Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Hatunca.net arrow Kültür-Sanat arrow BEYAZ PERDE
 
 
BEYAZ PERDE
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 07, 2008, 11:39:29 pm
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Hatunca.net
| |-+  Kültür-Sanat (Moderatör: paralelevrenler)
| | |-+  BEYAZ PERDE
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: BEYAZ PERDE  (Okunma Sayısı 12566 defa)
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 841



« Yanıtla #45 : Ağustos 23, 2007, 03:33:41 am »

"Kelebek Etkisi 2" sadece VCD, DVD olarak piyasaya çıktı, yani gösterime girmiyor. Seyredenler varsa paylaşsın çünkü çoğu kişiden ilki kadar iyi olmadığını duyuyorum.
Logged
karamyas
Ziyaretçi
« Yanıtla #46 : Eylül 13, 2007, 06:30:55 pm »

Kelebek etkisi filmi gerçekten harikaydı...2 sinin çıktığını bilmiyordum..Satılıyor mu yani?Hemen almalıyım...
Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 841



« Yanıtla #47 : Eylül 22, 2007, 07:23:19 pm »

Satılıyor tabi ki.
Logged
karamyas
Ziyaretçi
« Yanıtla #48 : Ekim 01, 2007, 11:53:09 am »

Galiba en son BARDA filmine gitmiştim...ooo baya uzun zaman olmuş...yakında gitmem gerek sanırım..Zaten o barda filminden sonra sinema salonları bana korkunç geliyor...HArika bir oyunculuk çıkarmışlardı..Ama gerim gerim gerildim filmi izlerken.... OYUNCULUK 10 bana yaptığı psikolojik durumdan konuya 05 veriyorum...
Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 841



« Yanıtla #49 : Ekim 26, 2007, 03:59:34 am »

Son dönem Türk filmleri çok fazla gişe hasılatına yönelik yapıldığı için açıkcası gitmek içimden gelmiyor. Hele şu hababam serileri tam bir fiyasko. Barda ve diğerlerine gitmedim. Gittiğim en son Türk filmi Vizonteleydi herhalde.
Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 841



« Yanıtla #50 : Kasım 19, 2007, 02:03:39 am »

Saw 4 (testere) artık yeter dedirtti bana. Masum   Bu kadar vahşet yeter ! Bundan sonra saw serilerine gitmeyeceğim. Daha önce saw serilerinin zekice kurgulanmış olmasından dolayı gidiyordum. Dikkatimi çeken şey filmde 18 yaş sınırlaması olduğu halde bir şekilde girmeyi başarmış çoluk çocuğun olduğuydu. Filmi tavsiye eder miyim? Etmem.

Logged
infinity
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 883


Asıl içimde... içinde yüzdüğüm bir deniz var...


« Yanıtla #51 : Kasım 20, 2007, 02:48:18 pm »

Korku filmlerinden oldum olası hoşlanmıyorum, Barda filmini bir gaflet anında daha doğrusu içeriğinin bu derece gerebileceğini düşünmeden alıp seyretmiştim, öyle gerilmişim ki film bittiğinde hala koltuktan kalkamıyordum... öyle baya bi kalmışım kalktığımda ayaklarımın uyuşmasından anladım Sırıtan

Son dönem Türk filmlerinde "Babam ve Oğlum" tadında seyrettiğim "Mutluluk" filmi var, ben çok keyif aldım o filmden, tavsiye edebilirim.

Yakın zamanda seyrettiğim "Yaşamın Kıyısında".

Şimdilerde merak ettiğim yeni vizyona girenler var, Beyaz Melek ve Yumurta. Seyreden varsa tiyo alabilirim burdan?
Logged

Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense dünyanın bir ucunda tek başımayım
Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun korkmaktansa bulanıklığın tam içinde bir başımayım
Benim belki de gizli bir bildiğim var
Elbette ağlarım benim can kırıklarım var
Senin gördüğün yanağımdan süzülenler...
karamyas
Ziyaretçi
« Yanıtla #52 : Kasım 23, 2007, 05:48:32 pm »

BEYAZ MELEK


Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 16 Kasım 2007
Yönetmen : Mahsun Kırmızıgül
Senaryo : Mahsun Kırmızıgül
Görüntü Yönetmeni : Eyüp Boz
Yapım : 2007, Türkiye , 115 dk.


Oyuncular

Suna Selen (Mızgin) , Ali Sürmeli (Muhtar) , Arif Erkin (Ahmet) , Bilge Zobu (Yaşar Hoca) , Cihat Tamer (Tayyar Müdür) , Cezmi Baskın (Sabri) , Emel Sayın (Misafir Oyuncu) , Erol Günaydın (Komutan Vahit) , Gazanfer Özcan (Palyaço) , Mahsun Kırmızıgül (Ali) , Nejat Uygur (Gazi Cemal) , Yavuz Bingöl (Hıdır) , Yıldız Kenter (Melek) , Zeynep Tokuş (Nazlı) 
 
Ali ve Reşat, beyin kanseri olan babaları Ahmet’i kemoterapi görmesi için İstanbul’a getirmiştir. Ahmet ağır tedaviye daha fazla katlanmak istemediğinden hastaneden kaçar.

Oğulları peşine düşer ancak Ahmet onlardan kaçmayı başarır. Kaçarken kendini bir huzurevinde bulur. Huzurevi sakinleri, Ahmet’in çocukları tarafından terk edildiğini sandıkları için orada kalması konusunda ısrar ederler. Zorlukla konuşabilen Ahmet durumu kabullenir. Ali ve Reşat Ahmet’i huzurevinde bulurlar. Ama mutlu göründüğü için bir süre orada kalmasına ses çıkarmazlar.

Babalarının son günlerini mutlu geçirmesi, belki hiç işe yaramayacak ama çok acı verebilecek bir tedaviden daha önemlidir. Huzurevi sakinlerinin her birinin kendi hikayeleri ve dramları vardır. Ahmet bunları öğrendikçe onlara daha yakınlaşıp her birini tek tek çok sever.
 
Mahsun Kırmızıgül'ü sevmem ama iyi iş çıkarmışlar harikaydı...
Logged
karamyas
Ziyaretçi
« Yanıtla #53 : Kasım 23, 2007, 05:52:46 pm »

YUMURTA
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 9 Kasım 2007
Yönetmen : Semih Kaplanoğlu
Senaryo : Semih Kaplanoğlu
Görüntü Yönetmeni : Özgür Eken
Yapım : 2007, Türkiye

Oyuncular

Nejat İşler (Yusuf) , Saadet Işıl Aksoy (Ayla) , Ufuk Bayraktar (Haluk) , Tülin Özen (Sahaftaki KAdın) , Gülçin Santırcıoğlu (Gül) , Kaan Karabacak  (Çapacı Çocuk) 
 
Şehir hayatı ile doğup büyüdüğü kasaba arasında sıkışıp kalmış bir karakter, Yusuf... On beş yıl evvel terkedip İstanbul'a geldiği kasabadan, sadece fiziksel olarak değil menen de uzaklaşmış olan Yusuf, İstanbul'da kendisine sıfırdan bir yaşam kurmak istemiştir.

Şiire gönül vermiş bir yazar olarak Bal ismindeki ilk şiir kitabının küçük bir çevre dışında kimse tarafından dikkat çekmemiş olması, bütün hayallerini ve beklentilerini baltalamıştır. Artık bir parçası olduğu sahaf dükkanı da batma noktasına gelince İstanbul'daki yaşamın da başına yıkılmak üzere olduğunu kabul etme noktasına gelir. Tam bu dönemde annesinin ölüm haberi ile unutmak istediği kasabaya yeniden dönmek zorunda kalacaktır. Ama bu sefer, kasabada onu farklı süprizler de beklemektedir.

Özellikle Meleğin Düşüşü ile pek çok uluslararası festivalde beğeni toplayan yönetmen Semih Kaplanoğlu, Anadolu taşrası ile ilgili bir üçleme olarak düşündüğü yeni projesi ile yola çıkıyor. Sırası ile Bal, Süt ve Yumurta olarak isimlendirdiği filmlerine sondan, Yumurta ile başlamış olan Kaplanoğlu, projesini "Bu aynı zamanda bir anne-oğul ilişkisininin son günlerinden (annenin ölümü Yumurta) ilk günlerine (oğulun doğumu, Bal) uzanan arkeolojik bir kazı çalışması olacak" ifadeleri ile anlatıyor.
 
 
BİLMEM BEN PEK BEĞENMEDİM... ASLINDA KADRO SÜPER AMA HAVADA KALMIŞ BİRAZ... TABİ BAZI SAHNELERİN MUHTEŞEMLİĞİ TARTIŞILMAZ AMA UMDUĞUM GİBİ DEĞİLDİ...
Logged
infinity
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 883


Asıl içimde... içinde yüzdüğüm bir deniz var...


« Yanıtla #54 : Kasım 23, 2007, 06:06:11 pm »

Takip ettim film yorumlarını evet "Yumurta" için gişede kırıldı diye yazmışlar hatta..

"Beyaz Melek" şaşırtıcı bir başarı yakalıyor demek ki denildiği gibi, seyretmek istiyorum, gidebilirsem yazarım fikrimi. Teşekkürler karamyas.
Logged

Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense dünyanın bir ucunda tek başımayım
Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun korkmaktansa bulanıklığın tam içinde bir başımayım
Benim belki de gizli bir bildiğim var
Elbette ağlarım benim can kırıklarım var
Senin gördüğün yanağımdan süzülenler...
infinity
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 883


Asıl içimde... içinde yüzdüğüm bir deniz var...


« Yanıtla #55 : Kasım 26, 2007, 02:11:55 pm »

Seyrettim haftasonunda... duygu sağanağı bir film yapmış Mahsun Kırmızıgül, önyargılı yaklaşanlar için şaşırtıcı bir sonuç benim kanımca... yönetmen, oyuncu ve senaryo yazarı üçlemesini başarıyla taşımış...

Bir kere film başladı ağladım, film bitti hala ağlıyordum..  sol tarafımdaki beyefendi yanındaki arkadaşına sürekli "sıkıldım, bitse de çıksak" derken engellemeye çalıştığı hissiyatına mı engel olmaya çalıştı yoksa gerçek duygularımıydı bilemiyorum ama sağımdaki beyefendi tam anlamıyla dışarı vurdu hislerini, kucağında selpak yığınıyla oturuyodu Sırıtan Sırıtan

Hani film baştan sona ağlanan bir film derken, gülünesi çok güzel espriler de sıkıştırmış araya, bir anda ağlarken gülmeye geçiveriyorsunuz...

"Huzurlu ev" diyor ya bir sahnesinde içerde olan bitenleri seyrettikten sonra, hani buraya huzurlu ev diyorsunuz ama burada hiç kimse huzurlu değil bilesiniz... gülmeyle ağlama arası tıkanıyorsunuz.

Logged

Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense dünyanın bir ucunda tek başımayım
Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun korkmaktansa bulanıklığın tam içinde bir başımayım
Benim belki de gizli bir bildiğim var
Elbette ağlarım benim can kırıklarım var
Senin gördüğün yanağımdan süzülenler...
melonsapka
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 859


MeRMaİd


« Yanıtla #56 : Aralık 01, 2007, 04:57:45 pm »

Ben ara ara Babam ve oğlum la kıyasladım....Ağlaken güldüren...Gülerken ağlatan bölümlerini....

Yanlız artık biz zaten millet olarak......drama...yaşlıya....ölüme dayanamayız.......

filmde ölen ölene haliyle duygulanıyorsunuz.....haberlerde bile cenaze görüp ağlayan bir millet olarak bu filmde ağlamak doğal!....

Logged

Eger “9¨ canli olsaydin bile
En çok “8¨ kez kacabilirdin ölümden
Bil ki 7 düvele sultan olsan dahi
Yerin 6 mekan olacak sana
En fazla 5metre kumaş götürebileceksin
Kapatacaksin 4 açsanda gözünü
Bu dünya 3günlük dünya
Azrailin yaninda “2 kat olup yalvarsanda nafile…1 den değil 0 dan başlayac
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 841



« Yanıtla #57 : Aralık 30, 2007, 01:47:42 am »

Gösterimdeki "Kabadayı" adlı filme gittim. Son zamanlarda Türk Sineması atakta. Ardı ardına filmler yapılıyor. Hepsinin iyi olması gerekmez aslında. Önemli olan endüstrinin oluşması. Bir zamanlar Yeşilçam fırtınası esiyordu ve belli bir süre sonra azaldı, durdu. 2000 li yılların başından itibaren yeniden atağa geçti Türk Sinema Endüstrisi. Bir Hollywood olmayacağız belki ama bir Bollywood olabiliriz ( Hindistan Film Endüstrisi ).

"Kabadayı" filmine gelince, arkadaş hatırına gittim, bu tarz filmlerden pek hoşlanmıyorum bu nedenle zamanında "Kurtlar Vadisi" filmine de gitmemiştim. Bilmiyorum, herhalde delikanlılığın nasıl olması gerektiğini empoze eden hiçbir filme ve diziye ısınamadığımdandır şu ana kadar.

  "Kabadayı, Şener Şen'in 90'ı yılların sonunda gösterime giren başrolünü oynadığı "Eşkiya" adlı filmini andırıyor. Burada da Şener Şen "ağır abi". Bence film fena değil, yani tavsiye ederim, ama çok çok muhteşem diyemem. Seyredilebilir.  Şu sıralar bir Hollywood filmiyle bir Türk filmi arasında kalırsanız bu filme gidin derim, en azından Türk Film Endüstrisine bir katkı yapmış olunur.



Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 841



« Yanıtla #58 : Şubat 06, 2008, 02:11:43 am »

Kelebek Etkisi 2 nin sadece DVD olarak sunulduğunu söylemiştim. Nihayet seyredebildim ve seyretmiş çoğunlukla aynı görüşteyim ben de. Kelebek Etkisi 1 in gölgesinde kalmış, çok da şaşırmadım açıkcası beklediğim bir şeydi bu. Kelebek Etksis 1 den bağımsız olarak düşünülecek olursa konu ve kurgu açısından yine de olumlu not veririm. K.E. 2 de cinselliği çok fazla kullanmışlar, K.E 1 de çok amerikan-gençlik havasındaydı. O zaman da demiştim, tüm bunlara rağmen Kelebek Etkisi serileri konusu açısından çok orjinaldi sırf bu nedenle bile seyretmeye değer.

Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 841



« Yanıtla #59 : Şubat 26, 2008, 02:42:17 am »

Canavar (Cloverfield) oldukça iyiydi. Bilim kurgu gerilim türünden hoşlananlara tavsiye ederim. Filmi seyrederken aklıma hemen Blair Cadısı 1 filmi gelmişti, daha sonra filmle ilgili tanıtımları ve yorumları okuduğumda çoğu kişinin de aklına geldiğini gördüm, tıpkı Blair Cadısı 1'de olduğu gibi hiç müzik yoktu ve amatör kamerayla çekilmiş havası verilmişti. Senaryosu açısından da yine bilim kurgu bir tür olan "Dünyalar Savaşı" filmine benzemiş, ama kesinlikle bir şeyleri tekrarlayan, taklit bir film değildi, sadece yanlış hatırlamıyorsam "Dünyalar Savaşı" filminde de Brooklyn köprüsü üzerindeki insanlar saldırıya uğruyorlardı. Bu türü sevenlere tavsiye ederim. Tabi ufak bir dokundurma yapmadan olmaz şimdi; neden bu tür felaketler hep amerikanın başına geliyor? Şu uzaylılar bir kere de Tokyo'yu, Berlin'i İstanbul'u falan istila etseler ya olmaz mı? Sırıtan Hani bir şeyi yüz kere söylersen olurmuş misali, New York ile ilgili bu kadar felaket filmi çekilirse bir gün gerçekten bu New York'u ya sular seller götürecek, ya marslılar istila edecek bir şeyler olacak yani...  İkiz kuleler faciasını da hatırlatırım bu arada. O kadar felaket tellallığı yaparsan sonunda bir şeyler oluyor galiba... çekim yasası diye buna diyorlar herhalde. Benden söylemesi amerika kendi kendine felaketi üzerine çekiyor... Sonra da ona buna saldırıyor sen benim için tehditsin diye. En büyük tehdit kendisi oysa.

Ayrıntı için: http://beyazperde.mynet.com/film/3820









Logged
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.197 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu