Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Hatunca.net arrow Kişisel Gelişim arrow Kişisel Gelişim mi? Kişiliği Geliştirmek mi?
 
 
Kişisel Gelişim mi? Kişiliği Geliştirmek mi?
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ağustos 30, 2008, 02:21:43 am
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Hatunca.net
| |-+  Kişisel Gelişim
| | |-+  Kişisel Gelişim mi? Kişiliği Geliştirmek mi?
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 [3] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kişisel Gelişim mi? Kişiliği Geliştirmek mi?  (Okunma Sayısı 2539 defa)
anastasia
Ziyaretçi
« Yanıtla #30 : Ekim 26, 2007, 08:34:54 pm »

peki illüzyon ,insan neyi neden yaptığını öğrenerek kendini değiştirebiliyor mu geliştirebiliyormu? yada bu kendi yeteneğine isteğine mi bağlı? yani bilmek yeterli oluyor da bu kendilinden doğal bir sürece mi giriyor değişim anlamında?
Logged
illüzyon
Profesör
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 374


« Yanıtla #31 : Ekim 26, 2007, 08:46:07 pm »

eğer bir şeyi öğrenmişsen artık ben bunu öğrenmekten vazgeçtim deme şansı olmuyor insanın. Artık düşünce şekillenmiştir ve içsel çalışma başlamıştır bile. İnsan neyi neden yaptığını öğrenerek kendini değiştirmeyi de seçebilir değiştirmemeyi de. Ama geliştiği kesin bir geçertir. Her insan her şeyi yapabilecek yeteneğe sahiptir. Kaldı ki Betoven o muhteşem eserleri çıkaran besteci sağırdı Gülümseme Yeterki insan ilerlemek istesin. Evren ona bütün kapıları açacaktır Göz kırpan İnsan bir şeyleri düzenlemeye karar verdiği zaman yeni bir enerji düzeyine geçmiştir artık. Hayatımızda tam da olmasına en ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda çeşitli raslantılar olur. Bir çoklarımız buna tesadüf der geçeriz. Halbuki bu bizim enerjimizle alakalı bir durum. Yani insan doğru soruları sormaya başladığı ve cevapları almaya istekli olduğu zaman süreç kendiliğinden işlemeye başlar.
Logged

Ve de Öyledir...
anastasia
Ziyaretçi
« Yanıtla #32 : Ekim 26, 2007, 09:10:32 pm »

ya ben bazen olmadık yerlerde kırılmalar yaşayabiliyorum da..3 gün anne baba konuşuyor,ansızın pes edip yada sıkılıp içimdeki çocuğu konuşturuyorum.V bunlar yanlış zamanlarda olabiliyor..birnin yerinde diğeri mesela..eşim de kızıyor bana stabil ol,bi gün öle bi gün böle olma diyo,kızsamda haklı ne diyim ki...Ben isteyerek yapmıyorum halbuki,kendiliğinden oluyor..Bazen içimdeki çocuk konuşuyor,bazen anne baba..İşte kimi konuşturmam gerektiğine belkide doğru kararı veremediğim için oluyordu tüm bunlar..Şu andan itibaren daha dikkatli olacağım,daha uyanık va daha çok teyakkuzda..Çünkü önceden böyle net bir ayrımım yoktu,o yüzdende içimdeki sesi sadece tek bir insan olarak düşünyordum,o ne konuşsa doğru oluyor du dolayısıyla..vicdan,etik, vs... ayrı tabi..

önerilerin varsa seve seve dinlerim sevgili illüzyon..
Logged
kata
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1052


« Yanıtla #33 : Ekim 26, 2007, 09:18:45 pm »

Galiba yazmak için geç kalmışım biraz.... Her zaman giremediğim için senkronize yazamıyorum..... İllüzyon aydınlattığın için çok teşekkürler......
Logged
ihsansari
Öğretmen
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 222



« Yanıtla #34 : Ekim 26, 2007, 11:26:52 pm »


Karşımızdaki insanı yetişkin hale getirmek bizim sorumluluğumuz değildir. Bizim sorumluluğumuz kendimizin iç dengelerini sağlamaya çalışmaktır. Diğerleri için gereğinden fazla kaygılanmak kendi iç dengelerimizi bozar.

İşte bunlarda benim düşündüklerim Göz kırpan

Diger söylediklerine katiliyorum sadece burda sunu eklemek istiyorum. Iki cok sevdigin insan karsinda tartisabilir. Insanlar yetiskin yönleri önde oldugunda mantiksal düsünürler ve sorunlar daha çabuk çözülür, büyük sorunlari çözerkende insanlari anne-baba veya küçük cocuk hallerinden çikmalarina yardimci olmak gerekebilir. Insanlari yetiskin yönün agir basmasi için düsünmesini saglayacak sorular sorulmasi lazimdir. Sorular insanlarin mantiksal yönlerini uyandirir. Is yerlerinde bu tür sorunlar genellikle rastlanir iki kizgin, yada kirgin insan ançak mantiksal yönleri agir bastigi anlarda anlasabilirler. çünkü kuralci anne, baba duyduklarina aldiris etmeyecek kendi presiplerini uygulayacak, baskaldiran çocuk ise ne söylesen söylediklerinii bir saldiri olarak algilayacaktir, bastirilmis çocuk ise herseye evet evet diyecek ama mantiksal yönü geri geldiginde söylediklerinden pisman olacaktir.
Logged

GÖZÜ HER ZAMAN
YUKARIDA OLANIN
GÖNLÜ/KENDISI HER ZAMAN
ASAGIDA KALIR

IHSAN
karamyas
Ziyaretçi
« Yanıtla #35 : Ekim 27, 2007, 09:30:30 am »

Biliyoruz ki Freud, cinsellik ve şiddet olmak üzere iki temel güdüye sahip olduğumuzu düşünüyor. Bu iki temel güdü, kişiliğimizin "id" yapısını oluşturuyor. Haz prensibiyle işleyen id, sürekli olarak tatmin arıyor. Sosyal çevre ve kültürün neyin kötü neyin yanlış olduğuna dair üzerimize yaptığı baskıysa kişiliğimizin "süper ego" yapısıyla hayat buluyor. Son yapı olan ego, işte bu temel güdülerimizle kültürel elemanlar arasında bir köprü görevi görüyor ve id'i sosyal açıdan kabul görecek yollarla tatmin etmeye çalışıyor. Ancak kimi zamanlarda id o denli büyüyor ki, kontrolden çıkabiliyor. Böyle durumlarda birey kendini içinden çıkılamaz bir kaygının eşiğinde buluyor. Bu kaygıysa gerginlik, öfke ve üzüntü getiriyor. Kişi, id ile süper ego arasındaki savaşta bir uzlaşma yakalayamıyor. Örneğin, arzuladığı bir beraberliği ahlaki değerlerle örtüşmediği için yaşayamıyor. İşte böyle durumlarda ego sıralayacağımız savunma mekanizmalarını araç olarak kullanıyor:

1.)Bastırma:
Freud'un savunma sistemlerinin çekirdeğinde yer alan bastırma mekanizmasında kişi, kendisini tehdit eden herhangi bir uyaranı ya da hayatına giren ve ona travmatik deneyimler yaşatan herhangi birini tamamen unutabiliyor.
Örn: Fobiler. Kişi sebepsiz bir korku duysa da bu korkunun çıkış kaynağını hatırlamıyor.

2.)Reddetme:
Reddetmede kişi, bastırmanın aksine gerçeğe dair herhangi bir bilince sahip olsa da kaygı yaratan uyaranın varlığını reddederek yok sayıyor.
Örn: Sınav sonuçları açıklandı ve kötü bir not alındı diyelim. Bu kötü notun alınmış olmadığını varsayarak, öğretmenin puanları toplarken bir yanlışlık yapmış olduğunu düşünme.

3.)Yöneltme:
Kişi kabul görmesi güç bir içtepiyi başka bir uyarana yöneltiyor.
Örn: İş yerinde patronla bir gerginlik yaşayıp siniri eve döndükten sonra, eşten çıkarma.

4.)Olayları entelektüelleştirme:
Kişi herhangi bir olayın duygusal yönünü görmezlikten gelerek, onun entelektüel açıdan göze çarpan özelliklerine odaklanıyor.
Örn: Herhangi bir yakının kaybında, üzüntü ve yas duyulacağına cenaze töreninin detaylarına takılma.

5.)Yansıtma:
İçsel bir gerçeğin yarattığı kaygı nedeniyle, kişi kişisel etmenlerle ilgili bir durumu dışarıdaki bir uyarana bağlıyor.
Örn: Herhangi biriyle tartışılırken kaybediliyorsa tartışmada haksız düşmemek adına karşıdakinin "akılsız" olduğunu söyleme.

6.)Mantık çıkarımları:
Olayların gerçek nedenlerinden farklı mantık çıkarımları yapılıyor.
Örn: Hoşlandığı kadın tarafından reddedilen bir adamın "Zaten yeterince iyi değildi" gibi bir çıkarımda bulunması.

7.) Tepki oluşturma:
Tepki oluşturma mekanizmasında kişi, istenmeyen düşünce ve davranışları reddetmekle kalmayıp, kendisinin bu düşünce ve davranışları sergileyen gruptan olmadığına inandırıyor.
Örn: Herhangi bir arkadaşından nefret eden bir kişi, ona aşırı sevgi gösterilerinde bulunuyor olabilir.

8.) Geri çekilme:
Kişi geçmişte kendisini güvende hissettiği bir gelişimsel döneme geri dönüyor.
Örn: Yaşça büyük bir çocuğun stresli olduğu bir dönemde tekrar yatağını ıslatmaya başlaması.

9.) Süblimasyon:
Saldırganlığın ardında yatan itici kuvvet olarak görülüyor.
Örn: Bir gencin içindeki saldırganlık duygularını amerikan futbolu oynayarak boşaltması. 


Buda Freudun buzdağı benzetmesi paylaşmak istedim...

« Son Düzenleme: Ekim 27, 2007, 01:38:05 pm Gönderen: karamyas » Logged
geceyolcusu
Öğretmen
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 141

star


« Yanıtla #36 : Ekim 27, 2007, 09:42:13 am »

İnsanlarda  tıpkı  Buzdağının görünen ve  görünmeyenleri  gibi...
Logged

Çaresiz  kaldığınızda  bilin ki  tek çare  yine  kendinizsiniz.
illüzyon
Profesör
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 374


« Yanıtla #37 : Ocak 14, 2008, 10:23:40 am »

Sevgili annem derdi ki :
- sakin ol kızım, karmaşa olmadan durgunluk yaşanmaz...

Kavramlar karmaşa da kaybolmuş gibi gözükse de aslolan insanların birbirlerinden ayrı oldukları karmaşasını yaratan egoyu dizginlemektir asıl amaç. Eğer ki bir insan egosunun kendisini yönetmesine izin verirse işte asıl karmaşa o zaman başlar. Ego doyurulması mümkün olmayan bir bilinç halidir. İnsanın yaptığı en büyük savaş, kendisi ile olandır....

Kişisel gelişim egoyu yok etmeden değil, yüksek benliliğin kontrolünde kullanmayı öğrenmekten geçer. Yani egoyu yönetmekten geçer.
Logged

Ve de Öyledir...
Sayfa: 1 2 [3] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 2.161 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu