bahrewan
Öğretmen
  
Offline
Mesaj Sayısı: 101

insanları dinliyerek,konuşmayı seviyorum.
|
 |
« : Haziran 26, 2008, 02:12:31 pm » |
|
Ömrümün sayfalarını çeviriyorum. Geri, ileri hepsi sen… İsminin yanında, biz. Ben de ne kadar gece olduysan o kadar sabahlara sana doğmuş, sana uyumuşum. Kentinde izinsiz esen rüzgar gibi savruluyorum satır aralarında. Hangi kelimenin arasına düşse yüreğimin yaprakları, beşinci mevsimin çığlığı oluyorum.
Dışı kalabalık, içi yalnız bir adamdın. Gözlerin bana toprak uykusunu anımsatırdı. Hani çukur kazsan da umarsızca atlardım içine. Karanlığının peşinde koşarken ayağı sakatlanan taylar gibi olurdum. Hani dönerdin ansızın yaralarıma tuz basardı ellerin. Yine de severdim. Memleketimin en ücra tepelerinden koparılmış dağ menekşeleri gibi kokardı, tenin. Bilmedin hiç bilmedin bana neleri anımsattığını. Suskunluklarında sustum. Öfkelerinde saklandım yarınsızlıklara. Gömüldüm başka kadınlara gülen yüzünün çizgilerine. Kızmadım sana, kıyamadım. Deliliklerim, seni içimde öldürmekten korktuğum içindi. Ölme, bende kal diyeydi; kendime sığamamam…
Anlamsız kahkahalarımla kandırdım seni, itiraf ediyorum. Güçlü kadın elbisesi yakışmadı bedenime. Cıvıl cıvıl oluşum, kanatlarını kırmadım kuşlarımızın ondandı. Ben de bilirdim ağıdını yakmayı. Bana her geldiğinde sana avuç avuç hüzünbazlıklar taşımayı… Kendimi acındırmayı!
Göz hizana her düştüğümde ufuklarında gördüğüm çizgilerin yakalarını düzelttim, yansımalarındı boyun kurdelemi sıkan. Boğulmak derinliklerinde, sensizlikten güzeldi.
Seni seven herkesi sevdim ben. Sevdiğin her şeyi de. Bir kendimi sevemedim bu masal da.
Pencerelerime sınırladığın kadardı gök/yüzün… Bir dilek dileyecek kadar yıldızlarım yoktu. Ondan adak’sızdı bu aşk. Sen beni nerede unuttun bilmiyorum ama ben; beni öptüğün dere kenarındayım. Hani gelincikler gibi yüzümün kızardığı. Hani ilk sevdaya köprü kuruşundum ya senin o asmalı köprüdeyim. Hani gözlerin ararsa bir gün. Dudakların özlerse, hani…
Gidiyorum. Uyuyorsun… Uyandığında, eski kazağını giymek istemezsin belki. Yıkadım ben onu gerçi, katladım koydum baş ucuna. Olur ya, üşürsen.. Küs değil, ısıtır yine uzanmaktan korkma! Sorma hiçbir şey, yakana yapışan bir aşk olmak istemiyorum. Sus…
Uyan hadi! Bahar geldi bak. Tebessümün gibi yer/yüzünü selamlayan güneş. Geceye çevirme gölgeni, bilmezsin gecelerin pisliğini. Neler olur arka sokaklarında bu şehrin? Kaç kadını kanatmıştır, kaç adamı aldatmıştır, kaç çocuğu öldürmüştür? Bilmezsin. Çöplük kokuları yayılır afyonu bozuk aşklara, başını döndürmesin siyahlığı. Siyah da gün gelir kirlenir. Çevir yüzünü gün(süz)lüklerine… Yüzünü çevir güne… GÜLÜMSE!
Seni bu öyküde kaybettim. Sen’de artık dilsizliğim…
Ve gittim...
|