Ana Menu
Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Psikoloji
Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları
İçerikler
Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv
Psikoloji Testleri
Eğlence Testleri
Kişilik Testleri
Yazarlar
Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
Anasayfa
Forum
Psikoloji-Terapi
Bulimia ve Anoreksiya
BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Ekim 12, 2008, 05:56:44 am
Hatunca.NET Forum
Psikoloji-Terapi
Bulimia ve Anoreksiya
(Moderatör:
crea
)
BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
2
3
4
5
6
7
8
9
Gönderen
Konu: BASINDA YEME BOZUKLUKLARI (Okunma Sayısı 54562 defa)
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
«
:
Ağustos 19, 2006, 06:31:19 pm »
14. 08. 2006 Pazartesi
Nilüfer Pazvantoğlu
Hürriyet Gazetesi
"22 YAŞINDAKİ MODEL LUISEL RAMOS, BİLİNÇSİZCE UYGULANAN DİYET KURBANI"
NE KADAR ZAYIF OLMALI
Hollywood'un son yıllarda dikte ettiği ultra zayıflık, kadınların sınırlarını zorluyor. Geçtiğimiz hafta 22 yaşındaki Uruguaylı model Luisel Ramos'un çıktığı defilede açlıktan kalp krizi geçirerek ölmesi, akıllara yeniden bilinçsizce uygulanan diyetleri getirdi.
"Doğal olmayan zayıflık"
Bilinçsiz diyetlerin yaygınlaşmasında ünlü isimlerin de payının olduğunu söylemek yanlış olmaz. Spor, müzik ya da film endüstrisinin başarılı karakterleri her yaptıklarıyla kitleleri kolaylıkla etkiliyorlar çünkü. Beğenilmek için başarılarının yanında dış görünüşleriyle de mükemmelliği ararken, onlara benzemek isteyen milyonlarca insanı da peşlerinden sürüklüyorlar. Araştırmalar, bu endüstrinin içinde yer alanların, anoreksiya ya da blumia hastalıklarına yakalanmalarının normal bir insandan 10 kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.
"Lolipop kadınlar her yerde"
Dünyada "Lolipop-Look" olarak adlandırılan bu zayıflık ölçüsüne uyan isimler arasında şimdilerde, Paris Hilton'un yakın arkadaşı olarak tanıdığımız Nicole Richie; uzun süre klinik tedavisi gören bir zamanların sevimli ikizlerinden Mary-Kate Olsen dışında "Karayip Korsanları 2, Ölü Adamın Sandığı" filminde Johnny Depp'le birlikte oynayan Keira Knightley'i de saymak mümkün.
İlk kez Amerikan markası Gap Inc. ve Banana Republic'in yeni bir beden ölçüsü olarak ortaya attıkları "0 Beden", kadınları adeta zayıf olmaları konusunda zorluyor. Ülkemizde de son dönemde şarkıcı Gülşen, "0 Beden" tartışmalarıyla gündeme gelmişti.
"Karen Carpenter vakası"
Hollywood'un "Lolipop" kadınlar yaratma tutkusu aslında eski bir gelenek. Elizabeth Taylor ve Judy Garland, beyazperdede canlandırdıkları zarif ve kırılgan karakterler için su diyetleri uygulamaya ve diyet hapları içmeye zorlanmışlardı! Zayıflık tutkusunun geniş kitlelerce duyulması, ilk kez 1983'te şarkıcı Karen Carpenter'ın ölümüyle oldu. Yıllarca bilinçsiz diyetler uygulayan 32 yaşındaki şarkıcı, ideal güzellik ölçülerine ulaşmak uğruna hayatını kaybetmişti. Carpenter'ın Las Vegas'ta düzenlenen "Top of the World" sırasında 35 kiloya kadar düştüğü dönemin gazetelerinde yer almıştı.
"Açlıktan bilincini kaybetmişti"
Hollywood, anoreksiya trajedilerine her zaman sahne oldu. Bundan birkaç yıl önce süpermodel ve oyuncu Carre Otis'in açlıktan bilincini kaybettiği ve kalp ameliyatı geçirdiği hala akıllarda. Mickey Rourke'un eski karısı olarak tanıdığımız bir dönemin ünlü top modeli pırıltılı dünyanın içinde kalabilmek uğruna 17 yıl boyunca zayıf kalmak için her yolu denediğini bir röportajında itiraf etmişti.
"Diyet yapmak ciddi bir iş"
Doğru diyetin inceliklerini Beslenme ve Diyet Uzmanı Zerrin Aydın'a sorduk:
Soru: Bilinçsizce uygulanan diyetler hakkında görüşleriniz neler?
Cevap: Diyet yapmak ciddi bir iş. Diyetisyen ve doktor gözetiminde yapılmalı. Öncelikle kan tahlilleriyle kişinin sağlık durumu değerlendirilmeli. Vücut analizi ile hangi kiloya kadar inebileceğini hesaplamak için yağ, su, kas oranı nedir tespit edilmeli. Günlük yaşantısı öğrenilmeli. Beslenme alışkanlıkları incelenmeli. Ancak tüm bunların ardından hasta ile birlikte bir haftalık beslenme planı yapılabilir. Diyetin mutlaka takibi olmalı.
Soru: Herkes diyet yapabilir mi?
Cevap: Öncelikle sağlık durumu göz önüne alınmalı. Eğer kişinin vücudunda yağ normal değerlerde ise diyet yapmasına izin verilmiyor.
Soru: Kişiler bir başkasına verilmiş, gazetelerde dergilerde yayınlanmış bir diyeti uygulayabilirler mi?
Cevap: Herkesin bazal metabolizması birbirinden farklıdır. Örneğin kadınların, erkeklerden daha düşüktür.
Herkesin sağlık durumu farklıdır. Kiminde kan yağları yüksektir, kiminde şeker dengesizliği vardır, kimi mide problemleri yaşamaktadır.
Yaş önemlidir.
Herkesin kendine özgü bir beslenme planı olmalıdır.
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Zayıflama Merakı Ünlü Oyuncuyu Böyle Tanınmaz Hale Soktu"
«
Yanıtla #1 :
Ağustos 19, 2006, 06:34:37 pm »
16. 08. 2006 Çarşamba
"Zayıflama Merakı Ünlü Oyuncuyu Böyle Tanınmaz Hale Soktu"
Ünlüler dünyasının pek çok ismi, yaptıkları diyetler nedeniyle ideal kilosunun çok altına düşerek sağlığını tehlikeye sokuyor.
Zayıflık hastalığına yakalanan Nicole Richie açlıktan bayılarak hastaneye kaldırıldı.
Ünlü oyuncu zayıflıktan bu hale gelmişti :
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=233317
«
Son Düzenleme: Ocak 25, 2007, 04:58:07 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Bir Deri Bir Kemik Yıldızlar"
«
Yanıtla #2 :
Ağustos 19, 2006, 06:38:06 pm »
21 Şubat 2005
"Bir Deri Bir Kemik Yıldızlar"
Ünlüler dünyasının pek çok ismi, yaptıkları diyetler nedeniyle ideal kilosunun çok altına düşerek sağlığını tehlikeye sokuyor.
Anoreksia nevroza (yiyememe hastalığı) nedeniyle hastaneye yattığında 40 kilo olan Mary-Kate Olsen tedaviyle 45 kiloya çıktı. "Sex and the City" dizisinin yıldızı Sarah Jessica Parker sadece 47 kilo. "The Simple Life" programının sunucusu Nicole Richie, gördüğü tedaviyle ancak 46 kiloya ulaşabildi. Yılların oyuncusu Jane Fonda da 35 yıldır blumia (yediklerini çıkarma hastalığı) ile boğuştuğunu itiraf etti.
http://www.ntvmsnbc.com/news/310427.asp
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:37:00 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Arjantin Hükümeti Modaya Savaş Açtı"
«
Yanıtla #3 :
Ağustos 19, 2006, 06:42:38 pm »
NTV - 20 Ocak 2006 Cuma
"Arjantin Hükümeti Modaya Savaş Açtı"
Mağazalar ya büyük bedenleri de raflarında bulunduracak ya da binlerce dolar ceza ödemeyi göze alacak. Amaç, gençlerin küçük bedenlerdeki kıyafetleri giyebilmek için sağlıksız diyetler yapmasını engellemek...
Arjantin'de büyük tartışma yaratan bir yasa tasarısı kabul edildi ve bundan böyle mağazaların sadece dar ve küçük beden kıyafetler satması yasaklandı. Yasanın gerekçesi ise özellikle genç kızların dar ve küçük bedendeki kıyafetleri giyebilmek için sağlıksız rejimler yapmasını ve anoreksia ya da blumia gibi hastalıklara yakalanmasını engellemek.
Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından artık mağazalarda her türlü kıyafetin büyük bedenlerinin de satılması zorunluluğu geliyor. Bu durum beğendikleri kıyafetlerin kendilerine uygun bedenlerini bulamayan pek çok kişiyi memnun edecek gibi görünüyor.
Yasaya göre büyük beden kıyafetler de bulundurmayan mağazalar 170 bin doları bulan cezalar ödemek zorunda kalacak.
http://www.ntvmsnbc.com/news/357977.asp
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:36:03 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Erkeklerin de Yeme İçme Düzeni Bozuldu"
«
Yanıtla #4 :
Ağustos 19, 2006, 06:46:39 pm »
CNN - WASHINGTON -
"Erkeklerin de Yeme İçme Düzeni Bozuldu"
Kadınlara özgü olarak bilinen anoreksi ve blumia gibi yeme bozuklukları giderek daha çok erkeği etkiliyor. Zayıflığın ve kaslı bir vücudun olmazsa olmaz gibi gösterildiği günümüzde, erkekler de en az kadınlar kadar `ideal ölçülerin` peşinden koşar oldu. Uzmanlar, blumia, anoreksi gibi yeme bozukluğuyla boğuşan kadın sayısının hala erkeklerden çok olduğunu, ancak bu hastalıklara sahip erkeklerin sayısının da sanılandan çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Her 100 kadından dört-beşinde yeme bozukluğu görülürken, bu rakam her 100 erkek için iki. Konuyla ilgili bir kitap olan "Making Weight"in yazarı Leigh John'a göre, birçok erkek yeme bozukluğuna sahip olduğunun farkında bile değil. Özellikle profesyonel sporcular buna daha yatkın. Erkeklerin yeme bozukluğunun nedeni ise kadınlarla aynı: Özgüven eksikliği, travmatik olaylar, genetik yatkınlık ve kültürel etkiler. Ancak erkekler için bu hastalıkları kabullenmek de zor. Yeme bozukluğunu, erkekliklerine sürülecek bir leke gibi görüyorlar.
http://www.tumgazeteler.com/fc/ln.cgi?cat=33&a=411230
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:35:18 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Blumia Hastalığını Nasıl Yendim"
«
Yanıtla #5 :
Ağustos 19, 2006, 06:49:42 pm »
"Blumia Hastalığını Nasıl Yendim"
Dünya içecek sektörünün önemli kuruluşlarından Carlsberg'in düzenlediği "9. Akdeniz Uluslararası Yiyecek İçecek Fuarı Fabex 2002", Antalya`da yapıldı. Fuar kapsamında tanıtımlara katılan genç manken Selin Toktay, eski sevgilisi Ralph Tezman'la birlikte olduğu dönemde yakalandığı blumia (kusma) hastalığını yendiğini söyledi.
Selin Toktay, Antalya'daki fuara Ayşe Hatun Önal'la birlikte tanıtımlara katıldı. Ayşe Natun Önal'a övgüler yağdırarak "Dekolte programını, Ebru Şallı ile Demet Şener'den daha iyi sunuyorsunuz" diyen Selin Toktay, hastalığı konusunda da şunları söyledi:
MANKEN HASTALIĞI
"Benim için kabus dolu günlerdi. Blumia hastalığı, yani kendi kendini kusturma olayı bütün metabolizmayı mahvediyor. Kusmaların ardından unutkanlık, mide delinmesi, kanaması, hafıza kaybı, gırtlağın, soluk borusunun ters dönmesi, beyin kanaması derken hastalık ölüme kadar gidiyor. Bu hastalık balerin ve mankenlerde daha çok görülüyor. Ben 14 yaşından beri bu işi yapıyorum. Zor ve çekilmez günler yaşadım. Zayıftım ama kendimi kilolu görüyordum. Yaşadıklarımdan dolayı depresyondaydım. Hastalanınca enerjim yok oldu, zor hareket etmeye başladım. Beynimin iradesiyle ve tedaviyle bunu atlattım. Allah'tan 22 yaşındayım, yoksa ölebilirdim bile."
KİLOM 54'E ÇIKTI
Selin Toktay, ekim ayından bu yana 46 kilodan 54 kiloya kadar çıktığını, ancak iki kilo vermesi gerektiğini belirtti. Toktay, "Bunu yaşayan birçok genç kız var. Ben onlara yaşadıklarımı aktarmak istiyorum. Bunu bir gazetenin sağlık ekiyle yapacaktık. Ama istediğim gibi olmadı, vazgeçtim. Bir dergi yoluyla da bu hastalığı, nasıl başladığını, neler olduğunu mutlaka anlatacağım." dedi.
http://www.tumgazeteler.com/fc/ln.cgi?cat=33&a=754844
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:34:08 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Bir Teri Bir Kemik"
«
Yanıtla #6 :
Ağustos 19, 2006, 06:54:31 pm »
09.08.2005
"Bir Teri Bir Kemik"
Hollywood`un en güzel aktrislerinden ve ünlü "Desperate Housewives" dizisinin yıldızı Teri Hatcher, inatla bırakmadığı egzersiz ve diyetler yüzünden zayıflama hastalığına yakalandı... DÜNYADA büyük beğeniyle izlenen Amerikan yapımı "Desperate Housewives (Ümitsiz Ev Kadınları)" dizisinin yıldızı Teri Hatcher, Hollywood`un en güzel aktristiydi. 40 yaşına rağmen çekiciliğini ve güzelliğini korumayı başaran Hatcher`ı, son zamanlarda görenler tanıyamıyor... Çünkü ünlü yıldız, bir süredir uyguladığı egzersiz ve ağır diyetler yüzünden adeta bir deri, bir kemiğe döndü.
UYARILARA ALDIRMIYOR
Yakın çevresi, Hatcher'ın blumia yani zayıflama hastalığına yakalanmasından korkuyor. Dostlarının ve ailesinin uyarılarına kulak asmayan seksi yıldız, soğuk algınlığına yakalandığı zamanlarda bile diyetini inatla bırakmıyor ve sadece meyve yiyor. "Desperate Housewives" dizisindeki rol arkadaşlarıyla da sık sık tartışma yaşayan Hatcher'ın aşırı zayıflamasına stresin de etkili olduğu söyleniyor.
http://www.tumgazeteler.com/fc/ln.cgi?cat=33&a=935636
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:31:23 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Diyet Yapanlar Yapmayanlara Oranla Daha Mutsuz"
«
Yanıtla #7 :
Ağustos 19, 2006, 06:58:51 pm »
13.12.2005
"Diyet Yapanlar Yapmayanlara Oranla Daha Mutsuz"
İngiliz bilim adamları, diyet yapan kişilerin yapmayanlara oranla daha mutsuz olduğunu keşfetti. Bristol Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, sık diyet yapan ve zayıf kalmaya çalışanların şişmanlara oranla daha depresif olduğu ortaya çıktı.
İngiliz uzmanlar, 16 yıl süren araştırmalarda diyen yapan, çok zayıf ve çok şişman olan 1 milyonu aşkın kişinin ruh hallerini inceledi. Araştırma sonucunda, zayıf kişilerin şişmanlara oranla daha stresli olduğu, hatta depresyona girip intihar eden kişilerin depresyondan kurtulanlara oranla daha zayıf olduğu anlaşıldı. Sonuçların hayli şaşırtıcı olduğunu belirten Bristol Üniversitesi`nden Prof.David Gunnell, "Araştırma, şişman insanların daha mutlu olduğunu ve intihara sürüklenmediğini gösteriyor." dedi.
"Diyet, Şişmanlık Duygusunu Takıntıya Dönüştürebilir"
Araştırma sonuçları, zayıf insanların işlerinde daha başarılı, hayatlarında daha mutlu ve kendilerine güvenli oldukları tezini de çürütmüş oldu. İngiltere'de "sağlıklı diyet" kampanyaları yürüten Huds International adlı organizasyonun sözcüsü Joanne Roper, diyet yapmanın kişide vücudunu sevmeme taıkntısı oluşturarak mutsuzluğa sürüklediğini söyledi. Roper, "Diyet yapmak insanların vücutlarını sevmemelerini ve şişmanlık duygusunun bir takıntıya dönüşmesini tetikliyor. Bu tür insanlar vücutlarını sevmedikleri için daha mutsuz oluyor." dedi.
Kendinizi Sevin
Uzmanlar, kişinin kendisini ve vücudunu sevmesinin, mutluluğun en önemli reçetesi olduğunun da altını çizdi. Joanne Roper, "Sahip olduğunuz ölçülerle mutlu olmayı öğrenmelisiniz. Eğer, kendinizi olduğunuz gibi kabul etmezseniz mutlu olma şansınız çok düşük" diye konuştu. Kilo vermenin en sağlıklı yolunun aşırı yorgunluğa yol açmayacak dans, paten, bisiklet ve yürüyüş gibi egzersizler olduğu da belirtildi. Uzmanlar ünlü pop grubu "Spice Girls" ün yıldızı Geri Halliwell'in bu duruma en iyi örnek olduğu görüşünde birleşti. Yaptığı katı diyetler sonrası "blumia" (pişmanlıktan, yediklerini çıkarma) hastası olan ve depresyona giren Halliwell, "Artık vücudumu olduğu gibi kabul etmeyi ve düzenli egzersiz yapmayı öğrendim" dedi.
http://www.tumgazeteler.com/fc/ln.cgi?cat=33&a=1216630
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:41:44 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Hollywood Diyeti Bıraktı"
«
Yanıtla #8 :
Ağustos 19, 2006, 07:01:36 pm »
"Hollywood Diyeti Bıraktı"
Sinema ve müziğin "ölüm diyetleriyle" zayıflayan yıldızları; "yiyememe" ve "yediğini çıkarma" rahatsızlıklarına karşı, rejimi bırakarak ideal kiloya geldi.
Bilinçsiz diyetle zayıflayanları bekleyen "anoreksia nevroza" (yiyememe hastalığı) ve "blumia" (yediklerini çıkarma rahatsızlığı), ünlü yıldızlara tövbe ettirdi! Bir dönem zayıflıklarıyla konuşulan ünlüler, "ölüm diyetlerine" son vererek sağlıklarına kavuştu. Internetteki "msn" sitesi, ölüm diyetine son vererek sağlıklı görüntüye kavuşan ünlüleri tanıttı. Nicole Kidman, Jennifer Aniston gibi yıldızların hala zorlu rejimlerle sağlıklarıyla kumar oynadığının belirtildiği sitede; diyeti boş veren ünlülerin eski ve yeni hallerine yer verildi.
Kumpir yiyor!
Ally McBeal dizisindeki mutluluğu arayan bekar avukat rolüyle tanınan Calista Flockhart, her ne kadar çoğu insana oranla hala zayıf olsa da; 1998`deki ünlü manken Twiggy'yi mumla aratan görüntüsünden uzaklaştı. Zayıflığı yüzünden anoreksiya hastası olduğu yorumları yapılan Flockhart'ın önceki görüntüsü, zayıflamak isteyenler için bir ibret belgesi. Şimdi sağlıklı kiloya sahip olan yıldız, kumpir ve sosis yerken görüntülendi.
Hamilelik yaradı!
Dokunulsa kırılacak biblo görümündeki Oscarlı güzel Gwyneth Paltrow da hamile kalınca yüzüne renk geldi. Paltrow; kızı Apple`ı doğurduktan sonra basında yer alan görüntüsüyle göz doldurdu! Sağlıklı haliyle objektiflere gülümseyen Paltrow, "Ben 3 yıldır beyaz ekmek yemiyordum. Ama hamileyken her besinden almaya mecbur kaldım. Patates kızartması bile yedim. Doğrusunu söylemek gerekirse büyük görünmek hoşuma gitti." dedi.
Aldığı kilo başına 2 milyon dolar kazanınca
Bridget Jones serisinin ünlü oyuncusu Oscarlı Renee Zellweger'in kilo alma hızı da Oscarlık! Geçen yılın aynı döneminde kemikleri neredeyse dışarıda olan Zellweger, yapımcıların Bridget Jones'e benzemesi yönündeki isteği üzerine 11 kilo aldı. Aldığı kilo başına 2 milyon dolar önerilen Zellweger, bu sayede sağlıklı bir görünüme kavuştu. Hayranları şimdi güzel yıldızın yine diyete girerek eski kilosuna inmemesini umut ediyor.
http://www.tumgazeteler.com/fc/ln.cgi?cat=33&a=629035
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:43:13 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Sıfıra Sıfır, Elde Var Sıfır"
«
Yanıtla #9 :
Ağustos 19, 2006, 07:06:32 pm »
"Sıfıra Sıfır Elde Var Sıfır"
Yemek yemekten mutluluk duymak, kadınlar arasında neredeyse ayıp sayılıyor. Şimdilerde güzellik anlayışı sıfır beden etrafında dönüyor. Tombulların makbul sayıldığı dönemler çoktan geride kaldı....
Amerikalı efsanevi sinema yıldızı Elizabeth Taylor'a büyük hayranlık duymam boşuna değil. Siz onun 70'ini çoktan geride bırakmasına, vücudu iyice şekilsizleşmiş büyükanne haline aldanmayın. İş ve sinema dünyasının önde gelen isimleriyle sekiz kez dünya evine girerek bu alanda rekor sayılacak bir sayıya ulaşmış, menekşe renkli gözleriyle milyonlarca hayranının yüreklerini hoplatmış bir beyazperde diva`sıdır o. Epey zamandır adından pek söz edilmezken, geçtiğimiz haftalarda bir ajans haberi bir kez daha ona olan sevgi ve hayranlığımı tazeledi. Haberde, Taylor, günümüz Hollywood yıldızları gibi "sıfır beden" bir yapıya hiçbir zaman sahip olmadığını söylüyor, buna üzülmediğini, zira kendisinin "hazcı" ve yemek yemeyi seven biri olduğunu açıkça dile getiriyordu. Yemek yemekten mutluluk duymak, günümüzde özellikle hanımlar arasında neredeyse"ayıp" sayılıyor. Kebapçılar bile, mönülerine hiç uymayan salata çeşitleriyle vicdanlarını rahatlatmak isteyen kalori düşmanlarını lokantalarına çekmeye çalışıyorlar.
Bezelye Atıştırıyor
Liz Taylor'un sözünü ettiği "sıfır beden", yemek düşmanlarının en fanatikleri tarafından geliştirilmiş bir vücut standardı. Şu günlerde dünyadaki en ünlü temsilcisi ise İngiliz futbol takımının eski kaptanı David Beckham'ın eşi, eski Spice Girls müzik grubunun üyesi, 31 yaşındaki Victoria Beckham. İngiliz medyası lolipop şekeri gibi sıska bir beden üzerinde bol saçlı kocaman bir kafadan ibaret bu gibi "sıfır beden" kadınlara "lollipop ladies" lakabını takmış. Dünya Kupası maçlarında kameraların sık sık, şeref tribününde otururken gösterdiği Victoria'ya en küçük bayan bedeni olan 24'ün büyük gelmesi üzerine, sırf onun için 23 beden diye yeni bir standart geliştirildiğini, bu bol kemikli üç çocuk annesinin Gap mağazasının çocuk reyonundan giyindiğini medyadan öğrendim. Yine Dünya Kupası'nın gala yemeklerinde kameramanlar tarafından görüntülenen Victoria'nın hiçbir şey yemediği dikkati çekerken, magazin medyasında, beslenme biçiminin çiğ balık, greyfurt ve salatadan ibaret olduğunu, ayrıca gün boyu zaman zaman bezelye taneleri atıştırdığını acıma duygularıyla okudum. Sevgili yemek sever okurlarım; Elizabeth Taylor'ın gençliğindeki, onun gibi normal vücutlu, kadınsılıklarını gizlemeye çalışmayan starlar şimdi yerlerini Victoria Beckham ve onun yandaşı, "sıfır beden" olmakla övünen podyumların yürüyen elbise askıları mankenlere ve onların bizdeki taklitçilerine bıraktı. Aslında bu sıska kadın akımının suçlusu, 1959 yılında ilk kez piyasaya çıkan ve kuşaklar boyu kız çocuklarının en sevdikleri oyuncak olan Barbie bebek. Neredeyse boynuna kadar uzanan bacakları olan, incecik beli eşek arısınınkini andıran bu bebek, milyonlarca kız çocuğuna "ideal vücut ölçüleri" virüsünü bulaştırdı. Dolayısıyla giderek daha fazla zayıflama, yemekten kaçma çağı da başlamış oldu. 1965'te Barbie bebeğin canlı versiyonu olan Twiggy, bu akımı daha da hızlandırdı. Post modernizm kuramcısı Jean Baudrillard'ın, "Sıskalık meraklısı kadın, çağımızın karikatürü haline geldi." saptaması tam karşı cephede yer alan benim gibi yemek meraklılarının duygularına gayet iyi tercüman oluyor. Bu arada zayıflık çağı ne erkeksi ne kadınsı, iki cins arası görünümde yeni androjen idoller yarattı. Boy George'dan Grace Jones'a, Sinead O'Connor'dan Annie Lenox'a dek pek çok örnek arasında en ünlüsü ve en çok iz bırakanı Michael Jackson oldu.
Rubens'in Tombulları
Bugün anoreksi çağındayız. Genç kızlar her taraflarından kemikleri fırladığı halde kendilerini şişman bulup daha da az yemek yemeye gayret ediyor, bunu beceremezlerse, yediklerini çıkartarak son derece tehlikeli blumia hastalığına doğru adım adım ilerliyorlar. Bir beslenme uzmanı dostum, kendisine başvuran anoreksi ve blumia hastası genç kız ve delikanlıların sayısının zayıflamak için gelenlerden daha fazla olduğunu, ailelerin bu durumu mümkün olduğu kadar gizli tuttuklarını, bu yüzden toplumun gelişmelerden haberi olmadığını söyledi. İşte bu hazin ortamda, son Hollanda gezimde, müzelerde Rubens'in tabloları önünde doya doya, geçen yüzyılların güzellik simgesi tombul kadın ve erkekleri seyrettim. Den Haag'da, dünyanın belki de şu sıralar en ünlü heykeltıraşı Kolombiyalı sanatçı Botero'nun dev tombul kadın heykellerinden oluşan açık hava sergisini gezdim. Sözüm ona sağlıklı görünmek için kendilerini acınacak duruma getiren ama bu durumlarını fark edemeyen "sıfır beden" özentili insanlar için üzüntü duydum ve yemekten zevk almanın nasıl büyük bir mutluluk olduğunu bir kez daha hissettim.
http://www.tumgazeteler.com/fc/ln.cgi?cat=33&a=1620318
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:49:21 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Yemekten Korkmayalım Sağlığı Bozmayalım"
«
Yanıtla #10 :
Ağustos 19, 2006, 07:10:58 pm »
28. 11. 2004
Ayşe Özyılmazel
Sabah Gazetesi
"Yemekten Korkmayalım Sağlığı Bozmayalım"
Bu ne ıstırap bu ne baskı Yarabbim. Ortalığı Safinazlar bastı. Hani şu Temel Reis'in kürdan bacak, çöpten kadın sevgilisinden yani... Kız toplantılarının bile tadı kaçtı. Nerede abur cuburları yığıp, kahve falları baktığımız, en çikolatalı çileklisinden milföy pastaları tıkındığımız günler? Ahh ah... Şimdi yok tavuk ızgara, yok Akdeniz Salata, kepekli kek falan. Ağız tadıyla yemek yiyemiyoruz, yesek de kurşuna diziliyoruz. Misal; tam şöyle ketçapa bana bana patates kızartmasını gömecekken "Ohh bakıyorum pek iştahlıyız", "Artık akşama bir şey yemezsin" ya da "Kızım göbek yaptın bilmiyorum yanii" çekiverirler. Eskiden pek takar, bozulurdum... Ama gençliğimin en nadide günleri annemle mücadeleyle geçince, bugün vız gelip tırıs gidiyor bana elalemin lafları. Annem güzelliğine, süsüne pek düşkündür. Allah'ı var fiziksel manada bana taş çıkartır. Ama yorucudur, zordur her lokmanın sayılması, peşinden "Kızım yüzüne renk gelsin" çığlıklarıyla allıkla kovalaması... Hırpalar yani. Ya benim gibi koyverdim gitsin muhabbeti yaparsın ya da akıntıya kapılır kafayı sıyırırsın. Çünkü test ettim onayladım; bu işlerde, elini veren kolunu kaptırır. Göz altı kremiyle açılışı yapar, iki sene sonra diz kapağına ayrı, ensene ayrı krem sürmeye başlarsın. Daha da beteri; estetiktir. Ne kadar erken bulaştın o kadar ayvayı yedin demektir. Yahu geçen gün ilkokuldan bir kız arkadaşıma rastladım. Kızın yanında Azra Akın halt etsindi. Öyle bebek, öyle tatlıydı. Ana! Bizim kız gitmiş yerine yaratık gelmiş. Dudaklar ördek, yanaklar Bülent Ersoy, saçlar Petek Dinçöz olmuş... Ve kız, yirmi dört yaşında. Zaten botoks yaşı on altıya da düşmüş. Ne diyeyim? Hayırlı işler, bol şişmeler... Neyse yememek konusuna dönersek; araştırdım, soruşturdum, şahit oldum ki baston yutmuş misali genç kızların birçoğu hasta, hem de ciddi hasta. Geçenlerde arkadaşlar yemekteyiz, masadaki hoş bir kardeşimiz önüne geleni ısmarladı. Soğan halkaları, peşine etli mantarlı dürüm, peşine çikolata soslu kek. Yuhtu... Bu kadar da yenmezdi... Agop'un Kazı'yla bir bağlantısı mı vardı? Derken kız tuvalete gitti. On beş dakika sonra gözler kızarık, hafif mahçup döndü masaya. Anladım, bizimki kıtlıktan çıkmış gibi yiyip, kustu işte. Kimse farkında değil ama ben üniversitedeki kankamdan tecrübeliyim. O da lokumdu ve takmıştı kafaya oram çıktı, buram çıktı meselesine. Onun bir yeri çıktıysa biz 'Akrep Nalan'dık ya! Yer yer kusar, sonra pişmanlıktan ağlar, bir daha kusmayacağını söylerdi. Ama ne zaman morali bozulsa tekrar tekrar kusar, tutamazdı kendini... Beslenme uzmanı Selahattin Dönmez'e sordum; hadise tamamen psikolojikmiş: Kişi kendinden memnun olmayınca, kendine güvenmeyince, haa ve de "Ya zayıfsın ya da hiç" sloganları beynimize kazındıkça olacağı buymuş. Çok tehlikeliymiş çoook. Kaç zamandır diyet konusunu araştırırken blumia (yiyip kusma) ve anoreksia (yemek yememe) olayına da dönüp dönüp denk geldim. Bilinçsiz diyetlerin varacağı noktalardan ikisi bunlar. Blumia'da yemek yeme arzusunun önüne geçemeyip pişmanlıktan yediklerini kusuyorsun, Anoreksia'da zaten yemek yemiyorsun, bir bezelye tanesi bile doymana hatta gidip kusmana yetiyor... Sonrası doku ve kas kaybı, unutkanlık, potasyum eksikliği, depresyon, karşı cinse ilgi kaybı falan... Dahası ölüm... Neymiş daha zayıf görünecekmişiz, neymiş imaj her şeymiş. Çok fena diyorum kızlar! Sizleri korkmadan, her lokmanın kalorisini saymadan, sağlıklı yemek yemeğe davet ediyorum. Haaa unutmadan aileler, büyükler konuya aman dikkat! Demedi demeyin yani...
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:50:49 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"Genç Kız Hastalığı Blumia"
«
Yanıtla #11 :
Ağustos 19, 2006, 08:53:17 pm »
23. 11. 2001
Mutlu Tönbekici
Sabah Gazetesi
"Genç Kız Hastalığı Blumia"
Her yüz genç kızdan ikisi blumik! Önce aşırı yemek yeme, sonra suçluluk duygusu duyma, en sonunda da yediklerinden kurtulma isteği şeklinde cereyan eden zincir, tedavi edilmediği takdirde vücutta ağır hasara neden oluyor
İnternette herhangi bir arama motoruna girin. "Blumia" ya da "anorexia" yazın. Karşınıza inanılmaz siteler çıkıyor. Bu sitelerin büyük çoğunluğu blumik ve anoreksik genç kızların birbirlerine attığı mesajlardan oluşuyor. Kimisi yardım istiyor, kimisi -kurtulanlar- yardım etmek istiyor... "Bunlar Amerikan hastalığı" diyenlere ise hemen hatırlatalım: Birçok Türk kız ismine de rastlanıyor bu sitelerde.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Ergen ve Çocuk Psikiyatrı Dr. Türkay Demir, blumia hastalığının çoğunlukla ergenlik döneminde, kızlarda erkeklere oranla 10 kat fazla görüldüğünü söylüyor: "Hasta çok zayıf olmasına rağmen kendini kabul edilmeyecek şekilde şişman görüyor. Anoreksiya nervoza'da hasta yemeği tamamen keserken, blumia'da hastada tıkınma ve yeme atakları görülüyor. Çok kalorili yiyecekleri aşırı miktarda yedikten sonra suçluluk duygusuna kapılıyor ve yediklerinden bir şekilde kurtulmaya çalışıyor. Ya kendini kusturuyor, ya aşırı egzersiz yapıyor ya da laksatif (müshil) ilaçlar alıyor."
Ölümcül Hastalık
Blumia da, anoreksiya nervoza da yeme bozukluğu kategorisine giriyor. Nedeni tamamen psikolojik. Hastaların ortak takıntısı "zayıflamak". Ancak ne kadar kilo verirlerse versinler, kendilerini katiyen yeterince zayıf görmüyorlar. Şişmanlar ve çok çirkinler! Zayıflayınca ne olacak sorusunun cevabını da düşünmüyorlar. Bir nedensellik ilişkisi (zayıflarsam daha başarılı/çekici/zeki olurum gibi), hemen hemen hiç yok.
Anoreksiya nervoza ölümcül bir hastalık. Doktora başvuru çok nadir oluyor. Hastalık eğer tehlikeli boyuttaysa hasta, hastaneye yatırılıyor, serum yoluyla besleniyor.
Anoreksiya nervozada çok fazla vakti olmuyor hekimin, o nedenle belirtilere yönelik davranışsal psikoterapi yapılıyor.
Blumia hastalığı için daha çok başvuru oluyor. Dr. Demir "Her 100 kadından 2'sinde görülüyor blumia. Anoreksiya nervoza ise binde bir. Her ikisinde de hekime başvurma çok az. Onda biri ancak başvuruyor" diyor.
Fazla Kilolu Olanları da Var
Blumikler zayıf olacak diye bir şey yok. Yemek atakları nedeniyle olması gerekenden kilolu hastalar da var, çok zayıflar da. Bu tamamen yediği yiyecekleri ne oranda çıkardığıyla ilgili. Blumianın hasta üzerindeki en olumsuz etkisi vücuttaki elektrolit dengesinin bozulması. Buna bağlı olarak dişlerin çürümesi, diş eti sorunları, cilt bozulması ve faranjit en sık görülen rahatsızlıklar.
"Blumikler ilaç tedavisine anoreksiklere nazaran daha iyi cevap veriyor. Blumiklerin üçte ikisinde depresyon da görülüyor. Antidepresan ilaçların çok faydası var. Hasta depresyonda olmasa da var. Blumiklerde öncelikle yeme ataklarını durdurmak gerekiyor. Çünkü hasta aşırı yedikten sonra büyük bir suçluluk duygusu yaşıyor ve aldıklarını geri atmak istiyor. Hasta suçluluk duygusu duyacağını bile bile yer. Adeta o suçluluk duygusunu arar. Kendine ceza verme, eziyet etme ruh haline girer. O nedenle önce yer, sonra da bir şekilde onu çıkartır" diyor Dr. Demir.
Kadınlık Bitiyor
Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Ümit Özekici ise anoreksiyanın altı ay devam etmesi durumunda adet kesilmesine sıklıkla rastlandığını belirtiyor: "Vücut aşırı zayıflama sonucunda doğurganlığı durduruyor. Yumurta üretimi duruyor ve hasta adetten kesiliyor. Adetten kesilince de hormonal değişiklikten dolayı oluşan bitkinlik ve gerginlik vücutta kalıyor. Vücut asla rahatlamıyor. Tedavi başladıktan altı ay sonra adet düzeliyor."
Hamilelikte hastalık geliştiği vakit bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimi duruyor. Nihayetinde bebek anne karnında ölüyor. Emziren annelerin ise sütü önce kalitesizleşiyor, akabinde kesiliyor.
http://arsiv.sabah.com.tr/2001/11/23/o06.html
(Bu haber 2001'de yazılmış, o zaman sıklığı %2 olan blumia nervosa, 2006 itibariyle %5leri aşmıştır..)
«
Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 02:52:52 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
"20 Kiloya Düştü"
«
Yanıtla #12 :
Ağustos 20, 2006, 03:17:00 pm »
Bugünün Hürriyet gazetesinde bu haberi fotoğraflı bulabilirsiniz. Sabah fotoğrafı gördüğümden beri kendime gelemedim... Lütfen kendinize dikkat edin..
20. 08. 2006
Oğuz DEMİR/ANKARA
Hürriyet Gazetesi
"20 Kiloya Düştü"
Mankenlere özenerek yaptığı yanlış diyetle anoreksiya nervosa hastalığına yakalanan ve 56 kilodan 20 kiloya düşen Hatice Danabaş'ın imdadına, aynı hastalığın pençesinden kurtulmayı başaran arkadaşı yetişti.
Sağlıksız diyet sonucu anoreksiya nervosaya yakalanıp, hastalığı bir arkadaşının yardımı sayesinde yenen 23 yaşındaki Emel Sezer, şimdi aynı hastalığa yakalanan ve 56 kilodan 20 kiloya düşen arkadaşına yardım ediyor. Birkaç yıl önce kilolu olduğunu düşünerek diyete başlayan ancak daha sonra yediklerini midesinde tutamaz hale gelen üniversite öğrencisi Sezer, hastalığını nasıl yendiğini Hürriyet'e anlattı:
Kemiklerim Batıyordu
"İlk zamanlar çevremdekiler, zayıflayınca daha güzel olduğumu söylemeye başladılar. Bu benim hoşuma gitti. Artık mantık şuydu: "Zayıflayınca güzel olunuyor." O zaman daha çok kilo vermeliydim. Bütün günüm artık yediklerimin kalorilerini hesaplamakla geçiyordu. 38 kiloya düşmüştüm. Buna rağmen kendimi hálá kilolu görüyordum, bana göre kocaman bir göbeğim vardı ve bir türlü kaybolmuyordu. Midem sürekli ağrıyordu, oturamıyordum. Kemiklerim bana batıyordu. O halimle her gün bir saat de yürüyüşe çıkıyordum. Hızlı tempoda yürüyerek, bana göre fazla olan kilolarımı eritmeye çalışıyordum."
Hatice'ye İnanamadım
"Bir gün bir diyetisyen arkadaşımın aracılığıyla anoreksiya hastası Hatice'yle tanıştım. Gözlerime inanamadım. Dişleri dökülmüştü, boyu kısalmıştı, bacaklarında ara ara ödem vardı ve çok zayıftı. Tedavi olmaya karar verdim. Fakat ertesi gün hiçbir şey olmamış, sanki Hatice'yi görmemişim gibi kendi uydurduğum diyetime devam ediyordum. Gazi Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi olurken, Gözde ile tanıştım. Kendisiyle barışık biriydi. Canının istediğini istediği zaman yiyen, yemek yemekten acayip keyif alan bir insandı. Ona çok imrenmiştim. Onun sayesinde yemek yemeğe başladım. Artık kilolarımdan rahatsızlık duymuyorum. Göbeğim var ama, onu artık seviyorum. Hatice'nin de bir an önce iyileşmesini ve insanların bu konuda bilinçlenmesini istiyorum."
Kilomdan Memnunum
Kilosunun normal olduğunu düşünen ancak yemek yiyemediğinin de farkında olan 20 kilo ağırlığındaki Hatice Danabaş: "Bundan beş sene önce 56 kiloydum, iş arkadaşlarım kilomla dalga geçtiler. Ben de zayıflamaya karar verdim, mankenlere de özeniyordum. Yemek yedikleri halde nasıl kilo almadıklarını merak ediyordum. Ben de yediklerimi çıkarmaya başladım. Şu an 20 kiloyum ve kilomdan memnunum. Fakat tedavi olmak istiyorum, ama maddi imkansızlıklar sebebiyle de hastaneye yatamıyorum."
Hafife alınmamalı
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esat Göktepe: "Anoreksiya nadir bir hastalık, fakat hafife alınmamalı. Bir moda şeklinde kendisini gösteriyor, herkes belli bir kalıba girmek istiyor. Bu hastalığa yakalandığının farkında olmayan birçok insan olabilir. Ortaya çıkışında bilinçsizlik söz konusudur. Hastalığın gidişine baktığımızda üçte bir oranında ölüm riski olduğunu biliyoruz fakat tedavisi mümkün."
«
Son Düzenleme: Ocak 25, 2007, 05:02:56 pm Gönderen: crea
»
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
Serin
Ziyaretçi
Ynt: BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
«
Yanıtla #13 :
Ağustos 20, 2006, 06:11:12 pm »
Sevgili crea bilgiler için çok sağol..Bu bilgilerden yaralanmak için illa ki blumik olmak gerekmiyor..
Bir dönem ben de kusmayı denemiştim..Midem acımaya başlayınca bıraktım..Demek ki had safhada ilerlememişti..Ama halen hayatımın büyük bir bölümünü diyet yaparak geçirdiğim de gerçek..Kustuğum dönemler de vücudun su topladığı bazı dönemler vardır ya..Ben o dönemlerde de vücuttan su atıcı haplar kullanırdım..Vücudum da en ufak bir şişiliğe tahammülüm yoktu!..
Şimdi oldukça uzun zmandan beri eğer çok yediğimi hyissedersem 2-3 gün ne yediğime bağlı olarak katı diyetler yapıyorum..Eğer ağır yemişsem bu diyet bir haftaya kadar çıkıyor..Neredeyse hiç yemiyorum böyle zamanlarda..
Çok yalnış olduğunu biliyorum ama kilo problemi yaşamak da istemiyorum..Bu davranışımla kızıma da kötü örnek oluyorum..Genel de genç kızlar da olduğunu söylemişsin bu hastalığın..Kızım da bazen diyete giriyor "göbeğim iğrenç,ben şişmanım" gibi şeyler söylüyor..Oysa çok güzel ve zarif bir kız..
Kızım olduğu için demiyorum,çevrede çok beğenilir..
Ne dersin ona bu konu da nasıl davranmalıyım..
Logged
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Ynt: BASINDA YEME BOZUKLUKLARI
«
Yanıtla #14 :
Ağustos 20, 2006, 07:08:55 pm »
Serincim, öncelikle kızın olduğu için ve şuan dış görünüş konusunda çok hassas yaşlarda olduğu için ekstra dikkatli olmalısın. Öncelikle onun yanında kesinlikle kilo problemleri, rejim gibi konulardan bahsetme, kilo gündemde bir konu asla olmasın; yoksa bunu gözünde çok büyütmeye başlar. Kızının kilo konusunda takıntılar geliştirmesi de medyanın bitmeyen diyet ve zayıflama dayatmalarından ve evde de seni diyetlerle uğraşırken görmesinden kaynaklanıyor olabilir. Onun için yapacağın en iyi şey konuşup bilinçlenmesini sağlamak; ona hayır şişman değilsin demek pek bir şey değiştirmez. Ve de şimdiden sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasını sağlamalısın; hatta bu şekilde sen de kilo gibi problemler yaşamayacaksın. Ben diyet kelimesine tahammül dahi edemiyorum şuan ki asla yapmayı da düşünmüyorum, gayet güzel yiyorum, canım ne istiyorsa ondan yiyorum, yağı ve şekeri azaltıp sık aralıklarla beslenince fazla kilo istesen de olmuyor. Hatta artık "diyet"e inanmıyorum, tamamen ticari bana göre sağlığı açısından gerekli olan durumlar dışında. Ayrıca şok diyetler metabolizmayı mahvediyor ve verdiğini kaçınılmaz şekilde geri alıyorsun. Kilonun tek kalıcı çözümü var; o da sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak; günde yarım saat yürümek gibi..Başka hiçbir yolu yok; emin ol ben hepsini denedim:) Ve kefilim:) Yeme bozuklukları Türkiye'de ilk gözlemlenmeye başladığında %1 civarındaymış; şuan ise yaklaşık %8-9 gibi rakamlardan bahsediyorlar..Bu çok ciddi bir rakam; çünkü bu hastalığın sonuçları malum.. En azından kızını koruyabilecek kadar bilinçlisin; çünkü bu hastalıkların başlangıç noktası bilinçsizlik.. Sevgiler
Star Haberde 20kiloya düşen Hatice'nin haberini yayınlayacaklar sanırım birazdan, izleyin mutlaka..
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
Sayfa:
[
1
]
2
3
4
5
6
7
8
9
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Hatunca Yönetim
-----------------------------
=> Hatunca Yönetim
-----------------------------
Hatunca.net
-----------------------------
=> Günlük
=> Hatunca.net Yazılar
=> Kişisel Gelişim
=> Kişisel Gelişim ve Seminer Duyuruları
=> Yardım Merkezleri
=> Aile, Evlilik ve Çocuklar
=> İnsan İlişkileri
=> Kadınlar ve Erkekler
=> Dertler ve İtiraflar
=> Düşünüyorum
=> Kültür-Sanat
=> Kitap
=> Bilim ve Araştırma
-----------------------------
Psikoloji-Terapi
-----------------------------
=> Dr. Meltem Kavcar Sırmalı'ya Sorun
=> Kişilik Bozuklukları
=> Çocuk Psikolojisi
=> Bulimia ve Anoreksiya
=> Tecavüz, Şiddet ve Cinsellik
=> Madde bağımlılığı
=> Fobiler, Anksiyete, Panik Attak
=> Stres, Depresyon, Kayıp
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Powered by SMF 1.1.1
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sayfa 8.491 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...