Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Psikoloji-Terapi arrow Bulimia ve Anoreksiya arrow YEME BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR
 
 
YEME BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 07, 2008, 12:41:13 am
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Psikoloji-Terapi
| |-+  Bulimia ve Anoreksiya (Moderatör: crea)
| | |-+  YEME BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 3 4 5 [6] 7 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: YEME BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR  (Okunma Sayısı 21488 defa)
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #75 : Şubat 09, 2007, 12:10:24 am »

Bu yazı bence önemli kızlar. Özellikle de bunu print edip annenizin/babanızın eline vermenizi tavsiye ederim, eğer hastalığı tanımalarını istiyor ve daha olumlu davranmalarını istiyorsanız. Unutmayın ki onlar bu hastalığı yaşamadan asla bilemezler; o yüzden de hiç hoşunuza gitmeyen yaklaşımlarla karşılaşmaktasınız bir çoğunuz. Ama hastalığı tanımalarını sağlar ve yardım isterseniz eminim ki her şey çok daha iyi olacak.
 Öpücük Öpücük Öpücük


Beslenme Bozukluğu Olan Bir Kişi ile Yaşam


Sevdiğiniz bir kişiye yardımcı olabilmek için ne yapmanız gerektiği konusunda her zaman emin olmak kolay değildir. Aşağıda bazı öneriler verilmektedir:

Kişiyi bir profesyoneli görmesi için teşvik edin. Beslenme bozukluğunu yalnız başına yenmek çok zor olabilir, bu yüzden bir profesyonelin yardımından yararlanmak önemli bir hedeftir.
Kişiyi kendi becerilerini ve niteliklerini ve beslenme bozukluğu olmadan yaşanan bir yaşamın da yararlarını görmesi için teşvik edin. Kişi hakkında bildiklerinizden yararlanarak kişiyi böyle bir değişikliğin getireceği olumlu etkileri görmesi için teşvik edin.
İletişimi olumlu ve açık tutmaya çalışın. Konuşmak için zaman ayırın ancak her zaman beslenme bozuklukları hakkında da konuşmayın.
Odak noktasını yiyecekten ve kilodan uzak tutmaya çalışın.
Beslenme bozukluğu olan kişinin dikkati büyük bir ihtimalle zaten yiyecek ve kilo konularında olacaktır.
Öğün saatleri savaş meydanına dönüşmemelidir. Sıkıntılar ve duygular açığa vurulmalıdır ama yemek saatlerinde değil; zaten yemek saatleri büyük bir ihtimalle zor olacaktır.
Kısıtlamaları ve Sorumlulukları kabullenin. Ailenin ve arkadaşların desteği ve teşviki çok önemlidir, ancak düzelmek için gerekli adımları atmak, beslenme bozukluğu olan kişinin sorumluluğudur.
Bağımsızlık: Beslenme bozukluğu olan kişinin, bağımsız bir yaşam ve kendi kararlarını kendi zamanları kapsamında kendilerinin verme hakkı vardır. Kişinin yaşı gençse veya sağlığı yerinde değilse bu, oldukça zor olabilir, ancak düzelmenin bir parçası, genelde kişinin kendi kendini idare etmesini öğrenmesidir. Kısıtlamalar belirleyin. Kişi sizin için zorluk çıkartan bir şekilde davranıyorsa, davranışlarının kabullenilmeyeceğini kendisine belirtmeniz doğrudur. Sadece yerine getirebileceğiniz kısıtlamaları belirleyin.
Normalde yaptığınız her şeyi yapın. Başkalarının beslenme bozukluğu ile yaşamasını öğrenmesi yerine, beslenme bozukluğu olan kişinin, yiyecekle ve diğer kişilerle birlikte yaşamasını öğrenmesi gerekir. Yemek saatlerine, yiyecek için alışverişe, gezilere, sohbet konularına ve diğer ilgi konularına değişiklik getirmemeye çalışın.
Kişiyi beslenme bozukluğundan ayrı tutun. Kişinin davranışlarının, karakterinin yansıması değil de, beslenme bozukluğunun bir belirtisi olduğunu kendinize hatırlatın.
Beraberce zevk aldığınız şeyleri yapın. Beslenme bozukluğunun aile içinde veya ilişkinizde odak noktası olmasına izin vermemeniz çok önemlidir. Her zaman zevk alarak yaptığınız şeyleri yapmaya devam edin.
Diğer aile fertleri veya arkadaş gurupları ile de zaman geçirin. Beslenme bozukluğu olan kişi önemlidir, ancak diğer kişilerden daha önemli değildir. Kardeşlerin veya eşlerin ihmal edildiklerini hissedecekleri durumlardan kaçının.
Bilgilenin. Beslenme bozukluğundan iyileşme hikâyeleri ve stratejiler yararlı olabilir.  Aileler ve arkadaşlar için yazılmış bir çok kitap vardır.
Kendinize bakın. Gereksinim hissettiğiniz kadar destek ve bilgi edinin. Destek gurupları, akrabalar, arkadaşlar, danışmanlar, telefonla destek hatları ve diğer profesyoneller yararlı olabilir.
Sabırlı olun! Beslenme bozuklukları karmaşıktır ve iyileşme zaman alabilir. Bazen kişinin de kendini kötü hissetmek istemediğini, ancak böyle bir rahatsızlığı aşmak için gücünün yetersiz olduğunu, kendinize hatırlatmanız önemlidir.




Aileler ve Arkadaşlar için Beslenme Bozuklukları Hakkında Bilgilendirme


Beslenme bozuklukları nelerdir?

Beslenme bozuklukları ciddi fiziksel hastalıklarla sonuçlanan psikolojik hastalıklardır. Tedavi edilmediği taktirde kişinin hayatını her yönden ciddi şekilde etkileyebilir ve kişinin yaşamını tehlikeye atma potansiyeli de vardır.
Bütün beslenme bozuklukları zihnin devamlı kilo ve yiyecekle meşgul olmasını içerir, ancak nedenler, sonuçlar ve davranışlar değişik beslenme bozuklukları için farklı olabilir. Bir kişinin aynı zamanda çeşitli beslenme bozukluğu belirtileri göstermesi veya bir bozukluktan diğerine değişmesi mümkündür, örneğin; anoreksiya sonradan bulimia’ya dönüşebilir.
Anoreksiya’nın özelliği genelde aşırı kilo kaybı ile sonuçlanan, yemek kısıtlamasıdır. Kilosunun düşüklüğüne rağmen kişi kendini şişman olarak görür ve yiyeceklerini kısıtlamaya devam eder ya da aşırı egzersiz yaparak, zorla kusarak veya müshil ilacını hatalı şekilde kullanarak düşük kilosunu muhafaza etmeye devam edecektir.
Bulimia genelde rejimle veya kısıtlı yemek yeme ile başlar, bu aşırı miktarda yemek yeme arzusuna yol açar ve genelde yiyeceği kontrol altında tutamama duygusu ile bağlantılıdır. Aşırı yemesini telafi etmek için kişi, kendini kusmaya zorlayabilir, müshil veya su attıran ilaçları hatalı şekilde kullanabilir ya da aşırı egzersiz yapabilir. Kiloları değişmiyormuş gibi görünebilir ya da çok hafif değişme gösterebilir.
Aşırı Yeme Bozuklukları genelde bulimia’ya benzer aşırı yeme özelliğini gösterir ancak telafi eylemi yoktur, bu da genelde kilo almakla sonuçlanır.
Diğer Beslenme Bozuklukları Kişilerin, davranışları yukarıdaki tanımlara girmeden, beslenme ile sorunları veya beslenme üzerinde düşünceleri olması olasıdır, örneğin; aşırı egzersiz yapıp fazla miktarda protein alan kişiler.


Nedenler

Beslenme Bozuklukları daha çok genç kızlarda ve genç kadınlarda görülmektedir, ancak erkeklerde, her yaştan ve her kültürden insanda da bu bozukluklara rastlanabilir.

Birçok faktörün beslenme bozukluğunun gelişmesini etkilediği düşünülmektedir:
Biyolojik faktörler, ergenlik çağıyla gelen fiziksel değişiklikler ve genetik veya ailevi faktörler gibi,
Sosyal faktörler, erişmek ve başarılı olmak için baskıyı kapsar,
Psikolojik faktörler, yaşamda önemli değişiklikler veya yetişkinliğin getirdiği sorumluluklara karşı korku, mükemmelcilik, öz saygı noksanlığı ve başkalarının onayına gereksinim duyma gibi kişisel özellikler.


Etkileri

Beslenme bozukluklarının fiziksel ve psikolojik sonuçları ciddi olabilir.
Fiziksel sorunlar böbrek yetmezliği, kalpte düzensizlikler ve düşük tansiyonu kapsayabilir. Kilo kaybı ve düzensiz beslenme alışkanlıkları, kişinin dikkatinin çabuk dağılmasına ve saçma düşüncelere yol açabilir.
Beslenme bozuklukları endişe, depresyon, sosyal ortamlardan kendini çekme, ruh haletinde dengesizlik, dengesiz davranış ve kişilikte değişmelere neden olabilir. Kişide suçluluk, utanma, kendinden tiksinme ve kendinden nefret etme gibi duygular olabilir ve aynı zamanda intihar düşünceleri de olabilir.


Tedavi ve iyileşme

Çeşitli şekillerde terapiler mevcuttur. Doğru yaklaşım bulunduktan sonra, iyileşme olasılığı mükemmeldir.
Beslenme bozuklukları kişileri hem fiziksel hem de psikolojik açıdan etkilediği için, tedavide çeşitli sağlık profesyonellerinin katkısı olabilecektir: psikiyatristler, psikologlar, doktorlar, perhiz uzmanları, sosyal görevliler, hemşireler ve dişçiler.
Tıbbi bir muayene beslenme bozukluğunu değerlendirecek ve gerekli tıbbi tedaviyi belirleyecektir.
Gıdasal eğitim ve öneri, iyileşmenin önemli bir parçasını oluşturan dengeli beslenmenin yeniden yerleşmesine yardımcı olabilir.
Psikolojik tedavi, beslenme bozukluğunun gelişip, yerleşmesine neden olan düşünce, duygu ve davranışların ele alınmasına ve bu konuların altından kalkabilmek için başka seçeneklerin bulunmasına yardımcı olabilir.
Aile fertleri ve arkadaşlar genelde yoğun bir şekilde beslenme bozukluğu sorununun içindedirler, bu yüzden ideal olarak tedavi yalnız yapılmamalıdır. Terapi seanslarında aile fertlerinin de bulunduğu aile terapisi, yararlı olabilir.
Herkesin hatırlaması gereken bir nokta düzelmeye doğru yol alırken gerilemenin olabilmesidir, bu "geriye adım" sağlıklı değişme işleminin bir parçasını oluşturabilir.
Aile fertleri ve arkadaşlar sevdikleri kişiye düzelme yolunda harcanan tüm çabanın, sonuçta değeceğini hatırlatabilirler – herkes için.
Yapılması gereken en önemli şey kişiye sevgi, alaka ve itimat göstermektir – ve en kısa zamanda yardım araştırmaktır.


Aileler ve arkadaşlar nasıl etkilenirler?

Anne ve babalar, kardeşler, eşler, arkadaşlar, akrabalar, iş arkadaşları ve diğer kişiler, beslenme bozukluğunun gerek kişinin kendisinde gerek kendi yaşamları üzerindeki etkileri ile nasıl baş edeceklerini öğrenirken genelde değişik duygular yaşarlar. Beslenme bozukluğu ile yaşamanın zorluğu aile içinde gerginlik ve bölünmeler yaratabilir.
Olayın içinde olan her kişi değişik şekilde etkilenecektir. Bu duygular şunlar olabilir:

Şaşkınlık; niçin olduğu konusunda, aile içinde, eşler arasında, arkadaş çemberi içinde bu hastalığı en iyi şekilde nasıl ele alma konusunda,
Üzüntü ve Hiddet; kişinin ruhi ve fiziksel sağlığını yitirmesi konusunda, hastalığın yarattığı zorluklar ve değişiklikler hakkında, kişiyi iyileştiremedikleri için,
Suçluluk ve Korku; herhangi bir şekilde hastalığa sebep olma olasılığı hakkında, beslenme bozukluğunu tanımama ve hastalığı etkin şekilde ele almama konusunda, kişinin düzelememe olasılığı hakkında.


Problemi olduğunu tahmin ettiğiniz bir kişiye yaklaşım

Bir kişinin beslenme bozukluğu olup olmadığını kesin belirlemek bazen zor olabilir, özellikle kişi davranışlarını gizli tutarsa. Ancak herhangi bir sorun olduğuna dair endişeniz olursa, konuyu kişi ile aydınlığa getirmek, aldırış etmemekten iyidir. Bunu yapmanın "doğru" veya "yanlış" yolları yoktur, ancak göz önünde tutulması gereken bazı noktalar vardır:

Olumlu bir sohbet olanağı yaratmaya çalışın. Kişiye yaklaşımın en iyi yolunu belirlerken, kişi hakkında bildiklerinizden yararlanın.
Bir broşür veya servislerin listeleri gibi bilgi sağlayın, kişi daha sonra bunları okumak isteyebilir.
Damgalayıcı veya yargılayıcı dil kullanmamaya çalışın, örneğin, beslenme bozukluğu veya bulimia gibi kelimeleri kullanmanın yerine, daha çok genel olarak moral, davranış, yalnızlık ve sizin bunlarla ilgili endişelerinizi konuşmak isteyebilirsiniz.
Her ikinizin de sakin olduğu ve dikkatinizin dağılmayacağı bir zamanı seçin. Güvenceli ve rahat bir yer seçin.
Hiddet, itiraz veya rahatlık gibi duygusal tepkilere hazırlıklı olun. Kişiler beslenme bozuklukları hakkında kendilerini suçlu, mahcup veya koruma duyguları hissedebilirler. Özel yaşamlarının tehdit edildiğini veya birisinin durumu fark ettiği için rahatlama hissedebilirler. Diğer bir şık olarak da şaşkınlık hissedebilirler, çünkü henüz kendileri bile beslenme bozuklukları olduğunun bilincinde değildirler.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #76 : Şubat 11, 2007, 12:23:03 am »

Yeme Bozuklukları


Yeme davranışında önemli bozuklukların görüldüğü ruhsal bozukluklar bu başlık altında ele alınır.


Anoreksiya Nervoza

Çoğunlukla ciddi beslenme bozukluğu ile sonuçlanan, beden imajı bozukluğu ve kendine ciddi diyet sınırlaması ile belirli, önemli bir hastalıktır. Bu hastaların % 5-18’inin ölümle sonuçlandığı görülmüştür. Kilo, normalin çok altına düştüğü halde, kişi bunu yeterli görmez. Ergen genç kızlarda yaygınlığı %0,5-1’dir. Genellikle 13–20 taşları arasında başlar. Başlangıç, sıklıkla stresli yaşam olayları ile birliktedir. Kadınlarda 10–20 kat fazla görülür. Özellikle gelişmiş ülkelerde, baletlik, balerinlik gibi incelik gerektiren mesleklerde yaygındır.
Tek yumurta ikizlerinde eş hastalanma oranı, çift yumurta ikizlerinden yüksektir. Ailelerinde, daha çok depresyon, alkol bağımlılığı ve yeme bozuklukları bulunduğu görülmüştür. Ergenlikte, bağımsızlık ve toplumsal veya cinsel işlevsellik isteme reaksiyonu olarak ortaya çıktığı düşünülür. Toplumun zayıf görünüme önem vermesi hastalığı geliştirebilmektedir. 1960’larda, inceliği ile öne çıkan manken Twigy’nin ünlenmesi sonrası arttığı gözlenmiştir; adeta zayıflık moda olmuştur. Hamilelik korkusu ve bastırılmış cinsel ve saldırganlık dürtüleri, hastalığın oluşumunda rol oynayabilir. Üçte bir kadarı kronikleşir.


Bulimia Nervoza

Ara sıra gelen, kontrol edilemeyen, kompulsif, hızlı ve kısa sürede inanılmaz ölçüde fazla yeme halidir. Ardından genellikle kendi kendilerini kustururlar. İshal yapıcı, idrar söktürücü ilaçlar alırlar; kilo vermek için aşırı egzersizlere başvururlar. Genç kadınlarda yaygınlığı %1-3’tür. Genellikle 16–18 yaşlarında başlar. Kadınlarda 10 kat fazla görülür. Metabolizma ile ilgili çalışmalar, azalmış norepinefrin ve serotonin aktivite ve dönüşümü bulunduğunu ortaya koymuştur. Kusan bazı bulimia’lı hastalarda plazma düzeyi yüksek bulunmuştur. Bu hastaların ailelerinde, daha fazla depresyon ve obezite (aşırı şişmanlık) olduğu görülmüştür. Toplumun inceliği ödüllendirmesine bir tepki olabilir. Bu hastalar perfeksiyonist (mükemmeliyetçi) olmaya eğilimlidir. Aile çekişmeleri, itilme ve ihmal ortaya çıkışta etkili olabilir. Hastalar, okul sonrası ailelerini bırakmaktan korkabilir. Anksiyete ve depresif belirtiler sık görülür; intihar bir risktir. Alkol kötüye kullanımı vardır. Üçte bir kadarı, yiyecek için hırsızlığa başvurabilir.
Psikodinamik açıdan, cinsel ve saldırganlık fantezileri, kişi tarafından kabul edilemez ve sembolik olarak aşırı yeme ile ifade edilir. Genellikle kronik seyirlidir.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #77 : Şubat 13, 2007, 08:54:38 pm »

Zayıflarken Dikkat!

Zayıf kalmak uğruna yapılan bilinçsiz diyetler yeme bozukluğuyla ilgili iki önemli hastalığı da beraberinde getiriyor. ''Anoreksiya Nervoza'' ve ''Bulimia Nervoza'', yeme bozuklukları özellikle genç kızları etkiliyor.


Özellikle genç kızları etkiliyor

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden Doç. Dr. Fulya Maner, son yıllarda yeme bozukluklarının arttığını belirterek, anoreksiya nervoza hastalığına bağlı ölümlerde ciddi bir artış kaydedildiğini belirtti.


Uzmanlar, Türkiye'de yeme bozukluklarının hastalık olarak algılanmadığını belirterek önümüzdeki yıllarda bu hastalıklarda artış görüleceğini vurguluyor. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi İkinci Nervoza Kliniği'nden Doç. Dr. Fulya Maner , son yıllarda yeme bozukluklarının arttığını belirterek geçen 30 yıllık süre içerisinde anoreksiya nervoza hastalığına bağlı ölümlerde ciddi bir artış kaydedildiğini belirtti. Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Nihat Babaoğlu da, bu hastalıklarda hâkim faktörün babanın sevgi eksikliği olduğuna dikkat çekerek ''Çocuğun vücudu geliştikçe baba geri çekilir. Sonuçta yeme bozukluğu oluşur'' dedi.


Anoreksiya Nervoza

Genellikle genç kızlarda görülen Anoreksiya Nervoza, şişmanlama korkusuyla diyet yapmak başlayan ve ileri zayıflıkla sonuçlanan, beden imgesinin bozulması, adet kanamasının kaybolması gibi sonuçları olan bir yeme bozukluğu. Bu rahatsızlık kişinin normal vücut ağırlığının yüzde 85'inin altına inmesi ile sonuçlanabiliyor.


Bulimia Nervoza

Aşırı yeme ve yemek yeme dönemlerinin durdurulamamasıyla seyreden Bulimia Nervoza'da, bireyler pasta, çikolata gibi yüksek kalorili yiyecekleri çiğnemeden, yutarcasına yiyor. Hastalar tıkıştırarak yemekten ilk anlarda zevk alıyor. Ancak sonra pişmanlık, kendinden nefret etme, iğrenme duygularıyla yediklerini çıkarmaya çalışıyorlar. Çoğunlukla kusuyor veya laksatif (müshil ilacı) kullanarak çabuk boşaltımı sağlıyorlar.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #78 : Şubat 14, 2007, 04:47:40 pm »

Çocuklarda Yeme Sorunları


Çoğu zaman çocuklarımızla mücadeleler yaşar, onlarla bebeklikten itibaren pek çok konuda çatışmaya gireriz, ister istemez. Bu çatışmalardan en belirginidir yemek üzerindeki mücadele.
Çocuklar için yemek gelişimsel bir basamaktır. Yemek alışkanlığı çocuğun duygu durumuna, bağımsızlığına, bireyselleşmesine, motor gelişimine, ebeveynleri ile uzun dönem ilişkisine ve huyunun oluşumuna yol açar.
Yeme sorunların çocuk 1–2 yaşlarındayken kendini göstermeye başlar. Çocuk bağımsızlığını ilan etme yolunda ilk çabasını yemek seçerek veya yemeği reddederek dile getirir. Anne telaşlanır, korkar, kızar ve hatta suçluluk duyar. Böylelikle savaş başlamıştır. Her öğünde bu tansiyon hissedilmeye, hatta gittikçe şiddetlenmeye başlar. Bir kısır döngüye giren durum çocuğun gittikçe daha az yemek yemesine yol açacaktır. Daha da önemlisi bu karşı koyma ve çatışma çocuğun diğer davranışlarına da yansıyacak; uyku düzeni, tuvalet eğitimi ve istekleri ertelemede ebeveynler güçlük yaşamaya başlayacaktır.
Bebeklik dönemi(1 yaş) yeme davranışına bağlı problemleri üçe ayırabiliriz: anne sütünün yetersizliği ve normalin altında besleme çocuk doktorlarının müdahalesine ihtiyaç duyulacak bir durumdur. 2. problem özellikle anne sütü almayan bebeklerde rastlanan gereğinden fazla besleme sıkıntısıdır. Bu durumda annenin suçluluk duygusu ve sosyokültürel etkilerin önemli olduğu gözlenmektedir. Uzmanların önerisi ilk 6 ay anne sütü ile çoğu beslemek olmaktadır. Diğer taraftan günlük süt veya besin miktarı da çocuk doktorlarının önerdiği seviyeyi geçmemelidir. Sonuncu olarak anneler sık sık beslenme sonrası bebeklerin çeşitli yollarla besini çıkartmasından şikâyet ederler. Bu durumda önerilen yemek öncesi ve sonrası bebeğin sakin bir ortamda olması, kucağa alınmaması, hareket halinde bırakılmaması ve öğünün gerekli miktarların üstüne çıkartılmamasıdır.
2–3 yaşlarında yeme problemleri daha sık meydana gelmekte, anneleri etkilemektedir. Bu yaşlar çocuk için zor yaşlardır, çünkü bebek kendi özgürlünü kazanmaya, bireyselleşmeye çalışmakla birlikte anne ve babasından da kopmamaya uğraşır. Bu yaşlarda (özellikle 3 yaşında) bebek bedensel ihtiyaçlarının farkına varır, kaşık, çatal tutarak kendi beslenme ihtiyacını giderebilir. Anneler için bu durum pek çok açıdan zordur.


Bu dönemde de 3 tür şikâyetle anneler uzmanlara başvurmaktadır:

1. Yemek seçme
2. Yemeyi reddetme veya ağızda bekletme
3. Yemek esnasında ayağa kalkma dolaşma
Çocuklarımız sosyalleşmeye başladığı andan itibaren onları anaokulları, yuvalara göndeririz. 6 yaşından sonra ise artık okul çağı gelmiştir. Yeme davranışlarında sorun yaşayan ve bu davranışları artık pekiştirmiş bir çocuğun okul dönemi beslenme düzenini oturtmak da ebeveynler için güç bir durum haline gelebilmektedir. Bu nedenle anne-babalara çocuklarının küçük yaşlarından itibaren bir takım görevler düşmektedir.


Anne-Babalara Öneriler:

1. Örnek olma
2. Zorlamama, tehdit etmeme
3. Kirlilik ortaya çıkmasına rağmen 1 yaşından itibaren çocukları kendi kendilerini beslemeye teşvik etme
4. Küçük öğünler, ufak lokmalar
5. Öğün içinde alternatif seçimine destek
6. Olumlu yeme davranışlarını sözel olarak ödüllendirme
7. Belirli yiyecekler için çok katı olmamaya çalışma
8. Kesin, kararlı ancak yumuşak disiplin
9. Öğünün süresi için önceden belirli zaman dilimi kararlaştırma
10. Tatlı, şeker, çikolatanın ancak çocuk yemeğini bitirdiğinde sunulması
11. Tabağın tamamen bitirilmesi konusunda ısrarcılıktan kaçınma
12. Yemek için masa ve sandalyeyi tercih etme, kucak, TV karşısından vs. kaçınma
13. Tüm yemek disiplininde tutarlılık


Uzm. Psk. Hande Sinirlioğlu Ertaş
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #79 : Şubat 16, 2007, 02:33:44 pm »

Yeme Davranış Bozuklukları


Genç kızların kültür değişimine bağlı olarak sağlıksız vücut ağırlığına ulaşma istemleri duyusal faktörlerin yanında ciddi hastalık tetikleyicisidir. Günümüzde bireyler sağlıksız diyet yapma sonucunda ciddi hastalıklara yakalanmakta tedavisi olmayan sorunlarla karşılaşmaktadır.
Araştırmalar ergenlik çağındaki sağlıklı erkeklerin 1/3’ünün, kızların ½’sinin kendilerine şişman buldukları belirlenmiştir. Bu nedenle ergenler kilo vermek hatta kilo almamak için büyük gayret gösterirler. Diyet yapma konusunda katı ve seçici davranırlar ve daha hızlı kilo vermek için çok kısıtlı enerji içeren sağlıkla bağdaşmayan diyetlerle başarıya ulaştıkları için  çoğu tehlikeli sonuçlarla karşılaşırlar.
Tehlikeli sonuçların en belirgini yeme davranış bozukluğu ile seyreder. Aneroksiya nervoza (açlık hastalığı), binge feeding (çılgınca yemek yeme) veya bulimia nervoza denilen psikolojik yeme davranış bozukluğu en sık görülenidir. Bu hastalıkların temel sorunu algılamada olan önemli eksikliktir
Tedavinin yetersizliği yada gecikmesi halinde, yeme bozuklukları ağır beslenme bozukluklarına neden olur. Unutulmaması gereken en önemli nokta bu davranış bozukluklarında İŞTAH KAYBI KESİNLİKLE yoktur.
Aneroksiyalar, besin alımına, kiloya ve zayıflığa aşırı takıntılı olan bu kişiler, çok kilo kaybetmiş olsalar dahi yemek yemeği ve aç olduklarını reddederler. Çok düşük kalorili besinleri tercih ederler. Aile içinde zamanla kilo kaybettiği hissedilir. Bunu hissettirmemek için kişi yediği yemekleri saklar, dışarı atar, kalın giysiler giyer. Hatta sık sık yemek yapar ve çevresindekilere yedirir.
Bulimialar, kişi aşırı miktarda besin tüketir ve ardından çıkararak kendini mutlu ettiğini zanneder. Çoğunlukla yüksek kalorili besin tercih ederler. Kusma, diüretik veya laksatif ilaçlar kullanırlar. Bulimianın sonuçları çok önemlidir. Sıvı kaybı, organ hasarı, kusmaya bağlı iç kanama ve diş çürükleri en önemli sorunlarıdır. Hatta daha önemlisi bazı durumlarda ölümle sonuçlanabilir.
 

Yemek bozukluğu ne zaman başlar?

Çoğu vakada bir kilo verme diyetiyle başlar ancak bir nedene bağlı ciddi olayın öncesinde veya sonrasında kendini sinsice gösterir. Ama birçok araştırmada kesin bir kanıt bulunamamıştır. Bugün bilinen beslenmenin ötesinde bir sorun olduğudur.
 

Kimler riskli?

Kadınların % 95’i bu hastalıklara daha yatkındır. Her 250 genç kızdan birinde anoreksiya belirtileri görülmektedir. Kilo kontrolü sağlanması gereken sporcular bunlara en iyi örnekler jimnastikçiler, dansçılar, balerinler vb… Çok nadir erkeklerde, 8–10 yaş grubu çocuklarda görülebilmektedir.
 

Hastalık kendini belli eder!


Anoreksiya Nervozalı kişiler:

1. Aç olduklarını inkâr ederler.
2. Yemeği reddeder, aç olduklarını inkâr ederler. Örneğin 1 tabak içerisine 1 adet nohut tanesini koyar çatal ve bıçakla ikiye bölüp tüketir ve doyduğunu söyler.
3. Kısa sürede yemek yememeye bağlı çok kilo verirler.
4. Güvensiz, huysuz, depresif ve hiperaktif olurlar.
5. Besinlerin enerji değerleri, şişmanlıkla ilgili konuları ezbere bilirler.
6. Zayıflarlar ancak hala kendilerini şişman görürler.
7. Çok ağır egzersiz yaparlar. Örneğin o sağlıksız vücutlarına rağmen sürekli yürür, evde sandalye yüzü görmezler.
8. Kabızlık baş düşmanlarıdır, adet döneminden kesilirler.
9. Karşı cinse karşı çoğunda ilgisizlik vardır.
10. Kollarda ve yüzde ince tüyler oluşur.
11. Kusma tipik belirtisidir. Ancak birlikte yaşayan aileye kustuğunu belli etmemek için elinden gelen her şeyi yaparlar. Siz kustuklarını ancak klozetin iç kapaklarına sıçrayan taneciklerden ve kesif kokudan anlarsınız.


Bulimia Nervozalı kişiler:
1. Gizli yemek yiyicilerdir.
2. Yemekten sonra banyo, tuvalete giderek yemekten kaybolurlar.
3. Bazen çok kilolu bazen de zayıf olurlar. Çok sık kiloları değişir.
4. Yemek yedikten sonra mahcup olup depresyona girerler.
5. Paratroid bezleri şişkin olur. Kulak altında bulunan bezlerdir.
6. Alkol ve ilaç çoğunlukla kullanırlar.
7. Kusma ile oluşan asit diş minelerine zarar verir.
8. Düzensiz adet dönemi yaşarlar.


