Evliliğiniz yada eşiniz hakkında tahminler yürütmeyin, her konuyu konuşun
Bazı kişiler ilişkileri hakkında konuşmayı sevmezler ve bu olayı büyük bir yük gibi algılarlar. Sorun şu ki, zihninizde eşiniz ve evliliğiniz ile ilgili bir takım inançlarınız olabilir ve aslında eşiniz başka bir noktada bulunuyor olabilir. Gerçekleri konuşarak öğrenmek, kaza ile öğrenmekten çok daha az acı verecektir. Bu nedenle işin başında eşinizin sizden ne beklediği ve sizin eşinizden beklentilerinizi konuşun.
Davranışlarınızın sonuçlarını görmezden gelmeye kalkmayın – hatta bilmeden yapmadıklarınız buna dahil İstemeden gelişen olayların sonuçları bütün ilişkinizi yok edebilecek güce sahiptir. Diğer bir deyimle verdiğiniz kararlarınızın ve davranışlarınızın hem sizin için hem eşiniz için sonuçları vardır ve siz bu sonuçlardan sorumlusunuz. Hatta davranışlarınızın ve kararlarınızın haklı sebepleri olduğunu düşünseniz ve doğruyu yaptığınıza inansanız bile davranışlarınızın sonuçlarından sorumlusunuz.
Eşinizi üzdüğünüzde, kırdığınızda, incittiğinizde yada hayal kırıklığına uğrattığınızda evliliğinize etki edecektir. Eşinizi asla üzmeyin demiyorum, ama eşinizi etkileyen bir karar aldığınızda yada bir davranışta bulunduğunuzda, bunun eşinizi nasıl etkilediğini anlamaya çalışın ve bunun sorumluluğunu üstlenin. “Seni üzdüğümü biliyorum ve gerçekten özür dilerim” diyerek davranışınızın eşiniz ve ilişkiniz üzerinde olabilecek etkisini kabul edin.
Bu tüm başarılı evliliklerin temelinde yatan en önemli şartlardan biridir. Verdiğiniz her karar, (ister eşinizin sevdiklerini dışlamak, ister eşinizin değerli bulduğu kavramları önemsememek, ister eşinizin fikirlerine saygı göstermemek, ister eşinizin duygularını ciddiye almamak olsun…) eşinizi ve dolayısıyla ilişkinizi etkileyecektir. Bazen gözle görülmeyecek kadar küçük boyutlarda, bazen oldukça ciddi şekilde bu değişim yaşanır… Dolayısıyla davranışlarınızın ve kararlarınızın sonuçlarından haberdar olun.
Eşinizin duygularına karışarak denetlemeye yada yönlendirmeye çalışmayın Size rahatsızlık vermesini önlemek için hem kendi hem eşinizin duygularını kontrol altında tutmaya ve neyi nasıl hissetmesi gerektiğini söylemeye kalkabilirsiniz. İşin gerçeği duygular bu şekilde sınırlandırılamazlar. Bir insana hissettiklerini hissetmemesi gerektiğini söylemek neredeyse uygulaması imkansız bir durumdur. Yani diğer ifadeyle, kendi içinizdeki korkuları, güvensizlikleri yada endişeleri hissetmemek için eşinizi denetlemeye, yönetmeye, kontrol etmeye yada sınırlandırmaya kalkmanız, baskı altına almanız, zorlamanız yada tehdit etmeniz başarısızlığa mahkum bir taktiktir. Nitekim bu yaklaşım bir sonraki problemin oluşumuna yol açar…
İlişkinizi kurtarmak için yok etmeyin Evrensel kural şudur: eşinizi incitirseniz ilişkinize zarar verirsiniz. Bunu anlamak için bilim adamı olmanıza gerek yok, eğer eşinizin kalbini kırarsanız, evliliğiniz yara alır.
Eşinizin kalbini kırmanın bir yolu, onu istemediği bir şeyler yapmaya zorlamaktır. Bu durum bir insana oldukça büyük acı ve mutsuzluk verecektir. Bu da doğal olarak evliliğinize zarar verecektir. Örneğin eşinizin ailesi ile, arkadaşları ile, çocukları ile, işi ile yada diğer sevdiği uğraşlar ile çok zaman geçirdiğinden şikayet edip, sizinle daha fazla zaman geçirmeye zorlamak, istediğiniz sonucu almanızı sağlamayacaktır, aksine ilişkinize ve sevginize zarar verecektir.
Kıskançlık eşinizi baskı altında tutarak çözümleyebileceğiniz bir sorun değildir Kıskançlık kendi içinizde çözüme ulaşmamış bir durumun sonucudur. Kendinize güveniniz yoksa, içinizde kaybetme yada başkası ile değiştirilme korkunuz varsa kıskançlık duygusu yaşarsınız. Bu duygular eşinizi baskı altında tutarak yok olmaz. Bu duyguların nereden geldiğini, nasıl sizi etki altına aldığını çözümlemeniz ve ilişkinize zarar vermeyecek şekilde kontrol etmeyi öğrenmeniz gerekir. Aksi takdirde eşinizin en masum davranışlarına bile gereksiz tepkiler vermeye başlayabilir ve bir süre sonra eşinizin sizden uzaklaşmaya başlamasına yol açabilirsiniz.
Neyin öncelikli olduğunu unutmayın Hayatın akışı içinde ilişkinizi ihmal etmeniz oldukça normaldir. Fakat ilişkiniz için ekstra çaba sarfetmeniz gerekir. Günlük hayatın zorlukları yada başka ilgi alanlarınız nedeniyle ilişkinizi ihmal etmeniz evliliğe oldukça büyük zararlar veren bir durumdur. Kendinizi kaybetmeyin ve ne yaptığınızın farkında olun. Eşinizi sevdiğinizi, ona ihtiyacınız olduğunu ve kendisini güvende hissetmesini sağlayacak davranışları yapmaya dikkat edin. Çevrenizdeki insanların beklentilerine, söylediklerine ve isteklerine göre eşinizi belli şekillerde davranmaya zorlamak yerine, eşinizin mutluluğunu düşünmeye çalışın.
Evliliğinizde sorun yaşıyorsanız başka bir ilişki içine girerek bu sorunlardan kaçmaya çalışmayın Aldatmak evliliğinizdeki sorunlarla baş etmek için bir yol değildir. Hatta ilişkinize daha büyük yaralar açmanın en kısa yoludur. Diğer taraftan bir ilişkide yaşadığınız problemleri çözüme ulaştırmazsanız, diğer ilişkilerinizde de bu sorunları yaşama ihtimaliniz çok yüksektir. Bu sorunu engellemek için ilişkinizin nasıl olması gerektiğini, beklentilerinizi, ihtiyaçlarınızı, ne isteyip istemediğinizi zihninizde netleştirin ve eşinizle açıkça konuşun. Hayatınıza giren insanlar ile deneme yanılma yolu ile kendi gerçeklerinizi keşfetmeye kalkmayın. Ne istediğinizi bilmeden, insanları test aracı olarak kullanmayın. Bu hem eşinize, hem birlikte olacağınız diğer insanlara yapacağınız büyük bir haksızlıktır.
Aynı soruna karşı açıdan bakarsak: Evliliğindeki sorunlarını çözüme ulaştırmamış bir insan ile ilişkiye girmekten kaçının. Bu kalbinizin kırılmasını garantilemenin en kestirme yoludur. Sevmek ve sevilmek güzeldir, ama sevginin size ait olduğundan ve kırık bir kalp ile gelmediğinden emin olun.
Evliliğinizde karşılayamadığınız ihtiyaçlarınızı başka bir ilişki ile karşılayacağınızı düşünmeyin Genelde bir ilişkide karşılanmayan ihtiyaçları başka bir ilişkiden alınabileceğine dair bir yanlış kanı vardır. Gerçekte pek çok ihtiyaç kişiye değil ilişkiye bağlıdır. Eksikliğini duyduğunuz ihtiyaçları evliliğinizden almadıkça bu ihtiyaç tam olarak dinmeyecektir.
Evliliğinizi önceden belirlediğiniz bir kalıba oturtmaya çalışmayın Eğer bir ilişkinin yürümesi için iletişim "1 numaralı" kural ise, "2 numaralı" kural ilişkinizi doğal halinde bırakmaktır. İlişkinizin kendi doğal sürecinde gelişmesine ve eşinizin kendi olmasına izin vermeniz mutlu bir evliliğe sahip olmak için en temel şartlardan biridir. Eğer bunun yerine eşinizin nasıl davranması, evliliğinizin nasıl olması, sevginin nasıl yaşanması gerektiğine dair bir takım kalıplar içinde yaklaştığınızda ilişkinize önemli zararlar alacaktır. Bunu engellemenin en iyi yolu ilişkinize üç farklı açıdan bakmanızdır: Kendi ihtiyaçlarınız, eşinizin ihtiyaçları ve ilişkinizin ihtiyaçları. İlişkiniz genelde bağımsız bir üçüncü kişi gibidir ve ilişkinizin bireysel isteklerinizden farklı ihtiyaçları olabileceğini göz önüne almak oldukça önemlidir.
İlişkinizi yalnızlığa mahkum etmeyin Hiç bir şey tek başına var olmaz. Genelde insanlar ilişkilerini izole etmeye çalışır. Arkadaşlardan, aileden yada iş ortamından uzak tutarak ilişkinin korunmasını sağlamaya çalışırlar. İşin gerçeği dış dünya bir şekilde ilişkinizi etkiler. Örneğin iş ile ilgili yaşadığınız bir sıkıntıyı evliliğinize sözlü olarak getirmeseniz bile, bedensel yorgunluğunuz, yoğun duygularınız, rahatsızlıklarınız sizinle beraber gelecektir. Ve eğer bu konuları konuşmazsanız eşiniz, rahatsızlığınızın kendisine yönelik olduğu yanılgısı içine girebilir.
Diğer taraftan bu sorunun öbür yüzü ise:
Hayatınızdaki her ilişkiyi evliliğinize taşıyarak tek bir ilişki gibi yaşamaya kalkmayın Bu genelde arkadaş grubunu yada ailesini ve evliliğini eşit seviyede tutmaya çalışan kişiler için geçerlidir. Burda yapılmak istenen, ilişkiye dahil olan herkesin, herşeyi beraber yapması, sürekli birlikte zaman geçirmesi, heryere birlikte gitmesidir. Burada tehlike iki açıdan yaşanır. Sürekli başka insanlarla olmak evliliğinizi boğan bir tecrübe olabilir. İkinci olarak bazı kalıplara evliliği uydurmak için zorlama yaşanabilir. İki insanın grup dışında başbaşa birşeyler yapması ve eğlenmesi gayet normaldir. Her zaman grubun tüm üyelerinin bu ikili paylaşıma katılması gerekmez. İlişkinin dışardan gelen baskılara cevap verme zorunluluğu olmadan kendi doğal ihtiyaçları içinde gelişmesi normal ve sağlıklıdır.
Eşinizin ailesinden yada arkadaşlarından kendinizi soyutlamayın Genelde eşlerden biri korku, kıskançlık, güvensizlik gibi sebeplerden dolayı kendini soyutlar ve eşinin çevresi ile iletişim kurmaktan kaçınır. Eğer eşinizin hayatında bulunan tüm insanları kendinize rakip olarak görürseniz, insanları obje olarak algılayıp, düşman ilan etmeniz ve onlara güvensizlik duymanız kolaylaşır. Bu ise ilişkinizde büyük bir stres yaratır. Ayrıca sizin çok zor anlar yaşamanıza yol açabilir. Eşinizin hayatında ki insanları rakip değil insan olarak görmeye başladığınızda yaşadığınız stres azalacaktır ve belki daha sağlıklı ilişkiler kurabilmeniz mümkün olacaktır.
Fakat eşinizin arkadaşları yada ailesi sizinle iyi ilişki içine girmek istemiyorsa bir sonraki hatayı yapmaktan kaçının: Kendinizden taviz vermeyin Bu öğrenilmesi en zor konulardan biri… Herkes iyi değildir ve herkes mükemmel olamaz, ve herkes size uygun bir arkadaş yada dost olmayabilir. Çoğu zaman eşinizi mutlu etmek için bazen kendi mutluluğunuzdan vazgeçmeniz gerektiğini düşünebilirsiniz. Fakat kendi mutluluğunuzdan fedakarlık genelde kısa vadede işe yarar ve uzun vadede her iki tarafa ve evliliğe büyük sorunlar yaratır. Kalbinizde ki o küçük sesi dinleyin, çok ender olarak hata yapar. Eğer bir şeyler sizi rahatsız ediyorsa, konuşun. Eğer bir şeyleri kabul etmek sizin için imkansız ise bunu söyleyin. Saçma yada mantıksız bile olsa, eşiniz sizi dinlemese bile, sonuçta hemen çözüme ulaşmak mümkün olmasa bile, gerçek duygularınızı anlatın.
İnsanların her zaman mantıklı olmasını beklemeyin İnsanlar doğası gereği mantıklı değildir. Duygusal tarafları, insanı insan yapan en temel özelliğidir ve bu yön mantık ile çözümlenemez. Eşinizin bazı davranışlarını yada duygusal tepkilerini mantıksız bulabilirsiniz. Bunun ille de kötü bir durum olarak düşünülmesi gerekmez. Aşk ve kıskançlık mantıklı değildir. Eşiniz duygusal hareket ettiği için onu suçlamaya, saldırmaya yada tehdit etmeye kalkmayın. Eşinizin duygularını nezaket ve saygı ile ele alın. Eşinizin neden böyle hissettiğini anlamaya çalışın. Genelde bu duyguların altında söylenmemiş bir neden mutlaka vardır. Bu duyguları aşmak istiyorsanız önce o duyguların altında yatan sebebi bulmanız gerekir.
İletişim ve sorun çözme becerilerinizi geliştirin Bu herkesin bildiği önemli bir nokta ama tekrarlamakta fayda var. Bir ilişkide insanlar konuşmayı bırakıp, iletişim kurmak için evdeki eşyaları kırmaya başladığında ciddi sorunlar yaşanmaya başlamış demektir.
Eşiniz ile konuşun… dürüstçe... her zaman… her konuda
Yaşamla ilgili önemli kararları tek başınıza almayın Hayatınızı değiştiren önemli kararları eşinize direk olarak söyleyin. Aksi takdirde eşinizin kendini dışlanmış hissetmesine yol açabilirsiniz. Bu tür haberleri çocuklardan, arkadaşlarınızdan yada aileden almasını beklemeyin. Bilgi ulaşması gereken yere gitmeyebilir, doğru gitmeyebilir, yada gitse bile eşiniz kendini önemsenmiyor gibi hissedebilir. Eşiniz ile yüzyüze konuşun.
Kafanızın içindeki küçük sesi duymazdan gelmeyin Bazen mantığınız bir şey söylerken, kalbiniz farklı bir şey söyler. Mantıklı hiç bir açıklaması olmamasına rağmen bir şeylerin doğru olmadığına dair kalbinizin sesini dinlemek genelde daha doğru sonuçlar doğurur. Birşeylerin yanlış olduğunu mantıklı bir şekilde açıklayamıyor olmanız, herşeyin yolunda olduğu anlamına gelmez. En doğru hareket, zihninizdeki o küçük sesin, sizi henüz tam olarak algılayamadığınız bir konuda uyarmaya çalıştığı tahmini ile hareket etmektir ve daha sonra bu sorunun ne olabileceğini bulmak için daha dikkatli bakmaktır. Eşinize sorunun ne olduğunu sorun...
Değişimden korkmayın Genelde insanların, evlendikten sonra yaşamın mutlu ve sorunsuz olarak hep aynı şekilde devam edeceğine dair beklentisi vardır. Fakat bütün ilişkiler, günlük yaşam içinde değişime uğrar. Karşılaştığınız olaylar, yaşanılan acılar, mutluluklar, tecrübeler, gelişmeler, kayıplar ve daha pek çok tecrübe hem sizi, hem eşinizi hem ilişkinizi değiştirir. Eşiniz ile uyumlu kalmak için sürekli olarak yeni şartlara adapte olmak zorunda kalabilirsiniz. Değişimden kaçınmak ve aynı kalmak için inat etmek ilişkinize zarar verecektir. Ayrıca eşiniz değişirken sizin odluğunuz yerde kalmanız, birbirinizden uzaklaşmanıza ve aranızda mesafenin artmasına yol açacaktır. Eşiniz değiştiği için kızmak sadece ilişkinize daha fazla zarar verecektir. Onun yerine eşinize ayak uydurmanın yolunu bulmaya çalışın.
Davranışlarınız ile niyetinizin birbirine uymasına özen gösterin Eğer eşinizi sevdiğinizi söylerken, diğer taraftan eşinizi sürekli görmezden geliyorsanız, yaşamını merak edip soru sormuyorsanız, ilişkinizi geliştirmeye çalışmıyorsanız, eşinizi mutlu etmek için özel bir çaba sarfetmiyorsanız, eşiniz sizinle bir aktivite yapmak istediğinde kaçmanın yollarına bakıyorsanız, konuşmaya çalıştığında meşgul olduğunuzu söylüyorsanız yada eşinizle mümkün olduğunca az zaman geçirmeyi tercih ediyorsanız, o zaman eşinizin hayatınızda var olmamasını dilediğinize dair açık ve net bir mesaj gönderiyorsunuz demektir.
Bunu yaşamak eşiniz için yeterince zor olmasına rağmen, yaşadıklarını inkar etmeniz ve eşinizin algısında bir sorun olduğunu söylemeniz çok daha kötü bir durumdur. Sadece eşinizi istemediğiniz mesajını göndermekle kalmazsınız, eşinizin kendi duygularından şüpheye düşmesine ve kendine olan güvenini yok etmesine yol açıyorsunuz demektir. Eşiniz ile konuşun… Açık ve dürüst olarak… Gerçek duygularınızı söyleyin…
Son olarak...
Evlendiğinizde, eşinizin kalbini aldığınızı unutmayın. Evlenerek, bu insana fiziksel ve duygusal yakınlık taahüt ettiniz. Bunun sorumluluğunu üstlenin. Eşinizin kalbini size açmasını isteyerek onu zayıf bir durumda bırakıp sonra hiç bir uyarıda bulunmadan arkanızı dönüp gitmeyin. Eşiniz bir insan, duygusuz bir obje değil. Dolayısıyla birlikte olduğunuz insana saygı ve şefkat ile yaklaşın.
Eşinize doğru şekilde davranın.
Çiğdem Alper, MA Psikoterapist
İlişki Psikoterapileri Enstitüsü Valikonağı cad. Saroğlu apt. no:83 D:8 Kat:2 Nişantaşı - İstanbul 0212 233 70 73 0531 576 6756
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Geridönüş(0)
 |