Ana Menu
Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver
Psikoloji
Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları
İçerikler
Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv
Psikoloji Testleri
Eğlence Testleri
Kişilik Testleri
Yazarlar
Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
Anasayfa
Forum
Psikoloji-Terapi
Bulimia ve Anoreksiya
YEME BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR
YEME BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Eylül 05, 2008, 04:09:43 pm
Hatunca.NET Forum
Psikoloji-Terapi
Bulimia ve Anoreksiya
(Moderatör:
crea
)
YEME BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
1
2
[
3
]
4
5
6
7
Gönderen
Konu: YEME BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR (Okunma Sayısı 21456 defa)
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Yeme Bozuklukları - Ne Zaman Tıbbi Yardım Alınmalı
«
Yanıtla #30 :
Aralık 08, 2006, 07:48:02 am »
Ne zaman tıbbi yardım alınmalı
Eğer sizde ciddi kilo kaybı varsa ya da kendinizi aşırı yeme ile katı bir diyetin arasında gidip gelirken görüyorsanız, bir beslenme bozukluğunuzun olup olmadığını öğrenmek için doktorunuza danışın. Çünkü reddetme beslenme bozukluklarının bir parçasıdır ve tıbbi yardım arayışı, bir aile bireyinin ya da arkadaşın ısrarı sonunda ortaya çıkar. Eğer ailenizden ya da arkadaş çevrenizden bir kişinin beslenme bozuklukları belirtileri gösterdiğini görüyorsanız bu kişiyi doktora gitmeye zorlayın.
TEŞHİS VE TEDAVİ İÇİN DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ!
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Yeme Bozuklukları - Hastalık ile İlgili Öneriler
«
Yanıtla #31 :
Aralık 08, 2006, 07:49:51 am »
Hastalık İle İlgili Öneriler
Eğer siz ya da çocuğunuz beslenme bozukluklarına karşı eğilimli ise, bu adımlar sizi anoreksiya ve bluimiyanın yokedici etkilerinden korumaya yardımcı olacaktır.
Düzenli olarak doktorunuza danışın. Uygun kilo ve dengeli beslenme ile ilgili tüm sorularınızı doktorunuza sorun.
Kendinize güveninizi arttırın. İlginizi çeken ve sizi kişisel olarak ödüllendiren etkinliklere katılın. Bunlara örnek olarak bir yetenek geliştirmek, bir hobi edinmek ya da bir hayır kurumuna veya bir sosyal gruba katılmak verilebilir.
Aile dinamiklerinizi geliştirin. Ailenizde kabullenme ve katılma atmosferini geliştirmek için çaba sarfedin. Çoğunlukla kendisine yeterli saygısı olmayan çocuk anoreksiya ya da blumiya davranışları gösterebilir. Çocuğunuza sevgi gösterin ve ona güzel şeyler söylemenin yollarını bulun.
Gerçekçi olun. Bazı medya organlarının ideal kilo ve ideal vücut görüntüsü hakkında gösterdiklerine inanmayın.
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Yeme Bozuklukları - Kişisel Bakım
«
Yanıtla #32 :
Aralık 17, 2006, 05:54:59 pm »
Kendi Kişisel Bakımımız
Eğer anoreksiya ya da blumiya geçirmişseniz aşağıdakileri alışkanlık haline getirmek sizin sağlığınızı korumanıza yardımcı olacaktır:
- Öğünlerinizi düzenli olarak takip edin.
- Doyduğunuzda-tıka basa doyduğunuzda değil-yemeği bırakın.
- Sağlıklı, dengeli yemekler yiyin.
- Vitamin ve mineral desteği alın.
- Düzenli olarak ama makul ölçülerde egzersiz yapın.
MayoClinic
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
salata
Öğretmen
Offline
Mesaj Sayısı: 203
pozitif düşüncenin hayatımıza etkisi
«
Yanıtla #33 :
Aralık 19, 2006, 03:47:45 am »
bu link kısa ve açık bir şekilde pozitif düşüncenin etkisini anlatıyor.. ilk okuduğumda bu kadar basit olması beni şaşırttı ama pozitif düşüncenin blumia yı yenmemde getirisinin çok olacağını düşünüyorum.. umarım hepimize yardımcı olur..
http://www.benbigun.com/95-pozitif-dusunce-tutum-yasam-becerisi.htm
not: copy-paste yapamadım. nedense kabul etmedi..
«
Son Düzenleme: Aralık 19, 2006, 10:17:00 am Gönderen: salata
»
Logged
herşey güzel olacak.
teresa
Ziyaretçi
Ynt: BİLGİLENDİRİCİ YAZILAR
«
Yanıtla #34 :
Aralık 19, 2006, 08:33:15 am »
gerçekten güzel bir yazı okunması da kolay insanı sıkmıyor ve de kısa....
bence okuyun...
teşekkürler
salata
..
Logged
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Yeme Bozuklukları
«
Yanıtla #35 :
Aralık 20, 2006, 12:46:48 pm »
YEME BOZUKLUKLARI
Günümüzde hem erkekler hem de kadınlar kilo vermek ve formda olmak için çok çaba harcıyor. Bu bazılarının bir takım yeme bozuklukları geliştirmesine ve bu bozukluklara bağlı olarak ciddi sağlık
sorunları yaşamalarına neden olabiliyor.
Yeme Bozukluğu Nedir?
Yeme bozukluğu daha çok duygusal nedenlerden kaynaklanan yemek hakkında çarpıtılmış
düşüncelere sahip olma ve yemek yeme davranışındaki çeşitli rahatsızlıklardır.
Yeme Bozukluğunun Türü
Belirtiler
Anorexia aşırı kilo kaybı ve kişinin kendi kendini aç bırakması tablosudur. Bu kişinin özellikle geçmişte hayatı üzerinde kontrolu olmamışsa, hayatını kontrol etmek için başvurduğu bir yol olabilir.
Alışılmamış beslenme alışkanlıkları hiç yemek yeyeme, sürekli egzersiz (spor) yapma ve sürekli perhiz yapmadır. Düşük kiloda bile kendini aşırı şişman hissetme.
Ciddi tıbbi sorunlar: mensturasyon dönemi düzensizlikleri, düşük vücut ısısı, saç, deri ve tırnak sorunları, genel güçsüzlük ve uyuyamama. Kilo vermek için müshil gibi ilaçların çok sık kullanılması.
Bulimia aşırı yemek yeme ve arkasından kusma şeklinde görülür. Bulumik kişiler genellikle normal kiloya sahiptir fakat bunu aşırı yemek yedikten sonra kusarak sağlarlar.
Kısa zaman aralıkları ile çok miktarda yemek yeme. Yedikten sonra bunu çıkarma: kusma, müshil, diyet yapma ya da aşırı spor yapma gibi.
Normal kiloya sahip olma (biraz kilolu ya da biraz zayıf olabilirler)
Dürtüsel aşırı yemek yeme kişinin yeme davranışının kontrolünü kaybetmesidir.
Tekrarlanan kontrolsüz yemek yeme episodları.
Genellikle duyguları hissizleştirmek, sakinleşmek, için yapılır ve sonunda suçluluk, pişmanlık ya da kendini küçük görme gibi duygulara yol açar. Kişi biraz kilolu olmak ile obez olmak arasındadır.
Yeme Bozukluklarının Olası Nedenleri
Biyolojik Etkenler
Psikolojik Etkenler
Sosyo-Kültürel Etkenler
Genetik, bazı kişilerin yeme bozukluğu geliştirmesi için bir risk faktörüdür.
Düşük özgüven, mükemmelliyetçilik, stresle başa çıkamama, kendini ortaya koyamama gibi bazı psikolojik etkenler yeme bozukluğuna neden olabilir. Burada psikolojik ve ailesel etkenlerin birbirinin bir parçası olduğu,
zayıf olmanın takdir edilmesi, şişmanlığa tolere edilmemesi ve başarılı olmak için sosyal olarak duyulan baskı da kişide yeme bozukluğu gelişmesine katkıda bulunabilir.
Tedavi
Öncelikle kişinin yeme bozukluğunu bir sorun olarak algılaması gerekir. Bireysel, grup ya da aile
psikoterapisi görmek yeme bozukluğu tedavisi için gereklidir. Uzmanlar kimi zaman ilaç tedavisi de
önerebilirler. Çok düşük kilolu bir anoreksik gibi uç örnekler bir süreliğine hastanede tedavi olmayı
gerektirebilir.
Yeme Bozukluğu Olan Birine Nasıl Yardım Edebilirim?
1. Kişinin yemek yeme davranışına odaklanmayın.
2. Konuşmak istediğinde dinlemek için orada olun.
3. Kişi ile empati kurun, yargıda bulunmak ya da tavsiye vermekten kaçının.
4. Yeme bozukluğu olan birinin öncelikle bir insan olduğunu unutmayın. Bu kişi yeme
davranışları ile ilgili sorunu olan bir insan.
5. Kişiyi bir uzmandan yardım alması için cesaretlendirin.
6. Yemek saklayarak kişinin yemek yemesini engellemeye çalışmayın
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Çocuklar ve Gençlerde Yeme Bozukluğu: Anoreksiya Nervosa
«
Yanıtla #36 :
Aralık 20, 2006, 01:02:26 pm »
ÇOCUKLAR VE GENÇLERDE YEME BOZUKLUĞU: ANOREKSİYA NERVOSA
Aileler olarak neleri bilmemiz gerekir ve çocuklarımıza yardımcı
olmak için neler yapabiliriz?
Yeme Bozukluğu (Anoreksiya Nervosa) Nedir?
