|
Konu Başlığı: Nasıl Yaklaşmak Gerektiğini Bilmiyoruz Gönderen: mustafa kemal üzerinde Ocak 30, 2008, 01:34:34 am http://www.hatunca.net/content/view/1715/243/ (http://www.hatunca.net/content/view/1715/243/)
Alıntı
Konu Başlığı: Ynt: Nasıl Yaklaşmak Gerektiğini Bilmiyoruz Gönderen: mustafa kemal üzerinde Ocak 30, 2008, 01:40:37 am çiğdem hatun
çalışmalarınızda başarılar ve devamı dileklerimle dokunamadıklarımdır yaşam kaynağım sevgi ile kalın Konu Başlığı: Ynt: Nasıl Yaklaşmak Gerektiğini Bilmiyoruz Gönderen: admin üzerinde Ocak 30, 2008, 10:35:51 am Sevgili Enteresaan ve Alchemy tepkinize teşekkür ederim. Ama ben Hatun kelimesini bir hakaret veya aşağılama değil aksine saygı ifadesi olarak alıyorum. Çiğdem Hatun denmesinden hiç rahatsız olmadım...
Mustafa Kemal arkadaşa aynı şekilde çalışmalarında başarılar ve devamı dileklerimi iletirim. Sizde sevgi ile kalın... Konu Başlığı: Ynt: Nasıl Yaklaşmak Gerektiğini Bilmiyoruz Gönderen: deniz üzerinde Nisan 03, 2008, 12:47:52 am Hatun kişi " içi güzel kişi" Çiğdem hanım nasıl yaklaşmak üzerine yazdıklarınızı okuduğumda aklıma şunlar geldi. sanırım insanlarımız genelde dışsal yükleme odağına sahip ve en kötüsüde çok fazla bir şekilde özsaygıyı zedeleyici ve sen dilini kullanıyorlar bu konular hakkında bir başlık açılması ve derinlemesine bilgi verilse iyi olur. kriz anındaki insan davranışlarını bir nebze olsun frenleyebileceği kanaatindeyim, en azından daha iyi bir etkin iletişim kurulmasında yardımcı olur diye düşünüyorum. sevgilerimle ;)
Konu Başlığı: Ynt: Nasıl Yaklaşmak Gerektiğini Bilmiyoruz Gönderen: admin üzerinde Nisan 03, 2008, 04:53:02 am Sevgili Deniz
Bahsettiğin konu gerçekten çok önemli. Bu konuda senin düşüncelerini duymayı çok isterim. Konu Başlığı: Ynt: Nasıl Yaklaşmak Gerektiğini Bilmiyoruz Gönderen: kapadokya üzerinde Nisan 03, 2008, 09:02:45 am Kurs açmalı veya mevcut kurslardan birine yönlendirmeli.Yontulmaya çok ihtiyacı olanlar var. >:( Konu Başlığı: Ynt: Nasıl Yaklaşmak Gerektiğini Bilmiyoruz Gönderen: deniz üzerinde Nisan 03, 2008, 08:10:44 pm Çiğdem hanım bildiğiniz gibi başlığı konular derinlik isteyen uzunca zaman üzerinde çalışılması gereken konular, belli bir döneme kadar insana bu özellikleri katamamışsak yani kişinin kritik dönemi geçmişse bunları öğrenmesi zor olabilir. Ama sitede bunu hızlandırılmış şekilde verilebilir. Sitedeki tartışmaların bir çoğu iletişim bozukluğundan ortaya çıkıyor sanırım. Kişiler duygu ve düşüncelerini yazarken farkında olmadan kırıcı olabiliyorlar. Ki bu sadece Hatunca ailesi için geçerli bir şey değil, genel yapımızda olan bir şey. İnsan eleştirilebilir mi evet eleştirilmelide ama hangi tonda hangi söz sanatıyla. Malum sitede sesli iletişimim yok. Bunun için birbirlerimi tanımak ve daha yakından tanımak için bir seminer çalışması başladı. Bu çok güzel. Peki birbirleriyle sürekli olarak sanal ortam da yazışan insanların iletişimlerindeki kopuklukları ve bozuklukları nasıl gidereceğiz sorusu aklıma geliyor. Bence bunu gidermenin yolu şurdadır; Türkçenin öz mü öz kelime yapılarını daha iyi kullanmaya yönelik çalışmak gerekir. Aslın da yapı olarak içinden pek fazla kötülük geçmeyen bir kültürün mensubuyuz ama kendimi ifade etmeyi ve duygularımızı doğru bir şekilde ifade etmeyi bir türlü öğrenmek istemiyoruz sanırım.
Malumunuz dışsal yükleme odağı milli eğitim bakanlığının istediği yani eğitim felsefesinin hedefleri arasında olmayan bir şeydir. Çünkü bu odak sürekli suçu karşıda birinde arar ve kendine dönüp bakmak aklının ucuna bile gelmez insanın, sürekli olarak topu başkasına atacak birinin arayışındadır. Ve buna birda özsaygıyı zedeleyici dilimiz devreye girince daha felaket bir durum ortaya çıkıyor zaten, büyük sabırla giden iletişimler kırılma noktasına geliyor. Eleştirirken suçlayan kelimeler yerine karşıdaki insanı biraz düşşündürecek soru kalıplarının kullanılması daha iyi bir etki bırakacaktır hem karşımızda ki insan da kırılmadan bir düşünce sürecine girecektir. " yapmıyorsun, bilmiyorsun, beğendin mi" gibi sen dili içerisinde zedeleyici söz vurguları her daim insanları yaralar ve insanları birbirinden koparır. Ve işin en kötü yanlarından biriside bu konuşmalar kendini hemen öyle hissettirmez insanda. Fatura zaman içerisinde insanın bilinç altına yazılır yazılır yazılır ve hiç beklenmedik bir anda bir tetikleyici bütün birikenleri ortaya çıkarır. Ve olay dananın kuyruğunun koptuğu yere kriz anına gelir, bütün bu birikintiler ortaya çıktığında artık kişi kendi benliğinde değil zamanla bilinç ötesine oturmuş olan olayların psikolojik görüntüsü dışarıya söz, hareket veya herhangi bir davranışla ortaya çıkar ve insanlarımız ne yazık ki bunları yaparken yine hiç kendilerini suçlu bulmazlar, görmezler. Sanırım problemin kök sebebide burda yatıyor kişiler etrafındaki insanları her türlü eleştirmeye her daim hazır bulunuyorlar ama iş kendilerini eleştirmeye gelince, nedense işler bir anda değişiyor ve insanlar savunmaya geçiyor, bunun da bence sebebi kişilerin kendilerini "ben kendimi tanıyorum" diye zannetmeleri. Ve bu eleştirilerde karşı tarafa yönelik hiç bir EMPATİ kurulmaması, tabii empati başlı başına bir olay, bir çok insanımız ben ben empati yapıyorum diye düşünür ama yaptığı sadece sempatik durmaktır. Ve empatiyi kişiler sadece bilgi düzeyinde hakimler galiba, şimdi beni eleştirebilirsiniz ama gerçeklerde açıkca konuşulmalı, kimseyi suçlamadığım ve isim vermediğim için bu yazıları sanırım kimse üstüne almıyordur, benim genel insan psikolojisinde kültürümüzde gözlemlediğim ve incelediğim saptadığım noktalar bunlar sadece peşin hüküm verilmesin yani ön yargılı davranılmasa bile iletişim ve eleştirilerde ki yapıcılık oranının bir hayli artacağına inanıyorum Enteresaan ve Alchemy nin tepkilerinin ne olduğunu bilmiyorum ama benim görüşüm onları "HATUN" kelimesine zaman içerisinde yüklenen anlam kaymasına takıldıklarını düşünüyorum, Hatun kelimesi farklı bir çağrışımda bulunmuş olabilir ikisinde de neyse olayın özü biraz daha metanetli, ılımlı olabilmek ve pozitiflikte bitiyor olay galiba Konu Başlığı: Ynt: Nasıl Yaklaşmak Gerektiğini Bilmiyoruz Gönderen: deniz üzerinde Nisan 03, 2008, 08:15:21 pm yazım hataları için kusruma bakmayın
hızlı yazmak zorunda kaldım |