Alptekin Bey,
Mizahi dozajı artırmak için kullandığınız abartılı tespitler sonucu oluşan inanırlığı baya düşük (Vicdanen körelmiş, ultra hedonist, tatminsiz, histerik vb. birçok vasfı içeren bir kişilik imajı oluşturmuşsunuz) çapkın sanal kadın tiplemeniz eğlendiricilikten baya uzak geldi benim için. Ayrıca sizinde bunları yazarken çok eğlendiğinizi düşünmüyorum! Aslına bakarsanız yazınızdaki abartılı ifadelerin bir kısmı çıkarılıp bir kısmı da amacına uygun olarak traşlansaydı: zihinlerde yaratmak istediğiniz gündem çok daha etkili ve kalıcı olabilirdi ama bu haliyle amacından saptığını çok rahatlıkla söyleyebilirim. Sanırım yazınızın tatlı sert hakaretler ve özellikle ülkemiz insanının kurtulmayı bir türlü beceremediği hastalığı olarak kabul ettiğim genelleme mantığı ve önyargılar içerdiğini sizde fark etmişsinizdir. Yazınızı paylaşma maksadınızı gözönüne alarak bu hatalarınızı daha fazla önemsememeyi tercih ediyor ve konuyu şimdilik burada kapatmak istiyorum.
Dünyanın hemen hemen her yerinde marjinal düzeyde de olsa bu tarz vakaların bulunduğunu söylemek yanlış bir tespit olmaz sanırım. Burada tartışılması gereken; çapkın sanal kadın tiplemenizin reel hayatta ne kadar olduğu ve neler yaptığından ziyade onları bu tarz eylemlere iten zemin ve koşullar olmalıdır ve maalesef şu ana kadar okuduğum yorumlarda buna neredeyse hiç rastlamadım

Yorum yapma ihtiyacı hisseden arkadaşların bazılarını okurken Kafka’nın ‘Kötünün elindeki en ayartıcı silah, savaşa çağrıdır. Kadınlarla yapılan savaşa benzer ki sonu yatakta biter’ tezini doğrular nitelikte bir diyaloglar serisi ile karşılaştım. Üzülmeyin! amacından sapan sadece sizin yazınız değil.
İnsanlığın tarihine kuşbakışı bile bakıldığında karşılaşılacak en acı gerçeklerden biri kadın sorunudur. İnsanlığın ilkel kominal topluluktan uygar topluma evrilme süreci boyunca özellikle toplumsal zihindeki algı ve bunun reel hayata yansıması baz alındığında zirve yaptığı tek dönem anaerkil dönemdir. Kocaman memeleri ile bereketi ve doğurganlığı sembolize eden Kibele, üç kafası ve her bir kafası farklı bir yöne bakarak tasvir edilmiş olan ve Ay’ın üç ayrı dönemini (yeni ay: genç kız, dolunay: dişiliğin parlak dönemi, eski ay: olgun ve bilge kadın) bilgeliği ve yol göstericiliği temsil eden Ay tanrıçası Hekate gibi birçok Ana tanrıça bu dönemdeki kadına bakışı anlatan önemli olgulardır. Tanrıçalar döneminin bitipte Tanrılar döneminin başlamasıyla birlikte kadın; aşağılanma, şeytan yaftası ile damgalanma, cinsel anlamda metalaşma vb. birçok süreci yaşayarak günümüzün en uygar toplumlarında bile çözüm getiril(e)meyen haliyle toplumsal zihinlerdeki yeni yerine yerleşmiştir. Sonuç olarak yazınızdaki çapkın sanal kadın tiplemenizi yaratan toplumsal süreçleri mahkum etmedikçe sizler o kadınlarla her geçen gün daha çok karşılaşacak, bizler ise o kadınları anlatan yazıları ‘hadi yaa’, ‘Allah Allah’, ‘hadi canım’, ‘pes doğrusu’ nidaları eşliğinde okumaya devam edeceğiz....