Anoreksiya Nervosa, bir yeme bozukluğudur. Bir çok kişinin ilk dikkatini çeken şey bu tür rahatsızlığı olan gençlerin, genellikle genç kızların gittıkçe az yemek yemesi,yeme alışkanlıklarını değıştirmesi veya kilo kaybetmesidir. Fakat Anoreksiya Nervosa yemeyle ilgili sıradan bir problem olmaktan öte, ciddi bir hastalıktır.
Bulimia Nervosa da yemeyle ilgili, daha çok çocukluk dönemini aşmış genç
kızlarda görülen bir başka problemdir. Bu durumdaki genç kızların kilosu çok fazla değişmeyebilir fakat yemek yeme alışkanlıkları normal değildir. Aynı gün içinde diyet yapabilirler, içebilirler ve kusabilirler. Aynı zamanda öğün yememe veya aşırı diyet yapma gibi davranışlarda görülür. Zararlı yeme alışkanlıkları veya aşırı derecede egzersiz yapma artık genç erkeklerde de daha sık görülmektedir. Fakat yeme bozuklukları kızlarda daha yaygın bir rahatsızlıktır.
Neden yemek yemeyle ilgili bozukluklar tehlikelidir?
Aşırı derecede, Anoreksiya Nervosa şiddetli açlığın yolaçacağı aynı fiziksel
sonuçlara neden olur. Kilo kaybıyla birlikte kaslarda erime, ve organlarda, örneğin kalpte, hasar meydana gelir. Kilo kaybı adet kanamalarının kesilmesine ki, bu durum ilerde kısırlığa yolaçabilir veya Osteoporosıs (zayıf ve kolay kırılan kemikler) kemik erimesine neden olabilir. Belki de en can sıkıcı olanı Anoreksiya Nervosanın bu genç kızların üzerindeki duygusal ve sosyal etkileridir. Birçoğu eskiden yaptığı şeyleri yapmayı istemez, aşırı hoş ya da mükemmel olma çabasıyla kaygılanır, kederli ve bunalımlı olurlar. Bir kısmı eğitimlerinden uzak kalır veya okulla ilgili saplantı geliştirirler.
Çocuklarımızı yeme bozukluğundan korumak için neler yapabiliriz?
Ailemizin, etrafındaki dünyayı kontrol etmek zordur. Genç çocuklarımız bir çok değişik ve karışık mesajlarla karşı karşıyadırlar. Okulda sağlıklı beslenmeye teşvik edilen gençler, aynı zamanda hazır yiyecek reklamlarından da etkilenirler.
Gençlerin örnek aldığı meşhur kişilerin hemen hemen tepsi zayıf ve görünüşleriyle değerlendirilen kişilerdir. Yapabileceğimiz en yararlı şeylerden birisi, kendi yemeve diyet alışkanlıklarımızı, başkalarının fiziksel görünüşlerine dair konuşma şeklimizi dikkat ve kontrol etmektir. Sürekli olarak kendi fiziksel görüntümüzü veya çocuklarımızın dış görünüşlerini eleştirmek onlara kötü örnek olur ve onları yanlış diyet uygulamalarına teşvik ederek ciddi bir yeme probleminin ortaya çıkmasına sebep olabilir.
Çocuğumuzun yeme bozukluğu olduğunu nasıl anlayabiliriz?
Yeme bozukluğunun birçok erken uyarı belirtileri vardır:
"Çocukların ve gençlerin diyet yapıp yapmadıklarına bakmak önemlidir. Bir çok doktor gençlerin kilo kaybetmek için sıkı diyet yapmasının tehlikeli olduğuna işaret eder. Gençler için sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yapmak dahaiyidir.
"Eğer genç kızımız öğünlerini yemezse ve kilosu hızla düşerse.
"Bazen kız çocukları yeme bozukluğunu yavaş yavaş geliştirir, önce makul
yemeye çalışmakla başlayan bu problem, gittikçe daha çok gıda çeşidinden
özellikle süt, tereyağı gibi yiyeceklerden kaçınmaya dönüşebilir.
"Eğer kızınızın yemeklerden sonra kustuğundan şüpheleniyorsanız.
"Diğer uyarıcı işaretler de arka arkaya ve gizli yapılan egsersizler veya kilo
kaybını gizlemek için giyilen bol giyecekler de olabilir.
Çocuklarımızla endişelerimiz hakkında nasıl konuşabiliriz?
Genellikle, çocuklarımıza yumuşak bir şekilde yaklaşmak vede onların sağlıklarına ve yeme alışkanlıklarına ilişkin endişelerimiz olduğunu belirtmek iyidir. Bunlar, örneğin yorgun görünmeleri veya hep birlikte yediğimiz öğünlerden kaçınmaları gibi dikkatimizi çeken şeyler olabilir. Bu yaklaşım genellikle, onlara doğrudan aşırı derecede zayıfladıklarını düşündüğümüzü söylemekten daha iyidir. Sadece kilo ile ilgili konuşmak, doğru kilonun ne olması gerektiği gibi bir tartışmaya dönüşebilir. Kilo meselesi aynı zamanda zor bir konudur, çünkü genellikle daha zayıf
göründüğümüzde övgü alırız. Bu da sağlıklı bir kiloya erişildiğinde bile diyeti
durdurmayı güçleştirir.
Çocuklarımızın yardıma ihtiyacı olduğunda biz yardımcı olamıyorsak neler yapabiliriz?
Eğer bizi iyi bilen bir aile doktorumuz varsa, durumu onunla tartışmak en iyi yoldur. Aileler de doktorla görüşmeli ve çocuklarıyla ilgili endişelerini dile getirmelidir fakat yeme bozukluğu olan genç kızın da doktorla yalnız görüşebileceği zamana ihtiyacı vardır. Doktor kızınızı muayene etmek ve bazı kan testleri yapmak isteyecektir.
Eğer kızınız, kendisi sağlığının riskte olduğunun farkına varırsa, bu diyeti
durdurması için yeterli olabilir. Eğer bu yeterli olmazsa kızınızın psikolojik
danışmanlığa ihtiyacı olabilir. Bu yardım yaşadığınız bölgedeki toplum sağlık
merkezi, bir psikiyatrist tarafından sağlanabilir. Kendi doktorunuz da
sizi uygun bir servise veya en yakın çocuk hastanesine gönderebilir.
Eğer kızımız yardımı reddederse neler yapabiliriz?
Yeme bozukluğu çok ciddi olabilir ve zaman zaman hayati tehlike taşıyabilir. Kızımızı yardım için birisini görmeye teşvik etmek çok önemlidir. Bu dışarıdan destek bulmak anlamına gelebilir. Bu konuda tüm ailenin desteği çok önemlidir. Eğer aile çocuğu yardım alması konusunda ikna edemezse, bu konuda okulun psikolojık danışmanı veya yakın aile dostu gibi başka kişilerin yardımını isteyebiliriz. Davranışlarını görmemezlikten gelerek veya yardım almamak için sizinle tartışmasına izin vererek çocuğunuzu mutlu etmeye çalışmayınız. Çünkü yeme bozuklugu gittikçe şiddetleneceğinden tedavisi daha da zorlaşır.
Yardım için neler yapılabilir?
Birçok sağlık görevlisi yeme bozukluğu olan gençleri hastaneye yatırmadan tedavi eder ki bu tedavi biçimine outpatients denir. Bu tedavi biçimi en çok, erkek ve kızkardeşler de dahil olmak üzere tüm aile, tedaviye katılıp yardımcı olurlarsa başarılı olur. Bu tür tedavi kiloyu ve fiziksel sağlığı gözetim altında tutmayı içerir.
Eğer kızınız fiziksel olarak, iyi durumda değilse veya uygulanan tedavi bir işe yaramıyorsa hastaneye yatırmak gerekebilir. Bu durumda genç şahıs aşırı derecede açlıktan dolayı mantıklı düşünemeyecek durumda olabilir. Bu da onlarla konuşabilmeyi zorlaştırır. Eğer kızımız açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya ise bizim tam iznimiz olmadan da hastaneye kaldırılabilir.
Aileler olarak tedaviyi nasıl destekleyebiliriz?
Aileler için, tedavi altındaki kızlarını desteklemek moral bozucu olabilir. Bu
durumdaki kızlar için normal hatta güvenli bir kiloya erişme düşüncesi bile çok sinir bozucudur. Bizler de, uygulanan tedavinin hayat kurtarıcı olduğunu bildiğimiz halde zaman zaman çocuklarımızla birlikte tepki gösterebiliriz. Bu durumda sağlık görevlileriyle düzenli aile toplantıları yaparak gelişmelerden haberdar olmak önemlidir. Kızımızın başlangıçta tedaviyi kabul etmekte zorluk çekebileceğine hazırlıklı olmamız gerekir. Bu durum özellıkle hastaneye, yatırılan çocuklarda dahayaygındır. Kızımızın, hastane personeli veya uygulanan tedaviye ilişkin bir sürü şikayeti olduğuna şahit olabilir veya yeteri kadar psikolojik danışmanlık almadığı konusunda endişeler geliştirebiliriz. Bunun nedeni, çocuğun tekrar beslenme döneminin ilk aşamasında yoğun psikolojik danışmanlığın çok fazla bir işe yaramamasıdır. Görevliler zamanının çoğunu hastaya tedaviyi anlatmakla ve hastayı tanımaya çalışmakla geçirecektir. Bireysel psikolojik danışmanlık, hasta fiziksel olarak iyileştikçe daha faydalı olacaktır.
İyileşme
Genç bir bayan yeme bozukluğu geliştirdikten sonra, özellikle hastaneye
yatırılması gerekecek kadar şiddetli durumda ise, hastanın iyileşmesi oldukça zaman alabilir. İlk aşama sağlıklı bir kiloya tekrar ulaşmaktır. Bu başarıldıktan sonra, hala hastanın normal kiloda mutlu olmasını sağlayabilmek için uzun sürelibir çalışmaya gerek vardır. Yeme bozukluğuyla birlikte depresyon, tekrarlanan kaygılar veya mükemmel olmaya çalışmak gibi başka sorunlarda gündemde olabilir. Tamamen iyileşme üç yıldan beş yıla kadar sürebilir. Problemin erken farkına varma, harekete geçme ve tedavinin aile tarafından desteklenmesi daha iyi sonuç alınmasını kolaylaştırır.
Yeme ve diyet yapma problemi, gençler özellikle genç bayanlar arasında daha yaygındır ve şiddetli yeme bozukluğunun hayati tehlikesi ve tehlikeli sonuçları vardır. Bizler aileler olarak kızlarımıza, onların yemek yeme alışkanlıklarının farkında olarak ve eğer bir problem varsa, erken yardım sağlayarak yardımcı olabiliriz. Aynı zamanda kendimizin de gıdalara, diyete ve insanların dış görünüşüne ilişkin tutumlarımız konusunda dikkatli olmamız gerekir.
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Yeme Bozuklukları Belirtileri ve Önlemler
«
Yanıtla #37 :
Aralık 20, 2006, 02:02:51 pm »
Yeme Bozuklukları
Yeme bozuklukları, insanın yemek yeme, kilo ve vücut görünüşüyle ilgili düşünce ve davranışlarındaki aşırı rahatsızlıklardır. Daha çok genç bayanlarda, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde görülür. Ama çocuklar, genç öncesi grup, yetişkin kadınlar ve erkekler de bu problemleri geliştirebilir. Yeme bozuklukları, sonuçları hayati tehlike içeren ciddi problemlerdir.
Anoreksi Nevroza: Kendi kendine aç kalarak ve bazen tasfiye yapmak yoluyla aşırı kilo kaybetmektir. Tasfiye yapmak; kusmak, müshil kullanmak ve aşırı egzersiz yapmayı içerir.
Belirtileri ise şunlardır:
1) Normal kiloyu korumayı reddetmek
2) Kilo almaktan aşırı derecede korkmak
3) Kilo ve vücut şekliyle takıntılı şekilde meşgul olmak
4) Menstürasyon (adet) dönemlerinin kaybolması
5) Çarpıtılmış vücut görünüşü
Bulimia Nevroza: Yemek sonrası gizli olarak yapılan kusma evreleri olarak tanımlanmaktadır. Kişinin kilosu düşükten ortalamanın üstüne doğru değişebilir; bu yüzden tanı koymak zordur.
Belirtileri ise şunlardır:
1) Devamlı yemek ve kusmak
2) Gıda alımını kontrol edememek
3) Atıştırdıktan sonra kusma yada kendi kendine kusmak, diyet hapları ve müshil kullanmak, aşırı egzersiz yapmak ve aç kalmak
4) Kilo ve vücut şekliyle takıntılı şekilde meşgul olmak
Bazı insanlarda anoreksi (iştah kaybı) ve bulimia belirtileri bir arada görülmektedir. Bu insanlar, aşırı yemeyle ya da kusmadan atıştırmayla meşguldürler. Bu kişiler yeme alışkanlıklarından önemli derecede rahatsız olmakla beraber, obezlik sınırına kadar kilo alabilirler. Birçok insanda hem anoreksi hem de bulimianın belirtileri vardır. Erkekler daha çok aşırı egzersizle kilo kaybetmeye meyillidirler.
Yeme bozuklukları yiyip bitirme ilişkileri
Yeme bozuklukları tüketicidirler. Yeme bozuklukları, kişiyi takıntılı ve olumsuz düşünce ve davranışlarla tüketir ve kişinin aile üyeleriyle, sevdikleriyle ve hayatla olan ilişkilerini tüketir. İnsanlar yeterli beslenmezlerse, devamlı olarak yemek yemeyi düşünürler, hatta bazen yemek hakkında hayal bile kurarlar. Bu insanlar kendilerini depresif, yalnız ve yorgun hissederler. Başkalarının onlara yemek yedirmek için baskı kuracağını düşündükleri için ilişki kurmaktan kaçınırlar. Fiziksel olarak kendilerini tükenmiş hissederler ve yeme bozukluğu davranışlarında bulunmaya kendilerini mecbur hissederler.
Sevdiğimiz insanlar, yeme bozukluklarını kabul etme ve anlamada aşırı zorluk çekerler. Sevdiğiniz birinin aç olduğunu veya bedenine zarar verdiğini görmek sıkıntı yaratan bir durumdur. Sıklıkla ebeveynler, çiftler ve diğerleri kişiyi yemek yemeye ve kusmasını durdurmaya zorlarlar. Bu durumda kişi, sevdiklerini ona yardım etmekten çok kontrol etmeye çalışan düşmanlar olarak görür.
Eğer kişi konuşmaz ve duygularını gösteremezse yeme bozuklukları gelişebilir. Genelde aile dinamikleri, problemli iletişim şekilleri, kayıplar ve istismar gibi stres faktörleri, kişinin baş edemeyebileceği olumsuz duyguların ortaya çıkmasına neden olur. Bu kişiye sadece yemek yemesi gerektiğini söyleyerek halledilebilecek bir problem değildir. Belirtiler, kişinin problemlerle yüzleşmeyi reddetmesinin bir yoludur ya da hayatının geri kalanının kontrolü dışında geliştiğini düşündüğünde, kendini kontrolde hissetmesi için bir teşebbüsdür.
Yardım alarak bu ilişkinizi güçlendirin
Yeme bozukluklarının şiddeti, hafiften hayati tehlikeye kadar değişmesine rağmen genellikle bu rahatsızlık kendiliğinden yok olmaz. Yeme bozukluğu olan kişiler genellikle yardım almaktan korkarlar; çünkü bunun zayıflık göstergesi olabileceğini düşünürler. Sevdiklerimiz, yardım alma konusunda açık olarak ve aile ilişkilerinin ve diğer konuların bu konuya nasıl katkıda bulunduğunu inceleyerek bu zayıflık fikrinin kırılmasına yardımcı olabilirler. Bir ailede hem anne hem de baba tedaviye katılmalıdır ve bu mücadele paylaşılmalıdır.
Ciddi bozukluk işaretleri
Birisi&
-perhiz yapar ya da ciddi şekilde yemek alımını kısıtlarsa
-yemek saklar veya çalarsa
-yemeklerden sonra tuvalette aşırı zaman geçirirse
-kusarsa veya müshil, diyet hapları ya da zayıflamak için başka ilaçlar alırsa
-ciddi miktarda kilo kaybı olursa
-yorgun ve üzüntülüyse
-konsantre olamıyorsa
-düzensiz periyotları varsa, şişmiş eklemleri, kanlanmış gözleri varsa
-sıcak havada bile kat kat giyiniyorsa
-bayılıyorsa
Eğer bu ve benzeri başka işaretler varsa profesyonel yardım acilen gereklidir. Yeme bozukluğu konusunda, bu rahatsızlığın ne kadar ciddi olduğunu ve nasıl bir tedavi planına ihtiyaç duyulduğunu anlamak için, uzman bir kişiden yardım alınmalıdır.
Neler yardım eder?
Yeme bozuklukları olan kişilerin, genellikle kişisel terapi, aile veya çift terapisi, besin tedavisi, ilaç tedavisi ve bazen grup terapilerine ihtiyaçları vardır. Hastalığın ciddiyetine bağlı olarak hastanede, muayenehanede veya evde tedavi gereklidir.
Kişi ne kadar erken tedavi altına alınırsa, iyileşme ihtimali de o kadar yüksektir. Bir an önce yardım alın. Tedavi etkilidir. Anoreksik veya bulimik hastaların %75i iyileşmektedir. Geriye kalan %25lik kısım ise kronik olarak hastadırlar ve bazıları da ölecektirler. Aile veya evlilik terapisi, iyileşme olasılığını önemli derecede arttırır. Aile fertlerinin ve sevdikleri kişilerin, bunun basit bir problem olmadığını ve sadece sadece yemek ye şeklinde öğüt vermenin, onlara yardım etmeyeceğini anlamaları gerekir. Yemek yeme ve vücut görünüşü ile ilgili konular daha karmaşık duyguları kapsamaktadır. Yeme bozukluğu, düşüncelerin ve davranışların mantıksız bir sistemidir ve kişinin, derindeki öz güven ve kimlik problemlerini çözmek ve hayatı üzerinde kontrol duygusu kazanmak için bulunduğu bir girişimdir. Fakat unutulmamalıdır ki yeme bozuklukları için etkili tedaviler vardır.
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Zayıflık Takıntısı ve Yeme Bozuklukları
«
Yanıtla #38 :
Aralık 21, 2006, 07:18:30 am »
Zayıflık Takıntısı ve Yeme Bozuklukları
Zayıf olma isteği, yemek yeme dürtüsünün önüne geçiyor.Diyet reçeteleri, ideal vücut kriterleri, zayıflık takıntılı bir toplum...
Bu ortam Anoreksiya, bulimia ve aşırı yeme bozukluğu gibi tıbbi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.Bugün tüm dünyada "incelik takıntısı gözleniyor. Genellikle kişiler kendi bedenlerine karşı gerçek dışı bir beklentiye giriyor ve inatçı bir şekilde "yemiyor". Uzmanlar, yeme bozukluklarının giderek arttığı ve gizliliğinin sürdürdüğü günümüzde, oluşma nedenlerinin başında sosyo-kültürel etmenlerin geldiğini söylüyor. Yapılan araştırmalar, diyetin özellikle ergenlik döneminde ortaya çıktığını ve yeme bozukluklarının bu yaşlarda belirginleştiğini gösteriyor. Diyet konulu makale ve yayınların sayısındaki artış, basın ve televizyonda ideal güzellik kriterleri konusundaki baskı kişi üzerinde önemli etkiler bırakıyor.
Sunulan güzellik kriterleriyle kendi bedenini kıyaslayan kişi kendini yetersiz, çirkin hissedip diyete başlıyor. Kimi durumlarda bu ölümüne girişilen bir zayıflama sürecine dönüşebiliyor. Yeme bozukluklarının birçok ayrıntılı sınıflaması olmakla beraber, en sık rastlanılan ve daha fazla tanınan, anoreksiya nervosa, bulumia nervosa ve aşırı yeme bozukluğu hakkında Acıbadem Hastanesi Kadıköy Psikiyatri Konsültanı Doç. Dr. Ece Orhon ve Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatoş Özcanın görüşlerine başvurduk.
ANOREKSİYA NERVOSA
Anoreksiya nervosa genellikle 15-19 yaş arası genç kızlarda, az oranda da erkeklerde gözlenebilen bir hastalık. Kilo almaktan korkan anoreksiyalı kişiler, ince kalma fikrine takıntılı olduklarından, normal kilolarının çok altında olmalarına rağmen sürekli daha ince olmayı düşünürler. Bu fikre kendilerine öyle alıştırmışlardır ki, etraftan gelen gerçekçi uyarıları dinlemeye bile tahammül edemeyip kızarlar.
Anoreksiyanın bir yemek ve kilo sorunun dışında, kişinin duygusal problemlerine çözüm aradığı bir yol olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ece Orhon, yeme bozukluklarının erken belirtilerini tanımlamanın pek kolay olmadığını söylüyor. Orhon, bu kişileri tanımayı kolaylaştıracak özellikler konusunda ise şunları anlatıyor:
Yaş ve boyuna göre normal olan kilosunu reddederler ve bu kilonun çok daha altında olmak ister. 1.65 cm boyu olan bir genç kadın 40 kg. olmasını normal görüp 42 kiloya çıktığında fazla kilo aldığını ve yağlandığını söyleyebilir. Çok düşük kiloda olsalar da kilo alma fikri onları dehşete düşürür. Beden algıları bozulmuş, çarpıtılmıştır, tartılmaktan hoşlanmazlar. Genç kız henüz adet görmemişse adet gecikir. Kadınlarda anoreksiya yerleşirse adetler durur, erkeklerde ise sex hormonları azalır. Kendilerine göre iyi (güvenli), kötü (zararlı) olmak üzere yemekleri ayırırlar. Genellikle depresif ve huzursuzdur.
Anoreksiyalı kişilere zamanında müdahale edilmediği taktirde fiziksel anlamda da ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalındığına dikkat çeken Uzman Diyetisyen Fatoş Özcan, bu kişilerin karşılaşacağı problemler hakkında şu bilgileri aktarıyor."Yağ dokusunun çoğu kaybolur, kas erimesi, adet döngüsünde değişimler, çeşitli vitamin yetersizliği belirtileri, vücuttan su kaybı, tırnaklarda kırılma, saçlarda kuruma ve incelme, üşüme, kabızlık, uykusuzluk ve ödem oluşur. Kalp hastalıkları, aşırı derecede tansiyon düşüklüğü, kolesterol yükselmesi sık görülür ki bu sonuçlar kişiyi ölüme kadar götürebilir. Gebelik söz konusu olduğunda düşük riski artar, bebekte ise gelişme geriliği ve anomali riski artar. Anoreksiya uzun süre devam ettiğinde beyinde ve sinir sisteminin diğer kısımlarında kalıcı hasarlar oluşabilir."
BULİMİA NERVOSA
Aşırı ve oburca yemek yeme isteği ile kendini gösteren hastalıkta kişinin bütün düşüncelerini yemek doldurur. Ancak, yemekten sonra suçluluk duyarlar ve vücutlarından atmak isterler. Doç. Dr. Ece Orhon, bulimia nervosanın tanısının konması için kişinin tıkınırcasına kriz halinde yemek yeme ve uygun olmayan telafi davranışlarının en az 3 ay süre ile haftada 2 kez tekrarlamış olması gerektiğini söylüyor. Fatoş Özcan ise, ortaya çıkabilecek sağlık problemlerine ilişkin şu bilgileri veriyor: "Kullanılan ilaçlara bağlı olarak şişkinlik, su tutulması ve vücutta ödemlere sık rastlanır. Aşırı kusmaya bağlı olarak sıvı ve elektrolit kayıpları, halsizlik, mide problemleri, yemek borusunda aşırı kusmaya bağlı fıtıklaşma ve yara, aşırı ishale bağlı rektumda (kalınbarsağın son kısmı) incelme sık görülür.
AŞIRI YEME BOZUKLUĞU
Yeme bozuklukları konusunda bahsedilmesi gereken diğer bir sorun ise "Aşırı yeme bozukluğu". Erkeklerde daha sık rastlanan aşırı yeme bozukluğu yaşayan kişilerin en belirgin özelliği, kendilerine kontrol edemez şekilde yemek yemeleri. Doç. Dr. Ece Orhon hastalığın bulimiadan farklılıklarını şöyle sıralıyor "Bu kişilerin, düzenli kusmaları yoktur, aşırı egzersiz yapmazlar, bağırsak yumuşatıcı kullanmazlar ve genetik olarak kilo almaya eğilimlidirler.
Acıbadem Hastanesi
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Çağımız Kadınının Kilo ile Savaşı
«
Yanıtla #39 :
Aralık 23, 2006, 07:54:12 pm »
ÇAĞIMIZ KADINININ KİLO İLE SAVAŞI
Yeme bozuklukları
Anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, tıkanırcasına yeme bozukluğu ve başka türlü tanımlanamayan yeme bozuklukları& Modern dünyada gittikçe artan bu hastalıklar sadece kuvvet, konsantrasyon ve kariyer kaybına değil çok daha ciddi komplikasyonlara neden oluyor, hatta ölümle bile sonuçlanabiliyor.
İlk kez yaklaşık 400 yıl önce tanımlanmış olan yeme bozuklukları, son yıllarda özellikle Avrupa ve Amerikadaki araştırmacıların en çok ilgi gösterdiği konulardan biri. Çünkü günümüzde kadın hakları konusunda elde edilen büyük ilerlemelere rağmen, cinsiyetlerin toplumsal varoluşlarının tanımlanmasında kadın için "güzellik", erkek için ise "akıl ve güç" kavramları ağır basıyor. Dolayısıyla modern toplumlarda bir kadının değerinin, daima genç, ince ve çekici kalmasına bağlı olduğu sürekli olarak vurgulanıyor. Bu toplumsal baskılar, aile, arkadaşlar ve özellikle medya aracılığıyla daha da artarak yeme probleminin gelişimini tetikleyen en önemli sebeplerin başında geliyor. Yeme bozuklukları, genelde kronikleşen ve ciddi komplikasyonlara neden olan sadece kuvvet kaybı, konsantrasyon kaybı ve kariyer kaybı ile değil ölümle bile sonuçlanabilen son derece ciddi hastalıklar. Bu hastalıklar, anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, tıkanırcasına yeme bozukluğu ve başka türlü tanımlanamayan yeme bozuklukları olarak 4 ana grupta toplanıyor.
Anoreksİya nervoza
Anoreksiya nervoza, sosyal, psikolojik, kültürel ve fizyolojik pek çok yönü olan oldukça karmaşık bir yeme bozukluğu. Batı toplumlarındaki genç kadınların yaklaşık olarak yüzde 0.5inde anoreksiya nervoza görüldüğünü belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu, bu hastalığın ülkemizde özellikle 12-18 yaşlarındaki genç kızlarda ve kadınlarda çok sık görüldüğü vurguluyor. Anoreksiya nervozanın en önemli belirtilerinin başında ağırlık kaybı, amenore (adet görememe) ve iştah kaybı geliyor. Anoreksiya nervozanın farklı tanımlarının yapıldığını belirten Uzm. Hamzaoğlu bu tanımları şöyle özetliyor: "Kişinin kendisinin yarattığı açlık ve şiddetli zayıflık isteği bir haz olarak içinde zayıflık isteği duyma ve beden ve fonksiyonları üzerinde kontrol sağlamak için çılgınca bir düşünce şişmanlama korkusu zayıflık isteği ile aşırı uğraşma en bilinen tanımlamalardır."
Anoreksiya nervozanın belirtilerinin başında vücut ağırlığını, yaşa ve boya göre normal sınırlarda tutmayı reddetme geliyor. Zayıf olunmasına rağmen kilo almaktan veya şişmanlamaktan aşırı korkma, beden algı bozukluğu ve amenore de (ardarda en az 3 kez adet görmemek) bu hastalığın diğer belirtileri. Ayrıca bu hastalarda, laksatif (bağırsak çalıştırıcı) ve diüretiklerin (idrar söktürücü) yanlış ve kötü kullanımı da gözlemleniyor.
Anoreksiya nervozalı hastaların yaklaşık olarak yüzde 30-40ı tam olarak iyileşirken, yaklaşık yüzde 20 ile 30unda hastalık kronikleşiyor. Geri kalan 3te 1lik kısımda ise hastalık tedavi sonrası yeniden ortaya çıkıyor. Kronikleşme, 4 yıl boyunca ideal standart ağırlığın yüzde 15 altında olma, besin kısıtlaması ve amenorenin sürmesi olarak tanımlanıyor.
Hastalık süresi genellikle 18 aydan daha az değil ancak birkaç aydan tüm bir hayat boyu süren çeşitli vaka örnekleri de mevcut. Her yıl tedavi edilen 200 hastadan 1i açlık komplikasyonları ya da intihar yüzünden ölüyor. Anoreksiya nervozalı hastaların ölüm oranı yüzde 5 ile10 arası değişiyor. 15-25 yaş arası genç hastalarda ise bu oran yüzde 20ye kadar yükseliyor. Ölümlerin çoğu ise, kardiyovasküler komplikasyonlar, açlık ve intiharlar yüzünden oluyor.
Yapılan ilginç araştırmada, "normal aile" modeli ile anorektik ailede gözlenen patolojiler kıyaslanmış ve anorektik aile tiplemesi ortaya çıkarılmış. Bu araştırmaya göre anorektik aileler, aşırı korumacı, aşırı ilgili, kuralcı, sert ve çatışmadan kaçınan aileler. Ebeveynler arasındaki tartışmalara tanık olma, anne baskınlığı, ailede gizli ittifakların olması ve ebeveynlerin başarı odaklı olmaları da anorektik aile tiplemesinin diğer özellikleri olarak belirlenmiş.
Tedavisi: Tedavinin en büyük amacı, hastanın yaşamını tehdit eden kilo kaybının düzeltilmesi. Daha sonra hastanın kilosuyla aşırı uğraşı en aza indirgenmeye çalışılırken kişinin kendine güveninin oluşturulması sağlanıyor. Son aşama ise fiziksel ve psikiyatrik komplikasyonların düzeltilmesi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Petek Arı Turacı, tedavinin başarısı için hastanın tedavi ekibine inanması, şişmanlamayacağına inandığı bir rejimi uygulaması, tedavide amacın yalnız kilo almak olduğu hissine kapılmaması gerektiğini belirtiyor. Anoreksiyalı hastalarının yaklaşık yüzde 50si başarılı olarak tedavi ediliyor. Olması gereken ağırlığın yüzde 25 ya da 30 daha altında olan kişilere hastanede daha kapsamlı tedavi programları yapılması gerekiyor. Anoreksiya nervozalı hastaların çoğunluğunda iyileşme süreci 1 ile 5 yıl arasında değişen uzun bir süreç.
Tedaviyi beslenme / diyet, danışmanlık / psikoterapi ve psikofarmokoterapi olarak 3 ana başlıkta toplandığını belirten Beslenme ve Diyet Uzm. Turacı tedaviyi şöyle özetliyor: "Diyet tedavisi hastanın besinlere karşı olan fikir ve düşüncelerini değiştirmeyi amaçlıyor. Kilo artışı için gerekli olan pozitif enerji dengesi, kalori alımını artırmakla mümkün. Ancak kalori alımı yavaş yavaş artırılmalı. Yaşamı tehlikeye düşürecek elektrolit ve sıvı dengesizliği, kalp yetersizliği ya da aşırı ishal gibi durumlar olmadıkça özel beslenme (tüple veya damardan beslenme) yöntemlerine başvurulmuyor. Klinikte izlenen anorektik kişiye tüple veya damardan beslenme uygulanabiliyor. Psikoterapi ise hastanın anormal düşünceleri ve davranışları kabul etmesine, kilo ve yeme hakkındaki düşüncelerini değerlendirmesine yardımcı oluyor. Aile terapisi, hastalık teşhisi erken konulan genç hastalarda daha etkili oluyor. Anoreksiya nervozanın tedavisinde kullanılan en yaygın ilaç grubu antidepresanlar. "
Bulimiya Nevroza
Bulimiya nervoza tekrarlayan aşırı yemek yeme, kilo alma ve bir yandan da kiloyu durdurma çabaları ile tanımlanan bir yeme bozukluğu hastalığı. Tıpkı anorektiklerdeki gibi bu tipte de beden ağırlığı, güzellik ve çirkinlikle aşırı uğraş söz konusu. Başlangıç yaşı ise anoreksiya nervozaya göre biraz daha geç. Bulimiya nervoza bütün toplumlarda yaklaşık yüzde 1 oranında görülürken, genç kadınlarda erkeklerden 10 kat daha sık görüldüğünü belirten Acıbadem Hastanesi Bursa Beslenme ve Diyet Uzmanı Petek Arı Turacı hastalığın belirtilerini şöyle özetliyor: "Bu tip hastalar tekrarlayan tıkanırcasına yeme davranışı gösterir. Tıkanırcasına yeme atağı sırasında kontrol hissinin kaybı yani yemeyi durduramama hissi veya ne kadar yediğini kontrol edememe hissi ortaya çıkar. Kilo artışını önlemek için tekrarlanan, kendini kusturma, laksatif, diüretik, lavman veya diğer ilaçların kötüye kullanımı, açlık ya da aşırı egzersiz gibi uygunsuz davranışlar da bulimiya nervozanın belirtileri arasındadır. Bulimiya nervoza tanısı koyabilmemiz için tıkanırcasına yeme ya da kilo artışını önlemek için tekrarlanan uygunsuz davranışların ortalama olarak 3 ayda en az haftada 2 kez olması gerekiyor. Bulimiya nervozanın iki tipi bulunuyor. Birinde tıkanırcasına yeme sonrasında hasta düzenli olarak kendini kusturur veya laksatif, diüretik, lavman gibi ilaçlar kullanır. Diğerinde ise açlık veya aşırı egzersiz gibi uygunsuz davranışlarda bulunur."
Uzmanlara göre anoreksiya nervoza, bulimiya nervozadan daha şiddetli sonuçlar doğuruyor ve çok daha ciddi tıbbi risklere sahip. İkisinin beraber görüldüğü tip ise en fazla riske sahip grup olarak tanımlanıyor.
Tedavisi: Bulimik hastaların yaşı genelde daha büyük olduğu için, bu hastalığın tedavisinde bireysel eğitim ön planda. Ancak eğer hasta ailesiyle birlikte kalıyorsa onların da eğitime alınması şart. Beslenme tedavisinde amaç, hastaların iyi beslenmenin ilkelerini, besin gereksinimlerini ve aşırı yeme ile diyet arasındaki ilişkiyi anlamalarını sağlamak. Düzenli yeme örneği sağlayabilmek için hastalara yemek planı yapılıyor. Hastanın beden ağırlığı ve besinlere karşı tepkisi öğrenildikten sonra diyeti düzenleniyor. Bulimik hastaların beslenme tedavisi de anoreksiyaya benzer kurallar içeriyor. Bulimiya nervozanın tedavisinde en çok kullanılan yöntemin bilişsel- davranışçı terapi olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hamzaoğlu, bu terapi yönteminin, hastanın bulimik ataklar öncesinde ve sırasındaki düşüncelerini, hissettiklerini ve sonuçlarını anlamasına, tıkanırcasına yeme ve çıkarma olaylarını nasıl yatıştıracağını, duygularını nasıl kontrol edeceğini anlamasına olanak sağladığını belirtiyor. Terapi sayesinde tıkanırcasına yeme ve kusma dürtülerine karşı davranış teknikleri geliştiren hasta, bu düşünceleri ve hisleri bozmak için bulimik yeme örneğine alternatifler geliştiriyor. Hastanın yediklerinin farkına varması, normal yeme düzeninin sağlanması ve son olarak da hastalığın yeniden ortaya çıkmasının önlenmesi tedavinin başlıca amaçları.
Bulimiya nervozanın tedavisinde fiziksel egzersizlerden de fiziksel sağlığı artırmak, yeme ile birlikte şişkinlik ve şişmanlama duygularını azaltmak, daha pozitif bir vücut imajı sağlamak amacıyla yararlanılıyor. Bulimiya nervoza hastalarındaki en yaygın özellik depresif olmaları. Dolayısıyla tedavide antidepresanlar da tedavide yardımcı olarak kullanılıyor.
Tanımlanamayan Yeme Bozuklukları
Bu kategorideki hastalar, anoreksiya nervoza ve bulimiya nervozanın tüm teşhis belirtilerini göstermiyor, fakat önemli yeme tutum ve davranış bozukluğuna sahip oluyorlar. Bu grup, anoreksiya veya bulimiya nervozaya göre daha az ciddi bir sendrom olarak görülüyor. Her üç hastalıkta da, vücut hoşnutsuzluğunun derecesi ve diğer zihinsel semptomlar arasında benzerlikler bulunuyor. Bazı araştırmaların "başka türlü tanımlanamayan yeme bozukluğu" sonrasında anoreksiya nervoza ve bulimiya nervozanın geliştiğini gösterdiğini vurgulayan Uzm. Hamzaoğlu, bu kategorideki hastaların yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
"Bu tip hastaların önemli kilo kaybına rağmen kilosu normal sınırlar içerisindedir. Kadınların adet dönemleri düzenlidir. Tıkanırcasına yeme gibi davranışlar haftada ikiden az veya üç aylık sürelerden daha azdır. Normal vücut ağırlığındaki bir kişi, az miktarlarda yedikten sonra düzenli olarak uygunsuz davranışlar yapar. Örneğin 2 bisküvi yedikten sonra kendini kusturur. Büyük miktardaki besinleri yutmadan tekrar tekrar çiğneme ve tükürme davranışı gösterir."
Tıkanırcasına Yeme Bozukluğu
Tıkanırcasına yeme bozukluğu, belli bir zaman süreci içinde hastalarda kontrol hissinin yitirilerek aşırı miktarda gıda alımı olarak tanımlanıyor. Bu hastalar aşırı yeme sonrasında kendini kusturma gibi kilo almayı engelleyici bir çıkarma işleminde bulunmuyor. Bu hastaların bulimik kişilere nazaran obez veya obez olmaya yatkın bireyler olduğunu belirten Uzm. Turacı, hastalığın en büyük belirtisinin tekrarlayıcı tıkanırcasına yeme atakları olduğunu söylüyor: atak esnasında hastada kontrol hissi kaybolur. Olağandan daha hızlı yemek, rahatsız olana kadar yemek, aç olunmamasına rağmen aşırı miktarda yemek, çok aşırı yemek yediği için yalnız yemek yemeyi tercih etmek, aşırı yemek yendikten sonra depresyon ve suçluluk hissi gibi belirtiler de tıkanırcasına yeme bozukluğunun belirtileri arasında yer alır. Ataklar 6 aylık bir süre zarfında ortalama haftada 2 gün görülür."
Tıkanırcasına yeme bozukluğuna benzeyen başka bir yeme bozukluğu da gece yeme sendromu olarak adlandırılıyor. Belirtileri arasında sabahları iştahsızlık akşamları, bilhassa akşam yemeğinden sonra aşırı miktarda yemek yeme ve uyku sorunları yer alıyor. Günlük total kalorinin en az yüzde 50si akşam yemeğinden sonra alınıyor. Sendromun oluşumunda akşam anksiyetesinin payı büyük. Bu hastalarda gece süresince melatonin ve leptin düzeylerindeki artış düşerken, gün içindeki kortizol seviyeleri yükseliyor. Gece yeme sendromu daha çok obez kişilerde görülüyor.
Neden oluşuyor?
Şişmanlık, sosyokültürel baskılar, vücut hoşnutsuzluğu, diyet yapma, mükemmeliyetçilik, ergenlik dönemi ve genetik etkiler yeme bozukluklarının başlıca oluşum nedenleri. Bes. ve Diy. Uzm. Hamzaoğlu, "Vücut hoşnutsuzluğu yeme bozukluklarında en önemli risk faktörlerinden birisi. Vücut hoşnutsuzluğu ve kilo kaygısı, kişiyi diyet yapmaya yönelttiği için bulimik semptomları artırıyor. Diyet yapmak, tıkanırcasına yeme ve bulimiya başlama riskini artırıyor. Diyet kurallarını bozma aşırı yemeyle sonuçlanıyor" diyor.
Ergenlik döneminde genç kızlardaki yağ dokusunun artması ve erken adet görme gibi faktörler de vücut hoşnutsuzluğu ve dolayısıyla yeme patolojisi gelişmesini sağlayabiliyor. Uzmanlara göre toplumdaki bazı gruplar yeme bozukluğu gelişmesine daha yatkın. Örneğin dansçılar, modeller gibi işleri dolayısıyla zayıf olması gereken kişiler psikiyatrik bozukluğu olanlar, ailelerinde depresyon, yeme bozukluğu ya da alkolizm görülenlerde yeme bozukluğu hastalıkları daha yüksek oranda görülüyor. Araştırmalar, bulimiklerde alkol, sigara, kafein ve ilaç kullanımının normalden daha fazla olduğunu gösteriyor. Hatta alkolikler ile bulimikler arasında geçişten söz etmek mümkün.
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Yeme Bozuklukları Nelerdir
«
Yanıtla #40 :
Aralık 24, 2006, 08:09:55 am »
Yeme Bozuklukları
Acıbadem Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu, "Yeme bozuklukları, genelde kronikleşen ve ciddi komplikasyonlara neden olan, sadece kuvvet kaybı, konsantrasyon kaybı ve kariyer kaybıyla değil, ölümle bile sonuçlanabilen son derece ciddi hastalıklardır" dedi.
Bu hastalıkları, anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, tıkanırcasına yeme bozukluğu ve başka türlü tanımlanamayan yeme bozuklukları olarak 4 ana gruba ayıran Hamzaoğlu, cinsiyetlerin toplumsal varoluşlarının tanımlanmasında kadın için "güzellik", erkek içinse "akıl ve güç" kavramlarının ağır bastığını belirterek, "Dolayısıyla modern toplumlarda bir kadının değerinin, daima genç, ince ve çekici kalmasına bağlı olduğu sürekli olarak vurgulanıyor. Bu toplumsal baskılar, aile, arkadaşlar ve özellikle medya aracılığıyla daha da artarak yeme probleminin gelişimini tetikleyen en önemli sebeplerin başında geliyor" diye konuştu.
ANOREKSİYA NERVOZA
Uzman Gülay Hamzaoğlu, anoreksiya nervoza hastalığının, sosyal, psikolojik, kültürel ve fizyolojik açıdan pek çok yönü olan oldukça karmaşık bir yeme bozukluğu olduğunu belirterek, batı toplumlarındaki genç kadınların yaklaşık olarak yüzde 0.5'inde görülen anoreksiya nervozanın, Türkiye'de en sık 12-18 yaş arası genç kızlarda ve kadınlarda görüldüğünü vurguladı. Anoreksiya nervozanın en önemli belirtilerinin başında ağırlık kaybı, adet görememe ve iştah kaybı geldiğini söyleyen Hamzaoğlu, anoreksiya nervozanın farklı tanımlarının yapıldığını ifade ederken bu tanımları şöyle özetledi: "Kişinin kendisinin yarattığı açlık ve şiddetli zayıflık isteğini bir haz olarak duyması, beden ve fonksiyonları üzerinde kontrol sağlamak için çılgınca bir şişmanlama korkusu, zayıflık isteğiyle aşırı uğraşma en bilinen tanımlamalardır".
Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu, anoreksiya nervozanın belirtilerinin başında, vücut ağırlığını, yaşa ve boya göre normal sınırlarda tutmayı reddetme geldiğini belirterek, "Zayıf olunmasına rağmen kilo almaktan veya şişmanlamaktan aşırı korkma, beden algı bozukluğu ve ardarda en az 3 kez adet görmemek bu hastalığın diğer belirtileri" dedi. Sözlerini sürdüren Hamzaoğlu, ayrıca bu hastalarda, bağırsak çalıştırıcı ve idrar söktürücünün yanlış ve kötü kullanımının da gözlemlendiğini belirterek, anoreksiya nervozalı hastaların yaklaşık olarak yüzde 30-40'ının tam olarak iyileşirken, yaklaşık yüzde 20 ile 30'unda hastalığın kronikleştiğini ifade etti. Geri kalan 3'te 1'lik kısmınsa hastalığın tedavisinden sonra yeniden ortaya çıktığını sözlerine ekleyen Hamzaoğlu, "Kronikleşme, 4 yıl boyunca ideal standart ağırlığın yüzde 15 altında olma, besin kısıtlaması ve amenorenin sürmesi olarak tanımlanıyor" diye konuştu.
Uzman Gülay Hamzaoğlu, her yıl tedavi edilen 200 hastadan 1'inin açlık komplikasyonları ya da intihar yüzünden öldüğüne dikkat çekerek anoreksiya nervozalı hastaların, ölüm oranının yüzde 5 ile10 arasında değiştiğini kaydetti. 15-25 yaş arası genç hastalardaysa bu oranın yüzde 20'ye kadar yükseldiğini ifade eden Hamzaoğlu, yapılan ilginç araştırmalara da değinerek, "Normal aile modeliyle anorektik ailede gözlenen patolojiler, kıyaslanmış ve anorektik aile tiplemesi ortaya çıkarılmış. Bu araştırmaya göre, anorektik aileler, aşırı korumacı, aşırı ilgili, kuralcı, sert ve çatışmadan kaçınan aileler. Ebeveynler arasındaki tartışmalara tanık olma, anne baskınlığı, ailede gizli ittifakların olması ve ebeveynlerin başarı odaklı olmaları da anorektik aile tiplemesinin diğer özellikleri olarak belirlenmiştir" şeklinde konuştu.
TEDAVİNİN AMACI
Tedavinin en büyük amacını, hastanın yaşamını tehdit eden kilo kaybının düzeltilmesi olarak açıklayan Hamzaoğlu, daha sonra hastanın kilosuyla aşırı uğraşını en aza indirgenmeye çalışılarak kişinin kendine güveninin oluşturulması sağlandığını, son aşamadaysa fiziksel ve psikiyatrik komplikasyonların düzeltildiğini söyledi.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Petek Arı Turacı ise tedavinin başarısı için hastanın tedavi ekibine inanması, şişmanlamayacağına inandığı bir rejimi uygulaması, tedavide amacın, yalnız kilo almak olduğu hissine kapılmaması gerektiğini belirterek, "Anoreksiyalı hastalarının yaklaşık yüzde 50'si başarılı olarak tedavi ediliyor. Olması gereken ağırlığın yüzde 25 ya da 30'unun altında olan kişilere, hastanede daha kapsamlı tedavi programları yapılması gerekiyor. Anoreksiya nervozalı hastaların çoğunluğunda iyileşme süreci 1 ile 5 yıl arasında değişiyor" dedi.
Tedaviyi beslenme / Diyet, danışmanlık / psikoterapi ve psikofarmokoterapi olarak 3 ana başlıkta toplayan Turacı, tedaviyi şöyle anlattı:
"Diyet tedavisi, hastanın besinlere karşı olan fikir ve düşüncelerini değiştirmeyi amaçlıyor. Kilo artışı için gerekli olan pozitif enerji dengesi, kalori alımını artırmakla mümkün. Ancak kalori alımı yavaş yavaş artırılmalı. Yaşamı tehlikeye düşürecek elektrolit ve sıvı dengesizliği, kalp yetersizliği ya da aşırı ishal gibi durumlar olmadıkça özel beslenme (tüple veya damardan beslenme) yöntemlerine başvurulmuyor. Psikoterapiyse hastanın anormal düşünceleri ve davranışları kabul etmesine, kilo ve yeme hakkındaki düfnlamaktan aşırışüncelerini değerlendirmesine yardımcı oluyor. Aile terapisi, hastalık teşhisi erken konulan genç hastalarda daha etkili oluyor. Anoreksiya nervozanın tedavisinde kullanılan en yaygın ilaç grubu antidepresanlar".
BULİMİYA NEVROZA
Uzman Petek Arı Turacı, bulimiya nervozayıysa, tekrarlayan aşırı yemek yeme, kilo alma ve bir yandan da kiloyu durdurma çabalarıyla tanımlanan bir yeme bozukluğu hastalığı olarak açıkladı. Turacı, "Tıpkı anorektiklerdeki gibi bu tipte de beden ağırlığı, güzellik ve çirkinlikle aşırı uğraş söz konusu" dedi. Başlangıç yaşınınsa anoreksiya nervozaya göre biraz daha geç olduğunu söyleyen Turacı, Bulimiya nervozanın bütün toplumlarda yaklaşık yüzde 1 oranında görülürken, genç kadınlarda erkeklerden 10 kat daha sık görüldüğünü ifade ederek hastalığın belirtilerini şöyle özetledi:
"Bu tip hastalar, tekrarlayan tıkanırcasına yeme davranışı gösterir. Tıkanırcasına yeme atağı sırasında kontrol hissinin kaybı, yani yemeyi durduramama hissi veya ne kadar yediğini kontrol edememe hissi ortaya çıkar. Kilo artışını önlemek için tekrarlanan, kendini kusturma, laksatif, diüretik, lavman veya diğer ilaçların kötüye kullanımı, açlık ya da aşırı egzersiz gibi uygunsuz davranışlar da Bulimiya nervozanın belirtileri arasındadır. Bulimiya nervoza tanısı koyabilmemiz için tıkanırcasına yeme ya da kilo artışını önlemek için tekrarlanan uygunsuz davranışların ortalama olarak 3 ayda en az haftada 2 kez olması gerekiyor. Bulimiya nervozanın iki tipi bulunuyor. Birinde tıkanırcasına yeme sonrasında hasta düzenli olarak kendini kusturur veya laksatif, diüretik, lavman gibi ilaçlar kullanır. Diğerindeyse açlık veya aşırı egzersiz gibi uygunsuz davranışlarda bulunur".
Uzmanlara göre, anoreksiya nervoza, bulimiya nervozadan daha şiddetli sonuçlar doğuruyor ve çok daha ciddi tıbbi risklere sahip. İkisinin beraber görüldüğü tipse en fazla riske sahip grup olarak tanımlanıyor.
Turacı, bulimik hastaların yaşının genelde daha büyük olması sebebiyle, tedavisinde bireysel eğitimin ön planda tutulduğunu, hastanın ailesiyle birlikte kalıyor olması durumunda, ailesinin de eğitime alınması gerektiğini belirterek, beslenme tedavisinin amacını, hastaların iyi beslenmenin ilkelerini, besin gereksinimlerini ve aşırı yemeyle diyet arasındaki ilişkiyi anlamalarını sağlamak olarak açıkladı. Beslenme ve Diyet Uzmanı Petek Arı Turacı, "Hastanın beden ağırlığı ve besinlere karşı tepkisi öğrenildikten sonra diyeti düzenleniyor. Bulimik hastaların beslenme tedavisi de anoreksiyaya benzer kurallar içeriyor. Bulimiya nervozanın tedavisinde en çok kullanılan yöntem, bilişsel- davranışçı terapidir. Bu terapi yöntemi, hastanın bulimik ataklar öncesinde ve sırasrındaki düşüncelerini, hissettiklerini ve sonuçlarını aaık ve şiddetli zayıflınlamasına, tıkanırcasına yeme ve çıkarma olaylarını nasıl yatıştıracağını, duygularını nasıl kontrol edeceğini anlamasına olanak sağlıyor. Terapi sayesinde tıkanırcasına yeme ve kusma dürtülerine karşı davranış teknikleri geliştiren hasta, bu düşünceleri ve hisleri bozmak için bulimik yeme örneğine alternatifler geliştiriyor. Hastanın yediklerinin farkına varması, normal yeme düzeninin sağlanması ve son olarak da hastalığramaktan aşırıın yeniden ortaya çıkmasının önlenmesi tedavinin başlıca amaçlarıdır" şeklinde konuştu.
BAŞKA TÜRLÜ TANIMLANAMAYAN YEME BOZUKLUKLARI
Uzman Turacı, bu kategorideki hastaların, anoreksiya nervoza ve bulimiya nervozanın tüm teşhis belirtilerini göstermediğini, fakat önemli yeme tutum ve davranış bozukluğuna sahip olduklarını söyledi. Bu grubun, anoreksiya veya bulimiya nervozaya göre daha az ciddi bir sendrom olarak görüldüğünü belirten Turacı, her üç hastalıkta da, vücut hoşnutsuzluğunun derecesi ve diğer zihinsel semptomlar arasında benzerlikler bulunduğunu, bazı araştırmaların 'başka türlü tanımlanamayan yeme bozukluğu' sonrasında anoreksiya nervoza ve bulimiya nervozanın geliştiğini gösterdiğini vurgulayarak bu kategorideki hastaların yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Bu tip hastaların önemli kilo kaybına rağmen kilosu normal sınırlar içerisindedir. Kadınların adet dönemleri düzenlidir. Tıkanırcasına yeme gibi davranışlar haftada ikiden az veya üç aylık sürelerden daha azdır. Normal vücut ağırlığındaki bir kişi, az miktarlarda yedikten sonra düzenli olarak uygunsuz davranışlar yapar. Örneğin 2 bisküvi yedikten sonra kendini kusturur. Büyük miktardaki besinleri yutmadan tekrar tekrar çiğneme ve tükürme davranışı gösterir".
Tıkanırcasına yeme bozukluğunuysa, belli bir zaman süreci içinde hastalarda kontrol hissinin yitirilerek aşırı miktarda gıda alımı olarak tanımlayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Petek Arı Turacı, bu hastaların aşırı yeme sonrasında kendini kusturma gibi kilo almayı engelleyici bir çıkarma işleminde bulunmadıklarını, bulimik kişilere nazaran obez veya obez olmaya yatkın bireyler olduklarını belirterek, hastalığın en büyük belirtisinin tekrarlayıcı tıkanırcasına yeme atakları olduğunu söyledi. "Atak esnasında hastada kontrol hissi kaybolur" diyen Turacı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Olağandan daha hızlı yemek, rahatsız olana kadar yemek, aç olunmamasına rağmen aşırı miktarda yemek, çok aşırı yemek yediği için yalnız yemek yemeyi tercih etmek, aşırı yemek yendikten sonra suçluluk hissi duymak tıkanırcasına yeme bozukluğunun belirtileri arasında yer alır. Ataklar 6 aylık bir süre zarfında ortalama haftada 2 gün görülür".
Uzman Turacı, tıkanırcasına yeme bozukluğuna benzeyen başka bir yeme bozukluğunu da gece yeme sendromu olarak adlandırdı. Belirtileri arasında, sabahları iştahsızlık akşamları, bilhassa akşam yemeğinden sonra aşırı miktarda yemek yeme ve uyku sorunları yaşamanın yer aldığını söyleyen Petek Arı Turacı, "Günlük total kalorinin en az yüzde 50'si akşam yemeğinden sonra alınıyor. Sendromun oluşumunda akşam anksiyetesinin payı büyük. Bu hastalarda gece süresince melatonin ve leptin düzeylerindeki artış düşerken, aık ve şiddetli zayıflıgün içindeki kortizol seviyeleri yükseliyor. Gece yeme sendromu daha çok obez kişilerde görülüyor" dedi.
NEDEN OLUŞUYOR?
Şişmanlık, sosyokültürel baskılar, vücut hoşnutsuzluğu, diyet yapma, mükemmeliyetçilik, ergenlik dönemi ve genetik etkileri, yeme bozukluklarının başlıca oluşum nedenleri olarak sıralayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu, "Vücut hoşnutsuzluğu, yeme bozukluklarında en önemli risk faktörlerinden birisi. Vücut hoşnutsramaktan aşırıuzluğu ve kilo kaygısı, kişiyi diyet yapmaya yönelttiği için bulimik semptomları artırıyor. Diyet yapmak, tıkanırcasına yeme ve bulimiya başlama riskini artırıyor. Diyet kurallarını bozma aşırı yemeyle sonuçlanıyor" diye konuştu.
Ergenlik döneminde genç kızlardaki yağ dokusunun artması ve erken adet görme gibi faktörlerin de vücut hoşnutsuzluğu ve dolayısıyla yeme patolojisi gelişmesini sağlayabildiğine dikkat çeken Hamzaoğlu, toplumdaki bazı grupların yeme bozukluğu gelişmesine daha yatkın olduğunu belirterek bunu örnekle açıkladı:
"Örneğin dansçılar, modeller gibi işleri dolayısıyla zayıf olması gereken kişiler, psikiyatrik bozukluğu olanlar, ailelerinde depresyon, yeme bozukluğu ya da alkolizm görülenlerde yeme bozukluğu hastalıkları daha yüksek oranda görülüyor. Araştırmalar, bulimiklerde alkol, sigara, kafein ve ilaç kullanımının normalden daha fazla olduğunu gösteriyor. Hatta alkoliklerle bulimikler arasında geçişten söz etmek mümkün".
IHA
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Anoreksiya Nervoza
«
Yanıtla #41 :
Aralık 25, 2006, 08:32:19 am »
Anoreksiya Nervoza
Genellikle 12-18 yaşları arasında başlar ve şişmanlama korkusu yüzünden aşırı zayıf kalma çabaları ile belirlidir. Hasta, beklenenin altında bir vücut ağırlığına sahip olmasına rağmen kilo almaktan veya şişman biri olmaktan aşırı derecede korkar. Hasta bilinçli olarak yememekte ve zayıf kalmakta direnir.
Anoreksiya nervozanın, aşırı yemesi olan (blumik) ve aşırı yemesi olmayan şeklinde iki türü vardır. Anoreksiya nervozanın blumik tipi aşırı yeme nöbetlerinin ardından yediklerini kusarak, ishal yapıcı veya idrar söktürücü ilaçlar kullanarak düşük kilolarını korumaya çalışır.
Sıklık ve Yaygınlık:
Sıklığı bilinmemekle birlikte nadir bir hastalık değildir. 1218 yaşları arasındaki nüfus içinde 1/8003/100 arasında değişen yaygınlık oranları bildirilmiştir. Çoğunlukla (%95) kızlarda görülür. Yüksek ve orta sosyokültürel düzeyde daha sık görüldüğü bildirilmektedir.
Ayırıcı Tanı:
Depresyonda, obsesif-kompulsif bozuklukta veya başka hastalıklarda ağır kilo yitimi görülebilir. Ama bu hastalıklarda kilo alma korkusu ve istemli olarak yemekten kaçınma davranışı yoktur.
Oluş Nedenleri (Psikososyal):
- Cinsel çocuksuluk, cinsel ilişki kurma ve gebeliğe karşı aşırı korku, büyüme, anneden ayrılma, bireyleşmeye karşı aşırı korku gibi çatışmalar vardır.
- Çocuğun özerk gelişmesini güçleştiren aile patolojisi bulunur.
- Toplumsal olarak zayıflığa çok değer veren kesimlerde sık görülür.
- Ailelerinde ölüm ve ayrılma, ruh hastalığı, alkol ve kumar sorun gibi önemli aile sorunları daha sık görülür.
Tedavi:
Anoreksiya nervoza yaşamı tehdit edebilecek derecede ağırlaşabilen bir rahatsızlıktır ve kişilerin çoğunda tedaviden kaçma eğilimi vardır.
Ağır kilo kaybı olan kişilerin hastanede tedavi görmesi gerekir. Öncelikle kişinin kilo almayacağına inandığı bir rejim uygulanması konusunda anlaşılır. Kişiyle iş birliği yapmak bu noktada çok önemlidir. Yapılan anlaşmaya uygun günlük kilo artışı için giderek artan ödüller verilir. Bunun yanı sıra aileyle görüşmeler ve psikoterapi gereklidir. Kişinin yeme davranışı üzerine kurulu yanlış düşünce tarzının değiştirilmesine, vücuduna yönelik olumsuz algılamaların düzeltilmeye ve sorunlarının ele alınarak çözümlenmesine çalışılır. İlaç tedavisinde daha çok anti-depresanlar kullanılır.
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Blumiya Nervoza
«
Yanıtla #42 :
Aralık 25, 2006, 08:36:54 am »
Blumia Nervoza
Bu rahatsızlık aşırı yemek yeme nöbetleri, kilo alma ve bir yandan da kilo almayı durdurma çabaları ile belirlidir. Kişi, aşırı yeme nöbetleri sırasında tüm çabalarına ve korkularına rağmen yeme tutkusunu durduramaz. Kilo almayı önlemek için yediklerini kusar, iştah kesici, idrar söktürücü, sürgün yapıcı ilaçlar kullanır.
Anoreksiya Nervozada olduğu gibi Blumiya hastaları için de kilo alımının yarattığı kaygı yüksektir ve kişinin vücudunu algılamasında bozulmalar vardır, bu kişiler normal ağırlıkta olsalar dahi kendilerinin kilolu olduklarına inanabilirler.
Blumia Nervoza tanısı konması için kişinin tıkınırcasına yemek yeme ve uygun olmayan telafi davranışlarını en az 3 ay süre ile en az haftada 2 kez tekrarlamış olması gerekmektedir.
Blumia Nervozayı iki alt tipe vardır: Çıkartma olan ve çıkartma olmayan tip. Çıkartma olmayan tipte oruç tutma, aşırı egzersiz yapma veya laksatiflerin kullanımı görülür.
Ayırıcı Tanı :
Anoreksiya Nervozanın blumik türünde de aşırı yeme ve kilo alma nöbetleri olabilir, fakat temel patoloji yemeyi kusma ve kesme doğrultusundadır. Blumiya Nervozada ise temel patoloji yemeyi durduramamadır.
Sıklık ve Yaygınlık :
Blumiya Nervoza bütün toplumlarda %1 oranında görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla 10 kat sık görülür. A.B.Dde üniversitedeki kızlarda %5 oranında saptanmıştır.
Oluş Nedenleri :
- Hastalık öncesinde aşırı kilolu oldukları ve hastalık semptomlarının bir diyet dönemi ile başladığı görülür.
- Bu kişilerde depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, fobik bozukluk, panik bozukluk sıklıkla birlikte görülebilir. Ailelerinde de bu bozukluklar daha sık görülür.
- Çocukluklarında cinsel saldırıya uğramış olma ve aile içi sorunların çokluğu dikkati çeker.
- Kişiler, anne ve babalarını uzak ve reddedici olarak tanımlarlar. Yeme nöbetlerinin anne ile bütünleşmeyi temsil ettiği, ancak sonrasında anneden ayrışma ve bireyselleşme çabasının dışa atım, kusma davranışları olarak kendini gösterdiği düşünülmektedir.
Tedavi:
Blumiya hastaları, Anoreksiyada olduğu gibi yardımı reddetmezler, hatta yardım ararlar. Blumiya Nervozalılar genelde ayakta tedavi edilebilirler. Genelde anti-depresan ilaçlarla tedavi uygulanır. Ama sadece ilaç tedavisi yeterli olmaz. Mutlaka bilişsel-davranışçı psikoterapi de uygulanmalıdır. İlaç ve psikoterapi ile bu belirtiler durdurulabilse bile hastaların çoğunluğunda depreşmeler olur.
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Yeme Bozukluğu
«
Yanıtla #43 :
Aralık 26, 2006, 07:04:19 am »
Yeme Bozukluğu
Özellikle hanımların beden ölçüleri ile ne kadar ilgilendiklerini bilmeyenimiz yoktur herhalde. Birçok hanım beden ölçülerinden rahatsızdır. Hatta zaman zaman işkence boyutlarında perhizleri de görürüz. Bir iki haftada aşırı kilo verip yine aynı hızda kilolarını alırlar. Bu durum aslında bilinçsiz rejimin bir neticesi olarak ortaya çıkan gayet normal bir durumdur. Çünkü bedenimiz her şeye rağmen kendi bütünlüğünü korumaya programlanmıştır.
Bedenimizde tüm hormonsal ve fizyolojik dengelerimiz alışılmış kiloya göre programlanmıştır. Bu program eğer birden bire ( aşırı rejimle ) bozulacak olursa bedensel tepki olarak rejimi azalttığımız anda tekrar kilo alma şeklinde geri döner. Beden imajı insanın kendi bedenini nasıl algıladığıdır.
Bazen belki normalde zayıf bile sayılabilecek bir kişinin kilo vermek için rejim yapması da karşılaştığımız durumlardandır. Hatta bazen o kadar ileri varır ki bu durum kişi yediğini çıkarmak için parmakla kendini uyararak kusmaya bile başlayabilir. Bir süre sonra da otomatikleşen bu durum istenmese bile kusma tepkisi ile kendini göstermeye başlar. Ne yese kusmaya başlar kişi ve sonuçta çok zayıfladığı halde hala kilolu olduğunu düşündüğü için bilinçaltı bir mekanizma ile kusmaya devam edebilir. Bu hastalığın en uç boyut olarak bazen beslenme bozukluğu gelişip durum ölümle bile sonuçlanır. Anoreksiya Nervoza ve Blumiya Nervoza da bu durumlarla karşılaştığımız iki rahatsızlıktır.
Bunlar uç noktalar bile olsa beden imajınızı bilimsel gerçekler ışığında değerlendirmeniz gerekir. Yapılacak rejimle belli bir sürede belli miktarda kilo vermek gerekir. Aksi takdirde yaptığımız şey rejim değil bedenimize işkence olur. Bir süre sonra isyan eden bedenimiz bizi cezalandırabilir. Kaldı ki bir ay içinde vücut ağırlığımızın % 5inden fazlasını vermek depresyon dâhil birçok rahatsızlığın ortaya çıkmasına sebep olabilir.
Eğer rejim yaparken yeme isteğine mani olamıyorsak o zaman psikiyatrik yardım denenebilir. Bazen hipnoz, bazen psikoterapotik yaklaşımlarla sağlıklı bir zayıflama sağlanabilir.
Logged
Beden, zihnin hizmetçisidir
Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjiyim.
crea
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 835
Sizi Siz Yapan Görüntü Değil; Kişiliğinizdir
«
Yanıtla #44 :
Aralık 27, 2006, 02:09:23 pm »
Sizi siz yapan görüntü değil kişiliğinizdir
Yemek yemeyi sever misiniz?' sorusuna hemen hepimiz evet cevabını veririz; çünkü yemek yemek, gıda ihtiyacımızı karşılamasının yanında zevk veren bir alışkanlıktır.
Vücudumuzu zinde tutmanın yanı sıra bazen rahatlamak, bazen eğlenmek, bazen de içimizdeki sıkıntıyı, hüznü bastırmak için yemek yeriz. İşte bu noktada esas amaçtan sapmak çok tehlikeli olabilir ve fark etmeden zararlı yeme alışkanlığı edinebiliriz. Özellikle gençler, içinde bulundukları gelişim dönemi itibarıyla dış görünüşlerine sağlıklarından daha çok önem verir. Son zamanlarda medyanın sıkça verdiği ideal ve güz