Ne yapmalı, bu soruna nasıl yaklaşmalı?

Eğer bu tip beslenme bozukluğunu hissediyorsanız hiç beklemeyin. Tıbbi, psikolojik ve besleneme konsültasyonu içeren kombine tedavi için ailecek sağlık kuruluşuna başvurun. Tedavi için dirence, uzun soluklu bir tedavi sürecine, eğer geç kalınmışsa oluşmuş zararları öğrenmeye hazır olun. Tedavi birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir. Yeme bozukluklarının belirtileri ve davranış şekli kolayca geçmez. Ancak doğru ekip ve iyi bir yardımla iyileşme şansı yakalayabilirler.
Bunun gibi olumsuz vücut imajı şüphesinde bulunan ergen bireylerin mutlaka beslenme uzmanına gidip kilolarının sağlıklı hedefler içerisinde olup olmadığı hakkında bilgi alması, eğer kilo fazlalığı varsa büyüme ve gelişme faktörlerini engellemeyecek şekilde sağlıklı beslenme reçetesi ile güvenli kilo verime başlamaları yemek yeme bozukluklarının görülmesini engeller. Bunun için sağlıklı beslenme ilkelerinden kesinlikle taviz verilmemesi gerekmektedir.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #80 : Şubat 21, 2007, 05:13:24 pm »

Yeme Bozukluğu


Yeme bozukluğu günümüzde giderek daha fazla önem kazanmaya başlayan bir problemdir. Özellikle ergenlik döneminde görülen bir rahatsızlık olup kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla çok daha yüksektir. Günümüz modern toplumlarında “ince” olmanın çekicilikle eşdeğer tutulduğu, medyanın özellikle kadınlara yönelik mesajlarında zayıf olma vurgusunun yer aldığı görülmektedir.

Bu durumun yeme bozuklukları için hazırlayıcı bir faktör olduğu düşünülmektedir. Ancak yeme bozuklukları yalnızca ince olma çabaları ile açıklanamayacak kadar karmaşık olup, bir sürü psikolojik faktörle de ilişkilidir. İçinde bulunulan yaşam dönemi, geçirilen bir travma, ilişkilerde yaşanan güçlükler vs… sonucunda ortaya çıkabilir. Yeme bozuklukları en genel tanımı ile yaşanan bir takım zorlukların yeme paternleri ile dışa vurumudur. Örneğin yemeği reddetme kişiyi zora sokan bir ilişki tarzını reddetme ile karakterize olabilir. Kabul isteğinin, onay beklentisinin bir yolu, ebeveyne bir başkaldırı amacı vs… olabilir. Yeme bozukluklarında beden hoşnutsuzluğu temel bir faktör olup benlik algısı ile ilişkilidir.

Ailelerin bu süreçte sıklıkla kızgın, korkulu bazen de deprese oldukları, ne yapacaklarını bilemedikleri görülür. Bu durum ailenin bireyi zorlamasıyla, ona aşırı tepki göstermesiyle sonuçlanabilir. Söz konusu durum da rahatsızlığın daha da inatçı hale gelmesiyle sonuçlanır. Yeme problemleri primer veya bir rahatsızlığa sekonder olarak ortaya çıkabilir. Örneğin kilo ve iştah kaybı majör depresif bozukluğun yaygın bir bulgusudur. Dolayısıyla yaşanan süreç depresyonun bir ifade biçimi olabilir ya da eşlik eden depresyon, kaygı bozuklukları ve diğer psikiyatrik rahatsızlıklar görülebilir.

Yeme bozukluğu olanlar, özellikle anoreksikler çoğu zaman ailenin ısrarı ile yardım almaya razı olmaktadırlar ya da zorlanmaktadırlar. Oysa rahatsızlığın erken tanınması ve terapi sürecinin başlatılması rahatsızlığın kronik hale gelmesini ve bireyin hayatını tehdit etmesini önler. Bireyin hayatı riskinin olduğu durumlarda öncelikle hastaneye yatırılarak belli bir kiloya ulaşması ve fonksiyonlarının normale dönemsi amaçlanır.

Yeme bozukluklarının en sık görülenleri Anoreksiya Nevroza ve Bulimia Nervoza’dır.

Anoreksiya Nevroza: Kişinin vücut biçimi ve ağırlığını algılamada problem olması sonucu yemeyi durdurması ve aşırı derecede kilo kaybetmesidir. Anoreksik birey kilosu ne olursa olsun kendini şişman hisseder. Kilo kaybını genellikle diyetle sağlar; ayrıca kusma, müshil ilacı, diyet ilacı ya da aşırı egzersiz de uygulayabilir. Bu bireylerin kilo almaktan aşırı derecede korktukları, devamlı kilo kontrolü, kalori hesabı yaptıkları, diyet ürünleri tercih ettikleri görülür. Açlık duygusunu inkar edebilir, yemek yememek için devamlı bahaneler bulabilir, alışılmadık yeme alışkanlıkları geliştirebilirler. Yemek yediğinde utanç, suçluluk hissederler. Bu bireyler kendilerinde bir rahatsızlık olmadığını düşündükleri için genellikle terapiyi reddederler. Bir kısmı oluşan çeşitli komplikasyonlar sonucu ölür.

Kişilik özellikleri olarak genelde katı, mükemmeliyetçi, kendilerine yüksek hedefler belirleyen bireylerdir. Kilo kaybını başardığında kendilerini güçlü, kontrollü hisseder. Yaşamının kontrolünü bu şekilde elinde tutmaya çalışabilir. Genelde kendilerine güvenleri azdır. Bu bireylerin ailelerinin de beklentilerinin yüksek olduğu, bağımsızlık kazanma isteklerine karşı güçlü direnç gösterdikleri bildirilmektedir.

Bulimia Nevroza: En genel tanımı ile birbiri ardına yeme ve kusma nöbetlerinin olmasıdır. Bulimik bir birey bir seferde yiyebileceği miktardan çok daha fazlasını, çok daha kısa zamanda yer. Çoğu zaman yemek yerken kontrol kaybı (yemeyi durduramayacağı) hissini yaşar. Bulimiada temel patoloji yemeyi durduramamadır. Amaç açlığı bastırmak değil, kendisini dolu hissetmektir. Yeme nöbetlerini ardından kendini çok şişmiş hisseden birey yoğun suçluluk, utanç duyguları yaşar ve yediklerini kusarak veya müshil ilacı vs… kullanarak ya da aşırı egzersiz de yaparak çıkartmaya çalışır. Bulimikler için genellikle yemek yemek tek rahatlama alanıdır. Yaşamlarını yemek ve yememek arasında bocalama ile geçiririler.

Bulimiklerin sıklıkla gizli bir şekilde tıkındıkları bilinir. Toplu yemek yerlerinden kaçındıkları, yemekten sonra hemen banyoya gittikleri, ani kilo değişimlerinin olduğu görülür.

Anoreksiklerden farklı olarak bulimikler bir rahatsızlıkları olduğunu kabul etme ve yardım alma eğilimindedirler. Yapılan araştırmalar bu bireylerin yoğun değersizlik hisleri ve onay ihtiyacı içinde olan, aşırı derecede kendini eleştiren bireyler olduğuna dair bilgiler sunmaktadır. Benlik algıları vücut görünümlerine bağlıdır. Bir takım çalışmalar bulimiklerin ebeveynlerinin uzak ve reddedici olduklarını bildirmekte, anneden ayrılma ve bireyselleşme çabalarının dışa atma-kusma şeklinde olabileceğine işaret etmektedir. Bazı araştırmalar da hem ebeveynde hem de çocukta birbirinden ayrılma ile ilgili yoğun güçlükler olduğunu ifade etmektedir.


Psikolog Gamze Ülker
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #81 : Şubat 22, 2007, 03:32:02 pm »

Anoreksiya Nervoza


Tanım: Kelime anlamı iştahsızlıktır, ancak bu hastalık için yanlış kullanımdır çünkü burada iştahsızlık değil kasıtlı kontrollü yememe söz konusudur.
Patolojik biçimde şişmanlık korkusudur, beraberinde beden imgesinde bozulma, bitmeyen bir zayıflama arzusu, biyopsikososyal, davranışsal sorunları içerir.


Sıklık: Tüm yeme bozuklukları için ergenlik ve gençlik döneminde % 4’e varan oranlar verilmektedir.
•Ergen kızlarda % 0,5–1, erkeklerde daha az.
•K/E: 10–20/1
•Genç kadınlarda klinik bozukluğu karşılamayan ancak belirtilerin bir kısmını karşılayan oran ise %5’lere çıkmaktadır.
•Bulimia (tıkınırcasına yeme): %1–4
•Tüm yeme bozuklukları; E / K: 9 / 1
•Monozigotlarda konkordans: %50
•Dizigotlarda konkordans: %10–14


Etioloji:

Grup A:
•Gıda ile olumsuz duygudurum arasındaki ilişki açıktır. Depresyonda iştah azalıp artmaktadır, anoreksiyadaki olumsuz düşüncelerle de yeme etkilenmektedir.
•Premenstrüel sendrom, mevsimsel affektif bozukluklarda, bazı depresyonlarda karbonhidrat tüketimi artmakta, bu da enerji düzeyini artırmakta ve depresyonu düzeltmektedir. O halde karbonhidratlar MSS’de serotonin sentez ve salınımında rol almaktadır.
•İştah, termoregülasyon, nöroendokrin işlev bilindiği gibi hipotalamik kontrol altındadır.
•Merkezi DA reseptörlerinin negatif geri bildirim düzeneğinin bozuk olması da neden olabilir.
•Açlık BOS’unda MHPG, HVA, 5-HIAA değişiklikleri genelde görülür.
•Kortizol açlıkta azalır ama anoreksiyada artar, kilo alma ile normale döner.
•Endojen opiatlar açlık duygusunun inkârına neden olabilir. Opiat antagonisleri ile kilo alındığı bulunmuştur.
•Açlık tiroid fonksiyonunu suprese eder.

Grup B:

Psikolojik ve dinamik faktörler

•Kendilik ve otonomi duygusu bu gençlerde gelişmemiştir.
•İkincil seks karakterlerini kazanma çelişkisi.
•Anneden bağımsızlaşma çelişkisi.
•Kontrol koyma obsesyonu. Kendi aç kalırken yakınlarına yedirme kilo aldırma düşüncesi ve buna paralel davranışlar.
•Aile ilişki bozuklukları. Özellikle anne babasına ilişkin olumsuz ve kabul edilemez düşünce ve arzular. Bunu yok etmek için ise onlarla sürekli çekişme, karşı gelme davranışları.

Grup C:
Sosyal Faktörler: Toplumun değer yargıları, beğenileri, arkadaş baskı ve/veya desteği.

Tanı ve Klinik Belirtiler: Başlama 10–30 yaşları arasındadır. 13 yaştan sonra gittikçe artan hız vardır. Tepe yaptığı yaş 17-18’dir.

Tanı Kriterleri:

1.Kilo ve yaşına göre beklenen en düşük kiloda olmayı reddetme.
 Ya da minimal kilosunun %85’inin altında olma.
 Ya da beklenen sürede beklenen kiloyu alamama.
 Ya da beklenen kilosunun en az %15’ini kaybetme.
2.Kilosunun altında olduğu halde şiddetli derecede şişmanlama, kilo alma korkusu.
3.Beden biçimleri, görünümleri ile sürekli olumsuz yönde uğraş ve düşünce içinde olma
4.Post menarş kadınlarda üst üste 3 mentrüel siklusun yokluğu.


Belirtiler:

Grup A (Tıbbi belirtiler)
•Kilo kaybı ve buna bağlı sorunlar: hipotermi, ödem, bradikardi, hipotansiyon, lanuga
•Kusmaya bağlı ağız, diş sağlığında bozulma.
•Kusma ve diüretik kullanımına bağlı hipokalemik alkoloz ve diğer sıvı-elektrolit denge bozuklukları.
•Kaşekşi, Kardiyak belirtiler: aritmiler, atrial-ventriküler prematür kontraksiyonlar, ventriküler taşikardi, QT aralığının uzaması, ani ölüm.
•Gastro-intestinal sistem belirtileri: uzamış mide boşalması, şişkinlik, kabızlık, karın ağrısı
•Üreme sistemi: amenore, düşük FSH ve LH
•Dermatolojik: ödem, lanuga.
•Hematolojik: lökopeni.
•Nörolojik: anormal tat duygusu (çinko kaybına bağlı), elektrolit denge bozukluğu şiddetli ise nöbet (seizure), nöropati, yorgonluk ve zihinsel işlevlerde bozulma.

Grup B (Ruhsal belirtiler)
•Depresyon ve distimik bozukluk %50 oranında görülür.
•OKB, kaygı bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu.

Grup C (Davranışsal-ilişkisel sorunlar)
•Tüm enerjilerini yeme-yememe, egzersiz, tartılma, aynada kontrol etme davranışlarına yatırırlar.
•Okulda ilk başlarda başarılıdırlar, zihinsel fonksiyonları bozulunca başarı düşer.
•Yemek yerken kesip bölerek, tabağı düzenleyerek oyalanır. Yiyecekleri atar, saklar.
•Aşırı egzersiz, laksatif, diüretik kullanımı.
•Yemek tarifleri biriktirme, deneme, yakınlarını yaptıklarını yemeğe zorlama.
•Gizli ve genellikle gece fazla yeme ve arkasından kusma
•Aile ilişkilerinde sürekli inatlaşma, saldırganlık, aile bireylerinin davranışlarını kontrol etme uğraşıları sergilerler.
•Süreç ilerledikçe izolasyon ve yatağa bağlı hale gelme olasılığı yüksek, ya da tıbbi komplikasyonlardan ölüm riski % 5–18.

Prognozu olumlu kılan etkenler: Açlık hissetmeye başlama, inkârın azalması, kendilik duygusunun yükselmesi, immatüritenin azalması

Prognozu olumsuz kılan etkenler: Bulimianın birlikteliği, diğer psikiyatrik durumların birlikteliği, egzersiz, laksatif kullanımı, aile ilişki sorunlarının varlığı.


Tedavi:

1.Grup:
 İlk yapılması gereken hastanın beslenme durumunun restore edilmesidir. Daha sonra tıbbi komplikasyonlar varsa onların ele alınması ya da önlenmesi. Bunun için yatırılması gerekebilir.

2. Grup:
•Psikiyatrik tedavi için yatırılması gerekebilir.
•Genelde % 20 kilo kaybı varsa yatış endikasyonudur.
•%30 ise 2–6 aylık bir süre için yatış yapılabilir.
•Bu grup içindeki tedaviler:
İlaç tedavisi: Ciproheptadin (periactin) kısıtlayıcı tip için uygun Amitriptilin, klomipramin, SSRI

Psikoterapi:    a. Dinamik tx
                       b. Davranışcı
                       c. Aile tx
(Psikoterapi süreci aydan seneye dek uzayabilir.)


Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #82 : Şubat 23, 2007, 09:23:33 am »

Beslenme ve Yeme Problemleri


Yemeği reddetme, aşırı yeme, obezite, memenin kesilmesinde yaşanan zorluklar…
Çocuğun doğumdan itibaren beslenmesi, anne ile kurduğu ilişkiden yoğun olarak etkilenir. Anne ile beklenen bağın kurulamamış olması, annenin emzirme ile olan ilişkisi, bebeğin beslenmesi ile ilgili endişeleri annede gerginliğe yol açabilmekte bu gerginlik çocuk üzerinde yemek yemesi yönünde baskılara neden olabilmektedir. Annenin gerginliği ve baskıları nedeniyle bebeğin sakinleşememesi, bebeğin besin almayı reddetmesi ya da direnç göstermesine yol açmaktadır.

Sonuç olarak anne ile çocuk arasında beslenme ve yemek yeme duygusal bir çatışma aracı haline gelebilmektedir. Çocukların bu durumda gösterdiği en önemli davranışlar yemek süresini uzatmak, verilen besinle oynamak, besini ağzında tutmak, ağlamak ve kusma şeklindedir.

Çocuğun ihtiyaçlarına ve ritmine göre (aç veya tok oluşu gibi) değil, kendi belirlediği yerde ve miktarda yemek yemesi için zorlayan kuralcı anneler ile çocuğun yemesi ile aşırı ilgili annelerin çocukların yemek yeme davranışını olumsuz yönde etkileyebildikleri bir gerçektir.


Agape Danışmanlık
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #83 : Şubat 24, 2007, 02:03:49 pm »

Kızlar, bu yazının da önemli olduğunu düşünüyorum. Bazı yeme bozukluğu hastalarında hiperaktivite olmasına rağmen, yeme bozukluğu teşhisinin gölgesinde kalıp teşhis edilmeyebiliyor. Ben küçükken de zaten hiperaktivite tedavisi görmüştüm ve geçen yıl doktorun yaptığı hiperaktivite testlerinde de çok fazla belirtisine sahip olduğum görüldü. Eğer bu konuda şüpheleriniz varsa doktorla mutlaka bu konu üzerinde de durun. Çünkü bazen anlamlandırılamayan o atakların tetikleyicisi hiperaktivite de olabiliyor... Böyle bir durumda da ilaç tedavisi çok faydalı oluyor.
 Öpücük Öpücük Öpücük


Dikkat Eksikliği ve/ veya Hiperaktivite ve Yeme Bozukluğu


Yiyerek Kendi Kendini Tedavi

Biz insanlar, duygusal, fiziksel ve ruhsal acılarımızı azaltabilmek için değişik yollar bulmaya çalışırız. Bazı insanlar DEHS belirtilerinin açtığı ve üzüntüleri giderebilmek amacıyla alkol ve başka uyuşturucular kullanırken, diğerleri de kumar, aşırı para harcama ve seks bağımlılığı tarzı davranışlar içine girebilirler. Kişisel tedavi, hislerimizi değiştirebilmek amacıyla kullandığımız maddeler ya da davranışlardır. Yararlı olmayan, ama geçici bir süreliğine kendimizi iyi hissetmemizi sağlayacak yiyecekler yemek de bir tür kişisel tedavi yöntemidir. Kişisel tedavideki problem, tedavinin başta işe yaraması, ama daha sonra yeni problemlere yol açmasıdır.

Yemek, geçici bir süreliğine DEHS’in neden olduğu fiziksel ve zihinsel huzursuzlukları önleyebilir. Bu nedenle yemek, DEHS’li kişilerin okurken, çalışırken, televizyon ya da sinema izlerken daha iyi odaklanmalarını sağlayabilecek bir kontrol yöntemi olarak kullanılabilir. Eğer beyniniz ani ve aşırı isteklerinizi kontrol edebilecek kadar hızlı değilse, hiç düşünmeden yiyebilirsiniz. Bağımlılık derecesinde aşırı-yiyiciler 1 kutu dondurmayı ya da bol yağlı, koca bir paket patlamış mısırı bir oturuşta yediklerini fark ettiklerinde şok olurlar. Bu tip insanlar, ne kadar yediklerinin bilincinde değillerdir. Yemek onları bir süreliğine de olsa, çoğu zaman aktif ve karmaşık olan DEHS’li beyinlerinden uzaklaştırıp, hoş bir ‘uyku benzeri’ duruma sokar.

Her ne kadar yemeği ilaç olarak düşünmesek de, yemek ilaç gibi kullanılabilir. Hepimiz yaşamak için yemek zorundayız; fakat belirli yiyecekleri az ya da çok yemenin yol açtığı farklı sonuçlar vardır. Yemek yemekten tamamıyla uzak durmanın hiç bir şekilde imkani olmadığı için, yemek yeme bozukluklarından kurtulmak da oldukça zordur. Belirli yiyeceklerden, mesela şekerli yiyeceklerden, belirli bağımlılıkları körükledikleri için uzak durmaya çalışabiliriz. Fakat nereye bakarsak bakalım, bu yiyecekleri görmekten ve koklamaktan kendimizi alıkoyamayız.


Neden Yemek?

Yemek herkes tarafından kabul gören bir şeydir. Kendimizi rahatlatmak için kullanabileceğimiz, kültürel olarak kabul edilebilir bir yöntemdir. DEHS’li bazı insanları sakinleştirmede kullanılan ilk madde, yiyecektir. DEHS’li cocuklar coğu zaman kurabiye, şeker, kek, makarna gibi şeker ve karbonhidrat açısından zengin yiyecekler ararlar. Ayrıca kompalsif aşırı-yiyenler, tıka basa yiyenler (binger) ya da tıka basa yiyen ve sonra istifra edenler (binge and purge) bu tip yiyecekler yerler. Tıka basa yenen yiyeceklerin şeker ve karbonhidrat açısından zengin olması, DEHS’li beynin glukozu emerken ne kadar yavaş olduğu göz önüne alınırsa, hiç de tesadüf değildir. Zametkin’in çalışmalarının birindeki PET scan sonuçları, hiperaktif yetişkin insanların global beyin glukoz metabolizmalarının, normal yetişkin insan beyninden %8.1 daha yavaş olduğunu göstermiştir. Bir başka araştırma da, DEHS’li yetişkinlerin (hiperaktif ya da hiperaktif özellikler göstermeyen) beyinlerindeki glukoz metabolizmasının daha yavaş olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar, tıka basa yiyicilerin beyin kimyalarını değiştirebilmek amacıyla bu tür yiyecekler yediklerini öne sürmektedir.


Serotonin Bağlantısı

Serotonin, depresyon belirtileriyle ilişkisi bulunmuş bir neurotransmitterdir (beyinde hücreler arası iletişimi sağlayan kimyasal madde). Serotonin uykuyu, seksüel enerjiyi, ruh halini, ani ve aşırı istekleri ve iştahı düzenler. Düşük serotonin miktarı, sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine yol açabilir. Vücuttaki serotonin miktarını arttırmanın yollarından birisi, şeker ve karbonhidrat açısından zengin yiyecekler yemektir. Bu şekilde beyin kimyamızı değiştirme çabamız ne yazık ki kısa ömürlü olacaktır. Dolayısıyla kendimizi iyi hissetmeye devam edebilmek için, durmadan ve daha fazla yememiz gerekir.

Serotonin miktarının yeterli seviyede olması ayrıca ani ve aşırı isteklerin kontrolünü de sağlayarak, kişinin yemeden önce düşünebilmesine de yardımcı olacaktır.


Kompalsif Aşırı Yeme

Birçoğumuz bazen gereğinden fazla yemek yeriz. Aç olmadığımız halde sadece zevk olsun diye yemek yiyebildiğimiz gibi, bir akşam yemeğinde ya da bir kutlama yemeğinde planladığımızdan fazla yiyebiliriz. Bazı insanlar içinse aşırı yemek, durdurulamaz bir bağımlılık/compulsion haline gelebilir. Aşırı yiyenler, yemek yemeyi durdurabilme kontrollerini yitirirler. Bu tip insanlar yemeyi açlığı gidermek için değil, içinde bulundukları ruh hallerini değiştirebilmek için bir araç olarak kullanırlar. Kompalsif aşırı yiyenler tuz, şeker ve karbonhidrat açısından zengin yiyecekler yeme krizine girme eğilimli olurlar.


Tıka Basa Yemek

Tıka basa yemenin aşırı yeme bozukluğundan farkı, tıka basa yiyicilerin yemeyi önceden planlamaları ve bundan heyecan duymalarıdır. Yenecek yiyeceği almak, tıka basa yiyebilmek için zaman ve yer bulmak, DEHS’li beynin özellikle aradığı risk ve heyecanı yaratır. Yüksek miktarlarda alınan bol şekerli ve karbonhidratlı yiyecekler, vücutta kısa sürede metabolize edilirler. Tıka basa yemek, yaklaşık 15–20 dakika sürer. Yeterli serotonin ve dopamine miktarları, tıka basa yeme ve bulimiadaki ani ve aşırı istekleri kontrol etme problemlerini önlemeye yardımcı olur.


Bulimia

Bulimia, istifra etmekle sonlandırılan tıka basa yemedir. Bulimik kişi, DEHS’li kişiye çok heyecanlı gelebilecek, tıka basa yemeyi planlama esnasındaki heyecanı yaşar. Bunun yanında bulimik kişi, tıka basa yeme sonrası tatmin olma duygusundan da heyecanlanabilir. Bu da olaya yeni bir boyut katarak, istifra etme sonrası rahatlık duygusuna neden olur. Birçok bulimik, kusma sonrası bilinçlerinde bir değişiklik olduğunu, rahatlama, mutluluk ve huzur (euphoria) hissettiklerini anlatırlar. Bu tür temizlenme, kısa süreli bir rahatlama sağlar. Dolayısıyla bulimik, kısa bir süre sonra yeniden tıka basa yemeye baslar.


Anoreksiya

Günümüzde, birçok kültürde zayıf olma takıntısı vardır. “Yemek iyi bir şey, ama sakın kilo alma”. Bu sebeple birçok genç kız, genç erkek ve hatta yetişkin kadın, erkeğin tıka basa yeme-istifra etme döngüsüne tutsak olmalarına, devamlı olarak rejim yapmalarına ve anoreksiya nervosa hastalığına yakalanmalarına şaşırmamak gerekir

Anoreksiya, ölümle sonuçlanabilecek bir rahatsızlıktır. Anorektik kişiler, sağlıklı şekilde beslenme özelliklerini kaybederler. Kendini açlığa mahkum etme, kontrol kaybıyla kendini gösterir. Anorektikler yiyecek, vücut imajı ve rejim konularında takıntılıdırlar. Açlık yanında müshiller, idrar söktürücüler, enemalar ve kompalsif eksersizlerle, kafalarındaki çarpıtılmış zayıflık imajına ulaşmaya çalışırlar.

DEHS eşlik etsin ya da etmesin, anoreksik ve bulimiklerin ortak özellikleri düşük konsantrasyon seviyesi ve boşluk duygusudur. Her iki durumda da, beynin yeterli beslenememesinden dolayı konsantre olma ya da odaklanma eksiklikleri görülür. Bunun yanında, DEHS’li kişilerde yeme bozukluklarından çok daha önce dikkat eksikliği problemleri görülür.


Geniş Kapsamlı Tedavi

Hem DEHS hem de yeme bozukluklarının beraber tedavi edilmeleri gerekir. Birçok insan, DEHS’nin teşhis edilememesi ya da tedavi edilmemesi nedeniyle yeme bozukluklarını yenme konusunda büyük savaşlar vermektedirler. DEHS uygun bir şekilde tedavi edildiğinde, kişiler yeme bozukluklarını tedavi etme konusuna daha kolay odaklanabileceklerdir. Ayrıca ani ve aşırı isteklerini daha fazla kontrol edebilecekler, dolayısıyla kendi kendilerine DEHS belirtilerini tedavi etme ihtiyacını daha az duyacaklardır.

Dexedrine, Ritalın, Desoxyn ve Adderall gibi uyarıcı ilaçlar, neurotransmitter dopamine ile calışarak, DEHS’deki huzursuzluk, ani ve aşırı istek halleri, dikkat ve takıntılı düşüncelerle ilgili problemleri tedavi etmeye yardımcı olurlar. Paxil, Prozac ve Zoloft gibi ilaçlarsa, serotonin miktarını arttırarak ani ve aşırı istek kontrolü, takıntılı düşünce ve gerginliği azaltma konularında etkilidirler.

Başarılı tedavinin temeli, DEHS ve yeme bozukluklarını tıbbi, duygusal, sosyal ve fiziksel açılardan ele alan, geniş kapsamlı bir tedavi programı uygulanmasıdır. Yeme bozuklarını tedavi etmek zaman, yoğun uğraş ve bu yola gerçekten baş koymayı gerektirir.


Wendy Richardson
Çeviri: Seda BECER
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #84 : Şubat 27, 2007, 05:34:16 pm »

Kızlar, bu yazıyı 4-5 sene öncesinin Officiel dergisinden kesip saklamışım, yeni buldum, size de yazıyorum, mutlaka okuyun, çok önemli şeyler yazıyor.
 Öpücük


Bulimia: Duyguların Tehlikeli İfadesi


Bulimia, çoğunlukla kadınlarda görülen ve vücutta ciddi etkileri olan bir beslenme bozukluğu. Bu hastalığa genellikle kadınlarda rastlanmasının nedeni ise kadınların sorunlarını, beslenme alışkanlıklarına daha fazla yansıtarak ifade etme eğiliminde olması.


Günümüzde gittikçe daha sık rastlanan bu hastalık; boşluk duygusunu, karamsarlığı diğer insanlardan daha yoğun hisseden bireylerin sığınak olarak gördükleri alkolizm, uyuşturucu gibi bağımlılıklarla temelde aynı kategoride yer almakta. Zaman zaman örneklerini gördüğümüz bulimianın altında yatan nedenler çok çeşitli…


Bulimia Nedir?

İnsan hayatında sadece açlık giderici rolü olmayan beslenme, yiyeceklerin içindeki hormonlarla hissettiğimiz depresif duyguları da bir ölçüde ortadan kaldırır. Ancak bulimia hastaları, açlık duygusu olsun ya da olmasın, bir anda ortaya çıkan ve kontrol edemedikleri kadar şiddetli yemek yeme ihtiyacı hissederler. Yemek yeme baskısı karşısında hasta, bu duygu artık bastıramayacağı dereceye gelene kadar bir kararsızlık süreci yaşar (yesem mi, yemesem mi?). Sonunda kendini buzdolabının önünde bulur ve tuzlu, tatlı, sağlıklı, sağlıksız gibi hiçbir ayrım yapmadan her şeyi yemeye başlar. Bilinçsizce yapılan bu hareket, tamamen bireyin hissettiği tedirginlik, utanç ve suçluluk duygusundan kaynaklanmaktadır. Kimi zaman normalden fazla yenen yemek sonrasında hasta bu kez kilo almaktan korkar. İşte bu korku bulimia hastalığının en kötü özelliğidir. Çünkü hasta kilo almayı engellemek için tehlikeli yöntemlere başvurur. Şüphesiz bu yöntemlerin içinde en bilineni ve en çok başvurulanı kusmaktır. Bağırsakları yumuşatıcı ve idrar söktürücü ilaçların fazla kullanımı, aşırı egzersiz, katı rejimler, öğünlerde yenen yemek miktarının azaltılması da sayılabilecek yöntemlerin arasında yer almaktadır. Kimi bulimia hastalarının birden fazla yönteme de başvurduğu görülmektedir. Böylece kilo alımını durdurup, hastalıklarını saklayabileceklerini düşünürler.


Blumianın Nedenleri

Bulimia krizleri, yoğun yaşanan üzüntünün göstergesidir. Bulimia hastalarında görülen duygusal boşluğun birçok nedeni olabilir:
- Anne ve çocuk arasındaki yetersiz ilişki:
Bulimia hastalığının asıl nedeni, çocuğun küçük yaşlarda anne ve babasıyla olan ilişkisinde aranmalıdır. Anne, çocuğun öğünler dışında her istediğinde yemek yemesine izin verdiği zaman, çocuk açlık duygusunu diğer ihtiyaçlardan veya hislerden (susamak, kızgınlık, sevgi vb.) farklı olarak değerlendirir. Öğün sistemi gözetmeden yapılan düzensiz ve dengesiz beslenme bir başka deyişle; besin ve sevgi arasında oluşabilecek karışıklık, ileri yaşlarda çocukta bulimia krizi olarak ortaya çıkar.
- Duygusal sarsıntılar
Bir bireyde bulimianın ortaya çıkmasının nedeni, hastanın çocukluk döneminde yaşadığı terk edilmeden kaynaklanan duygusal eksikliklerde de aranmalıdır. İki türlü terk edilme vardır. Birincisi “gerçek terk edilme”: Gerçek hayatta yaşanan ayrılıklar; bakıcının değişmesi, boşanma, ebeveynlerin hastalanması vb.
Diğeri de “hayali terk edilme”lerdir: Bu tür düşüncelerin gerçek hayatta hiçbir dayanağı yoktur ve tamamıyla çocuğun kendi hayal dünyasına özgüdür. Çocuğun hiç sevilmediğini, ailenin kendisini önemsemediğini düşünmesi gibi. Fakat her ikisi de çocuğun bir tepki vermesine neden olurlar, özellikle beslenme alışkanlıklarında çocuk, kendisini sakinleştirmek için şekerlemelere ve sağlıksız yiyeceklere yönelir. Bu alışkanlık, çocukluk döneminde kazanılır ve ergenlik döneminde veya yetişkin olduğunda anne-babadan ayrılık, boşanma, ölüm gibi yoğun duyguların yaşandığı olaylar karşısında ortaya çıkar.


Çocuklukta Bulimia

Kısa zaman dilimi içerisinde büyük miktarda yemek yeme olarak tanımlanan bulimia, çocuklarda kendini sürekli atıştırma olarak gösterir. Çocuk, yemeği küçük lokmalar halinde ve uzun süre çiğneyerek yer. Bu davranışın altında aslında sıkıntıya ve yalnızlığa karşı mücadele etme amacı bulunmaktadır; çocuk yaşadığı duygusal boşluğu yemekle doldurur.
Öte yandan sürekli devam eden bu atıştırmalar, sizin için çocuğunuzun içinde bulunduğu durumu ifade eden bir mesajdır. Bu davranışa azarlayarak tepki vermemelisiniz. Bulimialı çocuk, çevresiyle başarılı ilişki kuramayan çocuktur.
Küçük yaşta yalnız bırakılan çocuklarda bu hastalığa daha sık rastlanmaktadır. Eve geç gelen ebeveynleri bekleyen çocuk kendini yalnız hisseder, bir bekleyiş içerisine girer ve bu hissi, televizyon seyrederken atıştırarak yok etmeye çalışır. Çocukta bu davranışın yerleşmesini engellemek için ona kendisini oyalamasını sağlayacak aktiviteler önerebilirsiniz. Ama en önemlisi onunla konuşmak ve birlikte zaman geçirmek için vakit ayırmanızdır. Çocuğunuzla geçireceğiniz bir yarım saat bile onun bu hastalığa yakalanmasını önleyebilir.


Değişen Alışkanlıkların İnsanlara Hediyesi: Bulimia

10 – 15 yıl öncesine kadar bile yemekler ailece birlikte yenirdi. Bugün ise her evde aile üyelerinin bir araya geldiği belirli bir yemek saatinin olduğunu söylemek zor. Kahvaltı, öğle ya da akşam yemeği olsun, insanlar yemek saatini kendilerine göre ayarlıyor. Kahvaltıyı herkes kendi kalkış saatine göre yapıyor, öğle yemeği çoğunlukla herhangi bir restoranda self-servis olarak, akşam yemeği ise eve varış saatine göre ayrı ayrı yeniliyor.
Dondurulmuş ve hazır yiyecekler, ev yemeklerinin beğenilmemesi de aile üyelerinin birlikte yemek yemelerini engelleyen unsurlardan biri. Yemek beraberce yenilse bile televizyondaki filmler veya tartışma programlarını seyretmek, aile bireylerinin gün içinde ne yaptıklarını anlatmalarından daha fazla önem kazanıyor. Tüm bu değişimin sonunda da aile bireylerinin keyifli sohbetler yapmalarını sağlamak gibi bir amacı da olan “birlikte yemek yeme” kavramı bir ölçüde anlamını kaybediyor.
Evet, yemek yemeli. Ama ne yediğimizi anlamadığımız, yemeği tek başımıza yiyerek bizi yalnız ve sanki bunu bir zorunluluk gibi hissettirecek biçimde de olmamalı. Çoğumuzun bildiğinin aksine, fazla yenilen yemek bulimia hastasını kesinlikle tatmin etmez; yemeğin onun için “tamamlama” işlevi vardır. Hayatında eksikliğini duyduğu duyguların yerini bir anlamda bu şekilde doldurmaya çalışır. Öyleyse bu hastalığın 1980’li yıllardan sonra ciddi anlamda yayılmaya başladığını düşünürsek, sorunun değişen ve bireyi yalnızlığa sürükleyen toplumsal alışkanlıklardan kaynaklandığını ve dolayısıyla beslenme alışkanlıklarımızın yaşam tarzınızla paralel değiştiğini de iddia edebiliriz.

Bulimianın fiziksel ve psikolojik sonuçları:

Fiziksel Sonuçlar:
- Sürekli kusma ile kaybedilen potasyum ve sodyumdan kaynaklanan fiziksel yorgunluk
- Mide ve yemek borusunda yanma
- Kulakaltı bezlerinde (tükürük bezleri) ve yüzde şişkinlik
- Yetersiz beslenme belirtileri: Kuru cilt, kolay kırılan tırnaklar, diş&dişetlerinde bozulmalar
- Yemek borusunda kusmanın neden olduğu yanma veya delinme
- Bulimia krizlerinde aşırı yemeden kaynaklanan mide yırtılması
- Vücut hatlarında bozulma: Bulimia hastaları midelerini, kriz sırasında doldurmak ve sonra kilo almamak için kusma ile boşaltmak zorunda hissettikleri bir kap gibi düşünürler. Şüphesiz bu alışkanlık bir süre sonra vücutta bozulmalara neden olur.

Psikolojik Sonuçlar:
- Sağlıksız beslenmenin patolojik sonuçlarının bilincinde olmalarından kaynaklanan üzüntülü ve mutsuz ruh hali
- Çirkin olduğunu düşünerek kendini küçümseme ve zekâsını reddederek kendini değersiz görme
- Karamsarlık ve yalnızlık duygusu
- Depresyona neden olabilecek kadar aşırı biçimde kendini küçümseme, suçluluk ve utanç duyma
- Nedensiz ve ani sinirlenmeler
- Cinsel doyumsuzluk
- Duygusal çözülme ve kalıcı duygusal ilişki kuramama
- Ek çalışmalara katılmama, iş yaşamından uzaklaşma
- Sosyal hayattan kendini soyutlama: Bulimia hastaları, hastalıklarını mümkün olduğu kadar saklamaya çalışırlar; yemeğin ortasında kusmaya gidemeyecekleri için yemek tekliflerini kabul etmezler
- Fiziksel görünüme ilişkin saplantılar; zayıf kalmaya çalışmanın takıntı halini alması


İştah Fazlalığı ve Bulimia Arasındaki Fark

İştah fazlalığı (polifaji), giderilemeyen açlık ve bunun sonucunda aşırı derecede yemek yeme olarak tanımlanır. Ancak yenilen yemeğin gözle görülür biçimde artması tamamıyla fizyolojik nedenlerle iştahın açılmasından kaynaklanmaktadır. Uzun süreli ve aşırı yapılan kas çalıştırıcı hareketler, şeker hastalığı gibi çeşitli etkenler, vücutta normalin üzerinde kalori yakılmasına neden olurlar ve bu da doğrudan doğruya iştahı etkiler.
Bulimianın temelinde ise organik bir bozukluk değil; psikolojik bozukluk bulunur. Bir bulimia hastasına göre yemek sıkıntıyı ve huzursuzluğu giderici bir araçtır.
Bulimianın 3 farklı biçimi vardır:
- Klasik bulimia; bulimianın halk arasında en çok bilinen tipidir. Hızlı ve fazla miktarda yenilen yemekten sonra hissedilen suçluluk duygusunu hasta kusarak gidermeye çalışır.
- İştahsızlık özelliği gösteren bulimia; yeterli besin alımına rağmen, iştahsız bir insan, yediklerine dikkat ederek, kimi zaman da kısmen düzenli bir biçimde kusarak kilosunu sürekli kontrol altında tutar.
- Obeziteli bulimia; bulimia krizlerini yaşayan ama yemekten sonra kusmayan kimselerde rastlanır. Hastalığın bu türünde çevrimsel bir değişiklik söz konusudur. İlk devrelerde zayıflanırken, bir süre sonra bulimia krizleri ile kilo almaya başlanır. Kilo alma süreci aylar, hatta yıllarca sürebilir.


Bulimia ve Açlık

Bulimia, ani duyulan şiddetli açlıkla karıştırılmamalıdır. Bulimialı bir insan acıkmaksızın o anda ne görürse yer. Üstelik yediği yemeğin porsiyonları çoğu insanınkinden fazladır. Burada söz konusu olan canımız sıkıldığında yediğimiz bir çikolatayla geçiştirilebilecek bir yeme isteği değil. İnsan her acıktığında yemek yeme isteği duymaz ve çok fazla acıksa bile yemeği belli bir zevke göre hazırlar. Oysa bulimia hastası tuzlu-tatlı ayrımı yapmaz. Şiddetli açlıklar nadiren hissedilir ve bir anlamda gün içinde yaşanan strese vücudun verdiği tepkidir. Buna karşılık kontrol edilemeyen açlık, her zaman bulimiada değildir; yaşanan üzüntüyü maskeleyen bir ödüldür ve bunun sürekli tekrarlanmasını önlemek için psikoloğa başvurularak sorunun kaynağı bulunmalıdır.


Rakamlarla Bulimia

- Yapılan istatistiklere göre her 10 bulimia hastasından 9’u kadın. Bulimianın kadınlar arasında yaygınlığını açıkça göstermesinin yanı sıra bu istatistiklere dikkat çeken bir diğer nokta ise bulimia hastası erkeklerin oranının gün geçtikçe artmasıdır.
- Bulimianın ilk belirtileri, ergenlik çağında yani 18–20 arası yaşlarda ortaya çıkıyor. Tahminlere göre ise gençlerin %2’si bulimia tehdidi altında.
- Bulimia krizleri günde 3-4 defa tekrarlayabilir ve toplumda iştahsızlıktan 4 kat fazla yaygındır.


Kazanılması “zorunlu” bir savaş bulimia:

Bulimia, iletişim eksikliğinden kaynaklanan beslenme bozukluğudur. Bulimia hastaları yalnızlıklarını, ruhsal sıkıntılarını sadece bulimia krizleriyle anlatabiliyorlar. Bu insanlar, hastalıklarının vücutlarına verdikleri zararın bilincindedirler ve çoğunlukla yardım istemek için bir doktora başvururlar. Ancak bu istek, hastalığın ilerleyen aşamalarında, ilk belirtiler ortaya çıktıktan yıllar sonra gelmektedir. Yine de atılan bu ufak adım, iyileşmeye doğru önemli bir aşamadır. Hastanın kendisini toplumdan soyutlamasını durdurur. Bulimialı insanlarla iletişim kurmak ve sorunlarını anlatarak açılmalarını sağlamak tedavi için çok önemlidir. Terapilerin de asıl amacı budur (grup terapileri, psikoterapi, psikanaliz vb.). Ancak psikoterapi, tedavide tek başına yeterli olmaz. Psikoterapi ve beslenme tedavisi bir arada yürütülmelidir. Beslenme alışkanlığını yeniden oluşturmak için hem miktar, hem de besin değeri açısından uygun bir beslenme düzeni hazırlanmalıdır.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #85 : Mart 05, 2007, 05:03:50 pm »

Bilmem siz de yaşadınız mı, ama benim küçüklüğüm ben kaçar, annem arkamdan tabakla kovalar şeklinde geçti.
 Öpücük Öpücük Öpücük


İştahsız Bir Çocukta Nelere Dikkat Edilmelidir?


• Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı vardır. Örneğin, yıllar ilerledikçe başlangıçta alınan yiyecek miktarı azalabilir. Adolesan ve ergenlik döneminde ise iştah yeniden artabilir.
• Yemek zamanından önce çocuğa verilen şekerlemeler, çikolatalar, cips vb abur cubur gıdalar da iştahı engelleyebilir. Ancak, çocuk acıktığında yemek zamanını beklemeden ona yemeğini vermek gerekir. Acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek, onun iştahının kaçmasına neden olacaktır. Henüz yemeği hazır olmamış çocuğa, alması gereken gıdalardan bir miktar verilerek iştahının kaçmamasına yardımcı olunabilir.
• Çocuğunuzun neleri yiyebileceğine siz karar verin ama ne kadar yiyeceğine kendisi karar versin.
• Sofrada çocuğu olabildiğince kendi haline bırakmak ve kendisinin yemek yemesine olanak tanımak, evi kirletmemesi ve çeşitli kurallara uyması yönünde onu zorlamamak çocuğun yemek davranışına karşı daha olumlu tutum geliştirmesini kolaylaştırabilir. Bazen iştahsızlığın altında, çocuğun yemek yeme karşısında yaşadığı zorlamalar ve baskılar geliyor olabilir ve bu müdahaleler nedeniyle çocuk yeme isteğinden uzaklaşmış olabilir.
• Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de çocuğun iştahı üzerinde önemli etkisi vardır. Evde yaşanan gergin bir hava, tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir neden oluşturabilir. Yine bu bağlamda çocukların, çok sevdiği büyüklerinin üzüntülerinden de etkilendikleri ve iştahlarının kesildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yaşanan sıkıntı ve üzüntüleri çocuğa hissettirmemeye çalışmak önemlidir.
• Kardeş kıskançlıkları da iştahın azalmasına ve çocuğun anne ya da babadan daha fazla bir ilgi istemesine neden olabilmektedir. Bu durumda, yemek yemediği için çocukları cezalandırmak veya kardeşi ile kıyaslamak sorunun sadece daha fazla büyümesine neden olacaktır. 
• Anneleri ya da babaları tarafından dövülen ve sık azarlanıp eleştirilen çocuklarda da iştahsızlık görülebilir. Çocuk yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak itiyor olabilir. Yemek yemediğinde anne ya da babasını üzüldüğünü gören çocuk bundan zevk alabilir ve kızdığında ebeveynlerini üzmek için bu yola başvurabilir.
• Yemek sırasında rahatsız edici durum ve konuşmalardan kaçınmak gerekmektedir.
• Çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koymak, bazen de azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her bitişinde çocuğu takdir etmek onun yemek yeme davranışının pekişmesine yardımcı olabilir.
• En az günde bir kez ailece yemek yemeye çalışmak gerekmektedir. Yapılamıyorsa an azından aile yenilen hafta sonu günleri yemek yeme adetlerini ailece kazanmaya çalışın. Bu çocuğun güven duygusu açısından da çok önemlidir.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #86 : Mart 15, 2007, 02:40:44 pm »

Bulimia ve Ağız Sağlığına Etkileri


Bulimia Nervoza nedir?

Yemek yeme ile ilgili psikolojik bir rahatsızlıktır. Normal yemek yedikten sonra yediklerini isteyerek çıkarmak ve bu olayın üç ay boyunca haftada en az iki defa olması, bu rahatsızlığa 'bulimia nevroza' teşhisi koymak için gereklidir. Hastalar tüm nüfusun % 1–4 ünü içerir ve genellikle 18 ile 30 yaş arası kadınlardır.
Bulimia kilo, yiyecek ve yemek yeme ile ilgili bir obsesyondur (takıntı).


Bulimia nevrozanın belirtileri nelerdir?

Kilo değişiminin haftada 2,5-10kg olması,
Dudak ve ağız çevresindeki derinin kuru olması,
Yutkunma lenf nodülünün ve parotis bezinin büyümesi,
Kasılma ve sıkmalara bağlı olarak göz çevresindeki kan damarlarının çatlaması,
Parmakta oluşan nasır(kusmayı sağlamak için),


Ağız içindeki bazı belirtileri:

Kusma sırasında çıkan aside bağlı tüm dişlerde minede erezyon,
Karbonhidrat alımına bağlı olarak kusmalar sırasında çürük kavitelerinde artış,
Parotis bezinin fonksiyon bozukluğu ve tükürük akışındaki azalmaya bağlı olarak ağız kuruluğunun görülmesi ile çürük riski,
Damakta kırmızı lezyonlar (kusmayı uyarmak için kullanılan malzemelere bağlı),
Braketler ve geçici restorasyonların asidin yapıştırıcıyı eritmesi sebebi ile düşmesi,
Dişlerin asit nedeniyle koyu renkli ve keskin hale gelmesi,
Diş etlerinde kanama.
Logged

Beden, zihnin hizmetçisidir


Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 835



« Yanıtla #87 : Mart 19, 2007, 12:40:11 pm »

Yeme Bozuklukları: Anoreksiya ve Bulimia Nedir?


Günümüzde hemen hemen herkesin şişmanlıkla ilgili kilo problemi var.  Kilo vermek için uygulanan diyet programları sayısız. Arkadaşlardan alınan rejim tabloları, kulaktan dolma zayıflama çalışmaları ise cabası... Ancak bu programların ters tepmesi de söz konusu.


Anoreksiya nedir?

Anoreksiya bilinçsel bir psikoterapi hastalığı olup tıbbi adı obezite olan oburlukla ilgili bir rahatsızlıktır. Bulimia başlangıç dönemi, anoreksiya nevroza en ileri derecesidir.


Bulimia ve anoreksiya riski?

Çocuğu şişmanlığa iten etkenlerden biri de aile baskısıdır. Özellikle çocuğun büyüme ve gelişiminde en büyük görev anneye düşer. Zamanının büyük kısmını çocuğuna adamış anne, kendi kalıpları içerisinde en iyisini yapmaya çalışır. Ama bazen bu düşünceler çocuk üzerinde ters tepki yapabilir. Çocuk dünyaya gelince anne sütü ile beslenir. Zamanı gelince de ek besin alımları devreye girer. Bu süreçte annenin en önemli ilkelerinden biri çocuğunun iyi beslenmesidir. Anne baz