Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Psikoloji-Terapi arrow Bulimia ve Anoreksiya arrow BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
 
 
BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ekim 14, 2008, 07:14:04 pm
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Psikoloji-Terapi
| |-+  Bulimia ve Anoreksiya (Moderatör: crea)
| | |-+  BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: BASINDA YEME BOZUKLUKLARI  (Okunma Sayısı 54739 defa)
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #30 : Aralık 26, 2006, 07:32:40 am »

Zayıflama Hastalığına Yenik Düşmeyin


Yeme bozukluğu olarak tanımlanan Anoreksia Nervoza ve Bulimia Nervoza incecik olmak isterken sağlığı ciddi şekilde bozuyor.

Zayıf kalarak daha güzel görünmek amacıyla, Avrupa'da özellikle genç kadınlar arasında giderek artan yeme bozuklukları sağlığa büyük ölçüde zarar veriyor. Psikiyatrik bozuklukların fiziksel belirtileri olarak ortaya çıkan Anoreksia Nervoza (AN) ve Bulimia Nervoza (BN), çok fazla vücut yağı olduğuna dair kaygıların bir sonucu olarak gelişiyor. Yeme bozukluğu olanlar vücut şekillerinden rahatsızlık duyarlar ve karşı konulmaz bir zayıf olma hissi taşırlar. Özellikle zayıflığın bir ideal olarak gösterildiği endüstri toplumlarında bu hastalıklar çok yaygındır. Mankenler ve sinema yıldızlarında da çok görüldüğünden 'manken hastalığı' olarak da bilinir.

Vücudu etkiliyor
Yeme bozuklukları vücutta belirgin tıbbi komplikasyonlara yol açıyor. Bunların başında beyin, kalp-damar sistemi, sindirim sistemi, sinir sistemi, kan tablosu, endokrin sistem, metabolizma, kemikler ve dişler geliyor. Ciltte ise ayva tüylerinin artmasına, sürekli elini ağzına sokarak kusma girişiminden dolayı kişilerin ellerinin dış kısmında nasır oluşmasına yol açar. Ayrıca, yüksek asidik mide suyunun etkisiyle diş minesi erozyonları meydana gelir. Bunların yanı sıra ciltte pek çok sorun ortaya çıkar.

Cildi yıpratıyor
Alman Nişantaşı Kliniği dermotoloji uzmanlarından Dr. Belma Bayraktar, yeme bozukluklarının insan sağlığına çok sayıda olumsuz etkisinin bulunduğunu ifade ederek şöyle söylüyor; "Cilt kuruması da yeme bozukluğunun sonuçlarından biridir. Kuruluk renk artışıyla daha sık görülür. Bu görünüme 'kirli cilt' de denilir. Yağ bezi aktivitesindeki azalma, hipotiroidi, vitamin ve element yetersizliğine bağlı cilt yağlarındaki azalma bu durumdan sorumludur. Sivilce ve soğuk eller ve ayaklar da sık rastlanan bulgulardandır." Bu hastalıklar psikolojik kökenli olduğundan kişilerin mutlaka bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

www.showtv.net
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #31 : Aralık 27, 2006, 01:55:48 pm »

Barbie Bebek Mutsuz Çocuk Doğurdu


LONDRA - Kız çocukların bir numaralı arkadaşı Barbie bebekler, yeme bozukluğu olan mutsuz nesillerin yetişmesine yol açıyor olabilir.

Geleneksel vücutlardan çok daha zayıf olan Barbie'ler, kızların gerçekçi olmayacak ölçüde zayıflamak istemesine neden oluyor. Araştırmacılar bu durumun kızların ileriki yaşlarda dış görünüşleriyle ilgili kendilerini güvensiz hissedip yeme bozukluğu geliştirebileceklerini ifade ediyor.

Sussex Üniversitesi'nden Helga Dittmar'ın yürüttüğü araştırma raporunda, "Bu aşırı zayıf şekiller kızların vücutlarına saygısını azaltmakla kalmıyor, gerçek vücut ölçülerinden tatmin olmayarak daha zayıf vücut istemelerine de yol açıyor" deniliyor.

Developmental Psychology dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında biri Barbie, diğeri daha büyük vücut ölçülerine sahip iki oyuncak bebek görüntüsünün, yaklaşık 200 ilkokul öğrencisi kız çocuğu üzerindeki etkileri incelendi.

Araştırmacılar sadece 100 bin kadından 1'inin Barbie vücuduna sahip olabileceğini de ekliyor. Barbie'yi üreten Mattel'in sözcüsüyse, "Barbie, kızların büyüdüklerinde istedikleri her şey olabileceklerini hayal etmelerini sağlıyor" dedi.

Times Dergisi
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
teresa
Ziyaretçi
« Yanıtla #32 : Aralık 27, 2006, 02:15:41 pm »




HATİCE İYİLEŞİYOR  Gülümseme Gülümseme Gülümseme


Artık yemek yedikçe hayattan daha çok zevk alıyorum
Nişanlısına daha güzel görünmek ve arkadaşlarının şişmansın sözlerinden kurtulmak isteyen Hatice Danabaşın başladığı diyet onu ölümün kıyısına kadar getirdi

Uzun süre hasta olduğuna inanmayan ve 19 kiloya kadar düşen Danabaş, şimdi 30 kilo ve kilo aldıkça da daha mutlu oluyor

Hatice Danabaşın 3 ay önce bir gazeteye verdiği röportajı okuduğumda inanamamıştım. 28 yaşında 1.50 boyunda ve sadece 19 kilo olan bu genç kadın, şişman olduğunu iddia ediyordu. Daha sonra onu televizyon ekranlarında da görmeye başladım. Kısacık boyu, dökülmüş dişleri ve sadece kemiklerini örten derisine rağmen Ben hasta değilim. Aynaya baktığımda kendimi şişman görüyorum diyordu. İlk başlarda söylediklerini ciddiye almadım ama tam da o dönemde sıfır beden mankenler tartışılıyordu ve anoreksiya nevroza diye bir hastalık yeniden gündeme geldi. Kişi, ne kadar zayıf olursa olsun kendisini şişman algılıyordu. Haticenin açıklamaları karşısında Seda Sayan onu Ankaradan İstanbula getirtti ve şu anda JFK Hastanesinin Basın ve Medya Müdürlüğünü yapan kardeşi Nursel Sayan tedavisini üstlendi. 3 aydır bu hastanede tedavi gören Hatice tam 30 kilo oldu. Onunla buluşmak için hastaneye gittiğimde karşımda nasıl bir kadın göreceğimi merak ediyordum. Onu en son gördüğümde bir deri kemikti. Odasının kapısını açtığımdaysa karşımda yanakları dolgunlaşmış, makyajını yapmış bir Hatice vardı. Renkli kıyafetleri ve gülümseyen yüzüyle röportaja başladık...

Kendini nasıl hissediyorsun?

İyi hissediyorum çünkü artık rahat rahat merdivenleri inip çıkabiliyorum. Yemek yemekten keyif alıyorum.

Peki aynaya baktığında ve tartıldığında neler oluyor?

Artık tartıları ve ölçüleri unuttum. Kilolu görünmek önemli değil, önemli olan sağlık. Daha sağlıklı ve kendimi iyi hissettiğim sürece kaç kilo almam gerekirse alırım. Bu aralar keyifle tartılıyorum. Çünkü kilo aldıkça daha rahat hareket ediyorum.

3 ay önce tam tersini söylüyordun. Geçen süre neyi değiştirdi?

Ölüme yaklaşınca yaşamın ne kadar önemli olduğunu anladım. Hastaneye geldiğimde diyetisyenim ve psikiyatristim hastalığım hakkında beni bilgilendirdiler. Ama ben tatmin olmadım. Bana kitaplar verdiler ve hastalığım hakkında her şeyi öğrendim. Ben ölüm riski çok yüksek olan bir hastalığa yakalandım. Bunu artık kabul ediyorum. Ben hastayım dedim. Kilo alma korkum da yok.

Hastalığını nasıl tanımlıyorsun?

Bu benim kafamdan uydurduğum bir hastalıktı. Psikolojik bir sorun.


DİYETİSYENİM BENİ HAYATA MOTİVE ETTİ


Brezilyalı bir manken seninle aynı hastalıktan öldü...

O haberi okuduktan sonra artık yemek yemeliyim ve ben ölmemeliyim dedim.

Geçmişe dönüp baktığında pişman olduğun şeyler var mı?

Tabii ki var ama olan oldu. Keşke kendisine güzel görünmek için zayıfladığım nişanlım beni terk ettiğinde bu kadar üzülmeseydim. Bana şişman diyen arkadaşlarımın söylediklerini kafama takmasaydım. Ama artık değiştim ben. Nişanlımın, ailesinin ve arkadaşım zannettiğim insanların karşısına geçip sağlıklı olduğumu göstermek istiyorum. Ben güçlü bir kızım ve yıkılmadığımı görmeliler.

Bugüne kadar kilo almayı reddettin. Seni yeniden kilo almaya motive eden ne?

Bugüne kadar gittiğim diyetisyenler kiloluydu. Ama şimdiki diyetisyenim Aynur abla (Kumsel) zayıf ve çok alımlı. Fazla kilo almayacağımı ve sağlıklı kalacağımı söyledi. Ona çok güvendim. Hedefim diyetisyenim gibi olmak. Çünkü en güzel diyestiyen benimki. Benimle o kadar ilgileniyor ki... Sırf ben yemek yiyeyim diye o da sürekli benimle yemek yiyor.


İyileşince Seda Sayanla çalışacağım

Bundan sonra amacın ne?

Çalışmak ve aileme bakmak istiyorum. Ailem benim için hem sağlığını hem de parasını kaybetti. Para kazanınca ilk işim annemi çalıştırmamak olacak. O otursun evde bana yemek yapsın.

Nasıl bir işte çalışmak istiyorsun?

Seda Sayan benim tedavimi üstlendi ve onun sayesinde hayata dönüyorum. İyileşince onun yanında çalışmak istiyorum. Bana söz verdi.

Tedavin bittikten sonra hayatında neler değişicek?

Bu hastalığa 5 yılımı verdim. Bir 5 yılımı daha veremem. Bundan sonra hayata sıfırdan başlayacağım.

Fethi diye biriyle görüşüyormuşsun...

Seda Sayanın programına katılmıştım. Ben senin arkadaşın olmak istiyorum dedi. Şimdi yanıma geliyor, telefonda konuşuyoruz. Bana 55 kilo olmalısın diyor.


Günde 8 öğün yemek yiyorum

En sevdiğin yemek ne?

Balık ve patates kızartmasına bayılıyorum. Sürekli onları yiyorum.

Günde kaç öğün yemek yiyorsun?

8 öğün. Az ama sık yiyorum. İstediğim her şeyi yiyebiliyorum. Sadece tatlı yiyemiyorum. Çikolata yemeyi ve gülmeyi çok istiyorum. Dişlerim dolayısıyla yapamıyorum. Ama biraz daha kilo alınca dişlerim yapılacak ve artık gülebileceğim.

İdeal kilon kaç olmalı?

Kırk beş. Daha 15 kilo alacağım.

Kendine bir hedef koydun mu? Ne kadar sürede iyileşeceksin?

İki ay sonra daha iyi göreceksiniz beni. Hatta işe başlamış olacağım ve siz yine benimle röportaj yapmak isteyeceksiniz.

Daha önceki röportajlarında kaybettiklerinin farkında değildin. Ya şimdi?

O günler geçti. Okuduğum zaman bunları ben mi söylemişim diyorum. Eski fotoğraflarıma bakınca Çok kötüymüşüm, ne kadar hastaymışım diyorum.


Aynur Kumsel, Diyetisyen
Popomu elletip kilo almasını sağlıyorum

Geldiğinde serumla besleniyordu. Artık her şeyi yiyebiliyor. Her gün onunla konuşuyorum. Beni kendisine model olarak alıyor. Sırf yemek yesin diye onunla yemek yiyorum. Benim yediklerimi görünce Benim de şişmanlamam gerek diyor. Ancak şimdi de tek tip beslenmeye yöneldi. Ona kalsa her gün balık yiyecek. Ara öğünlerde kuruyemiş ve meyve yiyor. Eskiden 1 hamsi yediğinde doyuyordu. Şimdi 10 tane yiyor. Kadınlığı hissetmesini istiyorum. Kalçası yok, kilo alırsa nasıl olacağını göstermek için ona popomu ellettiriyorum.
« Son Düzenleme: Aralık 27, 2006, 02:19:48 pm Gönderen: teresa » Logged
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #33 : Aralık 28, 2006, 09:07:53 am »

7.04.2005
Akşam Gazetesi

Yeme Bozukluğu Ergenlikte Başlıyor


Çocuğunuz, aşırı zayıf olmak için aç kalıyor, yediklerini kusuyor, yemek ataklarında kontrolsüzce yiyorsa mutlaka bir doktora danışın. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlığının kazanılmasında ailelerin önemli rolü olduğuna dikkat çekiyor. Kimisi elinde tabak saatlerce bir lokma yemesi için yalvarıyor. Dr. Ela Tahmaz, '9-10 aydan, bir yaşından itibaren sizinle birlikte mama sandalyesinde sofraya oturmalı. Yemeğini kendi yemeli' diyor.

Çocuklarda iki tip yemek bozukluğu görülüyor; anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza. Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı-Hastalıkları ve Tıbbi Genetik Uzmanı Dr. Ela Tahmaz, çocuklarda görülen yemek bozukluğu ile ilgili merak edilenleri anlattı:

Anoreksiya nervoza, daha sık görülüyor. Yemek yemeyi reddediyorlar. Genelde en sık adolesan kızlarda görülüyor. Yani 10-18 yaş arasında daha sık rastlanıyor. Toplumdaki görülme oranı ise yüzde 1-5. Genelde kadınlarda daha sık ortaya çıkıyor. Bu oran 20'ye birdir. Ailesel yatkınlık var, ailesinde anoreksia nevroza olan çocuklarda risk daha yüksek. Bu bozukluğun görüldüğü çocuklardaki ortak kişilik özellikleri; çok mükemmeliyetçiler, kendilerine çok fazla değer vermiyorlar, birçoğu hafif fazla kilolu.

Bu çocuklar çoğu zaman vücut görüntüsünü yanlış algılıyor. Zayıf olmasına rağmen şişman olduğunu düşünüyor. Bu çocuğu zayıf olduğuna ikna etmek çok zordur. Göğüs ve kalçalarının çok büyük olduğuna inanıyor. Beslenme bozukluğu oluyor, yemekten kaçınıyorlar. Vitamin eksikliğine bağlı saç dökülmeleri, kıllanmalar, deride birtakım değişiklikler oluyor, adet gören kızlarda adet kesiliyor. Yaşa ve boya göre normal olan vücut ağırlığında kalmayı reddediyorlar. Yoğun olarak kilo alma korkuları var. Sorunlu ailelerin çocuklarında ortaya çıkma riski artıyor.

Psikolog ve psikiyatristlerle birlikte ailenin yapısı incelenmeli. Normal beslenme alışkanlığı geri kazandırılmalı. Eğer çok kilo kaybetmişse; kilo kaybı yaşına ve boyuna uygun olan vücut ağırlığının yüzde 25'ini geçtiyse hastanede yatırmak gerekiyor. Kalp-ritim bozukluğu, intihar eğilimi varsa mutlaka hastaneye yatırılmalı. Gerekirse damardan beslenme yapılır.

Yüzde 20'sinde kalıcı sorunlar olabiliyor. Tedavisi başarıyla sonuçlananların yüzde 20'sinde tekrarlama riski var. Hastaların yüzde 30'unda bulimia gelişiyor.


Blumik çocuklar

Çocuklarda görülen ikinci tip yemek bozukluğu olan bulimia yemek krizi ataklarına neden oluyor, daha sonra kendilerini kusturuyorlar. Kontrollerini kaybedip aşırı yemek yiyorlar. Yüksek karbonhidratlı ve yağ içeriği olan yiyecekleri tüketiyorlar.

Bazen lezzeti olmayan yemek atıklarını bile yiyebiliyorlar. Bir kısmı kendini kusturuyor, ishal yapıcı, bağırsakları temizleyici, vücuttaki suyun kaybına neden olan ilaçları içiyorlar. Bunların kilo kaybettirici özellikleri olduğunu düşündükleri için kullanıyorlar. Bu ilaçların kronik kullanımları metabolik bozukluklara neden oluyor. 10 yaşından sonra görülüyor. Yetişkinlerde de ortaya çıkabiliyor.


Yemiyorsa zorlamayın

Dr. Ela Tahmaz da birçok doktor gibi çocukların kendi başına yemek yemelerinden yana, bu konuda ailelerin izlemesi gereken yolu anlatıyor:

9-10 aylıktan itibaren, bir yaşından sonra sofrada oturtulmalı. Sabah, öğlen ve akşam öğününü aile ile birlikte sosyal ortamda yemeli. Bu çocuklara erken yaşta sofrada yemek yeme ve öğün atlamama alışkanlığı kazandırıyor. Ailesiyle masada oturan çocuk, çatalı-bıçağı eline alıp masada yapılanları taklit ediyor. Yemekleri etrafa dökmesi önemsenmemeli. Annenin gözü her zaman üzerinde olmalı. Anne-baba arada sırada yardımcı olmalı. Masada yemeğini kendi başına yemesi, ileride her şeyi kendi yapması açısından bir başlangıç.


Çocukların iştahı normal aileler sabırsız

İştahı olmayan, az yemek yiyen çocuklara bakıldığında ailelerin yemek konusunda üzerlerine çok fazla düştüğü görülüyor. Annesi etrafında yemek tabağıyla koşturulan çocukların iştahı olmadığı düşünülüyor. Çocuklar yemeği zamanla koz olarak kullanmaya başlıyor. Aslında çocukların büyük bir kısmında iştah sorunu yok. Genetik olarak az yemek yiyen, zayıf büyüyen bir grup var. Bu çocukların büyüme hızı ise normal. Eğer büyüme hızları yavaş, boyları kısa ise mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmeli.


Dört kaşık kuralı

Bazı anneler çocukların her lezzeti tatması için dört kaşık kuralını uyguluyor. Her yemekten istese de istemese de dört kaşık tatmasını istiyor. Dr. Ela Tahmaz, bu kuralın faydalı olabileceğini belirtiyor:

Baharatlılar ve tatlılar hariç 9 aydan sonra sofradaki her şeyden yiyebilirler. Ancak her çocuğun damak tadı olduğunu unutmamalı. Her şeyi yemesini bekleyemeyiz. Anneler bazen porsiyonları abartıp çocukların erişkinler kadar yiyebileceğini sanıyor. Çocukları normal kiloda olsa bile 'Çocuğum çok zayıf' şikâyetiyle gelenler var.


Blumiyayı işaret eden belirtiler

"  Tekrarlayan aşırı yemek atakları (Üç ay boyunca haftada iki kez)
"  Çok kısa sürede normal bir insanın yiyebileceği miktardan fazla yemek
"  Kontrolün elinden çıktığını bilmek, ancak atak sırasında kendini durduramamak
"  Yemekten sonra kendini kusturmak, lağman kullanma
"  Ataklardan sonra uzun süre aç kalma ya da aşırı egzersiz yaparak kilo vermeye çalışma
"  Dürtü bozukluğu ve depresyonla birlikte görülebiliyor
"  Yemek tabağıyla arkasından gezmeyin
"  Yemek yemesine çok fazla anlam yüklemeyin
"  Sizinle aynı porsiyonda tüketebileceğini düşünmeyin
"  Yemeğin tadını beğenmediğinde zorlamayın
"  Tadından hoşlanmadığı yemekleri yaparken farklı lezzetler katmaya çalışın.

Dr. Ela Tahmaz, 'Yeme bozukluğu olan genç kızlarda saç dökülmesi, adetin kesilmesi, depresyon gibi şikayetler görülebilir' dedi.


Sinem Eminoğlu

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/04/07/pencere/pencere8.html
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
hatice19
Ziyaretçi
« Yanıtla #34 : Aralık 29, 2006, 03:59:01 pm »

Dergi sayfalarından reklam bilbordlarına kadar onların resimleri her yeri süslüyor. Yeni neslin ideal figürleri olarak arzı endam ediyorlar. Belleri bedenleri incecik, çöp gibi vücutlarıyla moda dünyasından, müziğe, sinemadan televizyona geniş bir yelpazede salınıyorlar.Yeni çağın güzellik figürü '0' bedenler çiziyor.

Şişmanlık ve obezite sağlık için çok ciddi bir problem. Şeker hastalığını, tansiyonu, kalp krizini tetikleyebiliyor. Eklem rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Ancak 0 bedenin de güzelliğin" yeni tanımı olmasına rağmen sağlık açısından tehlikesiz olduğunu söylemek mümkün değil.

