Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Hatunca.net arrow Kültür-Sanat arrow Fazıl Say
 
 
Fazıl Say
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ekim 11, 2008, 03:55:06 pm
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Hatunca.net
| |-+  Kültür-Sanat (Moderatör: paralelevrenler)
| | |-+  Fazıl Say
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Fazıl Say  (Okunma Sayısı 2322 defa)
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 869



« : Ocak 09, 2008, 02:06:32 am »

Son dönemde Fazıl Say " ülkeyi terk edebilirim" açıklamasıyla gündeme gelmişti. Bazı aklıevveller de "sanatçı adam ülkesini terk etmez" veya "giderse gitsin"  şeklinde cevap vermişlerdi. Ben de diyorum ki onlara, "Fazıl Say kalsın, siz gidin". 

Fazıl Say'a Onur Ödülü

Sanat Kurumu'nun geleneksel ''onur ödülü''nün bu yıl piyanist ve besteci Fazıl Say'a verilmesi kararlaştırıldı. Kurumun tiyatro ve plastik sanatlar dallarında da ödül verdiğini ve bu ödüllerin bir süre önce açıklandığını aktaran Çetin, "Onur ödülümüz de 1 yıllık çalışmalar sonucunda yapılan değerlendirmeyle belirleniyor" dedi.

Ödüller 14 Ocak 2008  pazartesi günü Ankara Küçük Tiyatro'da düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

CNNturk- kültür-sanat
----------




Fazıl Say Kimdir

14 Ocak 1970 yılında Ankara'da doğdu.

Yazar ve müzikolog Ahmet Say'ın oğludur.

Üç yaşındayken obuacı Ali Kemal Kaya ile ritmik jimnastik ve işitme alıştırmalarına başlayan Fazıl Say, bir yıl sonra Mithat Fenmen’den aldığı piyano dersleriyle sevgiyi de içeren bir öğrenim sürecine girmiştir. Fenmen’le sekiz yıl süren bu dönem, piyano, solfej ve teorinin yanı sıra, besteciliğe özendirme çalışmalarını ve konser podyumlarına ısındırma amaçlı küçük dinletileri kapsar.

Mithat Fenmen’in 1982 yılında vefat etmesi üzerine Ankara Devlet Konservatuarı'na giren Fazıl Say, 'Özel Statü' olarak nitelenen hızlandırılmış yoğun eğitim çerçevesinde Kamuran Gündemir ile piyano, İlhan Baran ile kompozisyon çalışmıştır. Gündemir, yorum kavrayışı gerektiren yapıtlar üzerinde üst düzey bir değerlendirme ortamı yaratarak öğrencisini yetiştirmiş, İlhan Baran ise ona kompozisyon eğitiminin temeli olan teknik donanımları kazandırmıştır. Donanımların başlıcaları armoni, kontrpuan, form bilgisi, analiz, enstrümantasyon, orkestrasyon, antik modlar, Türm Müziği makamsal ve ritmik sistemleri, caz armonisi ve stil araştırmalarıdır. İlhan Baran, ayrıca çağdaş müzik stilleri çalışması için Ertuğrul Oğuz Fırat'dan yararlanılmasını istemiş ve Fazıl Say, üç yıl Fırat'dan ders almıştır.

1987 yılında konservatuarı bitiren genç piyanist, Almanya’nın DAAD bursuyla bu ülkeye gitmiş, Düsseldorf Müzik Yüksek Okulu’nda ABD'li piyanist David Levine'in öğrencisi olmuştur. Dünyanın önde gelen Schubert yorumcularından olan Levine, "Yaratıcı Yorumculuk" açısından örnek bir piyanisttir. Fazıl Say, piyanist kimliğiyle onu örnek almıştır.

1991 yılında 'Konser Piyanisti' diplomasını alan besteci, Berlin'e yerleşerek profesyonel müzik yaşamına atılmıştır. Uluslararası ilk başarısı, Avrupa Birliği’nin düzenlediği Avrupa Piyano Yarışması’nda kazandığı ödüldür (1991). Aynı yıl Berlin Senfoni Orkestrası'nın kendisine sipariş ettiği konçerto, bu orkestranın eşliğinde kemancı Götz Bernau ve bestecinin solistliğinde dünya prömiyeri olarak seslendirilmiştir. Fazıl Say'ın 1991 – 1995 yılları arasında Almanya’da verdiği konser ve resitaller üzerine basında yayınlanan yazılar, bir kitap oluşturacak sayıdadır.

1994 yılı, piyanist ve bestecimizin kariyerinde dönüm noktasıdır: Genç konser artistleri Avrupa Yarışması'nda birinci olduktan sonra, New York'da yapılan kıtalararası yarışmada dünya birinciliğini almış; Radio France Beracasa Vakfı, Paul A. Fish Vakfı, Boston Metamorphos Orkestrası, M. Clairmont Vakfı gibi kuruluşların ödülleriyle onurlandırılması, kariyerini New York’da sürdürmesini sağlamıştır.

1995 yılından günümüze uzanan süreç içinde tırmanışını sürdüren Fazıl Say, Fransa ağırlıkta olmak üzere Avrupa ülkelerinde ve beş kıtada etkinliklerini sürdürmekte, günümüzün önde gelen şef ve orkestralarının eşliğinde konserler vermekte, ünlü salonlarda resitaller sunmaktadır.

Besteciliği üzerine öncelikle söylenmesi gereken, yazdığı piyano yapıtlarını daha sonra orkestra yapıtlarına dönüştürmesidir. Bu nedenle konçertolarının sayısı giderek artmaktadır.

Besteleri

'Prelüdler', flüt ve piyano için, 1985; ilk seslendirme: Mehmet Mesci ve F. Say, (1986).
 
'Süit', piyano için, (1986).


'Siyah İlahiler', keman ve piyano için, 1987; ilk seslendirme, Götz Bernau ve Sayali Dadaş; Berlin’in 750. yılı kutlamaları dolayısıyla, 1987.
 
'Gitar Konçertosu', 1987; bu yapıtı geri çekti, 1997’de gitar ve orkestra için yeni bir yapıt yazdı.
 
'İpekyolu', piyano için, 1989; ilk seslendirme: RIAS Berlin Radyosu, canlı yayın: F. Say, 1989; sonradan konçertoya dönüştürüldü.
 
'Yansıtmalar', keman, piyano ve orkestra için konçerto, 1991; ilk seslendirme: Eduard Maturet yönetimindeki Berlin Senfoni Orkestrası, solistler; Götz Bernau, F. Say, 1991.
 
'Nasreddin Hoca’nın dansları' (sonradan “Türk Dansları” olarak adı değiştirilmiştir), piyano için, 1991.


'Antik Anadolu Modları Albümünden', piyano için, 1991.
 
'Üç Masal', oda orkestrası için: (12 yaylı, 6 üflemeli çalgı, arp, çelesta ve vurmalı çalgılar için), 1992.
 
'Liszt’in si minör sonatı orkestralaması”; büyük orkestra için, 1992.
 
'Altı Prelüd' Debussy’nin 6 prelüdünün orkestralaması. 14 solo çalgıcı için: flüt, obua, klarnet, fagot, trompet, 2 vurmalı çalgı, piyano, gitar ve yaylılar dördülü, 1992; ilk seslendirme: besteci yönetimindeki Yeni Müzik Topluluğu, Köln, 1992.
 
'Paganini’nin temaları üzerine çeşitlemeler” (modern caz stilinde) piyano için, 1993.
 
'İpekyolu', piyano konçertosu, 1994; ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston Metamorphosen Orkestrası, solist: F.Say, 1995.
 
'Fantazi parçaları', piyano için, 1993.
 
'Caz Fantazileri', piyano için, 1994.
 
'Senfoni Konçertant', piyano ve büyük orkestra için, 1993; ilk seslendirme: Gürer Aykal yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, solist: Fazıl Say, 1996; orkestra: 3 flüt, 3 obua, 3 klarnet, altosaksofon, 2 fagot, kontrafagot, 4 trompet, 3 trombon, tuba, 7 vurmalı çalgıcı için 27 vurmalı çalgı ve yaylılar için (14+12+12+8).
 
'Gitar ve Orkestra için', (gitar konçertosunun yeniden yazılışı), 1996.


'İki Ballade', oda orkestrası için; 1996 ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston Metamorphosen Orkestrası, 1996.
 
'Oda Senfonisi', oda orkestrası için, 1996; ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston Metamorphosen Orkestrası, 1996.


'Kara Toprak', piyano için, Aşık Veysel’in teması üzerine, 1997.
 
'Gülnihal', piyano için, Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin teması üzerine, 1997.


'Kadanslar', Mozart’ın piyano konçertoları için kadanslar, 1987 – 1996.
 
'Nazım Oratoryosu', piyano, solo ses, koro ve orkestra için, 2001.


'Metin Altıok için Ağıt', piyano, solo ses, koro ve oda orkestrası için, 2002/2003.
 
'Piyano Konçertosu, No:3', piyano ve orkestra için, 2001.


Kitabı

'Uçak Notaları', Müzik Ansiklopedisi Yayınları, Kasım 1999



Albümleri (CD)


'Wolfgang Amadeus Mozart', varner Music France


'Fazıl Say', Troppenote Recordings
 
'George Gershwin', Teldec Classics International


'Igor Stravinsky', Teldec Classics International


'Johann Sebastian Bach', Teldec Classics International
 
'Peter Ilyich Tchaikovsky', Teldec Classics International


'Franz Liszt',
 
'Johann Sebastian Bach, Teldec Classics International


'Wolfgang Amadeus Mozart',


Ödülleri

Avrupa Birligi Piyano Yarışması, 1991


Genç Konser Solistleri Yarışması Avrupa Birinciliği, 1994
 
Genç Konser Solistleri Yarışması Dünya Birinciliği, 1995
 
Radio France/Beracasa Vakfi Ödülü, 1995


Paul A. Fish Vakfı Ödülü, 1995


Boston Metamorphosen Orkestrası Solist Ödülü, 1995


Maurice Clairmont Vakfı Ödülü, 1995


Telerama Ödülü, 1998, 2001


RTL Televizyonu Ödülü, 1998
 
Le Monde de la Musique Ödülü, 2000


Diapason d’Or ( Altın Plak ) Ödülü, 2000


Classica Ödülü, 2000


Le Monde Ödülü, 2000


Avusturya Radyo-TV Ödülü, 2001


Deutsche Phono Akademie ECHO Ödülü, 2001

kaynak: kimkimdir.gen.tr


Logged
kikuri
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Ocak 09, 2008, 10:25:18 am »

bencede bu kadar başarılı besteci ülkemizde kalmalı...

ona dil uzatanlar zaten sanattan bi haber kişiler...sanki kendileri herhangi bir alanda başarı göstermiş gibi...çok başarılı insanlara dil uzatıyorlar...

Logged
sacide
Asistan
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 62


« Yanıtla #2 : Ocak 09, 2008, 01:42:16 pm »

   
     Ben gitmek aciklamasini bir sanatciya yakistiramadim.

     Demokrasiyi yalniz kendisi icin istememeli,toplumun her kesimi icin

     gecerlidir demokrasi.Bu konuda beklentileri ne ise demokratik yoldan
 
     mücadelesini vermeli. Topluma örnek olmasi gereken sanatcinin yapmasi

     gerekende budur diye düsünüyorum.
Logged
sacide
Asistan
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 62


« Yanıtla #3 : Ocak 09, 2008, 06:25:15 pm »

 
    Sanatiyla toplumda taktir gören belirli bir dinleyici kitlesi olan
 
    sanatcinin ona bu degeri veren topluma karsi sorumluluklari vardir.
 
     Benim beklentim ünlü kisilerden degil, sanatci olarak kabul ettigim
     
     aydin insanlardandir.Özel hayatiyla degil fikirleriyle, bunuda Fazil Say gibi
     
     deger verdigim sanatcilardan beklerim.
 
     
     
Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 869



« Yanıtla #4 : Ocak 10, 2008, 02:44:17 am »

 
    Sanatiyla toplumda taktir gören belirli bir dinleyici kitlesi olan
 
    sanatcinin ona bu degeri veren topluma karsi sorumluluklari vardir.
  

İyi ya, Fazıl Say da bu sorumluluklarına binayen böyle bir açıklama yapma gereği duyuyor zaten . Ayarlı medya tarafından uyuşturulan toplumun dikkatini bir şeylere çekmeye çalışıyor.  "Terk edebilirim" sözünün ardındaki mesaj şudur, "terketmek istemiyorum"     

 
   
     Demokrasiyi yalniz kendisi icin istememeli,toplumun her kesimi icin

     gecerlidir demokrasi.Bu konuda beklentileri ne ise demokratik yoldan
 
     mücadelesini vermeli.

 Konunun demokrasiyle bir alakası yok.
Logged
guzella
Profesör
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 260



« Yanıtla #5 : Ocak 10, 2008, 06:59:38 am »

   fazıl say kalsın siz gidin diye bir şey olamaz kimse bu ülkeyi kendi kaprisleri kendi düşünceleri uğruna eleştiremez.bu bir sanatçıda olsa aynı şey siyasetçide olsa aynı şey kaldı ki fazıl say bir sanatçı yani örnek teşkil eden biri kaprisleri ise çok basit ve komik eger gitmek istiyorsa tutamayız ayrıcada üzülmeyiz özel hayatıyla yeterince malzeme oldu zaten komik bunlar arkadaşlar evet gerçektende fazıl bey reklamın İYİSİ KÖTÜSÜ OLMAZ düşüncesini benimsemiş.bunlar benim düşüncelerim diğerlerinede her nekadar inanmasamda saygı duyarım
Logged
ceyizcimiz
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #6 : Ocak 10, 2008, 10:21:58 pm »

yazilanlari okudum her arkadas kendince katki yapmaya calismis.fazilsay turkiyeyi nisantasindan ibaret saniyor sanirim.tekparti donemindeki chp lilerin anadolu insanina ter kokan ameleler muamelesinden bir farki oldugunu sanmiyorum.fazil say gitmek istedigi ulkeyi soylesin bilet parasi benden.
Logged
siyah!...
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6


« Yanıtla #7 : Ocak 11, 2008, 01:07:53 am »

çeyizcimize katılıorum... söyleyecek bişey bırakmamış...
Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 869



« Yanıtla #8 : Ocak 11, 2008, 04:13:31 am »

 Mahalle kavgalarında olur mesela iki çocuk kavga eder, biri ötekinden daha güçlüdür, burada iki durum ortaya çıkar. Birinci durumda, güçlü olan çocuk karşıdakinin güçsüzlüğünden istifade çocuğu döver. İkinci durumda, güçlü olan çocuk daha onurlu davranır, der ki güçsüz olana, “sen git abin gelsin".  Şimdi burada "siz gidin abiniz gelsin"  şartlarında değiliz, bu yüzden konuya yeterince hakim olmayanlarla tartışmaya girmek istemem. Keşke herkes Fazıl Say kadar duyarlı olabilse. Ve diliyorum ki Türk ve İslam dünyası, üzerine çöken/çöktürülen cehalet bulutunu bir an önce defetsin. 
Logged
guzella
Profesör
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 260



« Yanıtla #9 : Ocak 11, 2008, 10:18:42 am »

     eger fazıl sayın kalmasıyla cehalet bulutları dağılacaksa eyvallah diyoruz konuya hakim olmak için SAY ' camı düşünmemiz gerekiyor.alchemy e saygımdan dolayı yazamamıştım ama dayanamadım napıyım onun sözünün üstüne söz söylemek kendi fikrim bile olsa saygısızlık olarak görüyorum.
   ama düşüncelerim bu yönde mademki cahil bi toplumuz fazıllar bizim etiketimiz olsun ölemi
Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 869



« Yanıtla #10 : Ocak 12, 2008, 02:06:42 am »

Kimsenin üzerine alınmasına gerek yok.  Ben kendimi de cahil addediyorum. ( insan ne kadar çok bilse de bilgisizdir )  Hiçbir düşman cehalet kadar tehlikeli değildir Türk için. Cehalet denen düşmanı altettikten sonra zirve yürüyüşü kolay olacaktır. Fazıl Say’ı eleştirenlerin asıl derdi Fazıl Say’ın gitmesi kalması meselesi değil. Asıl meselenin ne olduğunu hepimiz iyi biliyoruz, biliyoruz da derinlere inmek için uygun bir platform değil burası, bu nedenle benim açımdan konu burada kapanmıştır.

Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 869



« Yanıtla #11 : Ocak 12, 2008, 02:30:02 am »

Normal şartlarda demezler, ama seni hesaba katmamıştım.  Masum

Kapatıyorum derken, sadece olayın nereye doğru gittiğini sezdiğim için geri adım attım. Benim bundan sonra boş sözlere yönelik ekleyecek bir şeyim yok çünkü. Ben yazarsam, bundan sonra ciddi yazarım, o da biraz ciddi kaçar. Ama senin ekleyeceklerin varsa okurum.
Logged
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 869



« Yanıtla #12 : Ocak 12, 2008, 03:03:49 am »

Estağfurullah ne demek rencide etmek, fakındayım senin ne anlamda yazdığının.

Tamam alchemy, ben zaten konuyu kilitlememiştim, kendim geri çekilmiştim, madem deşelim diyorsun, deşelim.

1923 lere de gideriz, daha öncesine de gideriz, haçlı+siyonist emellerin İslam'ı yozlaştırmak için kurduğu ağlardan, ne kadar başarılı olduklarından, zamanın ingiliz ajanlarının torunlarının nasıl bu ülkede siyasetçi olduklarından, Türkiye'yi AİHM'e şikayet edenlerin nasıl olur da Cumhurbaşkanlığı makamına yerleşebildiklerinden, tüm bu ve buna benzer çarpıklıklar dolayısıyla bu ülkenin bir arpa boyu yol alamayışından, bir arpa boyu yol aldığı vakit kafasına balyozu yiyişinden ( ekonomik krizler, uluslaraarsı yaptırımlar) ve çok daha fazlasından, istediğin kadar, istediğin yerden bahsederiz alchemy, sen sınırları belirle, ben uyarım.
Logged
suzy
Profesör
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376



« Yanıtla #13 : Ocak 12, 2008, 11:01:10 am »

Bencede FAZIL SAY kalsın onlar gitsin. Ülkeler sanat ve onu temsil eden sanatçılarla büyür. Değerleri yok etmek gibi kötü bir yol izliyor insanlar. Bu yolda kendileri kayboluyorlar. Sanatçılar kaybolmaz.Billgimize.....
Logged
felicia
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : Ocak 12, 2008, 04:28:34 pm »

Ben röportajını dinledim. Bu açıklamasını hem hakkı hem sorumluluğu olarak gördüğünü anladım. Bence yapması gerekeni yaptı ve tabii ki tanınmış biri olarak duyulabildi ve bence iyi oldu, insanları düşünmeye yönlendirdi, sonucunu almayı da umut ederim.
Logged
Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 2.282 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu