal çevrelerini kısıtlarlar. Sürekli aşırı spor veya çok yoğun egzersizler yaparlar. Bu durumlarını kesinlikle reddederler.


Bulimia nevroza

Blumia, anoreksiya gibi psikolojik kökenli bir hastalıktır. Kişiler kiloları normal, hatta zayıf olsalar bile, kendilerini aşırı kilolu hissederler. Anormal tüketimler yapar ve sonrasında pişman olarak, yediklerini kusar, ilaç kullanarak bunları çıkarırlar. Büyük oranda psikolojik kökenli olduğu için kişi aldığı besinleri, kilo almaktan korksa da kontrolsüz yer ve pişmanlıkla onlardan kurtulmaya çalışır. Aç kalabilir ya da aşırı egzersiz yapabilirler. Genellikle ergenliğin son veya erişkinliğin ilk dönemlerinde görülebilir.


Atipik yeme bozuklukları

Kişinin kontrolsüz bir şekilde yemek yeme davranışına sahip olması olarak adlandırılır ve ikiye ayrılır: a) Gece yeme sendromunda en karakteristik özellik; gece düzenli uyku olmaması ve günlük enerjinin oldukça önemli kısmının gece tüketilmesidir. Bunun sebebi, uyku bozukluğu veya uyku apnesi olabilir. Gece uyumama ve çok yeme sonrası bu kişiler gündüz çok uykulu ve çok tok hissedebilirler. Bu nedenle kahvaltı etmeyip, gün içinde çok dengeli yemeyip, gece aşırı tüketebilirler. b) Tıkanırcasına yeme bozukluğu; kısa bir sürede aşırı miktarda besin tüketilmesi ve bu esnada kişinin kendini kontrol dışı hissetmesidir. Atak esnasında kontrol edememe söz konusudur. Yemeğin sonlanamaması veya bitene kadar yeme görülebilir. Normal hızdan daha hızlı olarak, tok olunsa bile rahatsız olana kadar, aşırı tüketim olacağı için yalnız olarak yemek yeme davranışları görülebilir. Yeme sonrasında pişmanlık duyulabilir, fakat bu pişmanlık yine de bir sonraki yeme atağı geldiğinde kişiyi durdurmaya yetmez.


Mutlaka Tedavi Olun

Yeme davranış bozukluklarının tedavisi çok kolay değildir. En iyi tedavi metodu tıbbi değerlendirme için dahiliye uzmanı; psikolojik destek için psikiyatr veya psikolog; beslenme önerileri için ise diyetisyen, beslenme uzmanı içeren kombine bir ekip çalışması ile gerçekleşmektedir. Çok aç kalınan, tek tip diyetler veya basında ünlü kişilerin yaptığı söylenen ya da yakınlarınızın uyguladığı diyetler denenmemeli, sağlıklı kilo vermek için diyetisyen ile görüşmelisiniz. Tek tip veya şok diyetler sonrasında kilo artışı da muhtemeldir. Çünkü kısa sürede hızlı bir şekilde ancak su ve kas kaybederiz. Hem kaybolan suyun hemen yerine yenisi gelebilir, hem de vücudumuzun çalışan işçileri olan kaslarımızı kaybedersek, metabolizmamız yavaşlayacağından kilo alma adayı oluruz. Diyet aç kalmak demek değildir. Önemli olan kilo vermek için seçtiğiniz sistemin size özel önerilmesi, ömür boyu sürdürülebilir olmasıdır. Sizin metabolizma hızınızın ölçümü, detaylı vücut analiziniz, dahiliye uzmanının değerlendirdiği tahlilleriniz, psikologunuzla beraber gözden geçirdiğiniz davranış değişikliği terapiniz, hayat şekli ve beğenileriniz, genetik özellikleriniz, sağlık durumunuz göz önüne alınıp, diyetisyeniniz tarafından hazırlanan beslenme programıyla kilo verebilirsiniz. Tedavi süreci birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir. Ancak tedaviden sonra da tekrarlayabileceği için oldukça sıkı kontroller yapılmalı, asıl başarı için davranış değişikliği sağlanması gerekliliği unutulmamalıdır.


Halime Gürbüz
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #110 : Mayıs 24, 2007, 08:51:52 am »

Akşam Gazetesi
2002


Genç kızlar diyet kurbanı


Kendilerini şişman hissederek zayıflama çabası içine giren genç kızlar ruhsal bozukluklarla karşı karşıya kalırken, ölüme kadar varabilen bedensel rahatsızlıkların pençesinde de kıvranıyorlar
Kendilerini şişman hissederek, zayıflama çabası içine giren genç kızların ruhsal bozuklarla karşı karşıya kaldığını belirten uzmanlar, özellikle şok diyetler konusunda uyarılarda bulundu.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi 2. Nevroz Şef Yardımcısı Doç. Dr. Fulya Maner, yeme bozukluklarının yüzde 95'inin genç kızlarda görüldüğünü söyledi. Hastalığın 'Anoreksiya Nervosa, Bulimiya Nervosa ve tıkınırcasına yeme bozukluğu' olarak üçe ayrıldığını ifade eden Maner, genç kızların sürekli beden biçimi ile ilgilenmelerinin, onları bu hastalıklara sürüklediğini belirtti. Anoreksiya Nervosa Hastalığı'nda, 'ileri derecede zayıflama' meydana geldiğini anlatan Maner, genç kızların 'aşırı yiyip kusma' alışkanlığının da bu hastalıkta baş görsertiğini kaydetti.
Bu hastalığa yakalananların 'aşırı mükemmelliyetçi olma çabası içerisinde' olduklarına dikkat çeken Maner, risk altındaki mesleklerin başında ise mankenlerin geldiğini kaydetti.
Tehlikenin boyutu
Yaşları 15-18 arasında değişen 800 genç kızın katıldığı bir anket yaptıklarını belirten Doç. Dr. Maner, bu çalışmayla yüzde 3 oranında 'yeme bozukluğu' tespit edildiğini söyledi. Maner, bunların yüzde 70'inin aşırı yemek yediğini, kilolarını ise 'yediklerini dışarı çıkararak' ya da 'idrar söktürücü kullanarak' kontrol etmeye çalıştıklırını söyledi. Yüzde 30'unun ise tıkınırcasına yemek bozukluğu tanısını aldığını kaydetti.
Yüzde 25'i iyileşemiyor
Yeme bozukluğu hastalıklarının, ileri derecede zayıflık ve depresyon durumu olmadığı sürece ayakta tedavi edildiğini, muayeneye ise bir diyetisyen, bir dahiliyeci ve bir de kadın doğum uzmanı olmak üzere 3 doktorun girdiğini söyleyen Maner, 'Yeme bozukluğu hastasının midesinde, bağırsağında ülser olabiliyor. genç kızlarda adet kanamaları kayboluyor. Bu nedenle kontrollere bir de jinekolog giriyor' dedi. Tedavinin 6 ay sürdüğünün altın çizen Maner, her şeye rağmen tedavi gören kişilerin yüzde 25'inin iyileşemediğini ve hastalığın ölüme kadar gidebildiğini, yüzde 75'inde ise düzelme meydana geldiğini söyledi.
Kendinize güvenin
Genç kızları bu konuda uyaran Maner, diyet yerine sağlıklı beslenmelerini tavsiye ederek, 'Her şeyden küçük miktarlarda hafif hafif azaltarak yemek gerekir. Kendinize güvenin. Kişiliğiniz sadece görüntü olarak değil, diğer özeliklerinizle geliştirmeye çalışın' dedi. Aileleri de uyaran Maner, onlardan çocuklarına destek olmalarını istedi. Gençlerin 'ünlü kişileri taklit etme' eğilimi olduğuna da dikkat çeken Maner, bu kişilerin yaptığı dengesiz diyetlerin özendirilmemesi gerektiğinin de altını çizdi.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #111 : Mayıs 29, 2007, 08:40:59 am »

27. 05. 2007
Akşam Gazetesi


Anoreksiya olmadığını mahkemede kanıtladı


2 gün önce gösterime giren Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu’nda başrolde oynayan İngiliz aktris Keira Knightley (22), anoreksiya suçlamasında aklandı. İngiliz gazetelerinin kendisi hakkında yazdığı ‘anoreksik’ tanımlamasına karşı dava açan Knightley, 6 bin dolar tazminat alacak. Daily Mail gazetesi, Knightley için ‘Yiyememe hastalığı anoreksiyaya yakalandı ve giderek zayıflıyor’ diye yazmıştı.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #112 : Mayıs 30, 2007, 08:27:31 am »

28. 03. 2007
Sabah Gazetesi


Anoreksiya sınırı 13 yaş altına indi

Yemek yemeyerek aşırı zayıflama yani "anoreksiya" hastalığında yaş sınırı İngiltere'de 13'e kadar düştü. İngiltere Pediyatrik İzleme Birimi tarafından 2005–2006 Mart ayları arasında izlenen süreçte hastalığın pençesindekilerin yüzde 18'inin erkek olduğu ortaya çıktı. Hatta bu vakalar arasında 6 yaşındaki bir çocuk da vardı. Araştırmayı yapan birimdeki İngiliz uzmanlar, çocukların yüzde 45'inin "zayıf kalabilmek için aşırı egzersiz yaptığını" da belirledi.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #113 : Haziran 13, 2007, 08:13:32 am »

Sabah Gazetesi
11.04.2005


'İdeal ölçü' isteği psikolojiyi bozuyor


Her ikisinde de bedensel takıntılar varolduğuna göre, 'anoreksiya' ile 'dismorfofobik bozukluk' arasında ortak veya farklı taraflar var mıdır?

Psikiyatrik sınıflandırmada bu iki hastalık farklı başlıklar altındadır; 'dismorfofobi' somatoform, 'anoreksiya' ise yeme bozuklukları grubundadır. Kanımca, her ikisinin de kaynağı içselleştirilmiş beden imajındaki bozukluktur. Bu bozukluk dismorfofobi'de bedenin sınırlı bir bölgesini, anoreksiya'da ise ideal ölçülerle kıyaslanarak bedenin tümünü hedef alır. Dismorfofobi 120 yıl önce Morselli tarafından bir ruhsal hastalık olarak tanımlandığında, insanlar biçimsiz ellerini eldivenle, çarpık bacaklarını uzun etekle gizleyebiliyor, kalın bellerini korseyle daraltabiliyor, fakat yüzlerindeki kusurları maskeleyemiyorlardı. Bu nedenle, takıntılar ağız, burun, kaş, göz, saç, cilt gibi yüze ait bir bölge ile ilgili oluyordu. Anoreksiya'nın ruhsal bir hastalık olarak tanımlandığı yıllarda ise, özellikle 'kadın bedeni' bütünü ile görünüme açılırken, 'ideal beden imajı' da her Batılı kadının kafasında yer almaya başlamıştır.Önümüzdeki yıllarda, farmako-psikoterapiler ve estetik - rekonstrüktif cerrahi imkânları herkes için kolay ulaşılabilir olduğunda, Çarpık veya böyle olduğu zannedilen burunlar, sarkık yanaklar, memeler gibi sınırlı ve bölgesel kusur takıntıları giderek azalacaktır. Fakat normal sınırlar içindeki genetik beden yapısını aklı ile kabulleneceğine sadece açlıkla değiştirmeye kalkışan anoreksiya'lıların sayıları korkarım giderek artacaktır.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
istanbul
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 536



« Yanıtla #114 : Haziran 13, 2007, 05:17:07 pm »

28. 03. 2007
Sabah Gazetesi


Anoreksiya sınırı 13 yaş altına indi

Yemek yemeyerek aşırı zayıflama yani "anoreksiya" hastalığında yaş sınırı İngiltere'de 13'e kadar düştü. İngiltere Pediyatrik İzleme Birimi tarafından 2005–2006 Mart ayları arasında izlenen süreçte hastalığın pençesindekilerin yüzde 18'inin erkek olduğu ortaya çıktı. Hatta bu vakalar arasında 6 yaşındaki bir çocuk da vardı. Araştırmayı yapan birimdeki İngiliz uzmanlar, çocukların yüzde 45'inin "zayıf kalabilmek için aşırı egzersiz yaptığını" da belirledi.


sevgili crea tekrar seni bu kadar ilgi ve ozveriyle bu bolumu devam ettirdigin icin kutluyorum.

bu konuyla ilgili gecen hafta basima gelen bir olayi anlatmak istedim...

6 yasindaki kizimla kiyafet alisverisine gittim. saatlerce beden bulma sIkIntisiyla kivrandik durduk...cunku butun kiyafetler extra kucuk beden gibiydi...kizim yasina ve boyuna gore normal kiloda olmasina ragmen en sonunda denedigi "ekstra kucuk" kiyafetlerin ardindan kabin icinde bana
"anne galiba benim gobegim cok "buyuk" dedi Üzgün Üzgün
cok uzuldum...

sonra oturup o anda neyin ne oldugunu anlatmaya, firmalarin medyanin bazi "akilsiz ve cikarci" insanlarin kucucuk kizlari bile nasil negatif yonde etkilemeye calistiklarini, denemis oldugu sozum ona yasina gore olmasi gereken kiyafetlerin "bedenlerin" absurd oldugunu, kendisinde bir problem olmadigini aciklamaya calistim...

en sonunda da onumuze cikan ilk tisortu ornek verdim.tisort 10 yasindaki bir kiz bedeniydi sozum ona! ama kucucuktu! bunu gosterince artik benim 6 yasindaki kizim bile guldu! Gülümseme

fakat yine de urkutucu bir tecrubeydi...
oyle kolay kolay kaybolacak cinstende degil gibi...
cunku her alisveris zamani onlar kendilerini "bir beden, bir ornek" olmak zorundaligini hissedecekler! kendilerine olan guvenilerini de sarsma potansiyelini de katarsak.... Ney

neyse biraz uzattim ama artik gorunuse gore yas orani gitgide dusecek...
maalesef...

sevgiler
Logged

İnsanlar başaklara benzer. İçleri boşken
başları havadadır; doldukça eğilir.
MONTAIGNE
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #115 : Haziran 13, 2007, 09:25:41 pm »

Bu bölüm inşallah herkes iyileşene kadar devam edecek istanbul;) Ben teşekkür ederim...
Malesef anlattıklarına şaşıramıyorum... Ben şuan 25yaşındayım ve bu XSmall, XXSmall gibi hastalıklı bedenlerin çıkması benim 17-18yaşlarıma rastlıyor. Ve bunun kesinlikle yeme bozukluklarına çok büyük katkısı! oldu, bunu kimse inkar edemez. Mesela özeleştiri yapiym; ben 17 yaşındayken bu Xsmall, XXSmallara giremezsem kendimi aşağılanmış hissederdim; e adamlar yapmış bu bedeni, demek ki içine girmek lazım diye düşünürdüm. Hastalığım da o dönem başladı zaten. Tabi ki yeme bozukluklarının kökeni psikolojik; ama bu tür şeyler de yaygınlaşması yönünde kesinlikle çok etkili oldu.
Kız çocuk annesi olmak ayrı bir özveri ve dikkat istiyor gerçekten. Ona vereceğin en güzel şey özgüven ve sevgidir; eminim o zaman ilerde böyle şeyler yaşamaz.
Öptüm ufaklığı yanaklarından;)
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
bir garip külkedisi
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #116 : Haziran 20, 2007, 03:28:59 am »

Son nokta: İnsülin alma, kilo ver!


Zayıf kalma takıntısı yepyeni hastalıklar yaratarak yayılıyor. Şimdi de diyabetlilerin 'sadece yetecek kadar' insülin alarak kilo verdiği 'diabulimia' çıktı.

ORLANDO - Hemen hemen her genç kız gibi, Lee Ann Thill de dış görünüşü ve kilosu konusunda takıntılıydı. Diyabet hastası olan Thill, aynı zamanda bir blumikti. Yani kilo verebilmek için, yemeğin hemen ardından, yediklerini kusarak çıkarıyordu. Bu sağlıksız yöntemi uygulamasına rağmen zayıflayamadı, aksine dokuz kilo daha aldı.


Diyabet kampında öğrendi
Ve bir gün gençlere yönelik bir diyabet kampında, iki kızdan kilo vermek için yeni bir 'yöntem' öğrendi: Diabulimia. Kamp danışmanının "İnsülin almazsanız ölebileceğinizi bilmiyor musunuz?" uyarısına rağmen, diabulimia'ya yöneldi; kilo vermek için insülinden vazgeçmeye başladı. Tip 1 diyabeti olan Thill, artık 'sadece yetecek kadar' insülin alacak, sonraki 17 yıl boyunca diabulimia adı verilen hastalıkla boğuşmak zorunda kalacaktı.
Thill bugün 34 yaşında ve kilo verme takıntısının kendisine verdiği uzun süreli zarardan endişe ediyor. 25 yaşında göz ameliyatı olan, 28'indeyse karaciğerinin zarar gördüğünü öğrenen Thill, artık gelecek için çok endişeli: "Çok iyi biliyorum ki, kendime iyi baksaydım, herhangi bir diyabet hastası gibi uzun yaşayabilirdim. Ama şimdi böyle olabileceğini hiç sanmıyorum."
Doktorlar diabulimia'nın kadınlar arasında yaygın olduğunu ve insülini atlayan veya azaltan diyabet hastalarının körlük, böbrek yetmezliği ve ölümle karşı karşıya kaldığını söylüyor. Oran ergenlik çağındaki kız ve genç kadınlar arasında yüksek. ABD'de yapılan bir çalışma, ülkedeki 450 bin tip 1 diyabetli kadının üçte birinin, bu yönteme kapılıp komaya girme ve erken ölüm riski yaşadığını gösteriyor.
Diabulimia'nın belirtileri arasında yeme alışkanlıklarının değişmesi, düşük enerji ve yüksek kan şekeri seviyeleri yer alıyor. Genelde, kişi daha çok yediği halde kilo vermeye devam ediyor. Sık sık idrara çıkmaksa bir diğer sinyal... Şeker sürekli yüksek kaldığı için, böbrekler, kandaki fazla glükozu filtre edebilmek için daha fazla çalışıyor.


'Türkiye'de de görülüyor'
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrin ve Metabolizma Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Dancı, net bir rakam olmasa da diabulimia hastalığına Türkiye'de de rastlandığını söylüyor: "Zayıflamak için insülin almayı reddeden hastalar oluyor. Ancak ABD'deki kadar ağır vakalara şu ana kadar rastlamadık. Türkiye'de hastayı ikna etmek daha kolay oluyor. Diabulimia, yeme bozukluklarının bir alt grubudur diyebiliriz."



Kaynak: Radikal Gazetesi/19 Haziran 2007
Logged
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #117 : Haziran 26, 2007, 08:12:52 am »

13.08.2005
NTV


Aşırı spor ve diyet kısırlık nedeni

Kadınların uyguladıkları ağır diyet vespor programlarının kısırlığa yol açabileceği belirtildi.


Kadınların son yıllarda uyguladıkları ağır diyet ve sporla bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdikleri için hamile kalmakta zorlandıklarını belirten uzmanlar, kısırlığın gelecek yıllarda 2 katına çıkacağının tahmin edildiğini kaydediyor.

 
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yaralı, aşırı zayıflığın da aşırı şişmanlıkta olduğu gibi kısırlığa yol açabileceğini belirterek, kadınları, spor ve diyet yaparken aşırıya kaçmamaları konusunda uyardı.

Türkiye’de gebe kalmadan önce kadınların muayeneden geçme alışkanlığı olmadığını kaydeden Yaralı, gebe kalmanın planlanması gerektiğini vurguladı. Planlama sayesinde Hepatit B aşılarının tamamlanabileceğini, vücudun ihtiyaç duyduğu folik asit gibi vitamin takviyesinin yapılacağını, şeker hastalığının kontrol edilebileceğini bildiren Yaralı, bu sayede gebeliğin sağlıklı olacağını kaydetti.

Kadınların, son yıllarda uyguladığı ağır diyet ve spor programlarının bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiğini söyleyen Yaralı, bunun hormonları olumsuz yönde etkilediğini ve adet düzensizliklerine yol açtığını söyledi.

“SPOR YAPALIM DERKEN KISIR KALMAYIN”
Yaralı, “Kadınlar spor yapalım derken haftada 40 kilometre koşarak, vücutlarındaki yağ oranını düşürüyor, daha sonra hamile kalmakta zorlanıyorlar” diye konuştu. Yaralı, kısırlığın gelecek yıllarda 2 katına çıkacağının tahmin edildiğini ifade etti.

Kısırlık için bir diğer olumsuz faktörün ise şişmanlık olduğunu söyleyen Yaralı, obezitenin ve aşırı yağlanmanın da kadın bünyesinde tahribata yol açtığını dile getirdi. Yaralı, “hamilelikte az kilo alma modasının sakıncalı” olduğunu da vurgulayarak, hamilelikte en az 8, en fazla 20 kilo alınmasının ideal olduğunu kaydetti.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
gokche18
Ziyaretçi
« Yanıtla #118 : Haziran 29, 2007, 10:58:49 pm »

bende en çok ileride çocuğum olmayacak korkusuyla yiyorum..bunu kendime yapmaya hakkım yok..ilerisini düşünmeden illaki iki küçük kıyafetin içine giricem die belki ileride kızıma alacağım cici elbiselerden mahrum kalmak istemiyorum Ağlayan
Logged
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #119 : Ağustos 18, 2007, 01:58:47 pm »

17. 08. 2007
Sabah Gazetesi
Dış Haberler


"Sıfır beden cildi bitirir beyni vurur"


İngiliz Mirror gazetesi, 'sıfır beden' ünlüleri bir dosyada toplayarak genç kızları meydana gelebilecek sağlık problemlerine karşı uyardı..

Ünlülerin vücut ölçülerini taklit etmeye çalışan binlerce genç kız hatta çocuk beslenme bozuklukları ve önemli sağlık problemleriyle karşı karşıya. İşte başını Victoria Beckham, Nicole Richie ve Angelina Jolie'nin çektiği 'sıfır beden' ünlü kadınları dosya halinde toplayan İngiliz Mirror gazetesi, gençleri olası sağlık problemlerine karşı uyardı.

GÖRÜNÜŞ: Yeterli beslenmeyen kişilerin yaşadığı sorunlar ciltte başlıyor. Kuruyan ciltleri daha genç yaşlanmaya başlıyor. Ayrıca saçlarda dökülmeler başlıyor. Besinsizlikten vücut yeterli ısıya sahip olamıyor. Vücutta kıllanmalar oluyor.

PSİKOLOJİ: Aç gezerek günü geçirmek en başta beyni vuruyor. Konsantrasyon sorunları, hafıza kayıpları ortaya çıkıyor. Sürekli rejimde olan kişilerin mutsuz ve rahatsız görüntüsü örnek veriliyor.

DOĞURGANLIK: Az beslenen vücut harcadığı enerji miktarını en aza indirgemeye çalışır. Ve doğurganlık bundan doğrudan etkilenir. Jolie ve Beckham'ın, çocuk doğurmak için yaptıkları ilk şeyin kilo almak olması da bunun en güzel ispatı!

KEMİKLER: Kemikler inceliyor. Yıllarca diyet yapan kişilerde kemik oluşumunda etkili olan östrojen hormon seviyesi azalıyor. Ve kemikler daha kolay kırılıyor.

KAN: Akyuvarların yapımı azaldığı için kan savunmasız kalıyor. Geçen yıl anoreksiya yüzünden ölen Brezilyalı manken Ana Carolina Reston'un karşı karşıya kaldığı gibi kan hastalıkları riski artıyor.

HAYATİ ORGANLAR: Yemekten yeterli enerji alamayan vücudunuz dokuları şekere dönüştürmeye başlıyor. Ayrıca besinsiz kalan beyin ile bunamaya başlayan beyin, doku ve kapasite bakımından birbirine neredeyse tıpatıp benziyor. Yeterli derecede beslenmemek vücuttaki su dengesini bozarak diğer organlara da zarar veriyor.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 [8] 9 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 9.444 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu