Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Psikoloji-Terapi arrow Bulimia ve Anoreksiya arrow OKUYALIM, ÖĞRENELİM, UYGULAYALIM - Kaynaklar
 
 
OKUYALIM, ÖĞRENELİM, UYGULAYALIM - Kaynaklar
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 06, 2008, 10:29:13 pm
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Psikoloji-Terapi
| |-+  Bulimia ve Anoreksiya (Moderatör: crea)
| | |-+  OKUYALIM, ÖĞRENELİM, UYGULAYALIM - Kaynaklar
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: OKUYALIM, ÖĞRENELİM, UYGULAYALIM - Kaynaklar  (Okunma Sayısı 3917 defa)
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« : Haziran 22, 2006, 01:19:42 pm »

Bana faydası olan kitaplar, dergiler, web siteleri gibi kaynakları sizle de paylaşmak istiyorum. Bugün sadece kendiniz için güzel bir şey yapıp bir kitap veya dergi alın..Artık abur cubur alma alışkanlığım bu tür şeyler alma alışlanlığına dönüştü:) Sizlerden de katılım ve öneriler bekliyorum , sevgiler. Benim iyileşme sürecimin başlarında okuduğum ilk 2 kitap:

Josef Kirchner - "Mutlu Yaşama Sanatı"
Josef Kirchner - "Manipulasyon Oyunu"

Özellikle "Manipulasyon Oyunu"nu okuduktan sonra bize-farkında olmasak da- dayatılanların üzerimizde ne kadar etkili olabilip de algılarımızı negatif etkileyebileceğini çok net gördüm. Bundan da şöyle bir sonuca vardım; insan sürekli olarak, doğru veya yanlış olan herhangi bir şeyi çok sık duyduğunda, gördüğünde ya da kendi kendine söylediğinde davranışları bu yönde değişebiliyor. Evet bu olumsuz bir şey gibi görünüyor. Ama başka bir bakış açısıyla da çok olumlu olarak da düşünülebilir. Eğer bizler bu dayatmaların farkında olur da, buna savunma gösterip kendi doğrularımızı kendimize tekrarlamayı başarabilirsek hem bizi zora sokacak durumlara boyun eğmemiş, hem de istediğimiz şekilde yaşayarak tüm alışkanlık ve davranışlarımızı iyi yönde değiştirebilir/ oluşturabiliriz..Ki oluyormuş da..
« Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 08:23:28 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #1 : Haziran 22, 2006, 01:21:36 pm »



Oğuz Saygın - Hayatın İçinde Kişisel Gelişim




Harry Alder - NLP-Yüksek Performansa Ulaşmanın Yeni Bilimi ve Sanatı
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 04:30:01 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #2 : Haziran 22, 2006, 01:24:34 pm »

2 yıldır yayımlanan "Genç Gelişim" diye bir dergi var. Ben de bir süre önce keşfettim, çok güzel yazılar, röportajlar oluyor. Hatta bu ayki sayısı Lilay Koradan-"Mutluluk Okulu" diye bir kitap hediyeli. Henüz okumadım sadece göz gezdirdim ama pozitif düşünmeye yardımcı olabilecek bir kitaba benziyor. Derginin websitesi de var, burada eski sayılardan makaleler de bulabilirsiniz.

www.gencgelisim.com
« Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 08:24:23 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #3 : Haziran 22, 2006, 01:29:09 pm »

www.basariyolu.com
www.kisiselbasari.com
www.meditasyonyapalim.com

Son verdiğim websitesi, İstanbul'da Brahma Kumaris Raja Yoga Meditasyon Derneği'nin sitesi. Benim maneviyata yönelmemi sağlayan ilk kaynağım; ilk göz ağrısı:) Çok güzel makaleler var. Şuan İstanbul'da olmadığım için etkinliklerine katılamıyorum ama gider gitmez yapacağım ilk şeylerden biri bu olacak. Ve bu etkinlikler, seminerler ücretsiz! Bir deneyin derim.
« Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 08:24:50 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #4 : Haziran 25, 2006, 10:02:38 am »

Mutlaka okuyum derim:



Louise Hay - Düşünce Gücüyle Tedavi ve Bedensel Rahatsızlıkların  Ruhsal Nedenleri


Bedensel hastalıklar sadece mikrop, virüs ve bakteriden oluşmuyor. Bunu tıp da söylüyor, artık biliniyor. Eğer ruhunuza da en az bedeninize gösterdiğiniz kadar özen göstermezseniz, bedeniniz zayıf yerlerini çoğaltır. Üzüldüğünüzde, rahatsızlıklarınızın midenizin ağrımasından, tansiyonunuzun düşmesinden de öteye gitmesini istemiyorsanız ruhunuzun da sesini dinlemeniz gerekiyor... Çocukluğunuzdan beri her şey belleğinize yazıldı. Bunlar kendinize olan inançlarınızı da sınırladı. Size sürekli "aptal tembel" diyen bir annenin ruhunuzda yaptığı damgayı görüyor musunuz?: Yeterince iyi değilim, yapamam!

Ya, size her kızdığında "seni bırakıp gideceğim başkasının çocuğu ol" diyen bir anne, sizde terkedilmek ve önemsenmemek korkusunu yerleştiren kişi olmasın?

Çocukluğunuzda edindiğiniz kalıp inançları "bu sahiden doğru mu?" diye yeniden gözden geçirin. Ben hayata acı çekmek için gelmişim, kader bana hiç gülmez, beni kimse sevmez ki, insanların hepsi nankördür, hep benim yüzümden, ben önemli değilim, çok güçsüzüm... Bunları çoğaltmak mümkün. Zihninizi de evde temizlik yapar gibi temizleyebilirsiniz. Zihniniz, içinden neler geçtiğini bir tek sizin bilidğiniz bir odadır. Orayı arındırıp olumlu mesajları sürekli tekrarlayarak ve değişmek istediğinizi yineleyerek tertemiz yapabilirsiniz. Böylece geçmişten gelen korkular yavaşça silinip "ben iyiyi hakediyorum ve bulacağım" inancına dönüşecektir. Sadece birkaç gece tekrarlayın bakın neler değişecek yaşamınızda.
(Alıntı - Ayşenur Yazıcı)
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 04:25:35 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #5 : Temmuz 08, 2006, 02:25:50 pm »

Bu kitabı daha önce tavsiye etmeyi unuttuğum için kendime çok kızdım!!Biraz önce internette bir şey ararken rastlayınca aklıma geldi. Bana doğru beslenmeyi öğreten ve acıkma-doyma mekanizmamın düzelmesini sağlayan diyetisyen arkadaşımdan aldığım tüyolar ve en çok da bu kitap oldu! Kitap ararken, acıkma-doyma mekanizmasının 15gün içinde düzelmesinden ve diyetlerin sadece kalıcı kilo getirip, önemli olanın hiçbir şeyi kısmayıp doğru miktarlarda yemek olduğundan bahsetmesi ilgimi çekmişti. İyi ki de okumuşum, özellikle beslenme uzmanına gitmeyen arkadaşlarım, lütfen okuyun! Aşağıda kitabın içeriği hakkındaki bilgiyi okuyun, eminim hemen okumak isteyeceksiniz, sevgiler.




Dr. Ozan Tunçer - Zayıflama Diyetleri Çöpe

Dr. Ozan Tunçer, Zayıflama Diyetleri Çöpe adlı kitabında diyet sektörünü "Yağ Pazarı" olarak tanımlıyor.

Dr. Tunçer'e göre :
" Zayıflama diyetlerinin yüzde 99'u şişmanlatıyor
" Bilimsel diye pazarlananlar, sağlığa uçuk diyetlerden çok daha zararlı
" Şişmanlama, kilo alma korkusuyla başlıyor. Zayıflamak için bu korku yenilmeli


" Ömür boyu zayıf kalmış olanlar, sadece acıkınca yemiş, doyunca
durmuş insanlardır

" 'Diyetçilerin' amacı sorun çözmek değil, karlı çıkmak için sorun
yaratmaktır

Diyet öneren herkese, kendi deyimiyle "diyetçilere", zayıflama
palavralarına, "bir kısım medyaya", şok diyetlerin zararlarını
vurgulayıp diyet listesi veren uzmanlara, uzman geçinenlere, tıp
dünyasına, zayıflama ilacı üretenlere, zayıflama genini bulanlara ve
daha pek çok şeye ateş püskürüyor Dr. Ozan Tunçer.

Herkesin "mucizevi"diyetler, şok yöntemler önerdiği bu sektörü bir 'yağ pazarı' olarak> adlandıran Tunçer'e göre 'dengeli beslenme', "kalıcı zayıflama
sağlayan diyet", 'bilimsel diyet', 'sağlıklı diyet' gibi "inciler", bu 'yağ
pazarının' uydurduğu palavralar. "Diyetlerin hepsi zararlı, yüzde 99'u
başarısız, hatta başarısız olmaya mahkum" diyor Dr. Tunçer.

'Diyetçi, dayatmacı zihniyet' olarak adlandırıyor şişman insanları kobay olarak
kullanan, hiçbir diyetin işe yaramadığını bile bile insanlara sayfalarca diyet reçeteleri öneren, zayıflama ilaçları veren bu 'yağ pazarı'mensuplarını.

Bu nedenle de yeni çıkan kitabında "Zayıflama Diyetleri Çöpe" diyor Dr. Tunçer. Çünkü enerji kısıtlamasıyla kilo verilemiyor, kilo verebilmek için aç değil tok olunması gerekiyor, vücuda aç kalmayı birtakım diyetlerle dayatmak ise zayıflamaya değil, aksine şişmanlamaya yol açıyor.

Hatta Dr. Tunçer, şişmanlamak isteyenlere diyet yapmalarını öneriyor. Çünkü, söylediklerine göre en geç 5 yıl içinde fazlasıyla kilo alacakları garanti.
Şişman insanlara tembel, pis boğaz veya iradesiz gibi sıfatların yakıştırılmasına çok karşı olan Tunçer, "Bu insanlar sadece diyet tuzağına düşürülmüş kişiler" diyor.

'Kisiye özel diyet' lafına ise çok sinirleniyor. Çünkü bu diyetler kendi deyimiyle 'kişiye özel' değil, 'diyetçiye özel' oluyor.

Diyetin bilimseli olmaz

Dr. Ozan Tunçer'e göre insanları şişmanlatan hamburger türü yiyecekler değil, diyetler. Yani tıp dünyasının niyeti şişmanlık sorununu çözmek değil, aksine yaygınlaştırmak, hatta sorun yaratmak.

Tunçer, "Yağ pazarı" olarak adlandırdığını diyet endüstrisinin insanlarda yapmak islediği birinci şey kilo korkusunu yerleştirmek. Yani 'Eyvah kilo alıyorum' korkusuna kapıldığınız an, kilo almaya başlarsınız. İnsanlarda bu korkuyu yerleştirmek için durmadan estetik, sağlık hatta ahlaki kriterler kullanılıyor.

Şişman insan, diyet tuzağına düşürülmüş insandır. Sadece vücudun ihtiyacını bilmeden yemek yiyen, zayıflama diyetleri, zayıflama ilaçları, light ürünler, mezoterapi-bioenerji, hipnoz gibi vücudun doğal mekanizmasını bozan yöntemlerin tuzağına düşen insanlar şişmanlar.
Vücudun doğal kontrol mekanizmaları olduğu ve ağırlık, kilo dengeleme yeteneğine sahip olduğumuzu unutturuyorlar insanlara. O yeteneği ellerinden kaybediyorlar insanlar diyet yaparak" diyor.

Peki, nasıl zayıflayacağız? Diyet yapmadan, boğazımızı kısıtlamadan nasıl kilo verilebilir?

"Yemek yemeyi öğrenerek. Yani açken yiyip, doyunca durmalısınız.

Vücudun acıkma, doyma ve tokluk sinyallerini dikkate alırsanız, vücut fazla kiloları, ihtiyacı olmadığı için kendiliğinden atıyor.

Vücut kalori hesabını doğal bir şekilde kendi yapıyor. Bu hesabı siz dışarıdan diyetlerle yaparsanız, bu doğal mckanizmayı bozuyorsunuz. Bu mekanizma bozulunca da şişmanlarsınız, işte bu yüzden diyet yapanlar şişmanlıyor. Çünkü vücudun sinyalleri yok ediliyor.

İnsanlar acıkma, doyma ve tokluk hissini unutuyorlar. Dolayısıyla acıkmadan yiyerek şişmanlıyorlar" diyor Dr. Tunçer.

Peki acıkma, doyma ve tokluk hissi nasıl tekrar öğrenilebilir?

"Zayıflama Diyetleri Çöpe" adlı kitabında acıkma ve doyma alıştırmalarından da söz eden Tunçer, acıkma hissinin 3 günde, doyma hissinin ise en geç 15 gün içinde öğrenilebileccğini söylüyor.

Yani fazla kilolardan kurtulmak için, "midenin sesini" dinlemek şart. Tunçer, "Bu işin çözümü, beynin 'palavralardan' ve şişmanlama korkusundan mutlaka arındırılması, acıkma, doyma ve tokluk hissinin ise farkına varılması.

Bu sinyalleri dikkate alan kilo sorununu çözcr. Ama bu çözüm gıda ve diyet endüstrisinin hoşuna gitmiyor. Çünkü sadece Amerika'da l milyar dolarlık kazançları ortadan kalkmış olur. Amaçları kilo sorunlarını çözmek değil.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu bile 'tokken yiyin' diyor kitabında. Hemen hemen bütün diyetçiler tokken yemeyi öneriyorlar. Eğer tokken yemek yemeye başlarsamz, acıktığınızı nasıl anlayacaksınız? Eğer tokken yerseniz, enerji depolanır. Acıkma sinyallerini de yok etmiş olursunuz" diyor.
Diyetin iyisi, kötüsü, hatta bilimseli olmadığından söz ediyor Tunçer. Çünkü enerji kısıtlamasıyla vücuda zayıflama "dayatılıyorsa" hepsi kötüdür. "Bugün sağlıklı, dengeli, bilinçli, bilimsel adlarıyla pazarlanan diyetler, insanların ruh ve beden sağlığına uçuk diyetlerden çok daha zararlı.
Uçuk diyeti insan bir kere yapıyor ve yapamadığı zaman bırakıyor.Oysa 'bilimsel' diye pazarlananlarda bunun sağlıklı olduğuna inanıyor, işte bu çok daha kötü. Diyetlerin hiçbiri bilimsel değil.
Gazetelerde size bir diyet reçetesi veren bir profesör de olsa, bu reçeteler bilimsel olamaz. Herkes bilimsel bir araştırma çıkarıyor verdikleri diyetle ilgili ve bu araştırmaların hiçbiri birbirine uymuyor. Araştırma bulmaya kalktığınızda örneğin domatesin zayıflattığını da şişmanlattığını da ispatladığını iddia eden her türlü araştırmayı internette bulursunuz.
Herkes kendi ihtiyacına göre araştırmayı buluyor ve insanlara sunuyor" diyor Tunçer.
Diyet yapan şişmanlar

"Dünyada zayıflama diyetine başlayan her 20 kişiden 19'u bir süre sonra mutlaka şişmanlayacak. İstatistikler ve gözlemler böyle söylüyor.
Farklı bir diyete başladığınızda bir şey değişmiyor. Mantık aynı. Sadece ambalaj değişiyor.

Diyetlerin yüzde 99'u şişmanlatıyor. Diyetler kalıcı zayıflama sağlamıyor. Sağladığını iddia eden varsa çıksın konuşsun. Bir diyetin beş yıl sonra da aynı kiloların korunmasını sağladığı ispat edilmiş tek bir çalışma bile yok" diyen Dr. Tunçer'c göre kalıcı bir kiloya sahip olmak için vücudun bir şekilde uyuyan, daha doğrusu diyetlerle uyutulan doğal mekanizmasını uyandırarak, vücudun beslenmeyle ilgili ayarını tekrar kurmak şart.

Bu da acıkma, doyma ve tokluk hissini tekrar tanımakla,öğrenmekle oluyor. Aslında buna, doğru zamanda, doğru dozda, yani sadece acıkınca, vücudun ihtiyacı kadar yemek yemek de diyebiliriz.
Uzmanlar doğru yemek yemenin öğrenilebileceğini ve sadece bu şekilde zayıflamanın sağlıklı, en önemlisi de kalıcı olduğunu söylüyorlar.

İnsanlara diyet yapmalarını öneren herkese "diyetçi" diyen Dr. Tunçer, "Her besin, vücudun ağırlık dengeleme yeteneği kullanılarak tüketilse, organizma tarafından ihtiyaç kadar alınır" diyor.

Organizma alınan enerjiyi hesaplamayı, dengeyi korumayı ve fazla enerjiyi atmayı çok iyi biliyor.Ama siz bunu bilinçle, kendi kafanızla hesaplamaya dengelemeye kalktığınızda her şey çuvallıyor, denge bozuluyor.

Diyete başladığınız an,ya da diyet fikri kafanızda doğduğu andan itibaren, vücuttaki kıtlık sinyalini çaldırıyorsunuz ve vücut kendi doğal mekanizmalarını kullanmak yerine tam aksine kıtlık savunma mekanizmalarını kullanmaya başlıyor,çünkü kıtlığa girildiğini zannediyor. Her şeyi depoluyor.

Dolayısıyla beslenme davranış bozuklukları ilk andan itibaren başlıyor. Diyet yapacağım diyen bir insanın, diyete başlamadan önce fazla yemeye başlaması bir rastlantı değil. Bu, biyolojik mekanizmaların, organizmanın yaşamda kalma içgüdüsünün kullanmasının bir ifadesi.

Vücudun sesini dinle

Dr. Ozan Tunçer kitabında pek çok önerilere, vücudun sesini dinleyerek zayıflama yollarına, "Diyetsiz Kalıcı Zayıflama Programı"na, diyetlerin maddi manevi zararlarına, insanları nasıl şişmanlattıklarına uzun uzun yer veriyor.

Özellikle de kilo alma korkusuna kapılmamanın çok önemli olduğunu vurguluyor. Çünkü günümüzde insanların tamamına yakınında şişmanlama kilo korkusuyla başlıyor.
Tunçer, "Bu kişilerde ya birebir kilo korkusu oluyor,ya da alicisinin kilo korkusu oluyor. Diyete başlayan anne-baba, çocuklarını şişmanlatıyor. Böyle vakaları maalesef çok gördük. Anne birsene önce diyete başlamış, çocuğun şişmanlaması bir sene önce başlamış.

Bir yıl içinde obez hale gelmiş çok çocuk var. Anne çocuğa baskı yapmadığını söylüyor, ancak çocuğa baskı yapması için ona 'yeme' demeyi gerekmiyor. 3-4 yaşındaki çocuk etrafta olup bitenleri anlıyor, zayıf olması gerektiğini hissediyor. Az yemesi gerektiği fikri bir yerlere yerleşiyor.

Yememeye çalıştıkça da çocukların, kontrolü kaybetmeleri çok daha kolay. Propaganda öyle kötü bir hale geldi ki zayıf insanları da rahat bırakmıyor.

9 yaşın altındaki Kanadalı çocuklann %45'i en az l kez zayıflama diyeti yapmışlar. 18 yaşın altındakilerin ise %80'i diyet yapmış. Hala Kanadalılar, Amerikalılar neden şişmanladıklarını düşünüyorlar. İşte nedeni ortada. 6-7 yaşındaki çücuklara diyet yaptırılırsa, bütün sistemleri altüst edilir ve ömür boyu kilo sorunu yaşamaya mahkum olurlar" diyor.

Sağlıklı beslenmenin uzman kontrolünde olmasını da çok saçma buluyor Tunçer: "İnsanlar beslenmelerini doktor kontrolünde yönlendiremez.

Hastalık varsa doktor kontrolüne ihtiyaç vardır, Eğer, siz bir kaşığı ağzınıza götürmek için bile doktora, diyetisyene, uzmana ihtiyaç duyar hale getirildiyseniz o yaşam yaşam olmaktan çıkar.

Siz beslenmeyi denetim altına aldığınız sürece, acıkma, doyma, tokluk sinyallerini kullanmıyorsunuz. Organizma da bu denetimi kırmanın yollarını buluyor. O zaman her denetim girişimi kontrol kaybına, her kontrol kaybı da denetimin artırılmasına yol açıyor, insanlar yokuşa çıkıyor. Kilolar artıyor, ruhsal yapınız çöküyor, 3-5 yıl içinde kilolar fazlasıyla geri geliyor. Yemek yerken doktor kontrolüne ihtiyaç yok" diyor.

Doyma nasıl öğrenilir?

" Başta kilo korkusundan arının.

" Başlangıçta neler yiyeceğinizi ve miktarlarını tespit edin.

" Mutlaka sevdiğiniz yemeklerden oluşan bir mönüyü kafanızda
planlayın.

" Bu yemekten ne kadar zaman sonra tekrar yemeğe ulaşabileceğinizi
düşünün ki organizma, o zaman aralığındaki enerji ihtiyacını
hesaplayıp sizi durdurabilsin.

" Bütün bunları düşündükten sonra keyifle yemeğe başlayabilirsiniz.

" Bir yemekten diğerine geçerken de bir şeylerin sizi durdurduğunu fark edeceksiniz. Vücut sinyalleri bozulmamış insanlar bir yemekten diğerine geçerken çok sevdikleri bir yemek bile olsa duruyorlar.
Örneğin bir antre ve bir de ana yemek varsa, antre ne kadar hoşunuza giderse gitsin, arkadan gelecek olan ana yemeği düşünerek elinizde olmadan yemeyi durduruyorsunuz; vücut sizi durduruyor. "Eğer antreyi abartırsam ana yemeği yiyemem" diyorsunuz. İşte bu bilinçle yemek yenirse kilo alınmaz.

" Kafanızda "Doydum mu?" sorusu oluştuğunda birazcık daha yemeğe devam edin. O zaman da vücut, doymanın ötesine geçildiğinde rahatsızlık uyarısı verir. Sizi bir şey rahatsız ettiğinde doydunuz demektir.

a" (Doyma alıştırması yaparken)Asla tokken yemeyin. Acıkmadan başladığınız bir yemekte, doymayı öğrenemezsiniz.

" Doyma hissi en geç 15 gün içinde tam anlamıyla öğrenilir.

Diyetsiz, kalıcı zayıflama programı

" Vücudun bozulmuş olan doğal kalori ayar mekanizması uyandırılmaya ve yeniden işler hale getirilmeye çalışılıyor.

" Hastalara kesinlikle bir beslenme programı veya bir reçete verilmiyor.

" Hasta ilk 1-2 hafta içinde, sevdiği, ancak istediği zaman durabileceği gıdaları tüketiyor. Eğer çikolata yerken kendini tutamıyor ve abartıyorsa, çikolatayı birinci haftalarda yemesi önerilmiyor.

" Vücut kendi mekanizmalarını çalıştırarak, kişinin hiçbir eksiklik, yoksunluk hissetmeden zayıflamasını sağlıyor.

" 1-2 hafta içinde kişinin, acıkma, doyma ve tokluk hislerini tanıması sağlanıyor. Vücudun ayar mekanizması düzeldiği için kişi abartma gereği duymadan, dolayısıyla kilo almadan sevdiği her şeyi yiyebiliyor. Çünkü ne zaman duracağını öğrenmiş oluyor.

" Zamanla vücut "stokladığı" fazla kiloları, fazla enerjiyi,ihtiyacı olmadığı için atmaya başlıyor ve kilo veriliyor.

" Hem fiziksel, hem psikolojik anlamda rahatlama oluyor.

" Diyetsiz zayıflama sağlıklı ve kalıcı oluyor.

Zayıflama diyetlerinin zararları

" Vücudun ihtiyaçları karşılanmadan kilo verdirmeye çalışılıyor.

" Kurallarla yemek yemek öğretildiği için, acıkma ve doyma gibi sinyaller zamanla yok oluyor. Kişi acıkmasa da yemek yiyor.

" İhtiyaçlarının karşılanmadığını fark eden beden, o andan itibaren "kıtlık sendromuna" girip, gerekli kaloriyi alamadığı için gelen enerjiyi stokluyor. Vücutta yağ stoklanması başlıyor.

" Diyetin ilk günlerinden itibaren kişilerin besin arayışı artıyor, aklında kurabiyeler, pastalar dolaşmaya başlıyor.

" Diyet yapan kişi, sürekli gergin oluyor, iç dünyasında çok ciddi psikolojik sorunlar yaşıyor, kendini suçluyor.

" Kilo veremeyen kişi iradesiz olduğunu düşünüyor. Oysa zayıflamanın iradeyle bir ilgisi yok.

" Kilo sorununu saplantı haline getiren, kendini sürekli kısıtlayan bir kişinin bu tutumu hayatın diğer alanlarına da sıçrıyor. Her alanda kendini kısıtlıyor.

" Uygulaması zor olan zayıflama diyetleri, kişilerde utanç ve özgüven eksikliği yaratıyor.

(Tempo Dergisi)
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 04:19:18 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #6 : Ekim 18, 2006, 07:25:23 pm »

Usanmazlar,
Yeme Bozuklukları Forum

http://www.usanmaz.org/modules.php?name=Forums&file=index&sid=bd611a7d2ddcd5ca4ed9edb9a240f030

Daha önce burayla tanışmayan arkadaşlarımı mutlaka çağırıyorum. İyileşmeye ilk karar verdiğimde yazmaya başladığım ve çok sevdiğim dostlar kazandığım önemli bir yer benim için...

Sevgiler
« Son Düzenleme: Aralık 24, 2006, 08:26:33 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #7 : Ekim 30, 2006, 02:30:40 pm »




Theron  Q.Dumont - Konsantrasyonun Gücü
Editör: Melik Duyar

Son okuduğum kitap. Kitabın editörü Melik Duyar'ı televizyonlardan ve seminerlerinden de tanırsınız sanırım. Zaman zaman programlara konuk olur ve hafıza şovları yapar. Bu kitabı da çok beğendim. Özellikle benim gibi konsantrasyon sorunu yaşayan insanlar için çok motive edici bir kitap. Web'den e-book halinde indirebiliyormuş. Linki: www.megaegitim.com
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 04:14:57 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #8 : Kasım 01, 2006, 10:06:15 am »

Sevgili Hatice ve okumak isteyen diğer arkadaşlar için:
Beslenme ile ilgili faydalı olabilecek kitaplar:




Dr. Joel Fuhrman - Yaşamak İçin Ye




Taylan Kümeli, E.Yasemin Batmaca & Özlem Sert - Bebeklikten Ergenliğe Sağlıklı Beslenme Rehberi




Ozan Tunçer & Nathalie Tunçer - Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı




Ozan Tunçer & Nathalie Tunçer - Zayıflamak


(Aslında Ozan Tunçer'in tüm kitaplarını tavsiye ederim.)
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 04:11:10 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
Chi
Öğretmen
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 136



« Yanıtla #9 : Aralık 09, 2006, 08:25:23 pm »

Benim hayatımı değiştiren iki kitap:




Eckhart Tolle - Şimdinin Gücü




Eckhart Tolle - Var Olmanın Gücü

Direk yeme bozukluklarıyla ilgili olmayan kitaplar ama tüm hayat felsefenizi değiştirecek kadar güçlüler. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 03:57:41 pm Gönderen: crea » Logged
gokche18
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : Aralık 09, 2006, 10:13:46 pm »




Ben de bir kitap biliyorum Sağlıklı Beslen Dengeli Zayıfla diye. Yazarı ; Doç. Dr. Sefa Saygılı.
Uygulaması kolay etkili ve denenmiş metotlar var. İnce ince kalori miktarlarıyla uğraşıp strese girmden kolayca kilo vermenizi sağlayacak bir kitap. İçinde besinlerin faydalı etkileri ve kalori değerleri genel zayıflama ilkeleri var.
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 03:51:32 pm Gönderen: crea » Logged
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #11 : Ocak 10, 2007, 06:44:15 pm »

Çok İyi Olmanın Nesi Kötü?


http://www.akdeniz.edu.tr/web/idari/sks/perf_dosyalar/frame.htm
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #12 : Ocak 13, 2007, 03:34:02 pm »




Hande Sinirlioğlu Ertaş - Yeme Bozuklukları: Anoreksiya, Bulimia ve Diğerleri


Yeme Bozuklukları tabiri yeme davranışına yönelik tüm sorunları kapsar. En çok bilinen bozuklukları, anoreksiya ve bulimiadır. Bu iki hastalık, günümüzde pek çok kişinin sağlığını ciddi biçimde tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Çok sayıda genç, "ideal" kiloya ulaşmak adına yeme-kusma tekniğini doğal bir davranış olarak uygulamaktadır.

Bu kitapta, Uzman Psikolog Hande Sinirlioğlu Ertaş, modern çağın "gizli" sorunlarından biri olan yeme bozukluklarının psikolojik boyutlarını anlatıyor. Uzman kimliğini empati yeteneğiyle besleyerek, rahatsızlığın altında yatan nedenleri ve tedavi sürecinde aileye düşenleri ele alıyor.
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 03:45:48 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #13 : Ocak 29, 2007, 05:11:54 pm »

Bu kitaptan çoğunuz haberdarsınız zaten ama yine de okumamış olanlar için hatırlatayım.





Aydilge Sarp - Bulimia Sokağı


Röportaj:

Bulimia Sokağı'nın Kahramanı Yemek Bağımlısı

Bulimikler eroinmanlar gibi, krize girince kendilerini yaralıyorlar. 'Kitabı yazarken görüştüğüm bir hasta öldü. 35 kiloya düşmüştü' diyor Aydilge Sarp. Türkiye´de çok sayıda buliminik var ama bunlar hastalıklarını saklıyor. Mankenlerin çoğu da bulimik. Makyajsız halleri hastalık belirtilerini gösteriyor.

23 yaşındaki genç yazar Aydilge Sarp, `Bulimia Sokağı' adlı bir kitap yazdı. Remzi Kitabevi´nden çıkan kitabında Aylin adlı kahramanının Bulimia batağındaki yaşam mücadelesini iç bayıltıcı bir dramatizasyonla, kimi zaman da hafifleten bir espri anlayışıyla kaleme aldı. Aydilge Sarp, başarılı bir eğitim hayatından geliyor. `Bulimia Sokağı' ikinci kitabı. Sarp, üzerinde ciddi araştırma yaptığı bulimia´yı ve kitabını anlattı.

Hocandan etkilenerek mi yazdın kitabı?
Ondan çok etkilendim. İlgim de vardı. Kendi rahatsızlıklarım da etkili oldu. Üniversite sırasında bunlar hakkında dosyalar, ödevler hazırladım. O sırada kitap yazmak aklıma gelmiyordu. Daha sonra iş ciddiye bindi. Bu insanlarla birebir görüşmeye başladım. Bulimiklerle anoreksia hastalığına tutulanlarla... Bu, bir bağımlılık. Uyuşturucu bağımlılığı gibi. Yemek bağımlılığı deniyor. Selin Toktay ve Ebru Şallı´da olan aneroksia´ydı, bulimia´ya çevrildi. Bu konuda bir kitap yazmak için ciddi anlamda tıbbi araştırma da yapmak gerekiyordu.
Yaptın mı peki?
Yaptım. Bunda babamın katkısı çok oldu. Babam doktor. Hastanelere girmemde, doktorlarla görüşmemde faydası oldu. Fakat hastalarla görüşmek Türkiye´de zor. Hastalar, utandıkları için, böyle bir iletişim kurmak istemiyorlar. Ama Amerika ve Avrupa´dakiler öyle değil. Onlar örgütlenmiş durumdalar hatta. Ben onların sitelerine girerek, iletişim kurarak, e-mail´le, ICQ ile sürekli anılarını okudum, konuştuk. Çok rahat iletişim kurabildim onlarla. Herhangi bir utanç da duymuyorlar bundan. Aslında bizim ülkemizde çok fazla bulimik var. Bulimikler bir kişinin yiyebileceğinin çok çok fazlasını bir oturuşta yiyor. Bulimikler bir oturuşta 15 bin kaloriye çıkıyorlar. Mide nasıl alıyor derseniz, genişleyen bir organ mide. Mesela bir oturuşta iki tepsi baklava yiyebilirler. Ben bunu bir bağımlılık olarak ele aldım. Kriz halinde geliyor istek. O anda gözü hiçbir şey görmüyor.
Kitabı anlatır mısın biraz? Aylin karakterini nasıl oluşturdun?
Aslında çok çok farklı bir karakter olmasını istemedim Aylin´in. İnsanlar içlerinden biri gibi hissetsin istedim. Çünkü pek çok insanın yaşadığı bir sorun. Aylin´in yaşadığı sorunlar benim görüştüğüm hastaların yaşadıklarının ortalaması oldu. Aylin topluma karşı öfke duyuyor. Çünkü hep dışlanmış. Bunların hepsini şişmanlık korkusunda temellendiriyor. Aylin sürekli medyadan etkilenen bir genç kız. Tek tip bir güzellik anlayışı çiziliyor ona: 90-60-90. Ancak onlar gibi güzel olursa başarılı olabileceği kafasına kazınıyor. Eğer zayıf olursa arkadaşları onu sevecek, takdir edecek. Aylin´in kaygısı zayıf olmak gibi basit bir gerçeğe indirgenemez. Altında topluma ait olma, sosyal açıdan varlık kazanma, birey olma ve egosunu tatmin etme isteği yatıyor. Bu, hepimizin içinde yatan bir şey. Aylin, içinde bir boşluk hissediyor. Kendisini eksik hissediyor.
Aylin´i çok fazla dramatize etmemiş misin? Kötü şeyler yaşıyor, kitap tam anlamıyla bir bunalım edebiyatına dönüşmemiş mi?
Aslında az bile yazdım diyorum. Bu hastalar gerçek hayatta inanılmaz şeyler yaşıyorlar. Daha kötülerini yaşıyorlar. Ben çok fazla negatif bir tablo çizmemek için kıstım aslında. Birebir o insanların yaşadığını yaşadığıma inanabilirsiniz. Onlar kadar acı çektim. Bir noktada 18 yaşında bir genç kız anoreksiya´dan öldü. Ben de o sırada kitabı bırakmayı düşündüm. Görüştüğüm hastalardan biriydi. 35 kiloya düşmüştü en son.
Bu hastalığa kapılanlar öncelikle zayıflamak, güzel olmak mı istiyorlar?
Hayır. Tecavüze uğrayanlar, aile içi şiddet görenler. Yani kendi bedeninden iğrenenler veya toplum içinde her zaman mükemmel başarılar göstermiş, en beğenilen olmuş ve o seviyeyi her zaman korumaya çalışanlar. Düşüşten korkanlar. Tam tersi hiçbir yer edinemeyip başka bir yolla güzel ve zayıf olarak kendini ispat etmeye çalışanlar. Çok çeşitli nedenleri var. Ama en çok görülen nedeni zayıflama isteği ve şişmanlama korkusuyla başladığı için ben bunu ele aldım. Çünkü tecavüze uğrayanlar o kadar fazla değil. Bunların mide, beyin kanamaları, saçlarının tamamen dökülmesi, dişte bozukluklar gibi yaşadıkları kötü rahatsızlıkları da var. Ben bunları fazla anlatmadım. Olabildiğince işe espri de katmaya çalıştım. Tırnakların dökülmesi, sık sık bayılmalar, yeme krizi geldiği anda hastanın neler yaşadığını kitapta göstermedim. Tırnaklarıyla yüzlerini çiziyorlar. Aynı bir uyuşturucu bağımlısı gibi. Amerikalı bir hastanın yüzünde izler kalmış.
Türkiye´de çok fazla var mı bulimik?
Türkiye´de çok fazla var. Fakat ya saklıyorlar, ya farkında değiller ya da farkındalar ve kendilerini kandırıyorlar.
Kusma nöbetleri herkeste aynı mı? Her yemekten sonra gidip kusuyorlar mı?
Kusma biçimleri herkeste farklı. Bazıları günde beş kez yiyor, beş kez de kusuyor. Bazıları biraz normal yiyor, alması gereken besini alıyor ama diğer yediği her şeyi kusuyor. Kustuğu anda elektrolit gidiyor. Gırtlak kanamaları oluyor. Onun dışında haftada bir, ayda bir kusan var. Mesela bir ay sürekli yiyip kusup kusup sonra bir ay hiçbir şey yemeyenler var. Aslında bir kısır döngü yaşıyorlar. Önce kendi içinde ruhsal boşluk hissediyor. Bunu dışsal bir şeyle kapatmaya çalışıyor. Herhangi bir maddeyle. Bu madde onlara geçici bir tamlık hissi veriyor, haz veriyor.
Sonuçta temelinde bir ruh sağlığı sorunu var değil mi?
Tabii. Kendisine sevgisi, güveni az olan insanlarda oluyor. Reklam ve medya sektörü de buna vurgu yapıyor zaten. Tamamen işin içinden çıkılmaz bir hale geliyor iş.
Kitap satışları nasıl gidiyor peki?
Vallahi bu kadar ilgiyle karşılaşacağımı tahmin etmiyordum. Çünkü negatif bir konu bu. Hastalığı sürekli reddettikleri için okumayı da reddederler diye düşündüm.
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2007, 03:41:32 pm Gönderen: crea » Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #14 : Şubat 05, 2007, 03:33:12 pm »




Anthony Robbins - Sınırsız Güç


Evet, yaşamda istediğiniz, herhangi birşeyi yapabilir, başarabilir ve elde edebilirsiniz. Zihinsel gücün sihiri konusunda en büyük ustası olan Robbins, bu sayfalarda kendi kendinizi nasıl kullanacağınızı göstermektedir. O, hırsla ve incelikleriyle; ne isterseniz olabileceğinizi, ne yapabileceğinizi ve ne yapacağınızı zihninizin durumunun belirlediğini, tüm başarılı sonuçların modelleneceğini ve aynen tekrarlanabileceğini gösermektedir. Size; dakikalarla ifade edilen sürelerde zihninizin korkuları yok etmek için hangi yakıtların kullanacağını, diğr kişilerle olan ilişkilerinizi nasıl gelişireceğinizi, nasıl ikna edici bir iletişimci olunacağını ve karşılaştığınız herhangi bir kişiyle ahengin anında nasıl sağlanacağını, diğer kişilerinbaşarılarını kendiniz için tekrar nasıl modelleyeceğinizi, zenginlik ve mutluluğun beş anahtarını, Asıl Başarı için nasıl ustalaşılacağını açıkladıkça; çoşkusu salgın hastalık gibi herkese bulaşmaktadır.
Robbins onu kişisel başarının yeni bilimi olarak adlandırmaktadır. Siz de onu hayatınızda karşılaştığınız en iyi şey olarak adlandıracaksınız.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 3.455 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu