Hatunca.NET Forum

Hatunca.net => Hatunca.net Yazılar => Konuyu başlatan: simeranya üzerinde Eylül 11, 2007, 12:14:33 pm



Konu Başlığı: Konuşamıyoruz Vesselam
Gönderen: simeranya üzerinde Eylül 11, 2007, 12:14:33 pm
http://www.hatunca.net/content/view/2326/120/ (http://www.hatunca.net/content/view/2326/120/)
Alıntı

(http://www.hatunca.net//templates/hatunca/images/spacer.gif)
Oysaki konuşmanın o ince zerafetine sığınıp konular fazla yıpratıcı olmadan; yerinde, zamanında, kısa ve öz şekilde dile getirilse mutluluk gözlerdeki kirpikler kadar yakındır kendilerine.

(http://www.hatunca.net//templates/hatunca/images/spacer.gif)


Konu Başlığı: Ynt: Konuşamıyoruz Vesselam
Gönderen: simeranya üzerinde Eylül 11, 2007, 12:18:40 pm
bende konuşamayanlaradan biriyim malesef sessiz durup durup içime atıp atıp birden patlıyorum o andada kimse beni anlamıyor küçücük bir konuya niçin öfkelenip ağladığımı anlayamıyorlar bir birikim sonucu bu hale geldiğimi göremiyorlar


Konu Başlığı: Ynt: Konuşamıyoruz Vesselam
Gönderen: nazo üzerinde Eylül 12, 2007, 02:58:50 am
Ne güzel yazıp anlatmış Belgin hanım yüreğine kalemine ellerine sağlık :)
Ben de vakti olupta paylaşamayan çaresizlerdenim malesef :(
Anlamak istemeyen yada anlayamayan kişiye boşuna anlatmağa çalışmaktansa,O kişi anlamak istediği şekilde anlamakta ısrarcıysa,anlatmak istediğinin tam tersini anlayıp seni kahrediyorsa
susmak paylaşmamak en doğrusu olmuyormu??? :(


Konu Başlığı: Ynt: Konuşamıyoruz Vesselam
Gönderen: Tuna üzerinde Eylül 12, 2007, 05:39:54 pm
Konuşup anlamak anlaşmak varken ve daha sağlıklı bir anlayışla devam etmek, orada öylece bırakıp hep ölmektense bir kez adam gibi konuşup bitirmek varken, neden, neden...
Benim için de konuşamamak, anlaşılmayacağımı bilerek öylece çaresizce susmak çok zor, fakat bazen böyle oluyor.


Konu Başlığı: Ynt: Konuşamıyoruz Vesselam
Gönderen: Masmavı üzerinde Eylül 15, 2007, 10:48:45 am
Merhaba Belgin hanımın yazısının önemli bulduğum yerini aldım.Yorumum ise alttadır.   
    ( Konuşamayanlar.Paylaşmanın o insanı sarıp sarmalayan güzelliğinden yoksun kalıyor; sevinçlerimizde çoğalamıyor, üzüntülerimizde azalamıyoruz.
     Çünkü paylaşmanın hayatı güzelleştirmedeki rolünü yeterince bilmez ya da önemsemezler. Bu nedenle o küçük dünyalarında huzursuzluk, tartışma ve küçüklü büyüklü kavgalar hiç eksik olmaz. Hayatın o en güzel dakikalarını konuşarak, paylaşarak geçirmek; varsa sorunları çözmek yerine kapalı birer kutu gibi yaşamayı tercih ederler.
     Bu halleri ile aynı çatı altında, aynı masada aynı arabada, hatta aynı yatakta iki yabancıdan farksızdırlar. Birbirleriyle doğru dürüst konuşamadıkları, hep içlerinde biriktirdikleri için kendi dünyalarında gel gitler yaşarlar, hislerini frenleyemezler ve çok doldukları bir anda volkan misali patlar, içlerindekini sabırsızca etrafa yayarlar. Elbette böylesi bir dışa vuruş şekli hem kendileri, hem de karşılarındakiler için yıpratıcı olur. Üstelik sözü edilen konular incir çekirdeğini bile doldurmayacak kadar sıradan, önemsizdir. Belki ama birikimin etkisi ile büyümüş ve kabına sığamaz hale gelmiştir işte.Oysaki konuşmanın o ince zerafetine sığınıp konular yerinde, zamanında, kısa ve öz şekilde dile getirilse konuşulsa mutluluk gözlerdeki kirpikler kadar yakındır.
     Öte yandan bir insanın konuşabilmesi, kendisini özgürce ifade edebilmesi için karşısında iyi bir dinleyicinin olması gerekliliğinin de önemini belirmemiz lazım. Çünkü ne kadar özverili, ne kadar içten olursanız olun; karşınızda sizi gerçekten dinlemeyen, sözlerinize değer vermeyen, her cümlenizi eleştiren, kelimelerinizi farklı yerlere çeken, ince ince alay eden birileri varsa işiniz hayli zor demektir.Bir süre sonra da konuşmaktan, paylaşmaktan vazgeçer ve kapalı bir kutu haline gelmeye başlarsınız.
      Oysaki hepimiz konuşarak rahatlamaz mıyız? Sevinçlerimizi ya da kederlerimizi ne kadar içimizde saklı tutabiliriz ki? Üstelik mutlulukların paylaşıldığında arttığının, hüzünlerin ise azaldığının farkındaysak.Kimi insanlar konuşurken etrafındaki insanların içini kıpır kıpır yapar; adeta onlara yaşam enerjisi aşılar. Tıpkı onlar gibi konuşma sanatının hakkını verenleri ve karşılarında her kim olursa olsun saygıyla dinleyenleri, en azından çaba gösterenleri kutluyorum. Ve küçücük bir gayretle bizlerin de onlardan birisi olmamamız için hiçbir sebep yok diyorum ben.Ne dersiniz?Konuşarak paylaşmak,içtenlikle dinlemek en güzeli değil mi?)

     
       Merhaba  dolu insanlar konuşur özellikle, çünkü boş insanların fazla konuşacak birşeyleri yoktur aslında.
       Ayrıca konuşmayı etkileyen ve tetikleyen sebeblerde vardır.Tek taraflı hiçbirşey olmaz.Karşınızdaki insan almayı bilmiyorsa siz ona hiçbirşey veremezsiniz.
       Buda olgunlukla ve kendini yetiştirmekle ilgili birşey.Eğer dinlemesini bilmiyorsan,eğer sabredemiyorsan ve sabırsızsan hele birde bencil ve saygısız isen seninle konuşmanın, anlaşmanın imkanı ve yolu yoktur.
       Eğer içimizde sevgi ve saygı kırıntıları yoksa biryerde buluşmak, ortak paydayı bulmak çok zor demektir.
       Vesselam eğer sevmeyi bilmiyorsak, içimizde sevgi yoksa,kalmamışsa bizimde kimseyle konuşmamıza imkan kalmamış demektir. Hayat la olan uyumu yakalamamıza imkan yoktur demektir.
        En güzel yarınlar bizlerin olsun.Selamlar saygılar.