yine ben yine ben
artık hiçbirşey beni bu durumdan kurtaramaz. herşey maskeleniyor gibi geliyor. iki yüzlülük almış başını gidiyor. aslında bugün birşeyler düşündüm kafamdan kendi cenaze törenimi hayal ettim .. ben deliriyorum galiba dedim kendimce ama hayır delirmiyorum aslında kendimi düzeltmek için elimden geleni yapıyorum.. kendi cenazemde kızımı oğlumu eşimi annemi babamı görüyoruz hepside üzülüp ağlıyorlar ve hıçkırıklar birbirine karışıyor.. kızım bana anneeemm diyor canım annemm nolur gitmeeee ben naparım sensiz diyor. ya oğlum erkekliğin verdiği sütun gbi sert duruşuyla mağrurluğunada koruyarak ayakta duruyor fakat onunda gözleri yaşlı inadına ağlıyor bütün mağrurluğuna inat..
- hayır burdayım gitmedim bakın burdayım diyorum ama beni duyan yokki ben ölmüştüm öyle ya.. ama ben bunları düşünürke hem ağlıyorum hem düşünüyorum..
aslında iyi bir yöntem eşimle ne kadar zor zamanlar geçirsem hep böyle şeyler düşünüp kendimi teselliederimm
aslında eşimden ayrılıp gitmeyi çokdüşündüm..ama ben parçalanmış bir ailede yetiştim ve üç kapılı yetiştim yaşım 29 oldu ama daha yeni yeni bir şeylerin taşların yerine oturduğunu biliyorum. karakterim bile yeni yeni oturuyor yerine diyebilirim. .. kendimi yeni yeni buluyorum kendimde
-- sevgili babam eğer bize bunları yaşatmamış olsaydı çok kolay yuvamı bırakıp gidebilirdim hangi bir kadın benim çektiğim eziyetleri çeker sizlere sormak isterdim.. ismi gerekmeyen bir şehirde iş için bulunuyoruz. mecburi görev icabı fakat hem yeni doğumdan çıkmıştım sonradan öğrendimki ben annelik bunalımı geçirmişim. gerçekten çok garip gelmiştir bana nasıl oluyordu da o kadar derin üzüntü ruh hali içinde olabiliyordum ve işin ilginç tarafı kızımdan o dönem nefret ettim ve o günleri hatırlayamıyorum birkaç gün hariçç.. sizlerle birini paylaşmak istiyorum..
............kurban bayramının birinci günü ben o gün nasıl olduysa bir neşe bir cıvıll cıvıllık ( aslında ben hep öyleydimde hayat dolu cıvıl cıvıl bir kızdım) neyse kurban bayramı birinci gün parasızlıktan biz kurban kesemedik bulunduğumuz şehirde mezhepde farklı olduğu için kesen pek yoktu .. akşam oldu eşim işe gitti ve sabah gelecek.. bulunduğumuz şehir kendi memleketimize 1500 km uzak olduğu için gelen gidende yok.. napalım diye düşünüyorum evden çıkmayalı 13 gün olmuş bayramlık almaya bile gitmedim bayramlık niçin giyilir diye düşündüm birilerine gitmiek için değlimi yani bende kimseye gitmeyeceğimiz için es geçtim..
..........7. katta oturuyoruz ve akşam saat 7 civarları ben çamaşırları topladım dürüyordum birdden kızım örümcekte geziniyor. ve elimden aldı.. attı ve güldü.. bende tek tek bütün çamaşırları atıyorum ama evin için bir çamaşır deryası her yer çamaşır.. temiz kirli birbirine karıştı.. ama hemen hemen bütün odaları gezdik ve her yeri dağıttık oda örümcekle geziyor.. ve gülmekten çatlıyordu.. bende ona gülüyordum nasıl olsa gelen giden olmaz kızım uyuyuncada bir güzel hepsini toplarım diye düşündümm.. fakat yanlış bir düşünceymiş tam o sırada kapı çalmazmı.. aman allahımmm kapı karşı komşum yeni evli bir çiftti mersinli.. biz geldik bayram için demezmi.. ve arkama bakmaya korkuyorum buyur diyeceğim ama utanıyorum.. felaket bir şekilde içeri aldım durumu kurtarmaya çalıştım fakat ne çare. görünen köy klavuz istermi hiç.. tabi yemediler benim numaraları. ama olsun hiç kafama takmadımm onlar gitti kızımla tekrar teyibe o zamanlar bilgisayarlar falan çok az kişide var.. teyibe kaseti taktık mardin kapısından atlayamadım liralarım döküldü toplayamadım şarkısı eşliğinden kendimiziden bir güzel geçtik.. aman yarabbim ne gündü.
işte kızıma ait hatırladğıım o bunalımlı günlerimden bana kalan bir anı.. bir kaç tane daha var fakat net hatırlayamıyorum çünkü kızım bana anne dediğinde veya ben anneme anne dediğimde hemen ağlıyordum.. sanki ağlama afakanım çıkmıştı. bence küçük evlendiğimden ve karakterimin tam oturmamasından kaynaklanan bir durumdu. oğlumda daha zor bir doğum ve daha sıkıntılı günler geçirmeme rağmen o kadar etkilenmedim.. ama annelik bunalımı geçiren kadınların ben bir psikatıra gitmelerini öneriyorum çünkü..ben artık vicdan duygumu o günlerde kaybettim vicdanım hiçbir şekilde sızlamıyor.. ne yapsamda acınılacak bir durumda dahi olsa acıyamıyorum karşımdakine ve küstahca onu eleştiriyorumm. belki benim yapımdandır. ama eskiden böyle değildim..
ben gençliğimi geri istiyorum ama annemin babamla birleşmemiş halini rahmetli dedemi geri istiyorum.. ben çocukluğumu geri istiyorum.. verebilecek olan yoktur tabi ki ama ben onca dayağa hakarete aşağılanmaya rağmen napıyorum biliyormusunuz. .. eşimin işe gitttiği zamanlar çıocukarımı alıp stadyuma gid iyorum ve orda kızımla ip hopluyorum oğlumla top oynuyorum yani çocukken babamın izin vermediği bir çok şeyi yapıyorum tabi eşiimnde haberini olmaması lazım çocuklarımıda sıkı sıkı tembihliyorum sakın olaki babanıza bir şey demeyin diye..
sonra o yokken lokantadan yemek söylüyorum bir güzel oturup yiyoruzz ama o yokken üç kuruş beş kuruş yetiyor bize. mutlu olmaya ama beni sadece yıpratan onun sözleri inanınki vurduğu yumruklar ya da attığı tokatlar değil. ya da ne biliyim itip kakalamaları benim sabrımı zorlayan sözleri gerçekten acıtıyor. işin en kötüsüde onu ben seçtim ve benim kaderim boyun eğiyorum ama mutlu olmak için elimden gelenide yapıyorum..
esen kalın bu akşam.. benden mutluluk dilekleriyle..
