Ana Menu
Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver
Psikoloji
Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları
İçerikler
Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv
Psikoloji Testleri
Eğlence Testleri
Kişilik Testleri
Yazarlar
Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
Anasayfa
Forum
Psikoloji-Terapi
Tecavüz, Şiddet ve Cinsellik
Cehalet,Tecavüz ve Dedikodu :İntihar
Cehalet,Tecavüz ve Dedikodu :İntihar
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Eylül 06, 2008, 10:33:36 pm
Hatunca.NET Forum
Psikoloji-Terapi
Tecavüz, Şiddet ve Cinsellik
Cehalet,Tecavüz ve Dedikodu :İntihar
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
1
[
2
]
3
Gönderen
Konu: Cehalet,Tecavüz ve Dedikodu :İntihar (Okunma Sayısı 6144 defa)
iilhan
Ziyaretçi
Ynt: BEKARET KONUSUNU BİRİ BANA DOGRU ŞEKİLDE ANLATA BİLİRMİ
«
Yanıtla #15 :
Temmuz 27, 2006, 12:14:24 pm »
Bekaret konusunun hangi yönüyle ilgili doğru bir şeklide aydınlatılmak istiyorsun ?
Açıklar mısın ?
Logged
butterfly_85
Ziyaretçi
Ynt: BEKARET KONUSUNU BİRİ BANA DOGRU ŞEKİLDE ANLATA BİLİRMİ
«
Yanıtla #16 :
Temmuz 27, 2006, 01:21:05 pm »
hemen hemen heryerde karsıma cıkıyor ve beni rahatsız ediyor toplumun bukadar sagduyusuz ve cahil olması nedir allah aşkına şu bekaret herşey bumudur yani sevgide aşkta....bu cahil kişiliklerle dolu memlekette kendi dogrularını bile şaşırıp kalıyorsun....ben yanlışmı düşünüyorum arkadaşlar
Logged
Serin
Ziyaretçi
Ynt: Cehalet,Tecavüz ve Dedikodu :İntihar
«
Yanıtla #17 :
Temmuz 28, 2006, 12:57:38 am »
14 yaşında ,bir fidan..
Bu güzel yavrumuzun hiç bir suçu günahı yok..Keşke konuşabileceği paylaşabileceği birileri olsaydı..
Hesapta okullarda rehberlik var..Sınıf öğretmeni var..Ve biz çocuklarımızı onlara emanet ediyoruz..Hani bize açılamadığı durumlarda onlara açılabilirler diye düşünüyoruz..Onların böyle bir durumdan nasıl haberleri olmaz..Nasıl görmezler..
Ama kızınızın eteğinin boyu biraz kısaysa,saçları iki örgü değilse..............
hemen veliyi çağırıp ikaz ederler. Ne kadar şekilci bir eğitim sistemi bu..Çocukların ruhlarına değil,dış görünüşlerine bakıyorlar..
Hayatının baharında bir hayat bitiyor,ardında acılı ana babalar..Lanet olsun..
Logged
baharcan
Moderator
Bilge
Offline
Mesaj Sayısı: 1821
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda
Ynt: Nur topu gibi yeni bir namus cinayetimiz oldu!!
«
Yanıtla #18 :
Temmuz 29, 2006, 01:50:55 pm »
A takımında gösterilecek,yeniden ele alınacak bir olay var .İşte kızkardeşlerini namusum gitti diye öldürenler,barlar sokağında veya tatil merkezlerinde nasıl değişiyorlar,yaşlı kadınlarla para için birlikte olanlar,......
sonları hepsinin öyle olur inşallah !?
Logged
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda
romanist
Ziyaretçi
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #19 :
Temmuz 30, 2006, 03:09:16 am »
bizler namusu iki bacağının arasına almış olan bir toplumun çocuklarıyız...Daha valide hanıma bekaretin ne olduğunu bile soramazken ve hatta böyle şeylerin konuşulmasına "
amannn ayıpppp.."
gözüyle bakıldığı, televizyonda kadın pedi reklamları çıktığında kafaların öne eğildiği günleri daha yeni yeni atlatıyoruz...Ve sanırım bu cahil ve okumuş kesim diye belirtilen iki kuşağın arasında kalıyoruz bizler biraz...Yani bugün daha tutucu olan ve bekarete
aç parantez
kızlık zarına
kapa parantez
, önem veren kesim
"yobaz"
olarak görülürken, diğer yandan bekaretin yatakta bitmediğine inanan kesimede
"fahişe"
gözüyle bakılabilmekte...Ve açıkçası işte ben ve benim gibi bu ikilemin tam ortasında yaşamakta olanlar arada bir köprü vazife görücez sanırım...ya da biz öyle ortada kaybolmuş olan bir nesil olarak kalıcaz...ne bugünkü gençlik gibi ailelerimizin yanında bu kadar rahat olup, her türlü konuyu konuşabildik, ne de onların inandığı yolun takipçisi olarak hayata o pencereden bakabilicek kadar sığ olabildik...
ve toplumun bekaret anlayışı sizi rahatsız ediyorsa, bir de eşcinsellere bakışlarını tartışmak gerek...bazı şeyler biz de hala tabulaştırılmış halde duruyo..ki işte cinsellikte bunlardan biri...bakalım ne zaman yıkabileceğiz bu tabuları...
Logged
Gökkuşahı
Ziyaretçi
Ynt: Nur topu gibi yeni bir namus cinayetimiz oldu!!
«
Yanıtla #20 :
Temmuz 30, 2006, 11:34:53 am »
sonları jigololuk ha birazını izledim:-)
Logged
butterfly_85
Ziyaretçi
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #21 :
Temmuz 31, 2006, 03:56:16 pm »
romanist teşekurederim en gin anlayışın için.... daywalker45de tbi of deriz ner forumda boylesıne aşagılana aşşagılana bahsedılen bekaret konularını gormekten fakat benım burada bu konuyu acmamın sebebı geri kalmış toplumdan kendını sıyırıp gerı ceke bılmiş kişiliklerin fikir lerini ala bilmek...henuz bu durumu kendımde tanımlıyamadıgım ıcın sizin fikirlerinizle kendime yon belırlemek ti amacım ....bu arada dikkatinizi cekmekte yarar var bu siteyi sadece 30 yaş ustu kişiler kullanmıyor ben 20yaşındayım ve ögrenecegim cok sey var sizlerden ama siz verebilirsenizz..of dediginize göre sıkılmış olmalısınz sizi bu konuyla rahatsız ettim cok afedersiniz
Logged
butterfly_85
Ziyaretçi
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #22 :
Ağustos 01, 2006, 03:30:43 pm »
Yazarlar
23 Nisan 2006
Ahmet ALTAN
Peki, o ne?
Duygularımız değişiyor, düşüncelerimiz değişiyor, zevklerimiz, isteklerimiz değişiyor, beklentilerimiz değişiyor.
Ama değişmeyen bir şey var.
Galiba hayatla kurabileceğimiz en güvenli ilişki de o soruda saklı.
Değişmeyen ne?
Sende ne değişmiyor?
On üç yaşımda öğrendiğim Valery'nin "Ben sürekli değişiyorum, ben kimim" sorusunun cevabını galiba öğrendim.
Sende ne değişmiyorsa, sen o'sun...
Biraz tuhaf, tutkulu bir çocuktum ben. Büyüklerin her duyguyu kendilerine ait sanarak "Çocuktur, çabuk unutur" diye küçümsedikleri o talihsiz dönemlerde bir daha hiç unutmayacağım, içimi yakan aşklar yaşamıştım.
Uzun süren, beni ketumlaştıran ve yalnızlaştıran aşklar.
Kimseye anlatmazdım duygularımı.
Kendi başıma sever, kitaplar okur ve hayaller kurardım.
Şehrin bir ucundan diğer ucuna tek başıma yürür, yollarda, okuduğum romanlara benzer maceraları sevdiğim kızla aklımdan yaşardım.
Ortaokulu bitireceğim yıl kapıcının kızına aşık oldum.
Kapıcı da ailesi de biraz garipti.
Adam akşamları kafayı çeker, "tabancam tespihim, darağacı salıncağım" diye hiç duymadığım acayip şarkılar söylerdi, ailenin büyük kızını geceleri son model büyük arabalar gelip kapıdan alırdı, benim aşık olduğum küçük kızları ise sadece kendi ailesine değil bütün dünyaya yabancı gibiydi.
Apartmanın kapısında yan yana oturur konuşurduk.
Bazı geceler onlar ailece "açık hava" sinemasına giderlerdi, annem benim gitmeme izin vermezdi.
O zaman dördüncü katın mutfak balkonundan su borularına tutunarak iner, onlarla sinemaya gittikten sonra gene aynı yolla eve dönerdim.
Bu yaptığım bana çok normal gözükürdü.
İstediklerimi yapmama engel olmalarından hoşlanmazdım.
O yıl beni yatılı okula gönderdiler.
Dünyanın en güzel okullarından birine gidiyordum, hocalar ders saatleri dışında öğrencilerle kantinde çay içip ahbaplık ederler, insan ilişkilerinde bizim çok da alışkın olmadığımız bir özgürlüğün ferahlığını yaşamamızı sağlarlardı, haftanın belli günlerinde harika filmler oynardı okulda, hafta sonları konserler olur, Arnavutköy'deki kız okulunun öğrencileriyle partiler düzenlenirdi.
Bunların hiçbiri benim umurumda değildi.
Sevdiğim kızı düşünürdüm ben.
Derslerde, derslerden sonra yapılan etüdlerde kitaplarımın kenarlarına durmadan sevdiğim kızın adını yazardım.
O ismi yazabilmek o sırada sahip olduğum tek mutlu özgürlüktü, onun isminin beş harfinin yan yana dizilişi her seferinde aynı heyecanı ve acıyı hissettirirdi bana.
Yatma saatinden önce bize verilen yarım saatlik boş zamanda, Boğaziçi'nin karanlık sularında biriken, kıçlarında lüks lambaları yanan balıkçı sandallarını seyrederek sevdiğim kızı düşünürdüm.
Aylarca, aylarca her gün, her saat aynı ismi yazdım kitaplarıma.
Hep aynı heyecanı duydum.
Pazar akşamı okula girdiğim andan itibaren haftasonuna, o kızı görmeme kaç saat kaldığını, kaç saatinin uykuda geçeceğini hesap ederdim. Onun isminin yanına kalan saatleri yazardım.
Bir gün, hiç unutmadığım şaşırtıcı bir şey oldu.
O ismi yazdım.
Ve, bir heyecan hissetmedim.
Neredeyse bir dehşete kapıldığımı hatırlıyorum.
Bir daha yazdım.
Hayır, hiçbir şey hissetmiyordum.
Ne olduğunu bilmediğim bir şey kaybolmuştu.
Tuhaf bir hafifleme, ağır bir şaşkınlık ve bir sızıyı andıran bir ihanete uğramışlık duygusu belirmişti içimde.
O kızı sevdiğim ve onu göremediğim için çok acı çekiyordum ama onu sevmekten vazgeçmeyi hiç istememiştim, bir tek gün bile bu aklıma gelmemişti, böyle bir şeyin olabileceğini dahi düşünmemiştim.
Kendi iradem ve isteğim dışında duygularımın değiştiğini görmek beni çok şaşırtmıştı.
Daha dün delice sevdiğim kızı bugün sevmiyordum.
Ben bendim.
Sevdiğim kız, sevdiğim kızdı.
Ama onun ismini yazmak artık beni heyecanlandırmıyordu.
İnsanın değiştiğini ilk kez böylesine açık bir biçimde o gün öğrendim.
Ve, binlerce yıldan beri insanların ilgisini çeken "değişim" benim de ilgimi çekti.
Neyin değiştiğini merak ettim.
Ne değişiyordu, niye değişiyordu, nasıl değişiyordu?
Uzun zaman bunu düşündüm.
Kendime ve insanlara olan güvenim epeyce sarsıldı, şu andaki duygularımı bilsem de yarın ne hissedeceğimi bilmiyordum, kendi duygularım benim denetimimde değildi, bana haber vermeden değişebiliyorlar, ben duygularımın değiştiğini bir ismi yazarken öğreniyordum.
Değiştiğimi bile fark edemiyordum.
Sanırım, Valery'nin "Ben sürekli değişiyorum, peki ben kimim" sorusunu o günlerde ezberledim.
Duyguları sürekli değişen milyarlarca insanın o kıpırtılı belirsizlik içinde mutluluğu nasıl yakalayabileceklerini merak etmek beni mutluluktan bile kuşkulandırır hale getirdi.
Herkes değişiyordu.
Yıllarca, "Ne değişiyor" sorusunu aklımda taşıyarak yaşadım.
"Kimse aynı nehirde iki kere yıkanamıyordu", bütün duygular ruhumuzun eninde sonunda bizi terk edecek misafirleriydi, kendimizi tanıyamıyorduk, bunları anlamıştım.
Ama bütün bu değişimlere, gelip giden duygulara, ruhumuzun öngörülemez salıntılarına rağmen gene de kendimiz olarak kalıyorduk.
Bizi biz yapan bu değişen duygular değildi, o zaman bizi biz yapan neydi?
Değişmeyen bir şey olmalıydı.
Yeni ve cevabı belki de daha zor bir soru buldum.
Bende değişmeyen nedir?
İnsanlara da öyle bakmaya başladım.
Sende değişmeyen nedir?
Bütün duyguların değiştiğinde, bugün sevdiğini yarın sevmediğinde, bugün ilgisiz olduğuna yarın tutulabildiğinde sende ne "değişmez" olarak kalıyor?
Bütün bu değişimleri her şeye rağmen senin parçan olarak tutan o değişmeyen şey ne?
Değişimlerimiz hepimizi birbirimize benzer kılıyor.
Farklılığı sağlayan, sanırım o değişmeyen parça.
Hepimizde, parmak izi gibi bizi diğerlerinden ayıran değişmez bir özellik var, ne değişirse değişsin o değişmiyor.
Ve, bizim kendimizi tanıyabilmemiz için içimizdeki o değişmez özü bulmamız, onu görmemiz, onun adını koymamız gerekiyor.
Kendimizi kendimizle yüz yüze bırakacak soru bu galiba.
"Bende ne değişmiyor?"
Tanımak istediğimiz birine soracağımız soru da bu herhalde.
"Sende ne değişmez?"
Hepimizi kendi irademiz dışında güvenilmez kılan bu korkunç değişim depreminde sarılabileceğimiz, güvenebileceğimiz "büyük direk", depreme dayanıklı olan o parçamız.
Ama o "direğin" çevresinde öylesine kalabalık bir hareket, öylesine büyük bir değişim kasırgası var ki, gözlerimizi karartan bir kum fırtınası gibi bizi kendimize karşı körleştiren o hareketin içinde değişmeyeni görmek o kadar kolay değil.
Üstelik hepimiz biraz öfkeyle, biraz şaşkınlıkla sadece kendimizdeki ve karşımızdaki değişimleri takip ederken, birden durup "değişmeyene" bakma, onu yakalama alışanlığımız da pek yok.
Aradığımızı, sandığımız kadar kolay bulamayacağız.
Duygularımız değişiyor, düşüncelerimiz değişiyor, zevklerimiz, isteklerimiz değişiyor, beklentilerimiz değişiyor.
Ama değişmeyen bir şey var.
Galiba hayatla kurabileceğimiz en güvenli ilişki de o soruda saklı.
Değişmeyen ne?
Sende ne değişmiyor?
On üç yaşımda öğrendiğim Valery'nin "Ben sürekli değişiyorum, ben kimim" sorusunun cevabını galiba öğrendim.
Sende ne değişmiyorsa, sen o'sun...
Logged
butterfly_85
Ziyaretçi
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #23 :
Ağustos 01, 2006, 03:33:15 pm »
AHMET ALTAN ne guzelde ifade etmiş....işte toplumdada degişmeyen bi gercek kimilerine göre....(belki yıllar sonra bitecek ama henüz degişim evresine bile girememiş bi düsünce)ama benim dün yanda evresini tamam ladı..
Logged
Dharma
Öğretmen
Offline
Mesaj Sayısı: 125
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #24 :
Ağustos 01, 2006, 03:51:53 pm »
Bekaretin değeri,kaybedilince anlaşılır.
Çin atasözü..
Logged
butterfly_85
Ziyaretçi
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #25 :
Ağustos 01, 2006, 05:52:51 pm »
neyi niçin kaybettigimizde anlakız arkadaşım...
Logged
bayanbilmis
Öğretmen
Offline
Mesaj Sayısı: 135
HAYATT HEP GÜLMÜYOR İNSANAAA!!!!
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #26 :
Ağustos 02, 2006, 01:59:26 pm »
bence bekaret onemlidir ve kızlarımız kendılerını bır erkegın heveslerı yuzunden asagılatmasınlar ltf
Logged
Ben hüzünlerle sevdim şiirleri ben hüzünlerle büyüttüm kendimi küçükken gamzelerim vardı benim büyüdükçe hüzne sattım hepsini
butterfly_85
Ziyaretçi
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #27 :
Ağustos 02, 2006, 02:18:26 pm »
lütfen ya...burda en azından bu forumda böyle cevaplar verilmesin...burada bekaret derken yeni anlamak istediginiz önemlidir.
tabiki bekaret onemli önemsizligini savunanda yok...kimsede cıkıp da bekaret cok önemsiz bişey bence herkez canının istedigiyle yatıp kalksın demiyor..kusura bakmayın ama kendimi anlata bilmek için bukadar acık yazmak zorundayım...bekarete tapmak ta olan zihniyetten bahsediyorum beni anlıyabilmişsinizdir umarım
Logged
bayanbilmis
Öğretmen
Offline
Mesaj Sayısı: 135
HAYATT HEP GÜLMÜYOR İNSANAAA!!!!
Ynt: toplumumuzun bekaret anlayışı;
«
Yanıtla #28 :
Ağustos 02, 2006, 06:25:50 pm »
bizim toplumumuzda biraz zor bunları insanlara kabullendırmek yalnız carsıda pazarda gezıyo dıye kızlarımızı olduren anne babalar var hala ulkemızde bız bekaretı sorguluyoruz ilk once onları asmamız gerek kıslarımıza guvendıgımız hıssını verırsek onlarda emın olalım yanlıs yapmazlar yanlıs yapsalar bıle bunu devamlı tekrarlamazlar ıyı bı gelecek ümidiyle
Logged
Ben hüzünlerle sevdim şiirleri ben hüzünlerle büyüttüm kendimi küçükken gamzelerim vardı benim büyüdükçe hüzne sattım hepsini
Gökkuşahı
Ziyaretçi
Ynt: Cehalet,Tecavüz ve Dedikodu :İntihar
«
Yanıtla #29 :
Ağustos 03, 2006, 06:21:01 am »
Aslında eğitimin içerisinde psikoloklara yer verilmesi şart her okula bir psikolok çünkü ergenlik çağı çok sancılı bir dönem bazen aile yetersiz kalbiliyor yada aileyi cephe albiliyor kendine
kendimden bir örnek veririsem ben ergenlik dönemimdeyken bir arkadaşım vardır bir gün beni yan tarafa çekip biliyormusun ben duydum sen evlatlıkmışsın dei !! Allah ben taktım kafaam mam içimede kapanıyorum o hızla sürekli abbama anneme soruyorum ben evlatlıkmıyım ama komik olna ikisine de aşırı derecede benzerim bazen babamı görürüler baze annemi yüzüm ikisini deandırır ama uzun süre bu sorunla bocalmıştı aşağılık kız!! nefret ediyorum ondan kıskançlıktan sespiri yapmış yılalr sonra açıklıyor ben kendimi yılalrca aradıktan sonra!1 şimdi onunda oğlu var bende gidip ona desem senin baban bu değil oğlum diye
;Dyok ya ben yapamam bunu
Logged
Sayfa:
1
[
2
]
3
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Hatunca Yönetim
-----------------------------
=> Hatunca Yönetim
-----------------------------
Hatunca.net
-----------------------------
=> Günlük
=> Hatunca.net Yazılar
=> Kişisel Gelişim
=> Kişisel Gelişim ve Seminer Duyuruları
=> Yardım Merkezleri
=> Aile, Evlilik ve Çocuklar
=> İnsan İlişkileri
=> Kadınlar ve Erkekler
=> Dertler ve İtiraflar
=> Düşünüyorum
=> Kültür-Sanat
=> Kitap
=> Bilim ve Araştırma
-----------------------------
Psikoloji-Terapi
-----------------------------
=> Dr. Meltem Kavcar Sırmalı'ya Sorun
=> Kişilik Bozuklukları
=> Çocuk Psikolojisi
=> Bulimia ve Anoreksiya
=> Tecavüz, Şiddet ve Cinsellik
=> Madde bağımlılığı
=> Fobiler, Anksiyete, Panik Attak
=> Stres, Depresyon, Kayıp
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Powered by SMF 1.1.1
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sayfa 2.225 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...