Sayın iilhan nasıl başarıyorsunuz hemde kolaylıkla sizi tebrik ediyorum.Ben şahsen çok sabırlı olmama rağmen insanları kolay affedemiyorum.Bunun çözümünü bizde isteriz.
Ben "sevdiğim insanları " her seferinde affederim.Bunun bir formülü yok ama dilimin döndüğü kadarıyla bu konudaki düşüncelerimi ve kendimce nedenlerini aktarmaya çalışayım..
Önerebileceğim tek şey hayatın çok kısa olduğunu , bu kısacık hayatta bize hediye edilmiş özel birşey varsa onu ne olursa olsun korumamız gerektiğini ve bu nedenle eğer karşı taraf da bu özel şeyin farkına varıp da elini uzatmışsa ve affedilmeyi bekliyorsa onu geri çevirmememiz gerektiği konusunu tüm kalbinizle düşünmeniz ve buna inanmanızdır...
İnsanları itmek , yok saymak , affetmemek en kolay yoldur..
Zor olan sevdiğimiz ve sevdiğine inandığımız insanları bütün kusurlarıyla kabul edip , bu kusurun farkına varıp telafi etmek için birşeyler yapmaya çabaladıkları sürece hayatımızda tutabilmektir..
Bir insanı affetmek ya da affetmemek sadece Tanrı'nın tekelinde birşeydir..Bir kusur işlediğimiz zaman Tanrı'dan bile af diliyor ve bizi affedeceğine inanıyoruz öyle değil mi?Tanrı bile affedebiliyorsa biz kimiz ki affetmeyeceğiz..
Tanrı bizi sınar..
Bize bir aşk,bir dostluk,bir arkadaşlık gönderir ve bunu koruyup koruyamayacağımızı sınar..Kendimizi Tanrı yerine koyduğumuzda ise ceza olarak bir daha asla aynı şeyi göndermez...Hayatımızın o bölümü koyu bir karanlık olarak kalır..
Af dileyeni , elini uzatanı affetmeliyiz..Çünkü biz "alt tarafı bir insanız " öyle değil mi??
İşte ben böyle düşünüyorum hatta böyle yaşıyorum..İnşallah anlatabilmişimdir sevgili Alşın..