Hatunca.NET Forum

Hatunca.net => Kültür-Sanat => Konuyu başlatan: paralelevrenler üzerinde Şubat 10, 2006, 04:08:44 pm



Konu Başlığı: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 10, 2006, 04:08:44 pm
En kötü filimler forumunda tartışılan " akıl oyunları" ve forrest gump"

 Akıl oyunları ( a beautiful mind ) Amerikalı ünlü matematikçi John Nash'in hayatını anlatan gerçek bir hikaye. Hatta bir ara Nash tatil için Türkiye'ye de gelmişti ve basının ilgi odağı olmuştu.  John Nashin başarısının ve özelliğinin ana noktası, hastalığının farkında olması ve bir şeylerin ters gittiğini kabullenmesiydi. Hem gerçek hayatının hem de filimin anahtar sahnesi olan "karısının desteği " unutulmayacak en önemli sahne çünkü Nash'i, ömrünü akıl hastanesinde geçirmenin eşiğinden kurtarıp nobel ödülü alacak seviyeye gelmesinin tek sebebi o meşhur sahne. Film büyük ihtimalle Kanal D de tekrar verilir, o ana dikkat edin:  Nash'ın hastalığı ilerlemiş ve hallüsinasyonlar en üst seviyeye çıkmıştır. Garip davranışlar ve paranoyak haraketler, eşiyle yaptığı aşk evliliğini sarsmaya başlamıştır. Öyle ki, kendisini çok seven eşi artık Nash'in hareketlerinden korkmaya başlamıştır. Nash, eşini korkuttuğunun farkındadır ama elinden bir şey gelmemektedir. Ona zarar vermekten korkan Nah, eşinin kendisinden uzak olmasını istemektedir. Karar verilir. Nash'in doktoru gelip, eşini alıp evden uzaklaştıracaktır, Nash'in tedavisi süresince eşiyle aynı ev paylaşılmayacaktır.  Veda sahnesi oldukça hüzünlü. Birbirine aşık iki insan ama Nash çok sevdiği aşkına zarar vermemek için tek başına yaşamak zorunda. Aşıklar sarılıp öpüşürler. Karısının ayakları gitmemektedir, gönlü razı olmamaktadır aşkını yalnız bırakmaya ama buna mecburdur. Doktor vedalaşmanın sona ermesini bekler. Zar zor ayrılırlar. Nash çok sevdiği ve ihtiyaç duyduğu eşine "gitme" demek istemektedir ama diyememektedir. Doktor ve eşi evin merdivenlerinden aşağı inerler.  Giderken attıkları her adımın sesi Nash için bir çöküş olmaktadır. Nash sonunun geldiğini ve bu durumu kabullenir bir edayla kafasını öne eğer. Doktorun ve eşinin gidiş sesleri duyulmaktadır. Araba çalışır ve gider. Nash artık amansız hastalığıyla ve bomboş bir evle başbaşadır. Üstelik çok sevdiği eşinden de uzak. Derken bir ses duyar Nash, adım sesleri, kapının önünde biri belirir, kapıya doğru bakar: karşısında eşi durmaktadır. Eşi, her türlü tehlikeyi göze alarak Nash'i bu zor döneminde tek başına bırakmayı  reddedmiştir, Doktor tek başına evden ayrılmıştır. Gerçek aşkı kelimelerle anlatmaya kalkmak yerine, bakınız: "Akıl oyuları" Nash ve eşinin buluşma sahnesi.

   Bu amansız yolda beraber yürürler ve engelleri aşarlar. Şizofreni ağır ve zorlu bir hastalıktır. Nash'in gördüğü hayaller tam olarak geçmez ama en az seviyeye iner, daha doğrusu Nash bunların birer hayal olduğunu bilir.  Aldığı  Nobel ödülü ise işin sadece ekstrasıdır bana göre. Daha önemlisi; aşk galip gelmiştir.

----------------

 Forrest Gump Elbetteki saçma sahnelerle dolu ama  çoğu kişi bu saçma sahnelere takılıp ince mesajlar verilen bu güzel filme haksızlık ediyor bana göre. Asıl olay buzdağının arkasını görebilmekte. Bir çok saçmalık ya da komedi bombardımanın aralarına serpiştrilmiş "anne fedakarlığını" ve "aşktan vazgeçmeme" konularını nasıl gözden kaçırırız? Ayrıca kimse sorgulamadı mı  bu filmi seyrederken "deliler gerçekten deli midir" diye... daha ne olsun?

 Anne fedakarlığının böylesi: Forrest zeka seviyesi düşük bir oğlan çocuğudur. Ama çok düşük değil, sanıyorum IQ olarak normalden bir kaç puan düşük.Annesi O'nu sevgiyle ve fedakarlıklarla tek başına büyütmektedir, kocası ölmüştür. Forrest, bu ufak zeka farkı yüzünden okullara kabul edilmemektedir ama anne yüreği ya bu, okul müdürlerine dil dökerek bu ufak farkın sorun teşkil etmeyeceğine, Forrest'in diğerlerinden aşağı kalmaması için herşeyi yapacağına ve O'nu özel olarak eğiteceğine dair diller dökmektedir.. ama bu çabaları sonuçsuz kalmaktadır.. Forrestin hayatta annesinden başka kimsesi yoktur ve annesinin başına bir şey geldiği takdirde Forrest bu zavallı haliyle hayatta yapayalnız kalacaktır, bu yüzden annesi O'nun eğitimine çok önem vermektedir. Yine dil döktüğü bir okul müdüründen olumsuz yanıt alır ama müdür anneyi gözüne kestirmiştir. Tahmin edeceğiniz ahlaksız teklif gelir ve bunun karşılığında oğlunu okula kabul edebileceğini ima eder.  Anne ne yapar sizce?
 
    Gece vaktidir... Forrest, evlerinin bahçesinde oturup müdürün evlerinden  çıkmasını beklemektedir.  Müdür çıkar gider. Annenin yüzünde, oğlunu normal çocukların gittiği bir okula kaydettirmeyi başarabilmenin getirdiği bir menuniyet, az önce yaşadığı iğrençlik umurunda değil...  çok mutlu..  oğlunu yatırır ve üzerini örter... Var mı bu sahneyi gözleri dolmadan izleyebilecek bir babayiğit? 

    Bu arada Forrest çocukluk aşkı ve aynı yerde büyümüş olan kıza aşıktır, Kızda buna aşıktır ama zaman geçer büyürler, kız çok güzel bir kız olur ve beraberlikleri imkansız bir hal alır, ve bakın bakalım zeka seviyesi düşük Forrest'in aşkını yaşayış biçimine.

------------------------------------------------

Son dönem gösterime giren,  üç korku filminden ayrıntılar:  LANETLİ EV, TESTERE 2 , ŞEYTAN ÇARPMASI
 
Korku furyasından arda kalanlar: 
Lanetli ev: Her ne kadar klasik amerikan korku filmi gibi olacağını zannetsem de, beklediğimden daha iyi çıktı... Filmlerin sonunu önceden tahmin edebilme gibi çok sinir bozucu bir yeteneğim olmasına rağmen, filmin finalini önceden bilemedim.... ve sürükleyici bir öykü vardı.

 Testere2:  Konusu çok güzel, çok orjinaldi ama içerdiği aşırı şiddettten dolayı zevk alamadım..  Bence bir korku filminde ne kadar az şiddet ve kan varsa kalite o kadar  yüksek oluyor..  istisnalar var tabi.. Testere 2 filminde insanın tüylerini diken diken edecek siddet sahneleri var.. Ama finali harikaydı, herhalde kimse tahmin edemezdi dedektifin oğluna yardım eden kızın, oyunu hazırlayan adamın iş birlikçisi olduğunu.. final güzeldi..
 Hatta bu testere filmindeki mesaj da çok tartışılmıştır çünkü filmden etkilenen bir çok kişi tıpkı filmdeki ölmek üzere olan kahramanın yaptığı gibi çılgınca planlara girişmişler, hatta bunu felsefe haline getiren tarikatlar bile kurmuşlar..

 Şeytan çarpması:   Bunu hepsinden ayrı ele almak gerek.. Genelde korku filmleri bir kurgudan ibarettir.. Yani filim esnasında ne kadar gerilsek de bu adrenalin yükselmesinden sadece zevk alırım ben , korkmam. . Kötü ruh olgusu insanlık tarihi boyunca irdelenmiş tartışılmış ve merak edilen bir olgudur.. Gizemlidir çünkü ayrıntılarıyla bilmiyoruz, bilmediğimiz için korkuyoruz.. Öncelikle bütün insanlığın merekına hitap eden bu tarz filmlerin, belli bir dinin veya mezhebin propagandası haline dönüştürülmesi keyfimi kaçırıyor. Bu herşeyden önce diğer dinlere ve mezheplere saygısızlık.. Ben kötü ruh olgusuna ait bir şey seyrederken katolik mezhebinin gözüme sokulmasını istemiyorum..  Hiç bir mezhebin reklamının yapılmasını istemiyorum.. çünkü o zaman kimseyi tatmin etmek mümkün olmaz.. Mesela ben de bir müslüman olarak isterim ki;  kötü ruh kızın bedeninden Kurandan bir ayet okunarak çıkarılsın.. bir protestan da ister ki; kötü ruhun kızın bedeninden çıkarılması için rahipten değil, Tanrıdan yardım istensin..  Bir başkası başka türlü ister.. Elbette şeytan filmi çekiliyorsa kıyısından köşesinden din dokunacak bu işe ama dünyada milyarlarca insan yaşıyor.. Herkesin merakını tatmin etmeye çalışan bir şey olsun,  sadece bir kısım topluluğa yönelik bir şey değil.. çünkü kötü ruh olgusu bir kısım topluluğun değil, tüm insanlığın merakı..
   
 Gelelim filme; açıkcası arkadaşlarla filme gitmeden önce, hikayenin gerçek bir olaya dayandığını bilmiyorduk. Filmin başında olayın gerçek bir hikayeden alındığının anlatılmasından sonra sinemadaki herkes birbirinin suratına baktı.. Diyeceğim o ki; zaten korkmaya hazır olanlar için daha baştan 1-0 yenik başlayacakları bir film.. Bu sefer ki efektler çok iyiydi ve insanı geren bir film yapmış Joniler.. Gerçekten insanın sinirlerini bozan bir film... mesela ilk şeytan filminde efektler çok abartıldığı için inandırıcılık konusunda sorun yaşamıştı bana göre, en azından ben çok etkilenmedim ama Şeytan Çarpmasında hiç abartılı bir şey yoktu, kızın makyajını o kadar iyi yapmışlar ve o kızda o kadar güzel oynamış ki,  o kız filim çekimleri bittikten sonra  belli bir süre kendine gelememitir, kendisinden korkmuştur muhtemelen.. Bu filmi seyredip o gece yatağına yatıp mışıl mışıl uyuyan kaç kız vardır dünyada acaba? Filmin gerçektende gerçek bir hikayeye dayanıp dayanmadığını bilemem ama gerçek olsa da olmasa da sinir bozucuydu ve  kızların daha çok etkileneceği bir konusu vardı...


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: zübeyir üzerinde Şubat 14, 2006, 05:26:49 pm
paralel abi filim eleştirmenimisin mübarek ;D  güzel eleştirmissin ama eksik elestirmissin. şeytan filimine bende gittim çok korkunçtu.  :o Samanlık sahnesini neden yazmadın? vallahi ben sinemadan çıkacaktımda kapı kapalıysa geri döndüğümde yerimi bulamam diye kaçamadım :o 1hafta gece 3 e kadar uyuyamadım.

ben aşk filimlerini daha çok severim.  :-*Kasımda aşk başkadır. charliz teroon la bay matrixin oynadığı


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 17, 2006, 05:06:11 pm
Filim eleştirmeni değilim "mübarek"..   ama olmayı çok isterdim.

"Şeytan" filimi  konusunda ayrıntıya girmedim çünkü korku filimlerinin konularından çok fazla etkilenen insanlar var, onları korkutmanın bir anlamı yok. Ama şöyle bir uyarı yapmam gerek: korku filimlerin konularından çok fazla etkilenen insanlar Şeytan çarpması ( The exorcism of Emily Rose ) filimini seyretmesinler..

 "Kasımda Aşk başkadır" ( sweet November ) 2000 li yılların başında gösterime girmişti. Keanu Reeves ve Charlize Theron un oynadığı filim vasat bir amerikan aşk filimi ama çok kötü değil bana göre.. Ölmek üzere olan bir kadının sevdiği adama acı çektirmemek için Ondan uzaklaşmaya çalışmasını konu ediyor.. yanlış hatırlamıyorumdur umarım.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Şubat 17, 2006, 05:10:13 pm
En son CengizHan'ı izledim,çok sıradandı.Ama TV de dizi halinde gösterilen Cengizhan değilmiş.CengizHan Türk mü Moğol mu olduğu takıntısına saplandım,çözmeye çalışıyorum.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 17, 2006, 05:25:11 pm
Ben de bunların dizilerini takip etmeye çalıştım ama dizileri takip edemiyorum ben, bu yüzden filimlerini tercih ederim.. 


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Şubat 23, 2006, 10:53:01 pm
Arkadaşlar,

Bu gece 23:00 civarı TRT 2 de " GEL ve Gör "adlı film oynayacak.Benim çok etkilendiğim bir filmdi.Umarım aynı tadı tekrar alırım .Merak edenler bakabilir.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Şubat 24, 2006, 02:03:53 am
Filmin başlarında şüpheye düştüm , benim gördüğüm film bu muydu diye?...
Çok ağır bir tempoda yüreğimi daraltarak ilerledi.Çoğu sahneleri unutmuşum ve tekrar aynı  tadı verdi bana.
Buna  "tat" demek de bir tuhaf ama çocuğun ifadesi ve film sonunda yüzünde acılardan oluşan kırışıklıklar  ,çok etkiliydi.Ve de son sahnede , Hitler'in tüm resimlerine ateş etmesi ama çocuk resmine(annesinin kucağında), ateş edememesi, çok şey anlatıyordu.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 24, 2006, 04:12:57 am
Evet, harika bir filimdi, sayende gerçek bir savaş filimi seyrettim. Ama önce TRT nin yaptığı bir absürdlükten başlayacağım.  Bir filimde alt yazı tek dilde verilir. Aynı anda hem ingilizce hem türkçe alt yazı diye bir şey olabilir mi? İngilizce cümleyi okurken üzerine türkçe cümle biniyor, hadi türkçeyi okuyum diyorum, ingilizce cümle biniyor.Konuşmalar rusça. Yani demişler ki; ne türkçe bilenler, ne ingilizce bilenler ne de rusca bilenler filimden zevk alamasın.  Rusca bilenlerin alt yazıya ihtiyacı yok ama ekranın yarısını türkçe ingilizce cümleler kaplıyordu.

  "Gel ve Gör" :  Bir kere amerikan harici bir yapıt olduğu hemen anlaşılıyor. Amerikalılar gerçek hayatlarında da rahat insanlardır ve hayal aleminde gezerler. Bu özellikleri filimlerine de yansır. Romantik, bilim kurgu, gerilim, polisiye her türünde az çok görürüz bu yaratıcılığı. Bunun çok kötü olduğunu düşünemem çünkü ortaya çok iyi amerikan filimleri de çıkıyor. Ancak bu hayalcilik savaş filimlerinde söz konusu olduğu zaman işte orada sorun var. Bizler savaş filimlerini genelde amerikan aksiyonu, teknolojik görüntü efektleri ve amerikan propagandası şeklinde seyrederiz. Bu da bize savaşın gerçek yüzünü ne kadar yansıtabilir? ya da amaç savaşın gerçek yüzünü yansıtmak mıdır, yoksa amerikan bayrağını bilinçaltlara kazımak mıdır, onlar ayrı mesele ama mesela bizler tarih kitaplarında da herhangi bir savaşı okurken; şu devlet şu devlete saldırdı, şu yendi şu antlaşmalar yapıldı şeklinde yüzeysel bilgiler okuruz. Savaşla ilgili ne kadar belgeseller de yapılsa, ne kadar hikayeler de anlatılsa, savaşın gerçek yüzünü ve dehşetini sadece ve sadece o savaşı yaşayanlar hissedebilir. Savaş anındaki insanların, özellikle çocukların psikolojisi ve savaşın insanları ne hale getirdiğini, okuyarak ya da seyrederek anlayabileceğimizi sanmıyorum.  Bundan yola çıkarak Gel ve Gör filimi savaşın dehşetini anlatmaya en yakın filimdi. Savaşın dehşetini silahlarla, bombalarla ve bayraklarla anlatmaya çalışmaktan çok, insanların yüz ifadeleriyle anlatan bir filimdi.
 
 Amerikan savaş filimlerinden de savaşın dehşetini anlatmaya en  yakın iki filimden biri;  Polonyalı bir piyanistin alman işgaliyle yaşadığı dehşet yıllarını konu alan Piyanist (the pianist)  ki bu filimin yönetmeninin Rus asıllı Roman Polanski olduğunu hatırlatıyorum. Yani Rusların (doğuluların) savaşa bakış açısıyla, batılıların savaşa bakış açısı filimlerinden hemen farkedilebilir. Rusların savaş filimlerinde savaşın rezaleti, berbat birşey olduğu anlatılırken, Batılıların ( amerika - avrupa sineması ) savaş filimlerinde kahramanlık öyküleri anlatılır ve savaşa bir aksiyon olarak bakılır..  Piyanist filimi  55. Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye Ödülünü kazanmıştı.
 
 Bir diğeri, Normandiya çıkarmasını ve bir amerikan askerini kurtarma operasyonunu konu alan  Er Ryan'ı Kurtarmak (Saving private ryan). Yukarıda bahsettiğim gibi batılıların savaş filimlerinde kahramanlığın ve aksiyonun anlatıldığına dair en iyi kanıt bu filim. Milliyetçi mesajları görmezden gelip sadece savaş sahnelerine odaklanabilirsen, iyi filim.  Mesela batı sinemasının olaylara bakış açısına iyi örneklerden biri de "Pearl Harbor" ve "Titanik" filimleridir. Daha sonra değiniriz.
 
 24 Şubat tarihinde de Tv 8 de Jodie Foster'in oynadığı  "mesaj" adlı filim var. Filimde Jodie Foster  hiçbir dine ve Allaha inanmayan  bir bilim kadınını oynuyor. Ancak yaşadığı bir tecrübe bütün hayatını değiştirir.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Şubat 24, 2006, 11:52:18 am
Yazdıklarında haklısın.Amerikan sinemalarında illaki bir kilise sahnesi ve dalgalanan  bir Amerikan bayrağı görünür,ne olursa olsun .alakasız bir filmde dahi karşılaşabilirsiniz.
Dediğin gibi bu filmde başrol oyuncusu flash bir isim değil,hiçbir oyuncu tanıdık değil.
Er Ryan 'ı Kurtarmak 'ta Tom Hanks vardı.Afganistan 'da Slvester vardı.
Filmin önemli bir özelliği kendi propagandalarını yapmadan , bayraklarını göstermeden ,tüm söylenen çirkin laflara (kışkırtıcı) bile cevap vermeden, insanca bir görüntü aktarması...
Çocukluğunu yaşayamayan bir çocuk varken ortada, Almam komutan affedilmeyi ve torunlarınla bir yaşam sürmeyi talep ediyordu.
Çocuğun bakışı nasıldı? :'(
Tek kelimesiz yüzünde herşeyi ne düşündüğünü okuyabildik,hiçbir süsleme ,aksiyon olmadan.
Dünya insanı olabilmek önemli olan .Senin devletin , benim dinim, benim ırkım kompleksinden kurtarırsa insanlar birgün kendini,gerçek barışa ulaşabilir.
Yine son sahnede çocuğun resme attığı kurşunlarda ,eski filmler geriye sarıyordu yani keşke olmasaydı , yaşanmasaydı dercesine.Ve yönetmen(zaten kendisi de böyle bir savaşın içinde yeralmış ve gördüklerimin hepsini çekersem....(hatırlayamadım ama çok anlamlı bir laftı ,hatırlıyorsan tamamlar mısın)Ve yönetmen ,bu sondaki sahnelerle yaşanmışlıkları ya da yaşanacak olanları geri almaya ya da önlemeye çalışmış.
Filmin başında ortalıkta dolanan bir leylek vardı hani çocuk yürürken yumurtalara basmıştı,içinde yavrular olan ve leylek onları mı arıyordu?
Ölen bir inek ve vurularak düşen bir at bunlar detay görünen ama farkında olmadan etki bırakan sahnelerdi.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 25, 2006, 06:18:51 pm
Bak Tom Hanks demişsin, unuttuğum birşey aklıma geldi. İlk başta Forrest Gump ile Akıl Oyunları hakkında  yorum yapmıştım ama bu filimleri sürükleyen oyunculardan bahsetmemişim. Hemen kısaca yazayım: Forrest'ı oynayan Tom Hanks, Akıl oyunlarında ise ünlü matematikçiyi canlandıran Russell Crowe. İkisinin de performansları filimlere damgasını vurmuştu.
 
 O sahneyi hatırlayamadım. Bir ara telefonla konuşuyordum, sanırım o sırada kaçırdım. Çocuk yumurtalara bastı ve kız yumurtaların başında ağlamaya başlamıştı ya.. daha sonra da kız oğlana " çocuk sahibi olmak istiyorum" demişti. Ben o cümleyi duyunca kızın içindeki annelik içgüdüsünü leyleğin yumurtalarını gözetleyerek tatmin ettiğini sandım. Yani o yuvayı kızın yaptığını, oğlan üzerine basınca onca emeklerinin boşa gittiğini düşünerek ağladığını sandım. Sonra oğlan da ağlamaya başladı ya.. ağlaması ne kadar da gerçekti.
 
 Ben aslında ilk başlarda Brooke Shields'in oynadığı "Mavi Göl" (The Blue Lagoon ) adlı film gibi olacağını sandım. Mavi Gölde de ergenliğe gelmiş iki çocuğun vahşi doğada ve zor koşullar içinde cinselliklerini keşfedişlerini anlatıyordu. Gel ve Görde de savaş koşullarında yani yine çok zor doğa şartlarında iki ergenin hikayesi şeklinde geçecekmiş gibi başladı.  Bataklık sahnesi çok iyiydi, nasıl çıktılar oradan şaşırdım.
 
  TRT deki Denizler İmparatorluğu ve Cengiz Han'ı seyrettim. İkisi de çok farklı: yani otomobiller, binalar, karmaşa yok; gelenekler, adetler, kurallar ve disiplin var. Cengiz Han dizisi biraz daha bizi anlattığı için hoşuma gitti ancak çok bölüm kaçırdım galiba, bu yüzden olayları çözemedim


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Şubat 26, 2006, 11:12:12 pm
Film yönetmenleri konusunda bilgin varsa ve paylaşırsan iyi olur.
"Gel ve Gör" ün yönetmeni toplam beş film çekmiş, ilerki günlerde RASPUTİN oynayacak aynı yönetmene ait.Adını yine unuttum Klovski gibi birşey.
Bense o sahnede "leylek orda niye gezinip duruyor "diye düşündüm sonra aklıma , çocuğun yumurtalara basışı geldi , yavrularını arıyordu.
Bataklık sahnesi ilginçti de,   niye girdiler o bataklığa?Çocuk ailesini arıyordu , zorzar karşıya geçtiler,eee n'oldu? Oradan tuhaf bir adam geldi kızı bataklıktan çekti.O sahnelerde resmen başım ağrıdı ,anlamak için çok uğraştım herhalde. :-\
TRT 2 deki kadın sunucu , ne yazık ki kötü.Programı zor idare ediyor.

"Denizler İmparatorluğu"nu anlamamışsındır başından izlemediğin için .Ben o diziye tesadüfen denk gelmiştim ,ilk bölümleriymiş,o yüzden kaçırmıyorum.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 28, 2006, 02:10:45 am
Sinema tarihi okumadığım için filim yönetmenlerini ayrıntılı olarak bilmiyorum ama yüzeysel olarak çoğu yönetmeni bilirim.
 
 Gel ve Gör filminin yönetmeni Rus  Elem Klimov. Ben de yeni öğrendim, daha önce duymamıştım. Rasputin'in belgeselini mi çekmiş filimini mi acaba?
 
  Aslında bu filim hakkındaki en iyi yorumu bir otorite yapmış, demiş ki: "muhteşem bir filim, tam bir başyapıt ama ben sevmedim"  :D
 
 bana göre de çok iyi filimdi ama sanırım filimin kusuru fazla gerçek olmasıydı belkide.  Bu filimde insan filime konsantre olmakta zorlanıyor, yani filim insanı çekmiyor çünkü filim gibi değil, herşey o kadar gerçek ki, sanki biri oğlanın hayatına girmiş ve gizli kamerayla olayları çekmiş gibi, yani  hayatın süregelen sıkıcılığı aynen filimde de var. Oysa filimlerde seyirciyi koltuğa bağlamak için iyi bir kurguya ihtiyaç var. Bu filimde yönetmenin "aman ben insanları koltuğa bağlayayım, kimse ekranın başından kalkamasın" gibi bir düşüncesi olmamış,  gerçek hayatın tüm olağan akışını olduğu gibi filime aktarmaya çalışmış.

 
Alıntı
TRT 2 deki kadın sunucu , ne yazık ki kötü.Programı zor idare ediyor.

 
 TRT deki kadın sunucu evlere şenlikti.. fazla bakamadım ama iki üç dk bakmam bile yetti yani, hatta bir ara konuk adam, sunucunun cümlesini tamamladı, hani normalde sunucular konukların hatalarını düzeltir ya.., burada resmen bir komedi yaşandı, adam kadının cümlesini tamamladı, ben de afalladım, dedim "acaba sunucu bu adam mı" diye. TRT bir zamanlar spiker, sunucu yetiştiren bir kurumdu, bugün özel kanallardaki iyi sunucuların çoğu TRT den yetişmedir. Şimdiki hale bak, ama TRT de daha buna gelinceye kadar ne skandallar dönüyor !!! Kış olimpiyatlarını bile canlı vermiyor, üstelik ilk defa buz pateninde yarışan Tuğba'ya rağmen ???


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Mart 06, 2006, 01:11:53 am
"Babam ve Oğlum" SİYAD Türk sineamsı ödüllerinde 6 dalda ödül almış.

   en iyi film
   en iyi yönetmen
   en iyi senaryo
   en iyi kadın oyuncu
   en iyi erkek oyuncu
   en iyi yardımcı kadın oyuncu

  ben bu filmi seyredememiştim, seyredenler varsa bahsetsinler.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Mart 08, 2006, 12:22:51 am
Nasıl seyredemedin bu filmi ?! :o :o :o
Çok yazık !...
Sitede çoğu kişi seyretmiştir diye düşünüyorum ve bu film konusunda daha önce konuştuğumuzu hatırlıyorum.
Ödülleri haketmiş.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: iilhan üzerinde Mart 08, 2006, 12:46:10 pm
Babam ve oğlum çok etkileyici bir film.. öykü çok tanıdık ama yönetmen ve oyuncular harika bir iş çıkarmış.. Sadece Çetin Tekindor'u izlemek bile büyük keyif..

Ben en son "maç sayısı "na gittim.
İnsafsız bir kadercilik eleştirisi , şans-kader ikilemi sorgulaması.. öyküdeki ayrıntılar,görüntüler,başrol oyuncuları müzik harika..

Woody Allen'in dehasına bir kez daha hayran kaldım...

Filmden çıktığımda dudaklarımdan şu sözler döküldü "herkes kendi sırlarıyla yaşar,gerçek sırrını da sadece kendisi bilir.."

Woody Allen hayranlarına ve hayranı olmayanlarına şiddetle tavsiye ediyorum.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Mart 08, 2006, 12:57:01 pm
Bense Fikret KUŞKAN hastasıyım.
Canlandırdığı bütün karakterlere daha fazla anlam yüklüyor , çok başarılı .
Ve küçük oyuncu Deniz ,bu kadar doğal oynayabilmesi,bazen oyunculuğun doğuştan olabileceğini gösteriyor.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Mart 10, 2006, 12:46:21 am
Biz akşam ve gece seanslarını tercih ediyoruz. Devamlı gittiğim sinemanın makinelerinde teknoloji yenilemesi yapılıyormuş herhalde, bu yüzden akşam seansını geçici süre kaldırdılar. Bu süre içinde kaçırdığım filmlerin dvd sini alacağım artık.

 Babam ve Oğlum 'u izleyemedim ama hakkında çok şey duydum ve ve bir sonuca vardım:
 Yeni nesil Türk filmlerinde  iki çeşit durum ortaya çıktı.: Birincisi, gösterime girdiği ilk 1-2 haftada hasılatın çoğunu elde etmeye yönelik, sansasyonel ünlülerle, promosyon kampanyalarıyla, büyük reklam bütçeleri ve medya desteğiyle sunulan filmler. İkincisi ise daha düşük bütçelerle,  belki daha az promosyonla ve medya desteğiyle halka sunlan nispeten daha mütevazi filmler. Birinci türde, hasılat ve seyirci ile zaman, ters orantılı yürüyor. Yani zaman geçtikçe hasılat ve seyirci sayısında doğal olarak bir azalma başlıyor. Bunlara örnek olarak son zamanlardaki vizontele serileri, kahpe bizans, gora vb.  İkinci türde ise hasılat ve seyirci ile zaman arasında doğru orantı var. Bu filmler çok sansasyonel biçimde gösterime girmediği için ilk haftalarda fazla ilgi olmuyor ancak eğer film gerçekten kaliteli, güzel bir filmse, kulaktan kulağa yayılıyor, medyada haber oluyor ve ilk günlere nazaran seyirci ve hasılatında artış başlıyor.  Babam ve Oğlum' un da böyle bir film olduğu anlaşılmış oldu.
          (http://www.showtvnet.com/sinema/vizyonda/04112005/babam_ve_oglum_afis.jpg)

   İlhan, Woody Allen'dan bahsetmiş, O'nun için ayrı bir paragraf açalım.
 
   Woody Allen'a karşı özel bir hayranlığım yoktur, ancak seviyorum  ve farklı buluyorum oynadığı karakterleri. Bana göre en önemli farkı, oynadığı karakterlerin hepsinin bir derinliğinin olması.  Woody Allen'ı seyrederken sanki  klasik bir Avrupa filimi seyrediyormuş havasına giriyor insan. Filmlerinde hep,  kişilerin insani yönüne vurgu yapan ya da hayatın anlamını sorgulayan ya da hayatla olan mücadelesinde içine düştüğü trajikomik durumları anlatan karakterlerde oynamıştır. Belki hiçbir zaman bir Jön olamayacak olmasındandı senaryolarda daha çok bu tür rollere uygun bulunması.  O ise üzerine düşeni fazlasıyla yaptı bence ve oynadığı rolerin hakkını verdi. CNBC kanalında  Woody Alan'ın eski filmlerini veriyorlar ara sıra. Rastlarsam seyrediyorum. "Akrebin Laneti" adlı filmini zevkle seyrettim.
                 (http://www.sema.cz/listovani/images/wood.jpg)

  "Maç Sayısı" nı da seyretmedim, hakkında çok duymuştum ve Woody Allen'ın yönetecek olmasından dolayı filmin Allen'ın gölgesinde kalacağı tahmin ediliyordu ancak film başarılı bir iş çıkarmış,  Allen'ın gölgesinde kalacağını düşünenleri yanılttı.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Mart 10, 2006, 06:45:39 pm
TRT'yi anlayabilmiş değilim .Bu kadar güzel filmleri saat 23:00 'te başlatıyor.
Herhalde reyting kaygısı yok.Dünakşam yine TRT 2 deki filme takılı kaldım , saat 02:00 'ye kadar.
Filmin adı BOLLUK ÜLKESİ, diye verildi.Jenereği göremedim.

İlkbaşını kaçırdım ,anladığım kadarıyla iki kardeş var, birbirlerini pek sevmeyen,anlaşamayan.Kız olan Afrika'ya gönüllü yardım elçisi olarak gitmiş ve bir kızı olmuş.
Film erkek kardeş üzerinde dönüyor.Vietnam savaşına katılmış , psijkolojisi bozuk , kendini ajan sanıyor ve sözüm ona ABD 'yi teröristlere karşı koruyor . Bu 11 Eylü ikiz kulelerin yıkılmasından sonra ABD nin paranoyaklığını anlatıyor bu askerle.Herkesi , özellikle Orta doğulu tipleri izlemeye alıyor , hareketlerinden anlam çıkarıyor.İzlediği otadoğolu öldürülüyor , bunda da Suudi Arabistan ın parmağının olabileceğini düşünüyor .Bu arada kız kardeşi oralarda ölmüş , kızını ona emanet eden mektuplar göndermiş.Sonuç olarak izlediği kişilerden hiçbirşey çıkmıyor,gayet kendi halinde insanlar.
Dayı ve yeğen filmin sonunda konuşuyor:
(Kız da hayalindeki Amerika ile gördüğü Amerika arasında hayal kırıklığı var.)
Kız diyor ki
--- İkiz kuleler yıkıldığında Afrika da herkes alkışladı.
-- Neden ? Alkışlayanlar terörist miydi?
---Hayır,sıradan insanlardı. :-X :-X :-XYanlış giden birşeyler var , Amerika dan nefret ediyorlar.
---Ama o kulelerde 3000 kişi hayatını kaybetti.
--- Evet , doğru ama bu ölen kişiler kendi adlarına daha fazla kişinin ölmesini istemezlerdi,diyor kız...

Ne yazık ki ,bu filmi seyretmemiş ya da seyredip anlamamış bir başkanları var.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Mart 26, 2006, 10:47:08 pm
The Butterfly Effect :   Salı akşamı televizyonda "Kelebek Etkisi" adında çok farklı bir film yayınlanacak. Bu filmi herkese tavsiye ederim. Yalnız filimi seyretmeden önce, Kelebek Etkisi Teorisi konusunda mutlaka bir ön bilgiye sahip olmanız gerek, ancak bu şekilde filmin özüne ulaşabilirsiniz. Şimdi filmi anlatmak istemem ama kısaca şöyle açıklayayım. Herkesin hayatında keşkeler vardır, geçmişe dönüp değiştirmek istediği olaylar vardır. Acaba gerçekten geçmişe dönüp yaşadığımız olayları değiştirebilseydik, daha sonra herşey bizim istediğimiz gibi mi olurdu, olayların akışını değiştirmek bizi ne kadar mutlu edebilirdi, yoksa herşey daha mı kötü olurdu?

Film salı akşamı KANAL D de verilecek .  Sonundaki stop crying your heart şarkısını dinlemenizi öneririm. Tabi kanal D gıcıklık yapıp kesmezse.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: ligeneli üzerinde Mart 27, 2006, 12:05:08 am
bu filmi dvd de izlemiştim.gerçekten çok etkileyice bir film hayata bakış konusunda izlemkede fayda var......modern yaşamın insana kattıklarının yanında alıp götürdüğü şeylerin insan üzerinde ki etkileri.....özellikle çocukların geleceklerini nasıl etkilediğini tam görebiliriz.........bende izlenmesini öneririm.......
hata yapmak bize çok şey öğretir ama o hataların tekrarını yapmamak,en iyisi....onu düzeltsekde beynimizde gerçek yaşamda yaptıklarımızın etkileri devam ediyor.....


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Mart 27, 2006, 11:09:29 pm
Kelebek Etkisi'ni izlemiştim ben. Ama şu an tek hatırladığım ,çok sıkılıdığım...

Anlamsız gelmişti galiba.Kelebek Etkisi Teorisinden bahsedersen biraz , yarın akşam tekrar bir bakarım ...
Kaçırdığım ya da anlamadığım neydi acaba? ::)


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Mart 28, 2006, 04:02:57 am
bu filmi dvd de izlemiştim.

Evet, İlk defa seyredilecek filmleri kesinlikle sinemada ya da dvd de seyretmek gerek. Özel kanallar maalesef  insana film seyretme zevkini yaşatmıyorlar.  Aslında onun da bir çaresi var, ne olduğunu sonra yazarım.



Kelebek Etkisi Teorisinden bahsedersen biraz , yarın akşam tekrar bir bakarım ...
Kaçırdığım ya da anlamadığım neydi acaba? ::)

Tamam biraz bahsedelim. Eksiksiz bilimsel açıklamasını internetten bulabilir herkes ama şimdi aklımda kaldığı kadarıyla biraz sözedeyim kelebek etkisi teorisinden:  Hangi yıllarda olduğunu hatırlayamayacağım, sanırım 60 'lı yıllarda  bir bilim adamı ortaya koyuyor bunu ve tüm bilim çevrelerince tespitleri yapılıp onaylanıyor bu görüş.  Teoriye göre, dünyanın bir ucundaki bir kelebeğin kanat çırpışıyla yarattığı hava akımı veya kozmik hareketlilik, dünyanın öbür ucundaki bir yerde fırtınalara sebep olabiliyor. Bu ve buna benzer olayların simülasyon araştırmalarında ise gerçektende,  ilk bakışta birbirleriyle alaka içinde olma olasılığı "sıfır" olan değişkenler birbirlerinden etkileniyorlar.  Bu, işin doğa kısmı. Bir de bunun insan hayatının gidişatıyla ilgili kısmı var. Bizim gözümüze ayrıntı ve önemsiz gibi görünen olayların, aslında hayatımızda ne büyük değişiklikler yaptığını, aslında ne yaparsak yapalım, gözden kaçırdığımız en ufak bir ayrıntının olayların akışını nasıl değiştirdiğini anlatan bir teori.   İşte bu film, bu teoriyi esas alarak bir hikaye anlatmış.  Tabi tam olarak bu şekilde mi anlatılmış yoksa farklı mı? onun yorumunu da filmi bir kez daha seyrettikten sonra yapalım.


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: thethis üzerinde Mart 28, 2006, 12:21:20 pm
Alıntı
Teoriye göre, dünyanın bir ucundaki bir kelebeğin kanat çırpışıyla yarattığı hava akımı veya kozmik hareketlilik, dünyanın öbür ucundaki bir yerde fırtınalara sebep olabiliyor
.

Dünyanın bir ucundaki küçük bir serçenin ya da kartalın kanat çırpışında, meydana gelen hava akımı,öbür tarafı nasıl etkiliyormuş?Düşünmesi bile korkunç... :o :o :o


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Nisan 19, 2006, 07:38:55 pm
Evet gerçekten insanın düşünce sınırlarını zorluyor. Biraz geç olduğunun farkındayım. Dağ başından sınırlı süreliğine merkeze indiğimden yeterli zamanım yok.  Geri döndüğümde filmden ve teoriden bahsedeceğim. Yakında.....


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Mayıs 14, 2006, 02:58:57 am
Bu filme dikkatleri çekmemdeki amacım kelebek etkisi teorisini işleyen tek film olmasıydı. Fazla irdeleyemiyorum çünkü bu konuyu işleyen başka film yok, bu yüzden daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu.

 Benim  filmden çıkardığım sonuç: Eğer geçmişte pişmanlık duyduğumuz veya değiştirmek istediğimiz bir şeyi değiştirme şansımız olsaydı, o değişikliğe uğramış halimiz şu anki halimizden daha iyi olmazdı. Daha çok yorum yapılabilir bu konular hakkında.

 Bu filmi amerikan - gençlik havasında değilde, daha bilimkurgu dram türünde çekselerdi daha iyi olurdu bana göre. Bu mükemmel konu biraz güme gitmiş. Filmin final sahnesi de oldukça hüzünlüydü. Geçmişine dönüp kız arkasdaşının çocukluğuna gidip ve onun gelecekteki iyiliği için  ona " benden uzak dur, sakın yanıma gelme" demesi,  kızın o hali ve uzaklaşması oldukça hüzünlüydü. Kelebek Etkisi teorisini iyi anlatmış. 15 yıl önce kıza söylediği " sakın yanıma gelme" cümlesini, dünyanın bir tarafındaki bir kelebeğin  kanat çırpışı olarak alırsak, 15 yıl sonunda oğlanla kızın birbirini hiç tanımayan iki yabancı haline gelmesini de, dünyanın öbür ucunda çıkan fırtınalara benzetebiliriz.

  Kehanetim tuttu, şarkıyı kestiler. İlk dinlediğimde daha farklı gelmişti bu şarkı bana. Aslında önemli olan şarkının melodisi değil, sözleri.   Sonuç olarak; oğlan, kız arkadaşının ölümünü kabullenemeyip geçmişe gidip olayların akışını defalarca değiştirdi ama ortaya çıkan her alternatif yaşam,  ya kendisini ya da çevresindekileri daha da mutsuz etti. Filmin sonunda birbirini hiç tanımayan iki insan haline gelen oğlanla kızın birbirlerine bakışı nasıldı ama...  Filmin konusuyla şarkının sözleri tam isabet. 


OASIS  -  kalpten ağlamayı bırak

dayan.. bekle.. korkma
olup geçenleri asla değiştiremeyeceksin
gülümse.. parla.. korkma
kaderin seni sıcak tutar

tüm yıldızların ışıkları sönüp gittiği için
endişe etmemeye çalış, onları birgün yine göreceksin
ihtiyacın olanı al ve yoluna devam et
ve kalbinin haykırışını durdur.

kalk hadi.. neden korkuyorsun
olup bitenleri asla değiştiremeyeceksin.



 OASIS -  stop crying your heart out

Hold up... hold on... don't be scared
You'll never change what's been and gone
May your smile... Shine on... Don't be scared
Your destiny may keep you varm.

Cos all of the stars are fading away
Just try not to worry you'll see them some day
Take what you need and be on your way
And stop crying your heart out

Get up... Come on... why you scared
You'll never change what been and gone

(http://www.thedigitalbits.com/articles/miscgfx/covers3/butterflyeffectdvd.jpg)

(http://www.eye.net/eye/issue/issue_01.22.04/film/photos/onscreen2.JPG)


Bu arada, çok az kişide olan, Oasis'in 500 bin kişiyle aynı anda söylediği "wonderwall" şarkısının  canlı performansını sayfama yüklediğimde dinleme şansınız olur. ;)


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Mayıs 26, 2006, 03:08:08 am
Son Durak 3 ( Final Destination)        : İki gün içerisinde

 Da Vinci Şİfresi ( The Da Vinci Code)  : Yakında


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Mayıs 28, 2006, 02:09:50 am
Nisan ayında Ali Poyrazoğlu'nun "Ben Ekiden Küçüktüm" adlı oyununa gitmiştim ama burada bahsetmeyi unuttum. :-[  Zaten Ali Poyrazoğlu hakkında atıp tutacak değilim. Sadece "mükemmel" diyebilirim kendisi için. Bu arada burayı sadece "beyaz perde" olarak kullanmak daha iyi olacak ama isteyen diğer gösteri sanatlarından da sözedebilir tabi.

 
  Son Durak 3  Son Durak ilk gösterime girdiğinde konusunun orjinalliği farklılığı nedeniyle  tüm dünyada çok büyük ilgi görmüştü.  Sanırım 2000 ylılında gösterime girmişti ve ilk izlediğimde ben de çok hoşlanmıştım. Sinemadan çıkınca insan bir süre paranoya olmaktan kurtulamıyor. Daha sonraki serilerinde ise artık alıştığımız için ilk filmdeki gibi etkilenmedik, ilk filmi izleyenler daha iyi anlayacaklardır.

 Son Durak serilerinin türü: gerilim. Bir takım insanlar, diğer insanlardan farklı olarak bazı özel ön sezilere sahipler. Bunlar, olacak kötü olayları sezebiliyorlar. fakat sezmeden de öte, bunu bizat beyinlerinde yaşıyorlar. Ancak önlerindeki tek engel, olacak olan bu kötü olayları millete inandırmak değil, aynı zamanda bir insan gibi hareket eden ölümün bir sonraki hamlesini çözebilmek. 

 Özel önsezilere sahip bu insanlar, bir kazayı veya bir felaketi önleyince, o felakette ölmesi gereken diğer insanlar kurtuluyor. Ve olay da bundan sonra başlıyor. Ölüm enerjisi, normal zamanında ölmemiş bu insanların peşine düşüyor. Ölüm, bilinçli bir enerji gibi hareket ediyor. Kazadan veya felaketten kurtulan kurbanlarına çeşitli tuzaklar hazırlıyor. Bu tuzakları seyrederken aslında ne kadar tehlikelerle dolu bir ortamda yaşadığımızı hissettiriyor izleyiciye. Dikkatimizi çekmeyen ufak bir ihmalkarlıktan sonu ölümle biten bir ağ kuruyor ölüm enerjisi.  Filmin kahramanları bu enerjiyi durdurmak için çeşitli ip uçlarını çözmek zorundalar.
 
 3. filmde, ön sezilere sahip bir kızın, lunaparkta az sonra binecekleri trenin hidroliklerindeki arızayı sezmesiyle olaylar başlıyor. Hayalinde, hız trenine binen kendisi de dahil bir çok arkadaşının kazada öldüğünü görüyor. Sonra, tren tam kalkmak üzereyken, bazı arkadaşlarını trenden indirmeyi başarıyor.. bazıları ise çeşitli tesadüfler sonucunda trenden iniyor. Kalan yolcularıyla hareket eden tren raylardan çıkıp aşağı düşüyor ve trendekiler ölüyor. Fakat ölüm enerjisi, trenden inip kurtulanların peşini bırakmıyor.. Kahramanlar, ipuçları çözüp enerjiyi atlatabilecekler mi? Seytertmeyenler için daha fazla ayrıntıya girmiyorum.
 
 Bence filmin konusu çok garip. Ana hatlarıyla  kurgu ama ... filmi seyrederken kader olgusunu da sorguluyorsunuz.. fikirler ediniyorsunuz.   Bana göre Son Durak 3 mükemmel bir gerilim filmi değil, ama esrarengiz olayları sevenler için iyi bir seçim.

(http://media.movieweb.com/galleries/2940/posters/poster1_large.jpg) (http://blog.lucas3d.com/images/effets_speciaux/fd3_intro.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: Beyaz Perde-Tiyatro-Sergi
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Temmuz 11, 2006, 01:54:03 am
Da vinci şifresini yorumlayacaktım, vazgeçtim. O'nu başkaları yorumlasın. Ben girersem zor çıkarım. Onun yerine   The Omen'i yorumlayacağım.
 
The omen'in  fragmanını Son Durak filmine gittiğimizde görmüştük. Yaklaşık 1 dk lık fragman, insanı ürperten bir şeydi. Bir filmin fragmanı, o filmin yarısıdır diye bir söz duymuştum. Eminim dünyada da milyonlarca kişi sırf bu kısa görüntünün hatrına seyretmiştir bu filmi.
 
 Sadece senaryodan bahsetmekle bu filmi yorumlayamayız. Önce "The omen" olgusunu incelemek gerek.  The omen'in anlamı şeytanın oğlu. Bu flilm 70'li yıllarda çekilmiş ilk olarak. Bu ise, o filmin hollywood versiyonu. 70'li yıllarda bu filmi seyredenler, eski çekilen the omenin yeni çekilenden daha ürkütücü olduğunu söylüyorlar. Varsa eğer orjinalini seyredenler, alalım yorumları. Filmin konusu aslında çoğunlukla hristiyan aleminde, ve diğer dinlerin de bazı kesimlerince benimsenen bir inanışa dayanıyor. İnanışa göre, dünya çeşitli kritik döngülerden geçiyor. Herşeyin sonu olduğu gibi dünyanın da bir sonu var. Dünyanın sonunun (kıyamet) gelişinin ise çeşitli dinlerde bazı alametleri vardır. Bu alametlerin çoğu dinden dine farklılık göstermez, aynıdır. Bir iki tane de farklı kıyamet alametleri vardır dinlerin kendi inanışlarına göre. Mesela bazı yorumcular, Kuran'da kıyamet alametlerinden biri olarak, insanları canice öldüren ve bir türlü durdurulamayan bir yaratıktan bahsederler.  The omen filminde bu yaratığın kim olduğuna dair bir sürprüz var.. filmi anlatırken yazacağım. İnanışlara göre, kıyamet çeşitli olayların meydana gelmesiyle yaklaşmaktadır. Bunlar filmde de aynı şekilde gösterilmiş. Değişen iklim ve buna bağlı olarak oluşan doğa felaketleri, seller, depremler, hortumlar kasırgalar, tsunamiler ve ölen milyonlarca kişi. Bir türlü azalmayan, daha da fazla artan savaşlar, devamlı birbirlerini  öldüren insanlar; (filmde İsrail- Filistin savaşından görüntüler veriyor. Ayrıca tsunami felaketinden de görüntüler veriyor ). Kıyametin alametlerinden biri olarak inanılan ve bu fimin de konusunu oluşturan şeytanın bir insan bedeninde bedenlenmesi konu alınıyor. Bu tarih çok öncelerden beri bilinen bir tarihti. Hatta bizim güncel olarak içinde bulunduğumuz tarih. 06.06.2006. Çeşitli inanışlara, şifrecilere, kahinlere ve dinlere göre, dünyanın son virajı olan kıyamet döngüsü 6 haziran 2006 olarak gösterildi yıllarca.  Yaklaşık bu tarihlerde veya bu zaman diliminde ( çünkü tarihi hiç bir kesim net olarak veremiyor)  şeytanın yeni doğan bir insan bedeninde bedenleneceğine, politikada söz sahibi olup kitlelere hükmedeceğine, insanlar arasında kin ve nefret yayacağına, savaşlar çıkaracağına, ve tüm kötü ruh ordularıyla insan ruhunu esir almak için hücum edeceğine inanılıyor. Bu noktada hemen bununla ilgili güncel bir örnek de verelim. Mesela internetin keşfedilmesi, yayılması da , kıyamet alameti ve şeytanın bir oyunu olarak gösteriliyor bir çok inanışa göre. Bilindiği üzere internetin anahtar simgesi "www" dan oluşan üç harftir. Bu "w" harfi  tam olarak ne olduğunu hatırlayamadığım bir simgesel alfabede "6" rakamına denk geliyor. Üç tane "w" ise üç tane "6" anlamına geliyor. Yani  haziranın 6'sı, Aylardan 6. ay, Yıllardan 2006 oluyor ve  bu ürkütücü sonuç ortaya çıkıyor. 666 : Bu rakam uğursuz rakam olarak kabul ediliyor. Kimilerine göre tesadüf, kimilerine göre gerçek, bana göre ise soru işareti.. çünkü bu konuda kesin bir kanaat edinecek kadar araştırma yapmadım.

Filme geçmeden önce filmin vizyona giriş hikayesini de anlatmak gerek. Daha ürkütücü olması için bu film tüm dünyada 06.06.2006 tarihinde vizyona girecekti. Yalnız bir çok yerde aksilikler çıktı ve o tarihte vizyona giremedi. Türkiye'de ne olduğunu sanırım  herkes hatırlıyor. Haziranın başında Atatürk Hava Limanının kargo bölümünde büyük bir yangın çıktı ve yangın çok zor söndürülebildi." İyi de filmin giriş tarihiyle ne alaksı var" diyeceksiniz. 06.06. 2006 tarihinde gösterime girmesi planlanan  filmelerin bantları, Atatürk hava limanındaki kargo bölünde bulunuyordu ve filmler yandı.  Bazı insanlar bu olayı, tıpkı "büyü" filminin galasında çıkan yangına benzettiler. Film, tasarlandığı gibi 6 haziranda gösterime giremedi herhalde.. yani yetişemedi.
 
Film için özet düşüncemi baştan söylemiştim. Herkesin olduğu gibi benim de en beğendiğim yanı fragmanı oldu. Çok büyük hayalkırıklığı yaşamadım ama beklediğim kadar da iyi değildi Aslında iyi başladı. Kıyamet alametlerini gösteriyordu. Hele şeytanın bedenleneceği zamanın göstergesi olan kuyruklu yıldızın dünyaya teğet geçme sahnesi etkileyiciydi. Bu sahneler muhteşem müziklerle desteklenmiş ve iyi film olacağa benziyordu. Ancak dakikalar ilerledikçe klasik korku film efektlerie girildi.. Filmde iyi gitmeyen bazı şeyler vardı. Mesela Mia Farrow. Bu kadın dünya tatlısı bir oyuncudur, kalkıpta bu kadına şeytanın hizmetkarı rolü verilince, insanlar dumura uğruyor tabi. Ayrıca şeytan olarak seçilen çocuğun suratı hiç ürkütücü değildi. Arabanın içinde giderken çocuğun  annesine bir saldırış sahnesi vardı ki, gülmemek elde değildi. (ben gülmedim ama gülenleri de ayıplayamadım) Elbette konusu itibariyle korkutucu bir filmdi, korku sahneleri de vardı.. yalnız bu sahnelerin bazıları,  yüksek sesle insanları koltuklarından zıplatma esasına göre hazırlanmıştı ki.. ben de dahil bir çok kişi artık bu sahneleri yutmuyor. Çocuğun suratı bir şeytan rolü için fazla güzeldi. Bunun dışında müzikler çok iyiydi. Ve filmin sonundaki sürprüz sahne: şaşırdım nasıl engellenmedi bu film diye. Küçük şeytan filmin sonunda kimin elini tutuyor dersiniz: Amerkan başkanı George Bush'un. Yani filmde, kıyamet alameti olarak kabul edilen ve insanları birbirine düşürüp savaşlar çıkaracak olan yaratık olarak Bush gösteriliyor.
 
Hollywood'da son zamanlarda gördüğüm bir hata; çok iyi konuları o kadar iyi olmayan filmlerle harcıyorlar. Bu noktada, kötü ruh serileriyle ilgili hakkını en fazla veren ve en gerçeğe yakın film benim için hala "şeytan çarpması"  orjinal adıyla "the exorcism of  Emiliy Rose".  Aslında The Omen de gerçekçi sahnelerle başladı ama sonunu getirmedi.

Bu filmle ilgili başka insanların da yorumlarını okumak isteyenlere:  http://www.beyazperde.com/filmyorumlari/2961 (http://www.beyazperde.com/filmyorumlari/2961) 
genel bilgiler için: http://www.beyazperde.com/film/2961 (http://www.beyazperde.com/film/2961)

(http://static.flickr.com/44/141427555_d8c5b6dd18.jpg)  (http://www.blogdecine.com/archivos/images/omen-1a.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Temmuz 16, 2006, 03:34:30 am
"the omen" in fragmanından bahsetmiştim

   http://www.youtube.com/watch?v=MvjZ8iOV9dM&mode=related&search=the%20omen%20%20trailer (http://www.youtube.com/watch?v=MvjZ8iOV9dM&mode=related&search=the%20omen%20%20trailer)

   
  Bu arada,  Kelebek etkisini kaçıranlar için Kanal D yeniden veriyor. İmkanı olan videosunu seyretsin. Televizyonda seyredilecek bir film değil.


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Ağustos 22, 2006, 04:40:51 am
Karayip Korsanları "ölü adamın sandığı" ( Pirates of the Caribbean "deadman's chest)  bence iyi bir filmdi. Devamı gelecek çünkü filmin sonundan bu anlaşıldı. Hem macera hem fantastik bazen de komedi unsurlarını içeren film bana göre iyi bir iş çıkarmış.  Olaylar arasındaki bağlantılar biraz karmaşık belki biraz gereksiz ayrıntılara girmişler ama bunun yanında zekice hazırlanmış ayrıntılar da vardı.  Görüntü efektleri iyiydi.

Filmin afişlerinde +13 yaş sınırı vardı ama maaşallah sinemaya çoluk çocuk gelmiş millet, bebeklerin zırıltısı içinde film seyrettik. O annelerin gözlerine +13 yaş sınırı olan afişleri sokmak geldi içimden.  Neden çocuklar vardı diye garipsemeyin, çünkü Türkçe dublajlısına gitmek zorunda kaldık.  :( Orjinalinde yer bulamadık  :P

diğer yorumlar: http://www.beyazperde.com/filmyorumlari/2048 (http://www.beyazperde.com/filmyorumlari/2048)

(http://www.hometheaterhifi.com/volume_10_4/images/movie-pirates-of-the-caribbean.jpg) (http://www.keiraknightleypalace.com/kphotos4/potc/1yphoto3.jpg)

(http://www.dailycollage.com/collages/depp/01-johnny-depp-pirates-of-the-caribbean-thumb.jpg) (http://image.space.rakuten.co.jp/lg01/31/0000042531/02/img96818a86fbbtls.jpeg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: Serin üzerinde Eylül 01, 2006, 01:58:48 pm
BEYZA'NIN KADINLARI


Psikiyatr kocası Doruk'a aşkla bağlı Beyza Türker'in hayatı, yaşamaya başladığı tuhaf bilinç kayıplarıyla altüst olur.

İstanbul'un çeşitli semtlerinde bulunan kesilmiş bacaklar yüzünden kenti seri katil korkusu sararken, cinayetleri araştıran komiser Okan yeni iş ortağı Doruk Türker ile tanışır.

Eğitimini ABD'de yapmış olan Doruk Türker bu davada seri cinayet uzmanı olarak görevli. Komiser Okan ve Doruk seri katili ararken, Beyza da hatırlayamadığı kayıp zamanlarının peşine düşer. Polis katilin peşindeyken Beyza da kendi gerçeğiyle yüzleşir: Öldürülen kurbanlarla arasında kendisinin bile çözemediği bir ilişki bulunmaktadır.
 
  Bu film beni etkiledi ve çok beğendim.. Fakat eleştirmenlerden pek iyi not alamamış.. Tabii ben sadece izleyiciyim.. Bana bu türde ki yabancı filmleri çağrıştırdı.. Taklitse de iyi bir taklit..

 Demet Evgar benim çok da fark etmediğim bir oyuncuydu.. Bu film de kendini bayağı fark ettirmiş.. Oldukça başarılıydı

 Tamer Karadağlı mükemmeldi.. Arkadaşlar küfür kötü ve itici bir şeydir değil mi? Ama Tamer Karadağlı bunu bile komik hatta sevimli bir hale getirmiş.. Polis komseri kişiliğini çok iyi canlandırmış...

 Dediğim gibi ben çok beğendim.. Eleştriler kötü.. Sizlerin de bu film hakkında fikirlerinizi almak isterim..

 Bu arada ben bu filmle ilgili bir başlık görmedim.. Varsa yerini yazarmısınız paralelevrenler..

  sevgiler..


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: romanist üzerinde Eylül 01, 2006, 11:58:05 pm
Babam ve Oğlum filmi, DVDsi çıktığı gerekçesi ile Antalya Film Festivaline alınmamış...

Antalya Film Festivali'nin işlevini merak ediyorum... Fikirlerinizi yazar mısınız, sizce ne idi ve ne oldu bu festival??


Öncelikle Antalya'da kısa film kategorisinde yarışacak birisi olarak ben de bu seneki filmlerin pek içaçıcı olmadığını söylemek isterim...Ancak bu "filmin dvd sinin piyasaya çıkmamış olması gerek" şartı eskiden beri gelen bir kural...Zannedersem bi tek Eğreti Gelin filmine bu konuda ayrıcalık yapılmış şimdiye kadar...

"Büyü" gibi bir filmle Türk sinemasının en kötü filmlerinden birisine imza atmış olan Orhan Oğuz'un "aura"sı, ya da birak dalkıranın artık ıykk dediğimiz türk korku denemelerinden olan "araf" filmi festivalin kalitesini düşürür nitelikte...Uzun metraj kategorisinde büyük bi ihtimalle Nuri Bige Ceylan'ın "İklimler" filmi Altın Portakal'ı alacaktır...Bir de Zeki Demirkubuz'un "Kader" filmi var...Bu iki film dışında hangi film alırsa Portakal'ı süpriz olur...

Ve festivalle ilgili olarak şöyle bir iki not geçmek isterim,

Söylenenlere göre bu seneki festival yurtdışına açılma konusunda büyük çaba gösteriyo...Yurtdışından bikaç iyi yönetmenin filmini daha getirmek ve bri de yıldız oyuncu gelmesi gündemdeymiş...
Zaten Oscarlı iki senarist festival kapsamında seminer düzenleyecek...
Bir de ntv ile ödül gecesinin canlı yayını ve bir hafta boyunca festivalden haberlerin olduğu bir yayıngörüşülmesi yapılmaktaymış...

Bakalım hayırlısı tabi..İki hafta sonra görücez neler olacak...En azından, sadece sinemayla dolu bir hafta geçicek benim için...Bir de ödülle dönersek tadından yenmez tabii... ^_^


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Eylül 02, 2006, 04:14:52 am

 Bu arada ben bu filmle ilgili bir başlık görmedim.. Varsa yerini yazarmısınız paralelevrenler..

  sevgiler..

"Beyza'nın Kadınları" filmiyle ilgili  ayrı bir başlık altında yorum yapmadık. Sen istiyorsan farklı bir topik açabilirsin.

Bununla ilgili bir açıklama yapayım:   "Beyaz Perde" başlığını çok önceden açmıştık biz. Ben de gelenek bozulmasın diye burada anlatıyorum filmleri, bazen de ayrı bir topik açıyorum. örn: "Kelebek Etkisi" filmi.  Sizler isterseniz bu başlık altında anlatın isterseniz farklı bir topik açın, farketmez.

Babam ve Oğlum filmi, DVDsi çıktığı gerekçesi ile Antalya Film Festivaline alınmamış...

Antalya Film Festivali'nin işlevini merak ediyorum... Fikirlerinizi yazar mısınız, sizce ne idi ve ne oldu bu festival??

Evet bu haberi ben de okudum. Açıkcası  Antalya film festivali ve bu gibi organizasyonların lobi faaliyetleri ve içeriğiyle ilgilenmiyorum . Uzaktan takip ederim. Zaten arkadaş da bununla ilgili bazı bilgilier vermiş.


"Büyü" gibi bir filmle Türk sinemasının en kötü filmlerinden birisine imza atmış olan Orhan Oğuz'un "aura"sı, ya da birak dalkıranın artık ıykk dediğimiz türk korku denemelerinden olan "araf" filmi festivalin kalitesini düşürür nitelikte...

Büyü filminin çok kötü olduğuna karar vermek için bunu kıyaslayacak başka Türk korku filmlerinden de çeşitli örneklerin olması gerekir bana göre. Benim aklıma ilk gelen  "Şeytan" filminin Türk versiyonu. Herhalde şu ana kadar çekilmiş en kötü Türk korku filmi budur. Türk sineması zaten sinema endüstrisi olarak nerede ki,  Türk Korku filmlerini bir değerlendirmeye tabi tutalım. Bunun uyanında "büyü" filmi bence iyi bir deneme olmuş. En azından şu ana kadar seyrettiğim en iyi Türk korku filmi diyebiliim. Antucuların Fenerbahçe stadyumu için kullandığı bir söz vardır bilenler bilir, ben de bu sözü "büyü" filmi için kullanayım:  "daha iyisi yapılana kadar, en iyisi bu."


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: romanist üzerinde Eylül 02, 2006, 11:18:38 am
Ben de sinema gramerinden az biraz anlayan birisi olarak büyü filmi ile ilgili görüşümü şöyle belirteyim;
Hasan Karacadağ ya da Orhan Oğuz yeni bir korku filmi çekene kadar en kötüsü bu...


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: baharcan üzerinde Eylül 02, 2006, 03:33:51 pm
eğreti  geline  ayrıcalık  yapıldıysa Babam  ve Oğluma da yapılabilir di yani öyle  mi ?


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Eylül 08, 2006, 04:27:29 am
Tabii ben sinemanın gramerinden ziyade, "izlenilebilirlik" açısından bakıyorum daha çok. Yoksa sadece oyuncu performansı, senaryo, teknik ve sanatsal ayrıntılardan bakacak olursak o zaman filmlere kusur bulmak çok mümkün.

Aynı kapıya çıkar. Daha iyisi yapılana kadar en iyisi de bu, en kötüsü de bu. Gerçi son korku filmlerini seyretmediğim için belki "büyü" filmini en iyi Türk korku filmi olarak görüyorum. Bilmiyorum Şahan'ın ( hiç sevmem kendisini) yaptığı psikolojk gerilim filmi, "Beyzanın Kadınları" ve "Araf " gibi filmeler nasıldır. Belki onları izleseydim, "büyü" filminin en iyi mi en kötü mü olduğu konusunda daha net olabilirdim.


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Kasım 11, 2006, 06:00:45 am
  Karanlıklar Ülkesi: Evrim  ( Underworld Evolution )

  Seri filmlerden biriymiş bu ilkini seyretmedim ben, buna da arkadaşın zoruyla gittim. Aksiyon sahneleri çok iyiydi, zaten Hoolywood'un son yıllarda yaptığı en iyi şey belki de tek şey aksiyon.  Pek benim tarzım olmayan bir filmdi, kurtadamlardan falan hoşlananlar varsa önerebilirim.

(http://thecia.com.au/reviews/u/images/underworld-evolution-poster-1.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Kasım 15, 2006, 04:00:35 am
TESTERE 3  (Saw III)

  Bu da seri filmlerden biri. Birincisini seyretmemiştim, ikincisini seyrettim zaten onun yorumunu da bu başlığın ilk sayfasında yapmıştık aylar önce. Zekice kurgulandığını ama vahşet dolu sahnelerin olduğunu yazmıştım yanlış hatırlamıyorsam. Testere 3'de de zekice kurgulanmış bir senaryo ve vahşetten sözedebilirim ama "filmde hangisi daha ön planda" şeklinde bir soruya "vahşet" cevabını veririm. Ve Korku filmlerinde vahşeti sevmediğimi de belirtmiştim defalarca. Bu yüzden serinin ilk filmini seyretmeyi amaçlıyorum çünkü ilk filmde zeka vahşetin önündeymiş anlatılanlara göre. Filme gitmeden önce yorumları okuduğumda bazı insanların film esnasında bayıldıklarını falan okumuştum, açıkcası o kadar da abartılacak bir şey yok ama yine de tavsiye etmem.

 Saw filminin tutkunları var dünyada, asıl tutkun oldukları şey ise filmin kendisi değil, anlatmaya çalıştığı felsefe. Bu kadar acımasızlık ve vahşetin içinde adalet ve iyi-kötü kavramlarını çok zekice işliyor ve bir yaşam felsefesi gibi gösteriyor bunu.

diğer yorumlar için: http://www.beyazperde.com/filmyorumlari/3158



(http://www.therror.com/uImg/post397_saw.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: Dilberim üzerinde Kasım 24, 2006, 01:43:21 pm
Merhabalar...

Testere 3 filmine gidip gitmemekte kararsızım açıkçası... İlki biraz beni aşsada, yine de ikincisine göre daha zekice ve mantıklıydı. Bana göre bir korku filmi illede vahşet olmamalı... Yani kanlı sahneler, iğrenç görüntüler... Bunlar ille de korkuyu ifade eden şeyler değil, olmamalı da...
İzleyen arkadaşlarım Testere 3'ün hepsinden daha da beter olduğunu (vahşet konusunda) söylüyorlar...
Hem filmin devamını merak ediyorum, hem de anlattığım sebeplerden ötürü izlemek istemiyorum. Bakalım hangi tarafım galip gelecek...  :)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Aralık 11, 2006, 12:23:03 am
İzleyen arkadaşlar yorumlarını yazarlarsa ayrıca sevinirim...

izleyen yüzlerce arkadaşın yorumlarının yazdığı link bir üstte verildi.



diğer yorumlar için: http://www.beyazperde.com/filmyorumlari/3158



Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: Dilberim üzerinde Nisan 04, 2007, 02:48:10 pm
Teşekkürler...


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Temmuz 21, 2007, 01:58:55 am
Karayip Korsanları : Dünyanın Sonu ( pirates of the caribbean : at words end )

Tür: fantastik, komedi , macera
Yapım: ABD 2007
Oyuncular: Johnny Depp, Orlando Bloom, Keira Knightley

Daha önceki Karayip Korsanları ( ölü adamın sandığı ) filmine yaptığım yorumda şöyle demiştim:

Karayip Korsanları "ölü adamın sandığı" ( Pirates of the Caribbean "dead man's chest)  bence iyi bir filmdi. Devamı gelecek çünkü filmin sonundan bu anlaşıldı.


İlki kadar komedi yoktu, macera ve aksiyon ise aynen devam ediyor. Açıkcası komedi yönünü biraz törpülemiş olmaları hoşuma gitmedi, "ölü adamın sandığı" daha hareketli ve eğlenceliydi sanki. Bu da fena değil macera severler için iyi bir film.


(http://a2.vox.com/6a00c225208856f21900d41434f462685e-500pi)



Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: ALEVVV üzerinde Temmuz 21, 2007, 02:04:10 am
Sinemaya gitmeyi çok özledim. Çok uzun zaman oldu gitmeyeli çok.. Johnny Depp i de çok seviyorum. Umarım zaman bulup gidebilirim.. Bundan önce ki filmlerini beğenmiştim. Eminim bu da zevk verir..


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Temmuz 23, 2007, 03:26:21 am
Bir zamanlar Lolita adlı filmle gündeme gelmişti Dominique Swain, şimdi başrolünü paylaştığı bir türkle film çekilmiş, İstanbul'da galası yapılmış, ben de televizyon makinası programında öğrendim.

Dominique Swain lolita daki rolüyle üzerine yapışan "kışkırtıcı kız" halinden çok uzak, uslu bir kız görüntüsü veriyordu, kendisi de seks objesi olarak algılanmasından rahatsız olduğunu söyledi. Ancak yanındaki bizim türk kız çok çirkefti, zaten bir sürü şikayet gitmiş kanal D 'ye bizi rezil etti diye. Okan Bayülgen de programına konuk ettiği yabancı bir oyuncuya büyük ayıp etmiş oldu, insan konuğuna sahip çıkar, nerede kaldı konukseverlilik !!!!


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Ağustos 09, 2007, 02:09:26 am


  Transformers adlı filme gittik. Bilim Kurgu yu seviyorum da bu filmde salt bilim kurgu yoktu.  Özellikle aksiyondan hoşlananlara tavsiye ediyorum. Onun haricinde övebileceğim başka bir şeyi yok. Klasik hollywood; "başarabilirsin", "yapabilirsin", "eğer istersen dünyayı kurtarabilirsin" (yani amerikayı) şeklinde  hollywood mesajları verilen aslında vasat bir yapım bana göre ama işte teknoloji denen şey çok önemli, adamlar sinema yapıyorlar bu işin ustası kesinlikle hollywood.

(http://www.vizyonmax.com/wp-content/uploads/2006/12/transformers.jpg)

(http://www.stuff.co.nz/images/306168.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Ağustos 23, 2007, 03:33:41 am
"Kelebek Etkisi 2" sadece VCD, DVD olarak piyasaya çıktı, yani gösterime girmiyor. Seyredenler varsa paylaşsın çünkü çoğu kişiden ilki kadar iyi olmadığını duyuyorum.


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: karamyas üzerinde Eylül 13, 2007, 06:30:55 pm
Kelebek etkisi filmi gerçekten harikaydı...2 sinin çıktığını bilmiyordum..Satılıyor mu yani?Hemen almalıyım...


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Eylül 22, 2007, 07:23:19 pm
Satılıyor tabi ki.


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: karamyas üzerinde Ekim 01, 2007, 11:53:09 am
Galiba en son BARDA filmine gitmiştim...ooo baya uzun zaman olmuş...yakında gitmem gerek sanırım..Zaten o barda filminden sonra sinema salonları bana korkunç geliyor...HArika bir oyunculuk çıkarmışlardı..Ama gerim gerim gerildim filmi izlerken.... OYUNCULUK 10 bana yaptığı psikolojik durumdan konuya 05 veriyorum...


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Ekim 26, 2007, 03:59:34 am
Son dönem Türk filmleri çok fazla gişe hasılatına yönelik yapıldığı için açıkcası gitmek içimden gelmiyor. Hele şu hababam serileri tam bir fiyasko. Barda ve diğerlerine gitmedim. Gittiğim en son Türk filmi Vizonteleydi herhalde.


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Kasım 19, 2007, 02:03:39 am
Saw 4 (testere) artık yeter dedirtti bana. ::)   Bu kadar vahşet yeter ! Bundan sonra saw serilerine gitmeyeceğim. Daha önce saw serilerinin zekice kurgulanmış olmasından dolayı gidiyordum. Dikkatimi çeken şey filmde 18 yaş sınırlaması olduğu halde bir şekilde girmeyi başarmış çoluk çocuğun olduğuydu. Filmi tavsiye eder miyim? Etmem.

(http://pics.kinokadr.ru/films/s/sawiv/saw4.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: infinity üzerinde Kasım 20, 2007, 02:48:18 pm
Korku filmlerinden oldum olası hoşlanmıyorum, Barda filmini bir gaflet anında daha doğrusu içeriğinin bu derece gerebileceğini düşünmeden alıp seyretmiştim, öyle gerilmişim ki film bittiğinde hala koltuktan kalkamıyordum... öyle baya bi kalmışım kalktığımda ayaklarımın uyuşmasından anladım ;D

Son dönem Türk filmlerinde "Babam ve Oğlum" tadında seyrettiğim "Mutluluk" filmi var, ben çok keyif aldım o filmden, tavsiye edebilirim.

Yakın zamanda seyrettiğim "Yaşamın Kıyısında".

Şimdilerde merak ettiğim yeni vizyona girenler var, Beyaz Melek ve Yumurta. Seyreden varsa tiyo alabilirim burdan?


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: karamyas üzerinde Kasım 23, 2007, 05:48:32 pm
BEYAZ MELEK

(http://beyazperde.mynet.com/images/film/3750-beyazmel-b.gif)
Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 16 Kasım 2007
Yönetmen : Mahsun Kırmızıgül
Senaryo : Mahsun Kırmızıgül
Görüntü Yönetmeni : Eyüp Boz
Yapım : 2007, Türkiye , 115 dk.


Oyuncular

Suna Selen (Mızgin) , Ali Sürmeli (Muhtar) , Arif Erkin (Ahmet) , Bilge Zobu (Yaşar Hoca) , Cihat Tamer (Tayyar Müdür) , Cezmi Baskın (Sabri) , Emel Sayın (Misafir Oyuncu) , Erol Günaydın (Komutan Vahit) , Gazanfer Özcan (Palyaço) , Mahsun Kırmızıgül (Ali) , Nejat Uygur (Gazi Cemal) , Yavuz Bingöl (Hıdır) , Yıldız Kenter (Melek) , Zeynep Tokuş (Nazlı) 
 
Ali ve Reşat, beyin kanseri olan babaları Ahmet’i kemoterapi görmesi için İstanbul’a getirmiştir. Ahmet ağır tedaviye daha fazla katlanmak istemediğinden hastaneden kaçar.

Oğulları peşine düşer ancak Ahmet onlardan kaçmayı başarır. Kaçarken kendini bir huzurevinde bulur. Huzurevi sakinleri, Ahmet’in çocukları tarafından terk edildiğini sandıkları için orada kalması konusunda ısrar ederler. Zorlukla konuşabilen Ahmet durumu kabullenir. Ali ve Reşat Ahmet’i huzurevinde bulurlar. Ama mutlu göründüğü için bir süre orada kalmasına ses çıkarmazlar.

Babalarının son günlerini mutlu geçirmesi, belki hiç işe yaramayacak ama çok acı verebilecek bir tedaviden daha önemlidir. Huzurevi sakinlerinin her birinin kendi hikayeleri ve dramları vardır. Ahmet bunları öğrendikçe onlara daha yakınlaşıp her birini tek tek çok sever.
 
Mahsun Kırmızıgül'ü sevmem ama iyi iş çıkarmışlar harikaydı...


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: karamyas üzerinde Kasım 23, 2007, 05:52:46 pm
YUMURTA
(http://beyazperde.mynet.com/images/film/3559-yumurta-1bb.jpg)Tür : Dram
Gösterim Tarihi : 9 Kasım 2007
Yönetmen : Semih Kaplanoğlu
Senaryo : Semih Kaplanoğlu
Görüntü Yönetmeni : Özgür Eken
Yapım : 2007, Türkiye

Oyuncular

Nejat İşler (Yusuf) , Saadet Işıl Aksoy (Ayla) , Ufuk Bayraktar (Haluk) , Tülin Özen (Sahaftaki KAdın) , Gülçin Santırcıoğlu (Gül) , Kaan Karabacak  (Çapacı Çocuk) 
 
Şehir hayatı ile doğup büyüdüğü kasaba arasında sıkışıp kalmış bir karakter, Yusuf... On beş yıl evvel terkedip İstanbul'a geldiği kasabadan, sadece fiziksel olarak değil menen de uzaklaşmış olan Yusuf, İstanbul'da kendisine sıfırdan bir yaşam kurmak istemiştir.

Şiire gönül vermiş bir yazar olarak Bal ismindeki ilk şiir kitabının küçük bir çevre dışında kimse tarafından dikkat çekmemiş olması, bütün hayallerini ve beklentilerini baltalamıştır. Artık bir parçası olduğu sahaf dükkanı da batma noktasına gelince İstanbul'daki yaşamın da başına yıkılmak üzere olduğunu kabul etme noktasına gelir. Tam bu dönemde annesinin ölüm haberi ile unutmak istediği kasabaya yeniden dönmek zorunda kalacaktır. Ama bu sefer, kasabada onu farklı süprizler de beklemektedir.

Özellikle Meleğin Düşüşü ile pek çok uluslararası festivalde beğeni toplayan yönetmen Semih Kaplanoğlu, Anadolu taşrası ile ilgili bir üçleme olarak düşündüğü yeni projesi ile yola çıkıyor. Sırası ile Bal, Süt ve Yumurta olarak isimlendirdiği filmlerine sondan, Yumurta ile başlamış olan Kaplanoğlu, projesini "Bu aynı zamanda bir anne-oğul ilişkisininin son günlerinden (annenin ölümü Yumurta) ilk günlerine (oğulun doğumu, Bal) uzanan arkeolojik bir kazı çalışması olacak" ifadeleri ile anlatıyor.
 
 
BİLMEM BEN PEK BEĞENMEDİM... ASLINDA KADRO SÜPER AMA HAVADA KALMIŞ BİRAZ... TABİ BAZI SAHNELERİN MUHTEŞEMLİĞİ TARTIŞILMAZ AMA UMDUĞUM GİBİ DEĞİLDİ...


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: infinity üzerinde Kasım 23, 2007, 06:06:11 pm
Takip ettim film yorumlarını evet "Yumurta" için gişede kırıldı diye yazmışlar hatta..

"Beyaz Melek" şaşırtıcı bir başarı yakalıyor demek ki denildiği gibi, seyretmek istiyorum, gidebilirsem yazarım fikrimi. Teşekkürler karamyas.


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: infinity üzerinde Kasım 26, 2007, 02:11:55 pm
Seyrettim haftasonunda... duygu sağanağı bir film yapmış Mahsun Kırmızıgül, önyargılı yaklaşanlar için şaşırtıcı bir sonuç benim kanımca... yönetmen, oyuncu ve senaryo yazarı üçlemesini başarıyla taşımış...

Bir kere film başladı ağladım, film bitti hala ağlıyordum..  sol tarafımdaki beyefendi yanındaki arkadaşına sürekli "sıkıldım, bitse de çıksak" derken engellemeye çalıştığı hissiyatına mı engel olmaya çalıştı yoksa gerçek duygularımıydı bilemiyorum ama sağımdaki beyefendi tam anlamıyla dışarı vurdu hislerini, kucağında selpak yığınıyla oturuyodu ;D ;D

Hani film baştan sona ağlanan bir film derken, gülünesi çok güzel espriler de sıkıştırmış araya, bir anda ağlarken gülmeye geçiveriyorsunuz...

"Huzurlu ev" diyor ya bir sahnesinde içerde olan bitenleri seyrettikten sonra, hani buraya huzurlu ev diyorsunuz ama burada hiç kimse huzurlu değil bilesiniz... gülmeyle ağlama arası tıkanıyorsunuz.



Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: melonsapka üzerinde Aralık 01, 2007, 04:57:45 pm
Ben ara ara Babam ve oğlum la kıyasladım....Ağlaken güldüren...Gülerken ağlatan bölümlerini....

Yanlız artık biz zaten millet olarak......drama...yaşlıya....ölüme dayanamayız.......

filmde ölen ölene haliyle duygulanıyorsunuz.....haberlerde bile cenaze görüp ağlayan bir millet olarak bu filmde ağlamak doğal!....



Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Aralık 30, 2007, 01:47:42 am
Gösterimdeki "Kabadayı" adlı filme gittim. Son zamanlarda Türk Sineması atakta. Ardı ardına filmler yapılıyor. Hepsinin iyi olması gerekmez aslında. Önemli olan endüstrinin oluşması. Bir zamanlar Yeşilçam fırtınası esiyordu ve belli bir süre sonra azaldı, durdu. 2000 li yılların başından itibaren yeniden atağa geçti Türk Sinema Endüstrisi. Bir Hollywood olmayacağız belki ama bir Bollywood olabiliriz ( Hindistan Film Endüstrisi ).

"Kabadayı" filmine gelince, arkadaş hatırına gittim, bu tarz filmlerden pek hoşlanmıyorum bu nedenle zamanında "Kurtlar Vadisi" filmine de gitmemiştim. Bilmiyorum, herhalde delikanlılığın nasıl olması gerektiğini empoze eden hiçbir filme ve diziye ısınamadığımdandır şu ana kadar.

  "Kabadayı, Şener Şen'in 90'ı yılların sonunda gösterime giren başrolünü oynadığı "Eşkiya" adlı filmini andırıyor. Burada da Şener Şen "ağır abi". Bence film fena değil, yani tavsiye ederim, ama çok çok muhteşem diyemem. Seyredilebilir.  Şu sıralar bir Hollywood filmiyle bir Türk filmi arasında kalırsanız bu filme gidin derim, en azından Türk Film Endüstrisine bir katkı yapmış olunur.

(http://img185.imageshack.us/img185/5672/0608200710471938495583kbw6.jpg)

(http://img.akistanbul.com/haber/5083.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 06, 2008, 02:11:43 am
Kelebek Etkisi 2 nin sadece DVD olarak sunulduğunu söylemiştim. Nihayet seyredebildim ve seyretmiş çoğunlukla aynı görüşteyim ben de. Kelebek Etkisi 1 in gölgesinde kalmış, çok da şaşırmadım açıkcası beklediğim bir şeydi bu. Kelebek Etksis 1 den bağımsız olarak düşünülecek olursa konu ve kurgu açısından yine de olumlu not veririm. K.E. 2 de cinselliği çok fazla kullanmışlar, K.E 1 de çok amerikan-gençlik havasındaydı. O zaman da demiştim, tüm bunlara rağmen Kelebek Etkisi serileri konusu açısından çok orjinaldi sırf bu nedenle bile seyretmeye değer.

(http://www.lovefilm.com/lovefilm/images/products/7/83017-large.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 26, 2008, 02:42:17 am
Canavar (Cloverfield) oldukça iyiydi. Bilim kurgu gerilim türünden hoşlananlara tavsiye ederim. Filmi seyrederken aklıma hemen Blair Cadısı 1 filmi gelmişti, daha sonra filmle ilgili tanıtımları ve yorumları okuduğumda çoğu kişinin de aklına geldiğini gördüm, tıpkı Blair Cadısı 1'de olduğu gibi hiç müzik yoktu ve amatör kamerayla çekilmiş havası verilmişti. Senaryosu açısından da yine bilim kurgu bir tür olan "Dünyalar Savaşı" filmine benzemiş, ama kesinlikle bir şeyleri tekrarlayan, taklit bir film değildi, sadece yanlış hatırlamıyorsam "Dünyalar Savaşı" filminde de Brooklyn köprüsü üzerindeki insanlar saldırıya uğruyorlardı. Bu türü sevenlere tavsiye ederim. Tabi ufak bir dokundurma yapmadan olmaz şimdi; neden bu tür felaketler hep amerikanın başına geliyor? Şu uzaylılar bir kere de Tokyo'yu, Berlin'i İstanbul'u falan istila etseler ya olmaz mı? ;D Hani bir şeyi yüz kere söylersen olurmuş misali, New York ile ilgili bu kadar felaket filmi çekilirse bir gün gerçekten bu New York'u ya sular seller götürecek, ya marslılar istila edecek bir şeyler olacak yani...  İkiz kuleler faciasını da hatırlatırım bu arada. O kadar felaket tellallığı yaparsan sonunda bir şeyler oluyor galiba... çekim yasası diye buna diyorlar herhalde. Benden söylemesi amerika kendi kendine felaketi üzerine çekiyor... Sonra da ona buna saldırıyor sen benim için tehditsin diye. En büyük tehdit kendisi oysa.

Ayrıntı için: http://beyazperde.mynet.com/film/3820


(http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/paramount_pictures/cloverfield/cloverfield_galleryteaser2.jpg)

(http://www.thereeler.com/images/cloverfield_250.jpg)






Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Şubat 27, 2008, 02:51:08 am
Bir bilgi daha vermek gerek bu filmin gösterim süresi kısa tutulacakmış daha sonra DVD olarak piyasaya sürülecekmiş , sinemada seyretmek isteyenlerin ileri tarihlere ertelememesi gerek.


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Mart 09, 2008, 03:34:13 am
İhtiyarlara Yer Yok, İspanyol yapımı "hipnoz" filminden sonra en çok sıkıldığım filmdi.  Akıcı bir hikaye seyretmek isteyenlere tavsiye etmem.

http://beyazperde.mynet.com/sinekritikdetay.asp?id=1635


(http://www.jdmfilmreviews.com/images/no-country-for-old-men6.jpg)



Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Nisan 06, 2008, 02:13:52 am
Özgürlük Savaşçısı kötü bir fantastik aksiyondu. Bundan daha iyilerini mesela "yüzüklerin efendisi" ni seyreden birine bu film çok basit gelecektir.


http://beyazperde.mynet.com/film/2849


(http://img419.imageshack.us/img419/6785/nameofking7nn.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Nisan 15, 2008, 02:37:05 am
(http://cover.universal-music.de/_pop/200/652/602498462652.jpg)

Orjinal adıyla one way olan Alman yapımı "ikili oyun" adlı film konusu itibariyle ilgi çekiciydi, aynı zamanda sürükleyici bir filmdi. Gereksiz ufak tefek ayrıntılar da olmasa çok daha iyi olacakmış bence. Filmde +18 sınırlaması var.


http://beyazperde.mynet.com/film/3879



Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Haziran 30, 2008, 02:16:27 am
 Türkiye'de öldür.com olarak gösterimde olan "Untraceable" adlı film internet çılgınlığına dokunduran konusuyla ilgi çekiciydi. Polisiye- Gerilim türünden hoşlananlara tavsiye ederim. Tabi Hollywood'un bilinçaltlara gönderdiği mesajları es geçeceksiniz artık. Bu filmedeki bilinçaltı mesajı da şuydu: Amerikan polisi ailesini ihmal edecek kadar fedakar aynı zamanda imkansızı başarabilecek güçtedir.  Hollywood mesajları no: 481     ;D ;)

Kısaca konusu, babasının öldürülüşünün internetteki video paylaşım sitelerinde yayınlanması ve kendisini çok etkileyen bu ölümü diğer insanların internette sıradan bir olay gibi seyretmesi, yani adeta internet kullanıcılarına bir eğlence malzemesi olması bizim oğlanı fena bunalıma sokar ve aklınca yine bu sistemi kullanarak insanlardan intikam almaya çalışır. Tabi çocukta önceden de biraz psikopatlık eğilimi olduğu anlaşılıyor, yoksa babası ölen her çocuk suçsuz insanlardan intikam almıyor.

http://beyazperde.mynet.com/film/3859


(http://i00.rnhh.de/eu/shared-images/blog/2008/02/untraceable.jpg)







Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Temmuz 27, 2008, 03:24:42 am

Jules Verne'in ünlü romanından esinlenerek yapılan Dünyanın Merkezine Yolculuk adlı fantastik-macera türündeki filmi mumya serilerine benzetmişler. Biraz çocuk filmi biraz komedi var içinde, gerçekçilik bekleyenler gitmesin, eğlenmek isteyenlere tavsiye ederim. Bu filmin de ortalarında bir yerde bir hoolywood mesajı vardı, bir diyalogda çok ilgisiz bir şekilde Ruslara taş vardı. Kadın bir başarısızlıktan bahsettği replikte" bu da tıpkı Berlin Duvarı gibi başarısız oldu" gibi bir cümle kuruyor. Bu tamamen Rusya'ya gönderilen bir mesaj. Ama hoolywood'un Rusya'ya bu ilk ve tek kazığı değil, zamanında da Yüzüklerin Efendisi filminin ünlü kötü karakterinin çiziminin Rusya devlet başkanı Putin'e benzetilmesi gerekçe gösterilerek film Rusya'da yasaklanmıştı. Daha sonra ne oldu bilmiyorum.

 Tanıtım Filmi   (http://youtube.com/watch?v=6xtff1ROz10)

Not: Youtube Türkiye'den yasaklı, bu gereksiz yasağı delmek için bilgisayarınızın port numarasını değiştirdikten sonra adres çubuğuna "www" yazmadan sadece youtube.com yazarak siteye giriş yapılabiliyor.


(http://trailertrash.biz/Images/Journey%20to%20the%20Center%20of%20the%20Earth%203D.jpg)



Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: paralelevrenler üzerinde Temmuz 31, 2008, 02:45:32 am
Evet hayal kırıklığı oldu bugün biraz, bu filmin 3 boyutlu olanları da varmış ben de bugün öğrendim, bilseydim ona giderdim. Hatta üstte verdiğim afişteki 3D yazısından da 3 boyutlu film olduğu anlaşılıyor ama bunun bile farkına varamayacak kadar kafam dağınıkmış demek.  Daha önce 3 boyutlu filmlere gittiğim ve bunun zevkini bildiğim için biraz daha hayal kırıklığına uğradım. Henüz bu filme gitmeyenler mutlaka 3 boyutlusunu tercih etsinler.


Konu Başlığı: Ynt: BEYAZ PERDE
Gönderen: bewitching üzerinde Ağustos 21, 2008, 06:16:01 pm
The Orphanage..ben sevdim mutlaka izleyin derim..gerim gerim gerilmek isteyenlere  :o