Bu yılın ağustos ayında Uruguaylı manken Luisel Ramos defile esnasında hayatını kaybetti. Geçen aysa, ona nazaran daha ünlü bir manken olan Brezilyalı Ana Carolina Reston öldü. 21 yaşında ve 1.74 boyundaydı.Öldüğünde sadece 40 kiloydu.

Madrit, Milan gibi moda merkezleri bu haberlerle çalkalandı. Moda çevreleri mankenlikte zayıflığın alt sınırını tekrardan düşünmek zorunda kaldılar. İtalya ve İspanyada 0 beden mankene yasak gündeme geldi.
0 beden Amerikada türetilmiş bir kavram ve hatta duble 0 olarak bir alt beden daha var ki, onu eldetmek ancak açlık sınırında yaşayarak olur.
Kadınların zayıflama konusundaki eğilimleri biliniyor. Hayatında 1 kere de olsa diyet yapmamış kadın artık batı toplumlarında kalmamıştır.
Fakat sağlık için bahsedilen diyetlerden ziyade şimdi çok gündemde olan, modanın moda ettiği bir diyet şekli var ki bunun sağlığa faydalı olduğunu söylemek imkansız.

Vücudu ölüme götürecek derecede aç bırakmak, adeta hiç yememek şeklinde ortaya çıkan bu tehlikeli diyet özellikle moda endüstrisi ve mankenler yoluyla yayılıyor.

Tüm moda olan şeyler gibi fark edilmenin ve kendini göstermenin anahtarlarından biri oluyor.

Bugün özellikle gençler arasında bedeni aç bırakma şeklinde bir yarışın varlığı inkar edilemez.

Aslında hiç yememek ,yediklerini çıkarmak bir hastalık.Anorexia Nervoso adlı bu hastalık kısaca Ana diye anılıyor.

Fakat pro-Ana denilen akımın Ana (anorexia nervoso)'ya yüklediği anlam olumlu. Ana'yı değil bir hastalık olarak kabul etmek, tam tersine adından da anlaşılabileceği gibi (pro-Ana yani Ana'dan yana yana) 'anorexia nervoso'yu bir ideal gibi anlıyorlar. Akımın bağlıları arasında yememek bir fiyaka haline geliyor.

Toplama kamplarındaki insanlar kadar zayıflamış mankenler makbul addediliyor.

Fakat geride bıraktığımız 2006daki ölümler herhalde bu tehlikeli moda konusunda gerekli bir uyarı olacak.

Ana, gençlerin ilgi göstermesiyle moda oluyor, ya da tersinden okuyabilirz, modadan geldiği için gençler arasında moda oluyor.



Kaynak: Berliner Morgenpost
Logged
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #35 : Aralık 29, 2006, 04:20:43 pm »

29.12.2006
Sabah Gazetesi

Anoreksiyaya son kurban öğretmen

Brezilya'da ünlü manken Reston'dan sonra şimdi de 23 yaşındaki Bastos adlı öğretmen anoreksiya (zayıflık hastalığı) nedeniyle öldü. Buluğ çağında çok şişman olan ve sürekli kilo vermeye çalışan Bastos, öldüğünde 34 kiloydu.

Öğretmen anoreksiyadan öldü

Brezilya'da kasımda anoreksiya (yeme bozukluğu) yüzünden ölen mankenin ardından bu kez 23 yaşındaki öğretmen Bastos tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Sao Paulo kentinde yaşayan ve 1.57 cm boyunda olan genç kadının öldüğünde sadece 34 kilo olduğu kaydedildi. Arkadaşları, Bastos'un buluğ çağında hayli şişman olduğunu ve sürekli kilo vermeye çalıştığını belirtti. Brezilya'da geçtiğimiz ay manken Ana Carolina Reston anoreksiya yüzünden ölmüştü.


http://www.sabah.com.tr/dun114.html
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #36 : Aralık 30, 2006, 07:57:55 am »

30. 10. 2006-12-26
Akşam Gazetesi


Anoreksik Kadınlara Hükümet El Koyacak


İngiltere'de her 100 kadından birinde anoreksiya ya da blumiya gibi bir yeme bozukluğu olduğu ortaya çıktı. Independent on Sunday gazetesinin yaptırdığı araştırma, 1.1 milyon İngiliz'in klinik düzeyde yeme bozukluğu çektiğini ve bu hastalardan 5'te 1'inin hayatını kaybettiğini gösterdi. Hükümet de, İngiltere'deki aile hekimlerine genelge gönderip anoreksiya ve blumiya hastalarını izleme talimatı verdi.


http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=57003,5&tarih=30.10.2006
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #37 : Aralık 31, 2006, 08:09:37 am »

Evrensel Gazetesi


Ölüm diyeti: Anoreksiya




Yeme bozukluğu deyince aşırı kilo alma (obezite) hatırlanır ancak aşırı kilo kaybı da ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

Uruguaylı manken Luisel Ramos'un ardından geçen ay da Brezilyalı bir mankenin Ana Carolina Reston'un aşırı kilo kaybı (anoreksiya) yüzünden ölümü dikkatleri bu hastalığa daha fazla çekti. Uzmanlar yeme ile ilgili rahatsızlıkların yaşının giderek düştüğünü belirtiyor. Yeme bozukluklarında en fazla risk altında olan ise kadınlar ancak çocukların 'rejimdeyim' dediğini duymak artık şaşırtıcı değil.


Hem fizyolojik hem psikolojik

Bireyin kendi bedenini algılamasının bozulması ve sonuçta kendini kilolu algılaması olarak tanımlanan anoreksiyanın her hastalık gibi erken teşhis edilmesi çok önemli.
Anoreksiyada kişi beslenmeyi reddeder ve aşırı kilo kabına uğrar. Kendi isteği ile kilo vermeye başlar ve bunu sürdürür. Pek çok anoreksiya hastası yemeye karşı ilgisini ve iştahını kaybetmez. Yemek tarifleri okuma, ailelerine özenle yemek hazırlama gibi davranışlar gösterirler. Ancak hastanın yemek yemeyi ısrarla reddetmesi sonucu gelişen kilo kaybı yaşamını tehdit edecek düzeye ulaşabilir. Anoreksiya, ruhsal bozukluklar içinde ölümle sonuçlanabilecek nadir bozukluklardan biridir.
Bu hastalık iki tipte görülür. Kısıtlı tipte, kişi yeme düzenine kısıtlamalar getirir. Tıkanırcasına yeme/çıkartma tipinde ise kişi dönemler halinde tıkanırcasına yeme ve sonrasında çıkartma gibi davranışlar gösterir. İkinci grup hastalarda; kişilik bozuklukları, dürtü kontrol problemleri, hırsızlık, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, sosyal içe çekilme ve intihar girişimi daha sık görülür.


Ergenlik dönemine dikkat

Anoreksiya genellikle ilk veya orta ergenlik döneminde, çoğunlukla bir diyet dönemini takiben ve yoğun bir stres sonrası ortaya çıkar. Başlangıç yaşının ortalama 17 olduğu ve 40 yaşından sonra anoreksiyanın görülmediği kabul edilir. Tedavi ancak hasta yardım almayı kabul ettikten sonra başlayabilir. Bunun için hem psikolojik, hem tıbbi hemde beslenme açısından yaklaşılan kombine bir tedavi yöntemi uygulanır. Sabırlı ve düzenli tedaviler sonrasında sağlığına kavuşan hastalar görüldüğü gibi, pek çok olguda beden algısının bozulması, aşırı kilo kaybı ve sonuçtaki komplikasyonlara bağlı olarak bedensel yıkım (kansızlık, vücut su- tuz dengesinin bozulması, kanda kolesterol ve üre düzeylerinin artışı gibi) gerçekleşmektedir. Hastalık ölümle de sonuçlanabilir.


Modacılar günah çıkarıyor

Dünyadaki en önemli moda merkezlerinden biri olan İtalya'da, 'sıfır beden' olarak tanımlanan 'sağlıksız derecede zayıf' mankenlerin podyuma çıkmaması konusunda ünlü markalar anlaşmaya vardı. Brezilya, Arjantin ve İspanya'nın ardından İtalya'nın da böyle bir tutum izlemesinde, Uruguaylı manken Luisel Ramos'un ardından geçen ay Brezilyalı bir mankenin anoreksiyadan ölmesi etkili oldu. Aşırı zayıf mankenlerin podyumlarda giderek daha fazla kabul görmesi, birçok genç kızın mankenlere özenerek sağlıksız derecede zayıflamasını da beraberinde getirdi. Kasım ayında da, 18 yaşındaki Brezilyalı manken Ana Carolina Reston'un anoreksiya olarak bilinen aşırı diyet sonucu 40 kiloya düşüp yaşamını yitirmesiyla tartışma yeniden gündeme gelmişti. Son zamanlarında sadece elma ve domatesle beslenen Reston, 1 metre 74 santimetre boyunda ve sadece 40 kiloydu.
« Son Düzenleme: Ocak 25, 2007, 05:24:11 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #38 : Ocak 01, 2007, 02:26:04 pm »

NTV


Sporun Fazlası Zararlı


Spor etkinliğinin, düzenli egzersiz yapmanın yararları üzerine pek şok şey konuşulur.

Spor, iyidir, yararlıdır, sağlığı korumak ve geliştirmek için gereklidir. Hepsinden ötesi, spor yapmakla kendimizi iyi hissederiz. Enerjimizin çoğaldığını ve güçlendiğini de vücudumuz bize gösterir. Ancak yaza daha ince bir vücutla girmek için spor salonlarından hiç çıkmayanlar, bu yazıyı daha dikkatli okumalı. Jinemed Hospital Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Can Kayabal, fazla sporun özellikle genç kızlarda, adet görmemeye, yeme bozukluğuna ve osteoporoza sebep olduğunu söyledi...


Erişkin birinin ne kadar sıklıkta spor yapması öneriliyor?

Bütün erişkin kişilerin her gün en az 60 dakika az ya da çok bir bedensel aktivite içinde olmaları önerilir. Rutin bedensel sportif faaliyetlerin birbirini dengeleyen üç unsuru içermesi en uygunudur: Aerobik egzersiz, kuvvet alıştırması ve esneklik alıştırması.


Sporun, kişiye en önemli faydası nedir?

Spor, daha güzel bir görünüme ulaşmanıza yardımcı olur. Spor yapanlar, kalori yakarak daha formda ve kasları gelişmiş görünür. Denebilir ki daha sağlıklı bir kiloyu koruma çabanızda en önemli yardımcılarınızdan biri spor yapmaktır. Spor yaparken yemekle aldığınız kalorileri yakıt olarak tüketirsiniz. Yakabildiğinizden daha çok kaloriyi yemekle alıyorsanız, vücut fazla aldığınız kalorileri yağ depolarında stoklar. İşte spor, bu yağ depolarınızı yakmaya yardım edebilir.


Sporun, vücudu fit tutmasının dışında başka faydaları da var mı?

Spor ve bedensel egzersiz, vücudun her bölümü için olduğu gibi zihin için de yararlıdır. Egzersiz ve spor yaparken vücut, endorfin salgılar. Endorfinler, huzur ve mutluluk hissi veren kimyasal maddelerdir. Bu nedenle, spor yapanların daha kolay uykuya daldığı ve daha iyi uyuduğu bilinir. Hafif depresyon halleri veya kendine güven sorunları gibi gündelik ufak ruhsal sağlık konularında da sporun faydası görülebilir. Kendinizi güçlü kuvvetli hissediyorsanız, kendinizi algılama biçiminiz de olumlu yönde değişecektir.


Spor yapmak, hastalıklara karşı direncimizi de artırıyor mu?

Sağlıklı bir kiloyu koruyabilmek için spor yapmakla, kendinizi belirli hastalıkların gelişmesi riskinden de korumuş oluyorsunuz (örneğin şeker hastalığı veya yüksek tansiyon). Eskiden daha ileri yaştaki erişkinlerde görülen bu hastalıklar bugün artık buluğ çağındaki gençlerde daha sık görülebilmektedir.
Genç iken bu şimdilik önemsiz ve uzak bir konu gibi gözükse de, spor yapmanın daha sağlıklı bir yaşlanma sürecini kolaylaştırdığı bilinmektedir. Özellikle kadınların yaş ilerledikçe ve menopoz sonrası maruz kalmaları yüksek ihtimal olan osteoporoz (kemik erimesi) gibi problemlerin genç yaşlardan başlayarak önünü alabilmek ve kemiklerin kuvvetini koruyabilmek için, ağırlık kaldırma ve taşıma, koşma, tempolu yürüme gibi spor etkinliklerinin yararı çeşitli bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.


Kaslarımızı çalıştırmanın en iyi yolu hangisidir?

Bütün kaslar gibi kalp kası da çalıştıkça açılır. Bunu sağlamanın yollarından biri, aerobik egzersiz yapmaktır. Aerobik egzersiz, kalbi kan pompalamaya sevk eden ve kasları oksijen kullanmaya yönelten her tür egzersiz olarak tanımlanabilir. Aerobik egzersiz sırasında, hızlı soluk alıp verdikçe, vücudunuzun oksijeni kullanmakta olduğunu fark edersiniz. Düzenli ve sistemli olarak kalbinizi bu tarzda çalışmaya alıştırdığınızda, kalp güç kazanır ve vücudun her tarafına (oksijen taşıyan kan hücreleri yoluyla) oksijen sevkıyatını daha verimli ve etkin biçimde yapabilir hale gelir.


Egzersizler, düzenli mi yapılmalı?

Özellikle gençlere, haftada en az üç gün 20 dakikalık kuvvetli aktivite içeren bir spor yapmalarını öneriyoruz. Aerobik kas çalışmasına olanak veren takım sporlarına sutopu, basketbol, futbol, kürek ve voleybolu örnek verebiliriz.
Çünkü düzenli egzersizden yarar gören sadece kalp kası değildir, diğer kaslarımızın çoğu da egzersiz yapmayı sever. Kaslarımızı kullanmaya devam ettikçe ve böylelikle kaslarımız güçlendikçe, daha uzun süreler yorulmadan aktif kalabilmeyi başarır hale geliriz.


Kasların kuvvetlenmesinin vücuda ne gibi faydası vardır?

Kuvvetli kaslara sahip olmanın bir artı özelliği de eklemleri korumasıdır. Gerçekten de kuvvetlenmiş kaslar eklemlerimizi destekler ve egzersiz sırasında zedelenmelerden korur.
Kasların enerji yakma özelliği de yağ dokusundan fazladır. Bu nedenle, kas dokusu gelişmiş kişilerin istirahat halinde kalori yakmaları daha fazla olacağından sağlıklı bir kiloyu korumaları da daha kolay mümkün olur.


Spor yapanlar için vücudun esneklik kazanması önemli mi?

Egzersiz hareketlerinin bir yararı da vücuda esneklik vermesidir. Böylelikle kas ve eklemler kolayca gerilebilir ve bükülebilir. Kas ve eklemleri esneklik kazanmış kişilerde kas yırtılmaları ve eklem incinmeleri daha az görülür. Esneklik spor performansını artırabilmeye de izin verir. Dans veya çeşitli dövüş sanatları kuşkusuz esnek vücutlara gerek duyar. Esneklik kazanmış vücutlar, ayrıca başka sporlarda örneğin futbol veya atletizmde de performansı artırır.
Karate gibi dövüş sanatları da esneklik kazandırabilmeye elverişlidir. Bale, plates, yoga da bedensel esneklik için uygun seçeneklerdir. Spor hareketlerinden önce uygulanacak ısınma hareketleri ve spordan sonra uygulanacak basit germe/esnetme egzersizleri de esneklik alıştırmaları olarak yararlıdır.


Neden birçok insan sporun sürekliliğini sağlayamaz?

Spor programlarını bırakmanın, terk etmenin en önemli sebeplerinden biri, ilgi eksikliğidir: Eğer uğraştığınız spor eğlenceli değilse ve size zevk vermiyorsa, sürdürebilmek zordur. İşin güzel yanı şu ki yüzlerce farklı spor ve etkinlik çeşidi vardır ve bunlardan biri ya da diğerini deneyerek hoşunuza gideni ve size zevk vereni bulabilirsiniz.
Kendinize uygun düşen spor faaliyetini seçmeye çalışırken, çalışma kişiliğinizi analiz etmek yararlı olabilir. Örneğin kendi kendinize ve kendi yaptığınız programa bağlı olarak çalışmaktan mı hoşlanırsınız? Bu takdirde tek başına yapılan sporları seçmelisiniz; bisiklet, yürüyüş, koşma, kayak vs... Veya tercihiniz bir takımın parçası olmanın getirdiği heyecan ve istek paylaşımı ve yol arkadaşlığı mı? Bu takdirde takım sporları (futbol, basketbol, voleybol vs.) uygun seçenek olabilir.


Spor yapmak için çok zaman ve bütçe mi ayırmak gerekiyor?

Seçtiğiniz sporun maliyeti ve erişilebilirliği gibi etkenleri de dikkate almalısınız. Örneğin büyük şehrin göbeğinde yaşayanlar için binicilik gibi sporlar yanlış seçim olabilir. Bütçeniz kısıtlıysa, ödentisi yüksek spor salonlarında veya havuzlarda yapılacak sporları sürdürmekte zorlanabilirsiniz.
Spora ayırabileceğiniz zamanı da baştan değerlendirip doğru kararı vermelisiniz. Yoğun iş temposu içinde çalışanların veya sık seyahat yapanların hayat ve iş tarzlarına uygun düzeyde zaman ayırabilecekleri sporları seçmeleri, seçtikleri spor faaliyetini sürdürebilmeleri bakımından dikkate alınmalıdır.


Sporun risk ve tehlikeleri var mı?

Her şeyden önce, spora başlayanların ve düzenli spor yapanların, ilk başlarken ve daha sonra yılda bir doktor muayenesinden geçmeleri gerekir. Çeşitli sporların çeşitli organ ve dokular için risk, hatta hayati tehlike oluşturabileceğini, gizli kalmış bazı doğuştan gelme hastalıkların spor faaliyeti sırasında açığa çıkabileceğini bilmek gerekir. Spora uygunluğun bir doktor raporuyla belgelenmesi ve belirli aralıklarla izlenmesi önerilir.


Çok kalori yakmak için fazla spor mu yapmak gerekiyor?

Her iyi ve yararlı şeyde olduğu gibi, sporda da dozu aşırıya kaçırmak mümkündür. Sağlıklı bir kiloyu koruyabilmek için spor yapmak harika bir yöntem olsa da, kilo verebilmek için aşırı egzersiz yapmak sağlıklı değildir. Vücudumuzun düzgün işleyişi için yeterli kalori alınması şarttır. Özellikle gençlerde, 10lu yaşlar boyunca büyüme ve gelişmenin devam ettiği unutulmamalıdır. Büyüme ve gelişmenin yakıtı, besinlerle alınacak yeterli enerjidir.


Fazla spor, vücutta hangi sorunlara yol açar?

Kalori yakma ve kilo verme çabasıyla aşırı egzersiz yapmak bir yeme bozukluğu rahatsızlığının belirtisi olabilir. Yaptığınız egzersizin dozu veya miktarı konusunda şüpheleriniz varsa, bir aile hekimine danışmalısınız. Spor ve egzersiz sizi yönetiyor mu? Evet diyorsanız (doğrusu tersidir, yani siz sporu yönetmelisiniz) doktorunuzla, anne-babanızla veya güvendiğiniz bir büyüğünüzle bunu konuşun!
Aşırı spor, kadını yoksa erkeğimi daha fazla etkiliyor?
Genç kızlarda aşırı spor faaliyeti adet kesilmesine (amenore) neden olabilir. Adetlerin arasının açılması, düzenli seyrek adet görme, yemeklerle alınan kalsiyum elementinin kemiklere yerleşmesini azaltır. Bu durumun yol açtığı kemik dansitesinde azalma ve kemiklerde erime (osteoporoz), spor faaliyeti sırasında incinme ve kırık risklerini artırabilir. Atlet kız üçlüsü denilen bu durumun belirtileri özetle: Adet görmeme (amenore), yeme bozukluğu ve kemik erimesi (osteoporoz)dir.


Bilinçli spor için öneriler:

Kalp, kaslar, eklemler ve zihin için faydalarını dikkate aldığımızda, spor ve düzenli egzersiz hareketlerinin yararı unutulmamalı.
Spor yapanlar (özellikle gençler), başladıkları sporu ileri yaşlarda ve çalışmaya başladıktan sonra da bırakmamalarıdır. İş ve üniversite hayatında zaman kısıtlılıkları, okul ve meslek kaygıları bu konuda aşılması gereken başlıca engellerdir.
Spora başlamak için hiç bir yaş geç değildir. Özellikle başlarken, küçük egzersiz çabaları bile değerlidir.
Kısa bisiklet gezintileri, bahçe işleri (kuru yaprakları tırmıkla toplama veya toprağı belleme), köpek gezdirme (böylelikle birlikte yürüyüş yapma köpeğinizin de bu yürüyüşlere ihtiyacı olduğunu unutmayın) vs. günde 60 dakika egzersiz yapma gereğini tamamlamaya katkı sayılacaktır.


Farklı kuvvet alıştırmaları farklı kas gruplarını geliştirip güçlendirir:

Kollar için kürek çekmek, kayak yapmak, çekip kaldırma ve itip kaldırma gibi jimnastik hareketleri,
Bacak kaslarını güçlendirmek için yürümek, koşmak, bisiklet, paten,
Karın kaslarını güçlendirmek için kürek, yokuş yukarı bisiklet, karın jimnastiği hareketleri.


Kaynak: www.ntvmsnbc.com
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #39 : Ocak 02, 2007, 09:08:22 am »

İtalya'da, yeme bozukluğu hastalığı "Anoreksiya" ile mücadele için hükümet, moda sanayi ile anlaştı


ROMA  22.12.2006
   

İtalya'da hükümet ve moda sanayinin, kadınlar ve zayıf mankenler arasındaki yeme bozukluğunun bir türü olarak bilinen Anoreksiya ile mücadele konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi.
İtalyan hükümetiyle hazırlanan bu anlaşma, mankenlerin yeme bozukluğu olmadığına dair rapor göstermelerini öngörüyor, 16 yaşından küçük modellerin çalıştırılmasını yasaklıyor ve koleksiyonlarda büyük bedenlere de yer verilmesi isteniyor.
Kadın güzenliğinin yeniden tanımlanmasını ve daha sağlıklı, canlı, Akdeniz güzelliğini yeniden yaratmayı amaçlayan bu anlaşmanın, Gençlik Siyaseti ve Spor Bakanı Giovanna Melandri ile İtalya Moda Odası Başkanı Mario Boselli tarafından imzalandığı belirtildi.
Bu anlaşmanın stilistler, model ajansları, makyözler ve diğer moda çalışanlarını içerdiği kaydedildi.
Çin, Türkiye, Meksika ve Japonya'da modellik yapan 21 yaşındaki Brezilyalı model Ana Carolina Reston, 14 Kasım'da zayıflığı nedeniyle hayatını kaybetmişti.
Öldüğünde ağırlığı 40 kilogram olan genç modelin yaşamını yitirmesi bu soruna kamu dikkatinin çekilmesine yardımcı olmuştu.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #40 : Ocak 03, 2007, 08:02:31 am »

01.08. 2005
BBC Türkçe


Aşk Acısının İlacı

Gençlerin üçte biri için aşk hayatında kaybettikleri, kilo olarak geri dönüyor. En azından İngilterede yapılan bir araştırmanın sonucu böyle.
Yeme bozuklukları olan insanların tedavisiyle ilgilenen Priory Grubunun bin genci kapsayan araştırmasına göre gençlerin üçte biri aşk hayatındaki mutsuzlukları karşısında yemek yemeye yöneliyor. Araştırmaya 15-24 yaşları arasındaki gençler dahil edilmiş. Ankete katılanların yüzde 60ı açlıklarını çikolata ve fast foodla bastırdıklarını söylemiş. Uzmanlar, bunun genel yeme alışkanlıkları konusunda kaygıları artıran bir veri olduğu kanısında. Ayrıca, uzmanlar, rahatlama amaçlı yenen yemeklerin bir süre sonra yeme bozukluğunu getirebileceği uyarısında bulunuyorlar.
Yeme Bozukluğu Derneğinden Sudan Ringwood, yeme bozukluğunun insanların duygularını kontrol etmeye çalıştıkları durumlarda ortaya çıktığını belirtiyor. Priory Grubundan Doktor Peter Rowan ise gelecek nesli bu gençlerin yetiştireceğine dikkat çekerek  Yeme alışkanlıklarını çocuklarına geçirecekler, şu anki koşullar devam ederse, yeme bozukluğu olan genç sayısı artmaya devam edecek diyor. İngilterede 1.1 milyon İngiliz yeme bozukluğu teşhisi konmuş, ancak bu sayının çok daha fazla olduğu sanılıyor. Prory Grubunun tahminlerine göre İngilterede 11 milyon yetişkinin yeme bozukluğu sorunundan muzdarip. Yetişkinlerin yüzde 52si kendilerini kötü hissettiklerinde çikolata yerken yüzde 25i abur cubura (cips, gofret, vb.) yöneliyor. Uzmanlara göre en iyi yöntem ise kuşkusuz sorun olduğunu hissettiğinizde hemen yardım istemek.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #41 : Ocak 04, 2007, 08:38:53 am »

24. 09. 2006
Milliyet Gazetesi


Sıfır beden ünlüler sınıfta kaldı!

Son dönemde eleştiri konusu olan "sıfır beden" çılgınlığına kendini kaptıran 5 ünlü, zayıflıklarıyla görenleri hayrete düşürüyor.

People dergisinin internet sitesinde, "sıfır bedene" inen 5 ünlü Victoria Beckham, Kate Bosworth, Keira Knightley, Nicole Richie ve Beyonceun görüntülerine yer verilerek okuyucuların oylamasına sunuldu.

Oylamada Beyonceun dışındakiler ezici çoğunlukla "çok zayıf" bulunurken, ünlü şarkıcı henüz tehlike sınırına gelmediği için şimdilik sınıfı geçti.

"Sıfır beden" ünlüler kervanının başını oyuncu Kate Bosworth çekiyor.

Henüz 3 yıl önce zayıf, ancak sağlıklı ve atletik görüntüsüyle göz dolduran oyuncu, "stil öncüsü" olarak adlandırılıyordu. Bu sene New York Moda Haftasına gelen Bosworth, bu kez herkesin ona bakmasına stiliyle değil zayıflığıyla neden oldu. 23 yaşındaki oyuncuyu görenler, "O kadar zayıf ki artık korkutuyor" yorumunu yapıyor.


BABASI ÜZÜNTÜSÜNDEN AĞLIYOR

Ünlü şarkıcı Lionel Richienin kızı Nicole Richie de "sıfır beden" çılgınlığına kapılan ünlülerden. Geçen yıl tedavi görerek kilo alan, ancak kısa sürede yeniden veren oyuncunun babasının üzüntüsünden ağladığı gelen haberler arasında yer alıyor. Yeme bozukluğu olmadığını, ancak kilo alamadığını söyleyen oyuncu, artık diyet çılgınlığı şurada dursun, "Birkaç kilo alırsam artık hiç dert etmem" diyor.

"Karayip Korsanları" filminin çekici oyuncusu Keira Knightley de aşırı zayıf yıldızlar arasında. Bir zamanlar "Tabaklarca makarna yersem mutlu oluyorum. Hiç de problem etmiyorum" diyen Knightleynin "Karayip Korsanları-Ölü Adamın Sandığı" filminin galasındaki görüntüsü, yeme bozukluğu olduğu yönünde söylentiler çıkmasına yol açtı.


DİYETE ARKADAŞ YÜZÜNDEN BAŞLAMIŞ

"Baharat Kızlar-Spice Girls" grubuyla bir dönem fırtına gibi esen Victoria Beckham, 2 çocuk annesi olmasına rağmen giderek zayıflıyor. Diyete grup arkadaşı Geri Halliwellin teşvikiyle başladığını itiraf eden "Pos Spice" lakaplı Beckham, durumunun da farkında görünüyor.

"Learning to Fly" adlı 2001 tarihli otobiyografisinde görüntüsünün kafasında takıntı olduğunu belirten Beckham, aşırı zayıf görüntüsüyle dikkatleri üzerinde topluyor.

Bir zamanlar "balıketi kadın" tipinin öncülerinden olan Beyonce da diyet yaparak 10 kilo verdi.

Henüz tehlike sınırında bulunmayan Beyonce, ankette aşırı zayıf bulunmasa da eski günlerini aratıyor. "Dreamgirls" adlı film için kilo verdiğini belirten Beyonce, "Ne çok zayıfım ne de şişman. Kiloları filmim için verdim" diyor.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #42 : Ocak 05, 2007, 08:36:18 am »

"Yiyebildiğiniz kadar yiyin"
   

Hem Times hem de Guardian'ın sayfalarında karşımıza çıkan bu haber, Berlin'de yeme bozukluğu, yani anoreksi hastaları için açılan bir restoranı anlatıyor.

Guardian'dan aktaralım. Haberin başlığı: "Yiyebildiğiniz kadar yiyin"
Restoranın adı "Sehnsucht", yani Özlem. Yeme bozukluğu olan kişileri hedefliyor ve restoranda bu rahatsızlık nedeniyle tedavi görenler çalışıyor. Guardian yazarı Emma Cook şöyle devam ediyor:

Bu çelişkili bir durum yaratıyor. Bir yanda yemek yiyemeyen aşçıların yaptığı yemekler, diğer yanda da yemek yememe saplantısı olan insanlar. Peki neden?

Guardian yazarı Emma Cook, kendisi de anoreksi hastası olan restoran sahibi Katja Eichbaum'a bu soruyu sormuş.
"Mesele de bu zaten." diye yanıt vermiş Eichbaum.
"Biz, burada, özellikle genç kızları yemek yemeye cesaretlendirmeye; onlar için yemek yemeyi, yeniden cazip hale getirmeye çalışıyoruz. Yemek kokuları ve tatlarına yavaş yavaş alışmalarını sağlamak amacımız. Biraz zaman alsa da, işe yarıyor."
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #43 : Ocak 08, 2007, 08:03:58 am »

16. 09. 2006
Radikal Gazetesi


Bilim 'sıska' istemiyor
Modacılarla sağlık uzmanları ve resmi yetkililer karşı karşıya geldi. 'Sıska' mankenler kötü örnek mi oluyor?

LONDRA - Moda dünyası şu sıralar en hareketli dönemini yaşıyor. Bugün sona erecek olan New York Moda Haftası'ndan sonra Londra, Madrid ve Milan dünyaca ünlü modacı, tasarımcı ve mankenlerin akınına uğrayacak. 2007'nin kadın modasında geniş elbiseler ve dalgalı eteklerin öne çıkacağını da öğrenmiş bulunuyoruz. Ancak bu aralar asıl gündem, kıyafetlerin genişliğinden çok mankenlerin ölçüleri. Sıska mankenlerin, genç kızlara kötü örnek olduğu gerekçesiyle ilk yasak geçen hafta İspanya'dan geldi.
Madrid Moda Haftası, sağlıksız görüntüleri ve gençlere kötü örnek olmaları nedeniyle, aşırı zayıf mankenleri podyuma çıkmalarını yasakladı. Bir moda şovuna getirilen bu ilk yasağın ardından, Londra'daki moda haftasına hazırlanan Britanya'da da benzer bir yaklaşım ortaya çıktı. Britanyalı yeme bozukluğu uzmanları yaptıkları çağrıda, belli bir vücut ölçüsünün altındaki mankenlerin defilelere çıkmasına yasak getirilmesini önerdi.
Moda dünyası yasağa
Madrid Şehir Konseyi'nin getirdiği yasak, vücut kitle endeksi 18'in altında olan mankenlerin defilelere çıkmasını yasaklamıştı. Yeni yasanın ardından Madrid Moda Haftası'nda podyuma çıkamayacak mankenler arasında İspanyol Esther Canadas ve Britanyalı Kate Moss da yer alıyor. Milan Belediye Başkanı Letizia Moratti de önceki gün yaptığı açıklamada, dünyanın en önemli moda etkinliklerinden olan Milan Moda Haftası'nda, Madrid'dekine benzer bir yasak uygulamayı düşündüklerini söyledi.
Moda dünyasıysa, sağlık uzmanları ve resmi yetkililerin tersine gayet sakin. Britanya Ulusal Moda Odası Onursal Başkanı Beppe Modenese, podyuma çıkan mankenlerin 'normal kızlar' olduğu görüşünde. Londra Moda Haftası'nı organize eden Britanya Moda Konseyi de tasarımcılarına vücut kitle endeksiyle ilgili bir limit vermeyeceklerini açıkladı.
Modacılar zaten hiçbir zaman hasta görünüşlü ya da yeme bozukluğu olan mankenleri kullanmadıklarını savunuyor. Ancak Londra'daki Rhodes Farm Yeme Bozukluğu Kliniği'nden doktor Dee Dawson, hastalarının kendilerine rol model olarak çok sıska olan Victoria Beckham'ı aldıklarını anlatıyor ve moda endüstrisinin 'normal beden' tanımlarını belirlemekten dolayı sorumlu olduğunu düşünüyor.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
mavihayat
Öğretmen
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 112



« Yanıtla #44 : Ocak 08, 2007, 12:00:11 pm »




İngiltere'de 19 yaşındaki kız "sıfır beden tutkusu" yüzünden yakalandığı anoreksiya hastalığıyla verdiği 2 yıllık mücadeleyi kaybederek hayata gözlerini yumdu. Annesi kızının ölümü için sıfır beden ünlüleri suçladı.
19 yaşındaki lise öğrencisi Sophie Mazurek anoreksiya hastalığı yüzünden yaşama veda etti. Annesi Rosalind Ponomarenko Jones kızının sıfır beden vücuda sahip olan kızları çekici hale getirdiğini düşündüğü Top Model şovlarının fanatiği olduğunu belirtirken Sophie'nin medyada gördüğü sıfır beden ünlülere özendiğini söyledi.
Ponomarenko Jones sözlerine devam etti: "Medyada zayıf bedenleriyle boy gösteren ünlüler gençler için olumsuz rol modelleri oluşturuyor. Sophie de bunun farkındaydı fakat örneğin Victoria Beckham gibi ünlülerin göz kamaştırıcı olduğunu düşünüyor ve onlar gibi görünmek istiyordu. Bütün harçlığını sıska ve dolgun ünlülerin fotoğraflarını yayınlayan dergilere yatırıyordu. Bu dergiler zayıf olmayı cazip hale getiriyor o yüzden sıfır beden ölümler için bunların dolaylı yoldan suçlanması gerekiyor."
Mazurek öldüğünde 25 kiloydu.
« Son Düzenleme: Şubat 01, 2007, 01:51:51 pm Gönderen: crea » Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 8.649 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu