Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Psikoloji-Terapi arrow Bulimia ve Anoreksiya arrow BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
 
 
BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ağustos 30, 2008, 12:31:12 am
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Psikoloji-Terapi
| |-+  Bulimia ve Anoreksiya (Moderatör: crea)
| | |-+  BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 3 4 5 [6] 7 8 9 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: BASINDA YEME BOZUKLUKLARI  (Okunma Sayısı 51948 defa)
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #75 : Şubat 08, 2007, 11:58:02 pm »

29. 09. 2006

Sıfır Bedene Hayır


Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstraktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, son günlerde çok tartışılan ''sıfır beden''in beden imaj bozukluğundan kaynaklanabileceğini belirterek, bu bozukluğa yakalanan kişide kilo kaybetmenin sınırı olmadığını söyledi.
Karacalar, son günlerde çok tartışılan ''sıfır beden''in bir güzellik ölçütü olduğunu, ancak bu güzellik ölçütünün aşırıya kaçırıldığını söyledi. Bayanların sıfır beden olma isteğinin ''Beden imaj bozukluğu'' olabileceğini belirten Karacalar, ''Beden imaj bozukluğu aşırı olarak algılanan ya da var olduğu zannedilen bir görüntü bozukluğuna hastanın aşırı takılması durumudur. ''Kilosu konusunda bu bozukluğa yakalanan kişide kilo kaybetmenin sınırı yoktur'' dedi.
Güzellik ölçütlerinin aşırıya götürülmesinin, bir çeşit takıntı olduğunu ifade eden Karacalar, kilo, yara izleri, burun, saç, dudak ve dişlerin en çok takıntı haline getirilen yerler arasında olduğunu kaydetti. Beden imaj bozukluğu olan kişilerde ilgili sorunlarını giysi ya da aksesuarlarla aşırı gizleme eğilimi olduğunu anlatan Karacalar, ''Sürekli tartılma, sürekli aynada kontrol eylemi ya da aşırı egzersiz düşkünlüğü görülebilir. Bazen de tam tersi yansıyan yüzeyle karşılaşmak dahi istemezler.
Sürekli fotoğraf çektirerek kontrol, ölçme, sürekli çevreden destek, toplumsal temastan kaçınma diğer bulguları arasında yer alır'' diye konuştu. Beden imaj bozukluğuna toplumda yüzde 2 oranında rastlandığını ve bu oranının son zamanlarda giderek arttığını belirten Karacalar, şunları kaydetti: ''Bu bozukluğa yakalanan ve zayıflayan kişi kilosuyla ilgili sağlıklı değerlendirme yapamaz. Ancak, çevreden duyduğu sıfır beden idealine ulaşırsa belki tatmin olur.
Özellikle normal kadınların bile bacaklarını ve kalçalarını gerçek olandan ya da başkasının gördüğünden daha büyük ve kalın gördükleri saptanmıştır. Bu nedenle özellikle kadınlarda kilo takıntılı beden imaj bozukluğunun sık görülmesi doğaldır.''


Psikolojik Destek

Kişilerde beden imaj bozukluğu olup olmadığı estetik cerrahi girişiminden önce mutlaka saptanması gerektiğini anlatan Karacalar, yapılan estetik cerrahi girişimlerin genellikle bu kişileri mutlu etmediğini ve ''bu mutsuz hasta gurubu''nun sık ameliyat olduğunu söyledi. Karacalar, beden imaj bozukluğu olan kişilerin ameliyat öncesi saptanmasının öncelikle psikiyatrik destek için şart olduğunu vurguladı.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #76 : Şubat 09, 2007, 03:41:36 pm »

28. 11. 2004
Sabah Gazetesi


Bugün de 'ince kalmanın sırları'!


Beş altı satırlık 'tanıtım' yazısında şöyle diyor benim için: "Günde altı tane barbi yiyip kilo almamasıyla tanınan bu arkadaşımız!.." Böyledir ortaokul yıllık yazıları. Bütün 'arkadaşlarımız', 'bir şey yapmaları veya yapmamalarıyla tanınırlar!' Barbi dediğimiz oyuncak bebek değil tabii. Bana göre Türkiye'de üretilmiş, gelmiş geçmiş en iyi gofret türevi! Hani 'Barbi barbi barbi barbi' diye reklâmı vardı. İçi bisküvi üzeri çikolata. O yıllarda, hakikaten günde altı değil, bazen on tane yediğimi hatırlarım. Adım çıkmış bir kere. Yiyip yiyip kilo almama durumum yok aslında. Galiba abur cuburu ortalıkta yiyorum, göze batıyor!


Forutan'la Yanyanaydık

Dergicilik yıllarım boyunca asla bir odam olmadı. İçimde kanayan bir yaradır! Hep ortada gelenin geçenin gördüğü bir masam oldu. En fazla, etrafında da dolaplardan yapılmış üç duvar. Mansur Forutan'la yan yana duşakabin tipli üç duvarlı bölmelerimiz vardı. Dışarıda bir randevuya giderken birbirimize "Ben bir saat yokum, dükkâna bakıver" diye seslenmeler. "Cumaya gittim, gelicem" kâğıtları asmalar, böyle laubali bir ofis. Sanırsın ki, Avrupa Yakası! Şimdiki yüksek tempomla karşılaştırınca, şiddetle özlenen bir huzur, güven ve geyik ortamı! Mesela, akşamüstü, kahveyle gofret keyfi mi yapıyorsun? Yan dergilerden, gelen geçenden hep aynı yorum gelir: "Ayy bu kadar yemeye nasıl kilo almıyorsun?!" Kardeşim ne kadar yediğimi ne biliyorsun? Belki sabahtan beri açım, olamaz mı?


Ben Bir Kere Rejim Yaptım

Geçen gün, yeniden büyük bir heyecanla çıkarılan 'Vizon' dergisi için, Hülya Ekşigil benimle röportaj yaptı. Sorulardan biri "Senin için, hep, 'yer yer kilo almaz' derler, doğru mu?!" E değil. Ama rejime, kilo vermeye kafayı takmadığım için vücut dengesini bulmuş, kendi kendine idare ediyor. Hayatımda sadece bir kere rejim yaptım. O da bana yetti. On altı yaşındayım. O yaşın sağlıklı bıngıllığı içindeyim, yanaklar pembe, gıdık yerinde! Sanırım barbilerin etkisini nihayet gösterdiği bir dönem! Hangi alçak bilemiyorum ama birisi "Biraz kilo versen süper olacak" gibi bir şeyler söylemiş. Nedense kafaya takıp, rejime başladım. Tahmin edersiniz ki; son derece bilinçli, sağlıklı ve mükemmel bir diyet programı: Aşağı yukarı hiçbir şey yemiyorum! Anoreksiya tehlikesine yaklaştığım tek dönem. Nereden aklımda kalmışsa haşlanmış kabak, havuç ve pirinç lapası üzerine bir gıda programı geliştirdim. Bu arada kendi kendime jimnastikler, saçma sapan aerobikler gırla gidiyor. Bir de salata merakım var. Tüm yediğim bu!


Dizlerim Titreyerek Dolaştım

On günde parlak sonuç ortaya çıktı. Gerçekten kilo vermiştim. Yaş itibariyle de, sadece tüm çıkıntılar yok olmuştu ama ben kendimi son derece güzel bulmaktaydım. Bir komşumuzun "Vallahi zayıflamış, bana da reçetesini versin" yorumunun akşamı, şakkadanak düşüp bayıldım! Tansiyonum ölçülemeyecek kadar düşmüş. Birkaç gün dizlerim titreye titreye, betim benzim sapsarı, mide bulantısıyla dolaştıktan sonra hafif toparlayınca, annem ve babam beni zorla, yazlık evimizin yakınındaki bir et lokantasına götürdüler. Mönüyü unutamayacağım: Döner, mantarlı pilav, krem karamel. Ve elbette hepsinden ikişer porsiyon. Kendime gelir gibi oldum ve hayat boyu rejim yapmamaya ant içtim! O gün bu gündür canımın istediğini, istediğim zaman yediğim için hep aynı bedende kaldım. Kışları herhalde soğukla başa çıkmak için iştahım açılır, bünye iki üç kilo alır, yazları aynen verir, bu kadar. İşte 'Eşi benzeri olmayan güzelliğimin ve hep ince kalmamın sırları' konulu iki günlük yazı dizimiz, burada sona eriyor!


Gülse Birsel
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #77 : Şubat 11, 2007, 12:19:27 am »

17. 12. 2006
Sabah Gazetesi


Modacılar artık gerçek kadınları giydiriyor!


Sıfır beden sevdasıyla yanıp tutuşan kadınlara modacılardan darbe! Artık modacılar, zayıf ve incecik belli hanımlar yerine kalın belli ve geniş kalçalılar için tasarımlar hazırlıyor.

Kadında zarafet ve güzelliğin temel unsurlarından biri olarak kabul edilen ince bel artık tarihe karışıyor. 1.5 yıl öncesine kadar her tasarımlarında kadın belinin inceliğini ön plana çıkaran modacılar, son dönemde bel bölgesi yerine kalça bölgesiyle ilgileniyor. Geçmişte ince belin saltanatıyla ilgili yazıların yer aldığı Vogue ve Grazia gibi ünlü moda dergilerinde bile bel çevresinin 1950'lilerden günümüze uğradığı 13 santimlik gelişimi vurgulanıyor.


Hedef Değişti

Geçtiğimiz günlerde İngiliz 'The Guardian' gazetesinde çıkan bir habere göre; modacılar artık mankenlerden çok, gerçek kadınlar için kıyafet tasarlıyor. Bu isimler arasında belle kalça arasındaki ayrımı yok eden kalın kemerleri tasarlayan Yves Saint Laurent ve LK Bennett başı çekiyor. Balon ve çan etekler de tasarımcıların artık kadının hatlarını ortaya çıkarmak yerine gizlemekle uğraştığını ispatlıyor.


Odun Bel Moda

Kadın vücudunun bir roman olduğunu belirten dünyaca ünlü moda yazarı ve sunucusu Caryn Franklin şöyle konuşuyor: "İnce bel zayıflığın başlıca göstergelerindendi. Ama '0' beden sevdasının yol açtığı hastalıklar zamanla armut tipli vücutları ön plana çıkardı. Ardından armutluk da yok oldu! Belin inceliği ilkesi unutuldu. Artık modacılar, dikdörtgen tipli yani odun belli, dolgun kalçalı kadınlar için tasarım yapıyor."

Cengiz Abazoğlu: Anoreksiya gibi hastalıkların faturası modacılara kesildi. Artık vücuda fazla oturmayan giysiler yapılıyor. Belin kalınlığını ya da basenin genişliğini dışarıya yansıtmayacak kıyafetler tasarlıyoruz. Artık podyumda 36 beden mankenlerin giydiği kıyafetler, 40 beden kadınlara da yakışabilecek.

Dilek Hanif: Bir modacının görevi yalnız incecik mankenler için değil, herkes için kıyafet tasarlamaktır. Bu akımı çok doğru buluyorum. Gerçek kadınlar için tasarım yapmanın bir trend olarak kalmamasını, sektörde kalıcı bir yer edinmesini diliyorum.

Bahar Korçan: Bir modacının tasarladığı kıyafetleri podyumda mankenler tanıtsa da gerçek hayatta onları beli daha kalın, kalçası daha geniş kadınlar giyiyor. Sıfır beden olabilmek için yapılan diyetler kadınları yıldırdı. Artık kadınlar fazla kilolarıyla mutlular. Tüketici kimliğindeki bu değişim, tasarımcıların koleksiyonlarına da yansıyor. Önümüzdeki sezon büyük beden kadınların da rahatlıkla giyilebileceği kıyafetler revaçta olacak.


Ece Saruhan
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #78 : Şubat 13, 2007, 08:52:06 pm »

Sıfır Bedene Podyum Yasak


Birçok Avrupa ülkesinde ‘sıfır beden’ mankenlere podyuma çıkma yasağı getirildi. Modada yeni bir dönem başlatan uygulamaya Türkiye’deki modacılar ve mankenler de destek veriyor.
‘Sıfır beden’ olarak tabir edilen mankenlere podyum yasağı getirilince güzelliğin kesin ölçütü olarak gösterilen zayıflık, farklı bir bakış açısıyla tekrar gündeme geldi. Son 5 yılda mankenlerde aranan ideal beden 38’den 34’e düşmüş, dünyaca ünlü birçok top model de bu ölçülere sahip olmak için aç yaşamaya başlamıştı. Ancak birkaç hafta önce Madrid Bölge Hükümeti’nin sıfır beden mankenlere podyuma çıkma yasağı getirmesi, İngiltere başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin bu karara uyması modada yeni bir dönem başlattı. Genç kızlara yanlış örnek oldukları gerekçesiyle yasaklanan mankenler, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre de sağlıksız. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; sağlıklı bir insanın vücut kitle endeksinin (BMI) yani ağırlığının boyunun karesine bölünmesinden ortaya çıkan rakamın 18,5’in altında olmaması gerekiyor. Fakat bazı modacılar ve manken ajanslarının isteği üzerine birçok model bu oranın altında kalabilmek için adeta aç yaşıyor. 3 ay boyunca sadece salata yiyerek beslendiği için çıktığı ilk defilede kalp krizi geçirerek ölen 22 yaşındaki model Luisel Ramos ise durumun hangi boyutlara geldiğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.
20 yıldır mankenlik ajansı olan Cengiz Erberk (Erberk Ajans), Türkiye’de sıfır beden mankenlerin kullanılmadığını söylüyor. Ajansların genelde sıfır beden mankenle çalışmayı istediği yönündeki iddiaları kabul etmeyen Erberk, “Bu tamamıyla arz-talep meselesi. Mankenlerin zayıf olmasını ajanslar değil, modelleri talep eden firmalar istiyor.” diye konuşuyor. Türkiye’de manken bedenlerinin 36’dan başladığını ifade eden Erberk, daha zayıf modellerin toplum tarafından beğenilmediğini dile getiriyor.


Sıfır beden mankenlerin sonu acı oluyor

Haftalarca aç kaldığı için panik atak olan Amerikalı Kate Dillon, dünyada moda konusunda söz sahibi olan ünlü dergilere kapak olmuştu. ‘Güzel olması için çok zayıf olması gerektiği’ni söyleyen ajansını dinleyerek haftalarca neredeyse aç gezdi. Sürekli su içiyor ve çok az miktarda meyve yiyordu. Çok zayıftı fakat vücudu artık tepki vermeye başlamış, ünlü model panik atak olmuştu. Bu nedenle doktoru kilo almazsa bedeninde ciddi ve geri dönülmez rahatsızlıklar çıkacağını söyledi. Aldığı kilo nedeniyle ajansı tarafından işten çıkartılan Dillon, şimdi büyük beden kıyafetleri tanıtıyor.


“Sıfır beden mankenle çalışmam”

Atıl Kutoğlu: Ben bundan sonra 36 bedenden daha zayıf olan manken kullanmayı düşünmüyorum. Zaten daha önce de 34 bedenden düşüğüne defilelerimde yer vermiyordum. Bazı mankenler zayıf olmak ve öyle kalabilmek için sağlıklarına çok ciddi zararlar verebiliyor. 5 veya 10 yıl öncesinde mankenler zaten bu kadar zayıf değildi. Günümüzde böyle olmasının en büyük nedeni ise modellerin yaşlarının çok küçük olması. Artık podyumlarda 15 veya 16 yaşında mankenler var.


“Manken 34 bedene sahip olamaz”

Yıldırım Mayruk: Aşırı zayıf ve yaşı küçük manken kesinlikle kullanmıyorum. Çünkü benim yaptığım tasarımlar bir kadını yansıtıyor. Olgun bir kadın, 34 beden bir çocuğun bedenine sahip olamaz. 16 yaşındaki manken, dişilikten uzaktır. Dünyanın bu yöne kaymasındaki en büyük neden, tasarım ve dikişi bir arada yapan modacıların kalmaması. Günümüzde modacılar sadece tasarım yaptıklarından kafalarında oluşturdukları yapıyı bozmamak için en zayıf kadına giydirmeye çalışıyorlar.


“Sıskalık kadınsılığı yok ediyor”

Manken Güzide Duran: Sıskalık kadınsılığı yok ediyor. Eğer başka bir iş yapıyor olsaydım balıketli bir Osmanlı kadını olmak isterdim.


Nergihan Çelen
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #79 : Şubat 14, 2007, 04:43:08 pm »

2006
Hürriyet Gazetesi


Yeme Bozukluğu Yüzünden İşinden Oldu
   
Bir kampanya için reklâm panolarında iştahla süt içerken görülen 18 yaşındaki yıldız Mary-Kate Olsen, yeme bozukluğu yüzünden hastaneye yatınca işinden oldu. Anoreksiya hastalığına yakalanan Mary Kate ve ikizi Ashley ile süt reklâmındaki işlerine son verildi. İnternetteki imdb sitesinin haberine göre, yeme bozukluğu (anoreksiya nevroza) sorunu nedeniyle Utah'taki bir sağlık merkezinde tedavi altına alınan Mary-Kate Olsen, ikiziyle beraber Sütü Sevdirme Eğitim Programı'nın kampanyasından çıkarıldı.
“Sütünüzü İçtiniz mi?” ibaresi ve içtikleri sütten dudaklarının üzerinde oluşan “bembeyaz bıyıklarıyla” küçüklere süt içmeyi aşılayan Olsen ikizlerinin reklâmları panolardan kaldırıldı.
Kampanyanın sözcüsü, ikilinin bir daha kampanya çerçevesinde yapılacak hiçbir reklâmda yer almayacağını ifade ederek, reklâmla ikizlerin bağdaşmadığını kaydetti. Sözcü, ikizlerin yaşadıkları sorunlar yüzünden üzerlerinde yer alan ilginin de reklâmın kaldırılmasına sebep olduğunu belirtti.


Bir Süre Daha Tedavi Görecek

Bu arada, ikizler cephesinden gelen son haber de Mary-Kate'in Utah'taki bir sağlık merkezinde gördüğü tedavinin uzatıldığı yönünde. Bir türlü eski kilosuna gelemeyen Olsen'ın en az 2 hafta daha merkezde kalacağı kaydedildi.
Üniversiteye gitme planları yapan Olsen'ın eski gücüne kavuşmasının zaman alacağını vurgulayan doktorları, bununla birlikte iyileşme görüldüğünü ve hastanın giderek aldığı besinlerle daha iyiye gittiğini bildirdi.
Henüz 9 aylıkken Türkiye'de de ekranlara konuk olan “Full House” isimli televizyon dizisinde rol alan Olsen kardeşlerin yıldızı, Mary-Kate'in hastaneye kaldırılmasından kısa bir süre önce Hollywood Bulvarı'na törenle çakılmıştı.
« Son Düzenleme: Şubat 14, 2007, 04:44:44 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
mavihayat
Öğretmen
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 112



« Yanıtla #80 : Şubat 15, 2007, 09:23:45 am »

SIFIR BEDEN KARDEŞLER ANOREKSİA KURBANI OLDU

15/02/2007
Vatan Gazetesi

Uruguay'da ablası 6 ay önce zayıflık hastalığı anoreksia nedeniyle ölen bir model,aynı hastalıktan can verdi! 18 yaşındaki Eliana Ramos,başkent Montevideo'daki evinde kalp yetmezliği nedeniyle ölmüş halde bulundu. Modelin sıfır beden 22 yaşındaki ablası podyumda yaşamını yitirmişti.
Logged
mavihayat
Öğretmen
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 112



« Yanıtla #81 : Şubat 15, 2007, 09:52:43 am »

Chirac'ın en büyük acısı


Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, hayatındaki en büyük trajediyi, kızı anoreksia hastası olduğunda yaşadığını söyledi.

Özel hayatı hakkında ilk kez bilgi veren 74 yaşındaki Chirac, gelecek hafta piyasaya çıkacak "Elysee’de Bir Yabancı" adlı kitapta yer alan açıklamalarında, kendisi için olağan olmayan konulara değindi.

Ailesi hakkında fazla konuşmamasıyla bilinen Chirac, hala tam olarak iyileşemeyen ve 24 saat gözetim altında tutulan 48 yaşındaki kızı Laurence’in hastalığıyla ilgili olarak, "Kabul edemeyeceğim bir yanı yok. Bu, yaşadığım en büyük acı. Zeki ve tatlı bir kızım vardı. 15 yaşında anoreksia hastası oldu" diye konuştu.

Chirac, kızının hastalığı konusunda kendisini bir şekilde suçlu hissedip hissetmediğinin sorulması üzerine ise "Belki daha çok şey yapabilirdim. Psikolojik açıdan yardım edebilirdim" dedi.
Logged
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #82 : Şubat 16, 2007, 02:27:24 pm »

Radikal Gazetesi


Güzide Balıketi Seviyor


NTV'de 'N Moda' adında bir program sunmaya başlayan Güzide Duran da dünyaca ünlü modaevi Cibeles'in yetkilileri gibi mankenlerin aşırı zayıf olmasından şikâyetçi. 'Şu anda bu işi yapmıyor olsam, biraz daha dolgun, balıketi olmayı tercih ederim' diyor.

Söylemesi ayıp belki ama bu defile, manken olaylarından uzak geçer hayatım. Modacıları, defileleri filan eleştirmiyorum yanlış anlaşılmasın, ama takılmam öyle konulara. Cılız (çiroz) ve fakat güzelim genç hanımların acayip giysiler, garip yürüyüşlerle podyumlarda dolaşmaları, izleyenlerinse donuk ve gizli mana içeren bakışları tuhafıma gidiyor.
Bir Türk erkeği olarak yaptığım derin araştırmalarda da saptadığım gibi, biz 'balıketi' kıvamı seviyoruz kadınlarda. Karşımızda biraz sonra kırılıp, kristal gibi dağılacak, havada dolaşan hanımlardan pek hoşlanmıyoruz, diyorum. Var tabii hoşlananlar, o ayrı.
Öğreniyorum ki, dünyaca ünlü modaevi Cibeles yetkilileri de benim gibi düşünmüşler, sağ olsunlar. Demişler ki, 'Artık cılız manken istemiyoruz'. Ben de istemiyorum zaten. Dolayısıyla çok sevindim habere, gidip şunu Amerika'da filan mankenlik yapan Güzide Duran'la konuşayım dedim.
Güzide Hanım, nedir bu mankenlerin kilosal durumu?
Yurtdışında iki tane model hayatını kaybetti bu yüzden. Bunun çok sağlıksız bir şey olduğunu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Şu 'sıfır beden' denilen olay aslında çok yanlış kullanılmış bir şey. Çünkü o zaman hayalet falan olman, görünmüyor olman lazım. Herhangi bir rüzgârda uçup gidecek kadar ağırlığa sahip olman lazım.
Yani...
Zaten bakamazsınız bile öyle insanlara, içiniz elvermez. Çünkü hakikaten çok aşırı zayıftır ve sağlıksız görünüyordur. Modeller artık yemek yememeye ve sağlıklarına dikkat etmemeye başlamıştı. Zannediyorum, tanınmış modacıların zayıf manken kullandığını düşündüler. Ama öyle bir şey yok. Tam tersine, şu an dünyanın her yerinde 36-38 beden mankenin aşağısı da kullanılmıyor, yukarısı da. Bu aşırı zayıflama işini mantıklı bulmuyorum. Modellerin sağlıklarına dikkat etmediğini de söyleyebilirim.
Siz ABD'de de çalışmalar yapıyorsunuz, orada durum nasıl?
Hâlâ yapıyorum, Elite Ajans'la kontratım var, yapabildiğim yere kadar yapmayı düşünüyorum. Amerika'da çok fazla zayıf manken kullanılmıyor. Avrupa'daki gibi değil. Daha yuvarlak, daha kaslı, daha uzun boyluları seçiyorlar, aşırı zayıf insanı tutmuyorlar.
Bu Cibeles midir nedir, yeni mi akıllarına geldi bu? İki manken bu uğurda ölmüş, futbolcular da sahada kalpten gidiyor arada...
Tabii sonuçta orada insan hakları var. Futbolla mankenliği bir tutamayız, aşırı zayıflayıp hayatını kaybeden iki insandan bahsediyoruz, bu zayıflıkla ilgili bir şey, anlatabiliyor muyum? O yüzden insanların da duygusal anlamda çok etkilendiğini ve böyle bir karar aldığını düşünüyorum. Bu örnekler fazlalaşabilir. Olmasın artık diye düşündüler sanırım. Çünkü bütün gün sadece bir elma yiyen insanlardan bahsediyoruz. Manken dediğiniz tabii ki zayıf olmalı ama aşırı değil. Manken fit olmalı, vücuduna bakmalı. Sağlıklı olmalı, her insan gibi.
Fakat mankenler hep çiroz misali olunca genç kızlarımız da onlara özeniyor haliyle.
Ben şu anda bu işi yapmıyor olsam biraz daha dolgun, balıketi olmayı tercih ederim. Ama maalesef iki-üç sene daha dikkat etmem gerekecek. Kilo almak istersem eğer yine çok yemek yerim ama bu sefer sporla kalınlaşmaya çalışırım. Beyaz et yerim, sebze yerim, zaten şimdi de her şeyi yiyorum.
Peki, siz nasıl erkeklerden hoşlanırsınız? Kısa boylulardan hoşlandığınız belli de...
Hiçbir zaman belirli bir tipim olmadı hayatta. Benim için enerji çok önemli ve samimiyet. Bugün kiloluymuş, zayıfmış, affedersiniz hani boyu kısaymış falan bunları hiçbir zaman düşünmedim. Bugün birlikte olduğum insanın hakikaten boyu kısa ama ben her zaman söylüyorum, onunla aldığım keyif bambaşka. Enerjiyle alakalı her şey, bir tipim yok.
Bizim modacılar nasıl takılıyor bu çirozluk meselesine?
Zaten bu olay çıktıktan sonra benim adımı birkaç yerde kullanmışlar. Güzide Duran da sıfır beden kategorisine giriyor, o zaman o da defilelere çıkmasın diye. Türkiye'de maalesef böyle bir alışkanlık var, hemen bir cümle duyduğumuz anda başkalarına çamur atmak gibi bir huyumuz var. Buna ben çok bozuluyorum. Dünyaca ünlü bir isim değilim ama Türkiye'de meşhur bir insanım ve beni örnek alanlar var. Ben normal sağlıklı bir insanım, yemek düzenim de iyi, sporumu da yapıyorum. Sıfır beden olsam bana üzüntüyle bakarsınız. 32 beden olsam vicdanınız elvermez. Hemen magazinleştirip polemik yaratmaya çalışıyorlar, bu doğru bir şey değil.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #83 : Şubat 19, 2007, 10:03:12 pm »

Sabah Gazetesi


Jüri ve eğitmenler lütfen dikkat!


GEÇEN hafta haber bültenlerinde en fazla yüreğimi sızlatan görüntülerden biri de anoreksia (kontrol dışı zayıflama) hastalığına yakalanıp 20 kiloya düşen Sakaryalı bir genç kızın görüntüleriydi. Günde sadece bir domates ve bir salatalık yiyen, günden güne eriyen, her on dakikada bir basküle çıkan, bir deri bir kemik kalmasına rağmen aynada vücudunu gördüğünde hâlâ kendisini şişman bulan bu genç kızı bazı hastaneler bile kabul etmiyordu. Ölüm tehlikesi olduğu için... Sonunda bir hastanenin yoğun bakım ünitesine alındı. Ekranda son gördüğümde ise bir balık-ekmeğin ucundan azıcık ısırır gibi yapıyordu. İnşallah kurtulur. Kızla yapılan röportajda bir cümle vardı ki, son derece dikkat çekiciydi. "Hep televizyonda gördüğüm mankenler gibi olmak istiyordum. Onun için kilo vermek zorundaydım..." Ne tesadüftür ki aynı hafta RTÜK'ten, Star TV'deki Top Model Yarışması'na uyarı geldi. Karar metninde "Yarışmadan etkilenen genç kızların fizyolojik gelişimleri yeterli olmaması halinde duygusal zarar görecekleri, bazı genç kızların ise manken gibi görünmek için bedenlerine zarar verecek yeme bozuklukları gibi hastalıklar yaşayabilecekleri" belirtiliyordu. Tabii ki ülkemizde görülen ve görülecek tüm anoreksiya ve bulimia vakalarının tek sorumlusu Top Model Yarışması değildir. Ama Top Model, Oryantal Star, Super Lady gibi yarışmaların jüri ve eğitmenlerinin bir konuda çok hassas davranmaları gerekiyor. Adaylara sürekli kilo vermelerini, boğazlarından kesmelerini, incecik görünmeleri öğütlerken, ekran karşısında bu tavsiyeleri yanlış algılayıp, hayatlarını riske sokacak genç kızlar bulunduğunu asla akıllarından çıkarmamalılar. Malum, cehalet hep kötüyü "model" alır.


Yüksel Aytuğ
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #84 : Şubat 21, 2007, 05:08:56 pm »

Sabah Gazetesi


Yeme bozuklukları

Yeme bozuklukları son zamanlarda yine gündeme geldi. Bazen sıfır beden olarak, bazen şişmanlık olarak... Ama her ikisi de aslında her zaman gündemde olan sorunlardır. Özellikle toplumsal güzellik ölçütlerinin hızla değişmesi, aşırı zayıflığın güzel olmakla eş değer tutulması bu hastalıkların artışına neden olmaktadır. Daha çok ergenlik döneminde başlayan sorunlar olmalarına karşın, ergenliğe fiziksel ve özellikle ruhsal giriş, yine toplumsal tutumlar nedeniyle daha küçük yaşlara düşmüştür. Bu nedenle de anoreksiya 11–12 yaşlarında da başlayabilmektedir.


Anoreksiya Nervoza

Yaş ve boy uzunluğu için olağan sayılan en az kiloda bulunmasına karşın, kilo almaktan ve şişman olmaktan aşırı korkmadır. Beden görüntüsünü doğru değerlendiremeyip, daha zayıf olmak için yemek kısıtlama, aşırı egzersiz yapma, yediklerini isteyerek çıkarma (parmakla, ilaç kullanarak vb) durumudur. Daha çok zamanımızın hastalığı olarak belirmiştir. Beslenme bozukluğu ve intiharlar nedeniyle ölümler olmaktadır. Daha çok genç kız ve kadın hastalığıdır. Erkeklerde az görülür. Arada tıkınırcasına yeme süreçleri ve genellikle bunu izleyen isteyerek kusmalar olduğu zaman hastalığın adı 'bulimia nervoza' olarak belirlenir. Bu çocuklar genellikle bağımlı, mükemmeliyetçi gençlerdir. Başarılı, ailenin beklentilerine iyi yanıt veren uyumlu çocuklardır.


Nasıl Tanırız?

Daha önce şişman olsa bile, artık normal hatta normalden zayıf görünen biri, hala şişman olduğunu ve zayıflaması gerektiğini söylüyorsa bir daha düşünmeli. Bu hastaların kendiliklerinden doktora gitmeleri nadirdir. Çoğu kez aşırı güç kaybı, bayılma gibi nedenlerle zorla getirilirler. Ayrıca adet kesilmesi, saç dökülmesi, bulantı, kıllanma gibi yakınmalar da olabilir. Ek olarak depresyon sık görülür. Hastaların doktora gitmeyi istememe nedeni hastalığı reddetmeleridir. Bu nedenle öncelikle iyi ilişki kurup, bunun bir hastalık olduğunu anlatmak gerekir. Beslenme bozukluğu nedeniyle hastanın diyeti düzenlenmeli, gerekirse damardan beslenmesi sağlanmalıdır. Psikiyatrik tedavisi ise hemen başlanmalı, hastanın yanı sıra mutlaka aile ve ilişkiler de değerlendirilmelidir. Besin yetersizliğinden ölümün yanı sıra, intiharın da sık görüldüğünü unutulmamalı. Doğru özdeşim modellerini sunmak, diyet çılgınlığını biraz uzaktan izlemek, yaşamın anlamı haline getirmemek hepimize düşmektedir. Bedenlerinin önemli olduğunu bildiğimiz çocuklara 'şişko' demek, onların bedensel görüntüleriyle dalga geçmek benzeri davranışları yaparken bir kez daha düşünmek gerekir. Evde de aşırı rejime girmiş çocuğumuza karşı dikkatli olurken, bir yandan da özenerek izlediğimiz, hatta onun gözü önünde ulaşmaya çalıştığımız 'zayıf' dünyanın o kadar da cazip olmadığını hatırlamak gerekir.


Şişmanlık (Obezite)

Alışılmışın dışında, çocuklarının iştahsız olduğundan, yemediğinden yakınan ailelerin yanı sıra, aşırı yediğinden yakınan aileler de artmaktadır. Bu artış, ilköğretim çocuklarının görüntülerine bakılarak görülebileceği gibi, ellerinde diyet listeleri olan çocuklarla da saptanabilir. Şişmanlık ya da obezite kabaca vücut ağıtlığının olması gerekenden yüzde 20 fazla olması olarak tanımlanabilir. Çocukluk döneminde obez olan çocukların, önemli bir kısmı erişkin dönemde de obez kalırlar. Çocukların aşırı yemek yemesinin çeşitli nedenleri olabilir. Bazı organik bozukluklar şişmanlığa yol açabilir. Bu nedenle fiziksel ve hormonsal incelemelerin yapılması iyi olur. En sık rastlanan nedenlerin başında şekil ve içerik olarak yanlış beslenme gelmektedir. Hızlı tüketilen ve şişmanlatan hazır yemekler, aralarda bol tüketilen abur cubur, masa düzeni yerine ayakta ya da televizyon karşısında yemek yenmesi bu nedenlerdendir. Ayrıca fazla yemek tüketimi depresyon, kaygı gibi ruhsal bozukluklara bağlı görülebilir. Tedavi ve koruma için, düzenli beslenme, uygun besin seçimi ilk yapılacaktır. Eğer bir ruhsal sorun varsa onun tedavisi sorunu çözebilir. Aktivitenin arttırılması, spora yönlendirme diğer çözüm yollarıdır. Ayrıca bu sürece aile katılmalı ve yönlendirilmelidir.


Prof. Dr. Bengi Semerci
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #85 : Şubat 22, 2007, 03:24:41 pm »

25. 09. 2004
Sabah Gazetesi


Anoreksiya yaşlıları da vuruyor

Vücutlarındaki değişimden korkan yaşlılarda da anoreksiya görülmeye başlandı.

Birkaç yıl öncesine kadar genç kızların hastalığı olarak bilinen ve beslenme bozukluğuyla ortaya çıkan anoreksiya, artık yaşlılarda da görülüyor. Uzmanlar, beslenme bozukluklarının yaşlı insanlarda ölümcül olabileceğini söylüyor. British Columbia Üniversitesi'nin araştırmasına göre 1996'dan bu yana yaşlı insanlarda aneroksiyaya yakalanma oranı hızla artıyor. Bu hastalığa yakalanan gençlerin tedavi olma olasılığı yüksekken, hastalık yaşlıları ölüme kadar götürebiliyor. Araştırmaya göre anoreksiaya yakalanan her 100 yaşlıdan 78'i hayatını kaybediyor.


Kadınlarda Daha Fazla

Gazetelerde de bu hastalık yüzünden hayatını kaybeden yaşlıların haberine sık sık rastlanıyor. The Guardian 80 yaşında anoreksiyadan hayatını kaybeden Laura Faulkner'in haberini yayınlarken, The International Journal of Eating Disordal (Uluslararası Beslenme Bozukluğu Dergisi) anoreksiyayla savaşan 92 yaşındaki New Yorklu bir kadını haber yaptı. Hastalık sadece yaşlı kadınlarda görülmüyor, anoreksiyaya yakalanan yaşlı erkeklerin sayısı da hızla artıyor. Yine de kadınların anoreksiyaya yakalanma olasılığı erkeklere oranla beş kat fazla. Yaşlılardaki oranın her geçen gün hızla artması üzerine uzmanlar da bu konu üzerine araştırmalarına başladı.


Nedeni Belli Değil

Dr. Kelly hastalığın nedenleri konusunda bir sonuca ulaşamadıklarını söylüyor: "Anoreksiya yüzünden bize başvuran yaşlıların sayısı gün geçtikçe artıyor. Genel olarak bakıldığında gayet normal beslendikleri görülüyor. Yani yaşlılarda beslenme bozukluğuna neyin yol açtığı bizim için bilinmezliğini koruyor." Amerika'daki beslenme bozukluğu tedavi merkezlerinden Willough of Naples'ın direktörü Dr. Leonard Lado, 2003 yılında kendilerine başvuran 200 hastanın 30'unun, yani yüzde 15'inin 65 yaşın üstünde olduğunu söylüyor: "Birkaç yıl öncesine kadar merkezimize sadece gençler tedavi olmaya geliyordu. Ama bugün sürekli olarak 45 yaşın üzerinde en az üç, dört hastamız oluyor." Dr. Herzog ise yaşlılarda görülen beslenme bozukluğunun yaşlanma fobisiyle açıklanabileceğini düşünüyor: "İnsanlar vücutlarındaki değişimden korkuyor. Yediklerini kusarak kontrolü ellerinde tuttuklarını sanıyorlar. Ama yanılıyorlar…"
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #86 : Şubat 23, 2007, 09:18:52 am »

07/01/2007
Radikal Gazetesi


Bazı İnternet Siteleri İnsan Öldürüyor!

REUTERS - LONDRA - Britanya'da bir hayır kurumu, anoreksiya ve bulimiayı hastalık yerine hayat tarzı seçimi şeklinde sunan internet sitelerini 'insanları öldürmekle' suçladı. Kendilerini destek network'leri şeklinde tanıtan bu siteler insanları ince kalmaya teşvik etmediklerini iddia ediyorlar, fakat ince kalmanın sırlarını yazıp yanına da ünlü model fotoğraflarını koyuyorlar.

Yeme Bozuklukları Birliği Başkanı Steve Bloomfield, "Bu sitelerin tehlikeli yanı, yeme bozukluğu olan gençlerin başlarına geleni anlamamalarına yol açması. Büyük tehlike şu ki, bu siteleri yapanların bu hastalıkların yol açabileceği tıbbi komplikasyonlar hakkında bilgisi yok. Tedavi olmayan beş insandan biri ölüyor, bu siteler resmen insanları öldürüyor" diyor. King's College Yeme Bozuklukları Araştırma Servisi Başkanı Prof. Janet Treasure, Britanya'da 14-24 yaş kadınların yüzde 10'unun yeme bozukluğu çektiğini söyledi. Bloomfield de bu siteleri kullananların tedaviyi reddettiklerini, doktor yardımı istemediklerini açıkladı.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #87 : Şubat 23, 2007, 09:21:55 am »

16. 01. 2007


Amerika’daki Modacılar Sıfır Beden Mankenler İçin Sağlık Girişimi Başlattı


Amerika Moda Tasarımcıları Konseyi, moda sektöründe yeme bozuklukları hakkında modelleri daha iyi bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye yönelik yeni bir sağlık girişimi başlattığını açıkladı.

Konseyden yapılan açıklamada, 'Yeme bozukluğu gibi karmaşık bir konuda tam sorumluluk üstelenilemese de, moda endüstrisi bir bilinçlendirme kampanyası başlatabilir ve genç modellerin daha sağlıklı olmalarını destekleyecek bir ortam oluşturabilir' denildi.
   
Açıklamada Moda Tasarımcıları Konseyinin, önümüzdeki ay yapılacak New York moda haftasında, yeni tavsiyeler doğrultusunda sağlık ve güzellik konulu bir panel düzenlemeyi planladığı kaydedildi ve özellikle 18 yaş altı modellere destek verileceği bildirildi.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #88 : Şubat 24, 2007, 01:47:06 pm »

27. 02. 2003
Radikal Gazetesi


Dünyanın ağır yüzü: Obezite

Yemek yeme dürtüsü bozuklukları, yemek yemeyi reddetmekten yeme krizlerine kadar çok farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Anoreksikler aşırı zayıflarken, 'bing' sendromlular sürekli kilo alıyor.
Obezlerin çoğu yemek yeme dürtüsü bozukluğu nedeniyle kilo alır, aynı nedenle de kilo veremezler. Yemek yeme dürtüsü bozuklukları yemeğin kendisiyle alakalı olmaktan çok, kişinin bedeniyle barışık olmaması, çevre baskıları ve psikolojik sorunlarla ilgili. Anoreksikler gibi yemek yemeyi reddetmekten, aşırı yemek yemeye (bing yeme bozukluğu) kadar, oldukça geniş bir yelpazede uzanan ve genç kızlarla kadınlarda daha sık rastlanan bu bozukluklar tıbbi tedavi gerektiriyor.

Kontrollü yemek yeme (restrained eating): Dünya nüfusunun büyük bir kısmı kontrollü yemek yediğinden, bu çoğu zaman bir bozukluk olarak algılanmıyor. Kilo vermek veya mevcut kiloyu korumak amacıyla kişilerin sürekli olarak yediklerine dikkat etmeleri anlamına gelen kontrollü yeme, zayıf, normal kilolu, şişman ve obezlerde aynı sıklıkta görülüyor. Hatta konu üzerindeki bazı uzmanlar 'kolektif bir diyet alışkanlığı'ndan sözediyor. Bu tür bir yeme bozukluğu olan kişilerin bazıları yiyecekleri çiğneyip yutmadan tükürüyor, kimi ise yemek yemeden önce inceden inceye kalori hesabı yapıyor. Uzmanlar ilk bakışta zararsız, hatta sağlıklı gibi görünen kontrollü yemek yeme alışkanlığının uzun vadede, kişilerin normal yeme alışkanlıklarını yitirmelerine, hatta kimi durumlarda anoreksiya veya bulimia gibi ciddi yeme bozukluklarına yol açabileceğine dair uyarıyorlar.

Bing yeme bozukluğu (bing eating disorder): Tıp literatürüne yeni giren 'bing yeme bozukluğu' olanlar yeme krizlerine girer, kimsenin tanık olmasını istemedikleri krizlerde, ne yediklerine bile bakmadan, sağlıklı bir insanın yiyemeyeceği miktarda yiyecek tüketirler. Kriz sırasında kendilerine hâkim olamayan 'hastalar', kriz sonrası utanç, pişmanlık, kendilerine öfke duyarlar. Bing yeme bozukluğu olanlar genelde obezdir.
Bing yeme bozukluğu'nu blumiyadan ayıran özellik, bu kişilerde kriz sonrası (isteyerek kusma, ya da aşırı dozda müshil kullanarak) yediklerini dışarı atmaya çalışmaları. Bu rahatsızlık erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülüyor. ABD'de yapılan istatistiklere göre nüfusun yüzde 30'unda 'bing yeme bozukluğu' bulunuyor.

Anoreksiya (anorexia nervosa): Halk arasında yememe hastalığı olarak bilinen anoreksi, yeme bozuklukları içerisinde belki en çok bilineni. Anoreksikler, gıda alımını neredeyse sıfırlıyorlar. Kilo kaybı bile onları tatmin etmiyor, aşırı zayıf olsalar bile kendilerini şişman olarak görüyorlar. Zayıflamak için abartılı biçimde spor yapmak, sürekli kendilerini şişman bulduklarından yakınmak yediklerini çıkarmak için çeşitli ilaçlar kullanmak anoreksiklerin sıklıkla gösterdikleri davranışlar. Anoreksi, hem fiziksel hem de psikolojik olarak mutlaka tedavi edilmesi gereken bir bozukluk, aksi takdirde kişileri ölüme bile götürebilir!

Bulimia (bulumia nervosa): Yeme ve çıkarma bozukluğuna tutulmuş kişiler, dönem dönem kimileri günde birkaç defa, kimileri haftada bir...) yemek yeme krizine girerler. Kriz sırasında aşırı miktarda yemek tüketip akabinde yediklerini çıkarırlar. Başta isteyerek çıkarırken bir süre sonra beden gıdaları kabul etmez hale gelir ve bulemi hastası istem dışı yediklerini çıkarmaya başlar.
Kimi bulimiklerin, anoreksiklerin yaptığı gibi kilo kaybetmek için aşırı spor yaptıkları veya müshil gibi ilaçlar kullandıkları görülür. Daha çok kadınlarda görülen bu hastalıktan mustarip kişiler genellikle obez hatta normal kiloda olduklarından uzun süre kimse durumun farkına varmayabilir. Bu hastalığa sahip olan kişilerde, mide ve bağırsakta problemler sıklıkla görülebilen yan rahatsızlıklar.


Akupunktur çare olabilir

Alışkanlık tedavilerinde kullanılan akupunktura, obezitenin tedavisinde destekleyici tedavi olarak başvurulabilir. Kilo vermede beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesine yardımcı olan akupunktur ile iştahı düzenlemek, mide asiditesi kontrol altına alılarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellemek, düşük kalorili beslenmeden dolayı ortaya çıkabilecek halsizlikleri önlemek, metabolizma hızını düzenlemek mümkün. Ayrıca akupunktur tedavisi ile birlikte , 'huzur verici' olarak bilinen vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri arttığından kişinin diyet yapması daha kolaylaşır.


Hayati bir değişim

Şişmanlığın kalıcı tedavisi için dört basamaklı bir tedavi yöntemi öneriliyor. Esas olan kendini gözlem, kontrol ve psikolojik destek.
Obezlerin tedavi süreci, zayıflamalarıyla bitmiyor. Ömür boyu yeme alışkanlıklarını denetleme ve fiziksel aktivitelerde bulunmaya özen göstermeleri gerekiyor. Uzmanlar, şişmanlığın kalıcı tedavisi için yeme alışkanlıklarının kökten değiştirilmesini amaçlayan davranış değişikliği tedavisini öneriyorlar. Davranış değişikliği tedavisinin dört basamaktan, yani kendini gözlemleme, uyaran kontrolü, alternatif davranış geliştirme ve sosyal destekten oluştuğunu anlatan Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Sema Açık Erge, insanların aşırı miktarda ya da hızlı yemek yeme alışkanlıklarının ve hareket azlığının genellikle şişmanlığa neden olduğunu söylüyor.


Tedavinin aşamaları

Şişmanlığa neden olan hatalı davranışlar fazla miktarda ve hızlı yemek, yemeği yeterince öğütmemek, öğün atlamak, yemek yerken lokmalar arasında ara vermemek, öğün aralarında sürekli bir şeyler atıştırmak, televizyon karşısında ve sohbet ederken yemek yemek, sıkıntılı ve stresli durumlarda durmadan bir şeyler atıştırmak veya fazla miktarda yemek, ziyaret ve davetlerde ikramları reddedememek; akşam yemeğinden sonra geç vakitte yemek, su içmemek veya az içmek olarak sıralanabilir, hatta uzatılabilir de. Bireysel ve grup toplantıları şeklinde yapılabilen bu tedavinin süresi en az 16 hafta. Tedavi sonrasında da ulaşılan kilonun korunma süresinin en az bir yıl olması gerekiyor.

Tedavinin aşamaları şöyle sıralanabilir:
1) Kendi kendini gözlemleme: Bireyin şişmanlığa neden olan alkol masasında yemeyi fazla kaçırması, gece yeme alışkanlığı ve sinirlilik, aşırı gerginlik gibi duygusal anlarda yemek yeme gibi hatalı davranışlarının belirlenmesine fırsat sağlıyor.
2) Uyaran kontrolü: Aşırı yemek yemeye neden olabilecek herhangi bir uyaran duyguların yoğunlaşmasına neden olarak açlık için bir sinyal oluşturuyor. Kişi uyaranların çeşitliliğine bir yanıt olarak yemek yiyor. Çünkü besinler tatları ve yatıştırıcı etkileriyle bireyleri bir bakıma ödüllendiriyor. Yemekten önce gelen uyaranın kontrol edilebilmesi, hatalı yeme davranışlarını düzeltmede büyük kolaylık sağlıyor.
3) Alternatif davranış geliştirme: Birey yapmaktan hoşlanacağı aktivitelerin listesini çıkarıyor. Bu aktiviteleri özellikle ara öğünlerde ve diğer atıştırma isteğinin duyulduğu dönemlerde yapmak yemeyle ilgili düşüncelerin uzaklaştırılmasını sağlıyor.
4) Sosyal destek: Şişman bireyler kendileri ve bedenleri hakkında olumsuz inançlar taşıdıkları için bu inançlarının değiştirilmesi gerekiyor. Aynada kendini gördüğünde kendini, "Her şeyde başarısız biri" olarak farz eden
kişinin, zayıflamayı başarma olasılığı da düşük. Psikolog gözetiminde mantıksal duygu terapilerinin yapılması gerekiyor.


Bir bisküvi az ye, zayıfla!

Zayıflamanın yolu ille de karmaşık diyetlerden geçmiyor. ABD'li beslenme uzmanları günde sadece 100 kalori eksik alarak zayıflanabileceğini iddia ediyor. Uzmanların geliştirdikleri basit formül ise şöyle: Her gün yediğiniz yiyeceklerden daha az yiyin. Örneğin üç bisküvi yerine iki bisküviyle yetinin, hamburger yerken küçük bir parça bırakın. Bu sayede daha az kalori almış olursunuz. Söz konusu rejimi uzun süre devam ettirdiğinizde ise, bir yılda normal olarak almış olacağınız kilodan daha az almış olursunuz.
Obezitenin ABD'deki yaygınlığını ölçmek amacıyla, Amerikan Sağlık ve Beslenme Araştırması ile Genç Yetişkinlerde Koroner Risk Gelişimi Araştırması verilerini inceleyen Colorado Üniversitesi araştırmacıları, 2008 yılında ABD nüfusunun yüzde 39'unun obez olacağını hesapladı. Bu gidişata dur diyebilmek için uzun vadeli bir 'sosyal değişim' kampanyası başlatılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, kişilerin ortalama olarak bir yılda bir kilo aldıklarını, bu bir kilonun ise 7 bin kaloriye eşdeğer olduğunu, ABD'lilerin yüzde 90'ının her gün ortalama 50 kalori fazladan aldığını saptadılar. Alınan bu fazla kalorilere yakmak için ya her gün bir kilometre yürüyüş yapmak ya da araştırmacıların önerdikleri “Bir bisküvi az ye zayıfla” formülünü uygulamak gerekiyor. Hangisinin daha kolay olduğuna artık siz karar verin...
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #89 : Şubat 26, 2007, 02:33:32 pm »

14. 10. 2006
Sabah Gazetesi


Sıfır Bedenle Savaş Sürüyor


Londra Belediye Başkanı Livingston, Londra Moda Haftası'nda podyumlara sıfır beden manken çıkarılması halinde, gelecek yıl maddi desteği keseceklerini açıkladı.

İngiltere'de Londra Belediye Başkanı Ken Livingston, Londra Moda Haftası'nda podyumlara sıfır beden manken çıkarılması halinde, gelecek yıl maddi desteği keseceklerini açıkladı.
Londra'daki sosyal ve kültürel etkinliklere maddi destek sağlayan "London Development Agency" Londra Moda Haftası organizasyonunu yapan British Fashion Council ile bu konuda ciddi görüşmeler yapıyor. Böylece bir süredir moda haftasında sıfır bedene yasak gelmesi için kampanya yapan İngiliz Evening Standard gazetesine ve sıska mankenlerin gençleri aç kalmaya özendirdiği demecini veren İngiliz Kültür Bakanı Tessa Jowell'a belediye başkanı Ken Livingston'da katılmış oldu.


3 Yıldır Destekliyor

Londra Belediyesi, şubat ve eylül aylarında olmak üzere yılda iki defa düzenlenen Londra Moda Haftası için üç yıl içinde 620 bin sterlin finansal destek sağladı. Devletin maddi desteğiyle hazırlanırken, 2003 yılında Büyükşehir belediyesinin sorumluluğuna geçen moda haftalarının her biri için belediye, 103 bin sterlin civarında destek verdi.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
Sayfa: 1 2 3 4 5 [6] 7 8 9 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 8.585 Saniyede 16 Sorgu ile Oluşturuldu