Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Psikoloji-Terapi arrow Kişilik Bozuklukları arrow Şizoid Kişilik Bozukluğu
 
 
Şizoid Kişilik Bozukluğu
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 07, 2008, 06:32:38 pm
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Psikoloji-Terapi
| |-+  Kişilik Bozuklukları
| | |-+  Şizoid Kişilik Bozukluğu
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Şizoid Kişilik Bozukluğu  (Okunma Sayısı 3227 defa)
pınar_krgz
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« : Kasım 14, 2007, 05:06:07 am »

merhabalr 3 yıldır kimseyle doğru düzgün konuşmuyor kimseyi önemsemiyor kendi kendimle yaşıyorum duygularımı içime atıyorum psikolojimin tamamen alt üst olduğunu düşünüyor ama şusaate kadar adını koyamıyordum ama bu yyazı sayesinde hastalığımı öğrendim.. teşekkürler:)Gülümseme
Logged
illüzyon
Profesör
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


« Yanıtla #1 : Kasım 14, 2007, 05:44:35 pm »

Merhaba pınar_krgz,

öncelikle aramıza hoş geldin. Ve daha da öncelikle bence kendinle gurur duymanı gerektirecek bir açılımda bulunmuşsun. Aslında yaşadıkların benim için çok yabancı değil. Sevgili eşimin nesi olduğunu araştırırken ben de şizoid+pranoid rahatsızlıklarını tespit etmiştim. Fakat sen oldukça şanslısın iç gözlem yapabilmeyi başarmış ve bir problem olduğunu fark etmişsin. Gerçi bu bir problem midir o da tartışılır tabiki. Kişilik bozuklukları yazık ki oldukça erken yaşlarda oluşmaya başlıyor ve çoğunlukla bu durumu yaşamak zorunda olan kişiler bu sinsice ilerleyen hastalıklarının farkında bile olmadan, mutsuz bir şekilde yaşayıp gidiyorlar. Öneriye ihtiyacın var mı bilmiyorum ama ben yaşadıklarımı kısaca anlatmak isterim. İlk tanıştığımız sıralarda eşim son derece sosyal, lafı sözü dinleşilir, ilişkilerinde oldukça düzelyli görünen bir adamdı. Hayatımda böyle bir adamın olmasına karar verdikten ve ilişki daha yakın bir hal almaya başladıkan sonra, eşimin yakın ilişkileride ne kadar pasif kaldığını anlamaya başladım. Fakat ben bu durumu yeni başlayan bir ilişkideki tipik nabız yoklamaları ve sınırların tespit çalışması olarak değerlendirdim. Yani hani olurya dur bi de şöyle deneyeyim nasıl tepki verecek gibi Gülümseme) Halbuki durum benim sandığım kadar kolay değilmiş. Nikahımıza iki saat kala nasıl zor bir durumun içine girmek üzere olduğumu anladım. Eşimi seviyordum ama ne yi nasıl anladığından haberim yoktu ve kendisini anlatmıyordu. Daha doğrusu nasıl anlatması gerektiğini bilmiyordu. Bana bir şeyler söylüyordu, ben ne anladığımı anlatıyordum bu seferde beni aptallıkla ve kendisini kasıtlı olarak yanlış anladığımla itham ediyordu. Bir iki arkadaşım var bu zor durumları paylaştığım ve tabi ki annem. Onlarla olayları paylaştığım zaman, onlarında benimle aynı şeyleri anladıklarını öğreniyor ve bu şekilde doğru iz üzerinde olduğumu anlıyordum. Yaklaşık dört senedir devam eden bu geri bildirimler sayesinde ve bunun son derece doğal bir durum olduğu konusundaki telkinlerimle eşim şimdi eskisinde çok daha herkes gibi algılara sahip. Bir şeyleri yanlış anlamış olabileceğine ilişkin sorunalrı da karşılıklı diyalog ve geri bildirimlerle çözmeye çalışıyoruz.  Bu uzun açıklamadan sonra önerimi şu şekilde belirtmwk istiyorum. Çevrende kendine yakın hissettiğin birileri varsa, geri bildirimde bulunmaktan çekinme. Bir şeyi yanlış anladığını düşündüğünde karşındakine gerçekte ne anlatmak istediğini sorarsan ve bunu kendi algınla karşılaştırma imkanını kendine tanırsan algının nerelerde bozulmuş olduğunu tespit edebilirsin. Madem ki gören gözlerin var. O halde aksaklıkları görmek için sadece geri bildirimlere ihtiyacın olacaktır diye düşünüyorum. İnsan yeter ki istesin. Başaramayacağı hiç bir şey yok. Ben bile eşimi terapiler konusunda ikna edebildikten sonra, sen kendi kendinin ilacı bile olabilirsin...

Sevgiyle Kal
Logged

Ve de Öyledir...
isimsizmekansız
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #2 : Ocak 31, 2008, 05:08:50 pm »

    Merhaba,
  Lise 1 e giden bir öğrenciyim.İnsanlardan çoğu zaman nefret ediyorum.Çevremde olan seviyesiz davranışlar,kişilerin kendinden başkalarına da zarar vermeleri beni resmen boğuyo!Okulda neredeyse kimseyle konuşmuyorum,çünkü benim kafa dengim birisi yok.Hiç bişeyden zevk alamıyorum insanları gördükçe.
  Yalnızlığı,insanlarla konuşmamayı,kendimce bişeyler yapmayı(şiir yazmak,düşünmek vs.) çoğu kez tercih ediyorum.Yaşadıklarımı kimseyle paylaşmak istemiyorum.
  Ve en ilginci de Konuşmak Beni Yoruyor!
  Bilmiyordum hastalık olduğunu,fakat akrabamın kitaplarını karıştırırken buldum ve hemen internetten baktım.Site için teşekkürler...
Logged
işik
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


« Yanıtla #3 : Haziran 05, 2008, 02:31:08 am »

Merhaba arkadaslar,
Bu hastalık tedavisi olmazsa adı hastalık olmazdı..kesinlikle moralinizi bozmayın bişeyi ne kadar cok tekrar ederseniz beyniniz ona alışıyor ve onu yaşıyorsunuz....
sizler aslında zeki oldugunuz için bu hastalıgı farkediyor,kabul ediyor veya yakıştırıyorsunuz..
Bu hastalığın rahatsız eden tarafı ise yalnız kalmak dürtüsüdür..
Nekadar antisosyal olsanız da  insan içine cıkmaktan utanmayın..ve kendiniz ile cevrenızı suclamayın..kendinize guvenın..
BEYNINIZ NEYI SOYLERSE AYNEN OYLE YASARSINIZ..
kötü oldugunuz durumlarda sizin diger insanlardan daha zeki oldugunuzu unutmayın..
İNTİHARa ise asla ve asla kalkışmayın..en azından hepiniz muslumansınız cehennem ateşi içinde sonsuza dek hayatınıza neyle son verdiysenız devamlı ates içinde o sekilde devamlı durmadan can verirsiniz..
HAYATIN KAHRINI CEKECEGINIZE HAYAT SİZİN KAHRINIZI CEKSİN Kahkaha POZİTİF DUSUNUN
Logged
kurabiyee
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #4 : Haziran 24, 2008, 02:54:25 pm »

merhaba, üzüntülü bi şekilde 10 gün önce ayrıldığım erkek arkadaşımın acaba neyi var die internette dolaşırken bu siteyi buldum. bir buçuk yıllık bir ilişkiiyi(?) gerçi buna ilişki denilebilirmi bilmiyorum bitirdim.beni sevidiğini söylüyordu ama benle beraber vakit geçirmiyordu çok fazla görüşmesek daha güzel diyordu bi türlü anlamadım, ikimizde üniversitede iyi bölümlerde okuyoruz. ama ben sadece üzüldüm çünkü bir sahiplik söz konusu değildi, hep yalnız kalmayı tercih ediyordu, herkes sevgilisiyleyken ben sadece insanları izledim, ne zaman arasam bi bahanesi oluyodu, ayrılalım istemiyosan dediğimde hayır, seviyorum ama çok fazla görüşmek iyi değil diyordu zaten görüştüğümüzde de çok fazla konuşmuyordu, sınıfta da konuşkan bir öğrenci değildi yalnızdı,onla konuşulursa cevap verirdi,. bütün bunlara dayanamayarak ayrıldım ondan, ayrılığı da hiç tepki vermeden kabullendi yani ne olumlu ne olumsuz bi tepki vermedi .peki dedi, tek sözü bu. gerçekten mutsuzum böyle bi hastalığın varlığından haberim yoktu ama zaten bu bi hastalıktan başka ne olabilirdi, normal değildi. ben şimdi yaşadığım yalnız bir aşkı unutmaya çalışmakla meşkulum..hoşçakalın..
Logged
Herzeleid
Asistan
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 59



WWW
« Yanıtla #5 : Temmuz 25, 2008, 01:59:18 am »

Bende bu hastalığa sahip olduğumu düşünüyorum.Başka bir psikoloji sitesinde hastalığın 15 farklı belirtisi verilmişti ve deniyordu ki  "eğer 4'ten fazlasına sahipseniz sizde şizoid kişilik bozukluğu olabilir"

Bende 15 taneside vardı.Profesyonel bir yardım almayı çok isterdim fakat otuduğum yerde fazla psikolog yok ve olanlarda çok fazla para istiyorlar.. son haftalarda şiddetli uykusuzluk çekiyorum... Diş fırçalamak yatağımı düzeltmek gibi şeyleri yapamıyorum ve banyo yapmayıda unutuyorum her zaman ve zihnim aşırı derecede meşgul durumda...

kendime ait bir evim işim arabam ailem yok halen ebeveynlerimle yaşıyorum ve hergün aynı şeyler...
Logged

Her gecenin bir sabahı vardır.....Gölgeleri doğuran Anne sabah
sehriban
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #6 : Ağustos 10, 2008, 06:20:59 pm »

Selam,

Evet bu rahatsizlik erken yaslardan one geliyor ve anne-cocuk arasindaki bagin cok onemliligine agirlik vermemiz lazim. Klien (Melanie Klein- ccuk psikoanalisti) nin calismarina bacacak olursak bu durum bebegin ilk dogdugu aylara denk geliyor ve cocugun belli bir sureden sonra kendisini anneden ayri bir varlik olarak gormeye baslamasi lazim. Eger anne bebgin isteklerine zamaninda cevap verirse bu surec 'normal' bir sekilde geciriliyor aksi taktirde bebek siyah-beyaz dusunce tarzina direk olrak girebiliyor.

Bu rahatsizligin devam etmesinin sebeplerinden bir taneside ayni sonuclari doguracak iliskilere girmek yada arayisi icinde olmaktir.

Umarim bu yazi net ve anlasilacak kadar aciktir Gülümseme
Logged
milena
Öğrenci
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


« Yanıtla #7 : Ağustos 30, 2008, 10:02:41 pm »

mrb,
22 yaşındayım,bir mağazanın yöneticisiyim .ama  doğru düzgün ne bir arkadaşım neden bişiyler paylaşıcak erkek arkadaşım var.nedenini bilmiyorum ama insnalardan çabuk sıkılıyorum  vede konuşmak bana çok zor geliyor.okul hayatım boyunca hiçkimseden haz almadım kimseyi istemedim hep yalnız ortamları seçtim ve kendimle konuştum.sanırım sorunumu buldum.ama napıcam bilmiyorum.cesaretim yok sanırım
Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 2.174 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu