Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Forum arrow Hatunca.net arrow Kültür-Sanat arrow 5 Temmuz 1995 günü aramızdan ayrılan Aziz Nesin anısına..
 
 
5 Temmuz 1995 günü aramızdan ayrılan Aziz Nesin anısına..
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ağustos 29, 2008, 11:50:14 pm
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+  Hatunca.NET Forum
|-+  Hatunca.net
| |-+  Kültür-Sanat (Moderatör: paralelevrenler)
| | |-+  5 Temmuz 1995 günü aramızdan ayrılan Aziz Nesin anısına..
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: 5 Temmuz 1995 günü aramızdan ayrılan Aziz Nesin anısına..  (Okunma Sayısı 1756 defa)
iilhan
Global Moderator
Profesör
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 475



« : Temmuz 05, 2007, 02:03:46 pm »

BAY ÖKÜZ'LE BAY AHMET



    Bir zamanlar, ülkenin birinde bir Ahmet Bey varmış. Arpa, mısır, saman alışverişi yaparmış. Çok zenginmiş. Zenginmiş ama, har vurup harman savurmayı da sevmezmiş. Tutumlu bir kişiymiş. Karısı, bigün Ahmet Bey'e,
    - Çocuğun ayakkabısı eskidi. Yeni ayakkabı almak gerek... demiş.
    Ahmet Bey, karısına kızmış:
    - Bu nasıl iştir? Annem bana iki üç yılda bir ayakkabı alırdı da babam yine kızardı, İnsanlarda namus kalmamış, her şeyi çürük çarık yapıyorlar derdi. Şimdi bizim oğlumuz iki ayda bir ayakkabı paralıyor. Sende hiç mi insaf kalmadı?..
    Kadın,
    - Suç benim değil, demiş, ayakkabıyı eskiten ben değilim. Kadın bu kızgınlıkla oğluna çıkışmış:
    - Sen ne biçim çocuksun... Baban da, ben de bir ayakkabıyı iki yıl giyerdik. Şimdiki zamanın çocuklarında hiç insaf kalmamış. iki ayda bir ayakkabı eskitilir mi?
    Oğlan,
    - Suç benim değil, demiş, siz de biliyorsunuz, ben eskiden bir ayakkabıyı bir yıl giyerdim. Sonra ancak altı ay giyebildim. Şimdi herşey bozuldu yeryüzünde... Bir ayakkabı iki ayda paramparça oluyorsa ben ne yapayım? Satıcılarda ahlak kalmamış. Çürük ayakkabı satıyorlar.
    Anne ile oğul, her zaman ayakkabı aldıkları satıcıya gitmişler. Neden çürük ayakkabı yaptığını sormuşlar. Satıcı,
    - Bunun suçu benim değil, demiş. Ayakkapların çürüklüğünden şikayetçi olan bir siz değilsiniz. Herkes de sizin gibi. Ben de bu çürük ayakkapları beğenmiyorum. Ama ne yapayım ki, şimdi zaman değişti. insanlarda ahlak kalmadı. Kunduracılar, hep böyle çürük kundura yapıyorlar.
    Kunduraların çürüklüğünden o denli çok yakınmış ki, satıcı da, kunduracıya gidip, neden sağlam kundura yapmadığını sormuş. Kunduracı,
    - Bunda benim suçum yok, demiş. Ben kundura yapmak için aldığım gereçlere, eskisinden daha çok para veriyorum. Ama ne kadar çok para versem işe yaramıyor. Eski insanlar daha namusluydu. Sağlam gereç satarlardı. Şimdiki köseleler, deriler çürük dayanıksız. Bunda benim hiç suçum yok.
    Kunduracı sinir içinde, deri kösele aldığı tüccara gitmiş. Neden dayanıksız, çürük deriler, köseleler sattığını sormuş. Derici,
    - Benim hiç suçum yok, demiş. Ben dayanıksız deri, kösele satıp da, alıcılarımı kaçırmak ister miyim? Ama zaman değişti kardeşim. Şimdi insanlarda ahlak, namus kalmadı. Kaç deri fabrikası değiştirdim. Hepsi de kötü, dayanıksız deri yapıyor.
    Derici, işi bu kadarla bırakmamış. Alışveriş ettiği fabrikanın sahibine gitmiş.
    - Sizin çürük derileriniz, köseleleriniz yüzünden ben utanılacak duruma düşüyorum... demiş.
    Fabrikanın sahibi de,
    - Ne desen doğru, kardeşim, demiş. Ama benim hiç suçum yok... Eski zamanlarda fabrikamızda işlemek için aldığımız ham deriler sağlam çıkardı. Şimdi insanlarda hiç ahlak kalmamış. Hem eskisinden pahalı, hem de çürük deri satıyorlar...
    Fabrikanın sahibi, kendisine ham deri satan tüccara, gelen şikayetleri anlatmış. Deri tüccarı,
    - Çok doğru, demiş, şimdiki deriler eski deriler gibi sağlam çıkmıyor. Ama derilerin sağlam olmaması benim yüzümden değil. Biz bu derileri mezbahaya kasaplık hayvan getiren sürü sahiplerinden alıyoruz. Eskiden, insanların ahlakı gibi, aldığımız deriler de sağlamdı.
    Deri tüccarı da, kendisine öküz derileri satan sürü sahibine çıkmış. Sürü sahibi,
    - Bunda benim suçum yok, demiş. Şimdi zaman değişti. Yalnız insanların ahlakı değil, öküzlerin derisi de bozuldu. Ben size kendi derimi satsam, neden çürük deri satıyorsun diye bana kızmaya hakkınız var. Ama ben size kendi derimi değil, öküzün derisini satıyorum. inanır mısınız, öküzlerde bile namus kalmadı. Suç benim değil, öküzün.
    Sürü sahibi, sürekli şikayetler karşısında, mezbahaya götüreceği öküzlerden birini yakalamış. Ona şöyle söylemiş:
    - Beni tüccara karşı utandırmaktan hiç sıkılmıyor musun? Senin yüzünden bana çıkışıyorlar. Siz öküz milletinin derileri eskiden daha sağlam olurdu. Şimdi deriniz bile bozuldu.
    Öküz, boynunu bükmüş, şöyle söylemiş:
    - Bunda biz öküzlerin en küçük suçumuz yok. İşte, beni ele alın. Ben, bütün gücümle, etimle, boynuzumla, gübremle, derimle sahibime yararlı olmaya çalışıyorum. Nasıl olsa insanlar beni kesip derimi yüzecekler. Hiç insanlara daha sağlam, daha kalın deri vermek istemez miyim? Ama ne yapayım ki zamanlar değişti şimdi. Bizim derilerimiz, babalarımızın derileri gibi sağlam, dayanıklı olmuyor. Ama buna ben ne yapabilirim? Derimi kalınlaştırmak, sağlamlaştırmak elimde değil... Önüme arpa diye koydukları şeyin yarısı toprak, kum... Saman diye çürümüş ot veriyorlar. Hem de eskiden verdiklerinin yansı kadar bile değil... Bu kadar yemle işte bu kadar deri olur.
    Öküz, derisinin aşağılanmasından çok üzülmüş. O üzüntüyle, sahibine gitmiş:
    - Neden bana iyi bakmıyorsun? demiş, hem az, hem de karışık, bozuk yem veriyorsun. Kemiklerim irileşmiyor, derim kalınlaşmıyor. Senin yüzünden suçu öküzlere yüklüyorlar.
    Öküzün sahibi şöyle demiş:
    - Doğru söylüyorsun ama suç benim değil. Biliyorsun, benim küçük tarlamdan çıkan arpayla saman hayvanlarıma yetmiyor. Ben de gidip, arpa tüccarı Ahmet Bey'den sizin için saman, arpa alıyorum. Bay Öküz, şimdi dünya değişti. Namuslu kişi kalmadı. Arpa tüccarı Ahmet Bey, hem fiyatları artırdı, hem de karışık, katkılı mal satıyor. Ben de sana eskisi kadar bol ve iyi yem veremiyorum.
    Adam, Öküz'ün sözlerine öylesine alınmıştı ki, hemen tüccar Ahmet Bey'e gitmiş. Neden hayvan yemlerini karışık, bozuk, pahalı sattığını sormuş.
    Tüccar Ahmet Bey de,
    - Çok doğru söylüyorsun, demiş. Ama benim bunda hiç suçum yok. İnsanlarda ahlak kalmadı. Zamanlar çok değişti. Eskiden oğluma aldığım bir ayakkabı bir yıl giderdi. Şimdikiler iki ay zor dayanıyor. Hem daha pahalı, hem de çürük... Yalnız ayakkabı mı?.. Elbise de, giyecek de, yiyecek de, herşey buna göre... Çoluk çocuğumun geçimini sağlayabilmek için, başkaları bana ne yapıyorsa, ben de onlara öyle yapmak zorunda kalıyorum. Ama bunu istemeden yaptığıma inan... Benim hiçbir suçum yok.
    Tüccar Ahmet Bey, o kızgınlıkla kunduracıya gitmiş. Kunduracı, fabrikaya, fabrikanın sahibi ham dericiye, ham derici sürü sahibine, sürü sahibi Öküze, Öküz kendi sahibine, Öküz'ün sahibi Tüccar Ahmet Bey'e gitmiş. Herkes birbirine,
    - Çok doğru söylüyorsun ama, bunda benim hiç suçum yok. Şimdi zamanlar değişti. İnsanlarda namus, ahlak diye bişey kalmadı... demiş...
   
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım tahtaboşa...

Aziz Nesin
Logged
suzim
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3004


BENİM SEVDAM


WWW
« Yanıtla #1 : Temmuz 05, 2007, 03:40:09 pm »

peki suç kimde o zaman  Ney Ney Ney

teşekkürler sevgili ilhan  Göz kırpan

buradan sevgili aziz nesin i saygıyla anıyorum  Üzgün Üzgün Üzgün Üzgün Üzgün

çok güzel yazılmış okuyanlarda soru işareti oluşturuyor ..........
Logged

Sebepsiz değildi vuslatın hazan olupta gözlerimden süzülmesi
Ukdelerde boğulurken hıçkırıklarım,tebessümü bilmem;o'da neyin nesi
Nüksetmeseydi aynı muzdariplikte zaman yokuşlarda yordu beni hayat
Ahuzar düşmezdi  her daim dilime,"MELEKSİN" derdi annem,şimdi olmuşum bedbaht!
benfeslegen
Profesör
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 380


« Yanıtla #2 : Temmuz 05, 2007, 06:10:14 pm »


 
Acılı Gecenin Bitiminde

Yaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
..........
..........

 
 
Aziz Nesin
 
Logged
infinity
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 883


Asıl içimde... içinde yüzdüğüm bir deniz var...


« Yanıtla #3 : Temmuz 10, 2007, 10:57:22 am »

70 yaşına "merhaba" dediği bir yazıda "istediğim tek şey, ölümü haketmek" diyor ve ekliyordu: "Ölümü haketmemiş olanlar, yaşamı da haketmemişlerdir." Ölümü haketmemiş yaşlılardan "her yanı yumuşamış, bir tek damarı sertleşmiş zavallılar" diye sözediyor, kendi yaşlı­lığını ise (m2 x L= x) formülüyle tarif ediyordu:

Yani; "yüksekten atılan herhangi bir cismin düşüş hızı yere yaklaştıkça artar."

Kendisi de toprağa yaklaştıkça hızlanıyor, yaşlandıkça daha çok üretiyordu. Toprağa düştüğünde en hızlı zama­nındaydı. En hızlı ve en cesur...

"Gençler yürekli, yaşlılar korkak olur" yargısına meydan okuyordu:

"Ama bilinçli yaşlının yürekliliği karşısında da durul­maz. Çünkü güzel bir yaşlılık, korku duvarını aşmak demek­tir. Ölümün eşiğindeki akıllı bir yaşlı artık neden korksun ki?.. Böyle bir yaşlı korkan değil, korkulan insandır."      Nükleer silahlar çağında tek başına bıçak çeken adamdı Aziz Nesin... Korkan değil, korkulan insandı... Özgür dü­şünce uğruna tek kişilik bir haçlı seferine çıkmış ve bedelini hiç hesaplamaksızın, koşulların olgunlaşmasını beklemeksizin saldırmıştı yeldeğirmenlerine..

 
Can Dündar
Logged

Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense dünyanın bir ucunda tek başımayım
Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun korkmaktansa bulanıklığın tam içinde bir başımayım
Benim belki de gizli bir bildiğim var
Elbette ağlarım benim can kırıklarım var
Senin gördüğün yanağımdan süzülenler...
paralelevrenler
Moderator
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 836



« Yanıtla #4 : Ağustos 01, 2007, 03:30:17 am »

Bir zamanlar Türkiye'nin bimem kaçta kaçı aptal dediğinde tepki gösterenler bu seçim sonuçlarından sonra fikirlerini değiştirmiş olmalılar çünkü kiminle karşılaşsam hep Aziz Nesin'i anıyor..   Sırıtan
Logged
geceyolcusu
Öğretmen
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 141

star


« Yanıtla #5 : Eylül 08, 2007, 11:22:15 am »

Durmak yok  yola  devam... Aziz  Nesin Bugünleri  yaşasaydı  kimbilir  nasıl  olurdu  ülkenin  gümdemi.. Kahkaha Kahkaha
Logged

Çaresiz  kaldığınızda  bilin ki  tek çare  yine  kendinizsiniz.
devil28
Profesör
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 345



« Yanıtla #6 : Eylül 08, 2007, 12:47:49 pm »

Sevgili İlhan'a bu yazısından dolayı teşekkürlerimi sunuyor.Rahmetliyi saygıyla anıyorum..Gerçekten Türk edebiyatına getirdiği hicvedici yaklaşımıyla ilklerden biriydi.Ruhu şad olsun
Logged
melonsapka
Bilge
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 859


MeRMaİd


« Yanıtla #7 : Eylül 13, 2007, 04:10:42 pm »

ÖLÜME EĞİLMEK

 

Uyumaya değil

Rüyalarıma gidiyorum

Orada yaşayacağım isteğimce

Uyanıkken hiç yaşayamadığım

 

Hepsi de gençti güzeldi

Sevdim sevildim diye aldanarak

Son gördüğüm onlar olacak

Bunca yıldır sevgiye dayanamadığım

 

Ölüme değil

Sonsuzluğa gidiyorum

Orda dinleneceğim gönlümce

Yaşarken hiç mi hiç dinlenemediğim

 

Kalemim yine elimde

Kağıtlarım da önümde

Son uykusunda düşecek başım

Sağlığımda hiç eğmediğim




En iyi mizahi yazardı benim için......Ve güldürürken incedennn düşündüren.....teşekkürler ilhan anımsattıgın için......
Logged

Eger “9¨ canli olsaydin bile
En çok “8¨ kez kacabilirdin ölümden
Bil ki 7 düvele sultan olsan dahi
Yerin 6 mekan olacak sana
En fazla 5metre kumaş götürebileceksin
Kapatacaksin 4 açsanda gözünü
Bu dünya 3günlük dünya
Azrailin yaninda “2 kat olup yalvarsanda nafile…1 den değil 0 dan başlayac
bilge
Öğretmen
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 164



« Yanıtla #8 : Ekim 01, 2007, 10:05:20 am »

sebahattin alinin hayatı adlı romanda daha iyi tanıdım aziz nesini gerçekleri görüp söylüyordu doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar hesabı onuda öldürmek istediler kaç tane ünlü var kimsesiz çocuklara bakan ölümünden sonra bile ruhu şad olsun.
Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.1 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 1.249 Saniyede 16 Sorgu ile Oluşturuldu