| Ne Kadar Kendinizsiniz? |
|
|
|
| Belgin BAYKAL tarafından yazıldı | |||
| Perşembe, 16 Şubat 2012 20:02 | |||
Ortaya karışık sipariş gibidir benliğimiz.
Her gün yeni kararlarla ve ruh haliyle güne başlarız. Yapılacak ve yapılmış ne çok şey vardır. Ama bunları neye göre yaparız tam kestiremeyiz. Gerçek karakterimiz ve isteklerimiz doğrultusunda mı? Ya da toplumun ve çevrenin baskılarıyla şekillenmiş halimizle mi? Bir gün kendi doğrularımıza inanırken, ertesi günü başkasının bakış açısı ve yaşadıkları bizi etkileyebilir. Ruhumuz ve kişiliğimiz de değişimler birbirini kovalar. Arada kendimiz gibi olmayı deneriz. Sonra bunun yanlış olduğunu düşünür başka kararlar alırız. Rollerimizde değişiklik yapar başkası oluruz. Zaman aralıklarına sıkışır değişimlerimiz, Bazen sıcak ılımlı ve olumlu, bazen buzul dağları kadar soğuk, mesafeli, karamsar… Neyin iyi geldiğine bir türlü karar veremeyiz. Mutluyum her şeyim var deriz. Onu derken bile eksiklerimizi sayarız. Övülmek ve değer görmek hoşumuza gider, Ama bunu başkasına gösterirken cimrilik yaparız. Gerçekler ve duymak istemediklerimiz bizi rahatsız eder. Övgüleri beğeniyle, eleştirileri büyük tepkiyle karşılarız. İyi olan her şeyi çabuk kabulleniriz. Kötülerde isyan ederiz. Hep “Muhteşem” olmak isteriz. Ama bu kelimenin ne kadar “Muhteşem” bir değer taşıdığını bilemeyiz. Şeyh Şadi Şiraz bir sözünde “Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz, tenkit edin; basit bir adamı dost edinmek isterseniz methedin. Kendisini geliştirmek isteyen insan eleştirilere açık olur. Gerçeklerden rahatsızlık duymaz. Ama ben “oldum” diyen insan, hiçbir zaman gelişemez. Her zaman öz eleştirinizi kendiniz yapın başkalarına bu hakkı vermeyin. Kendi kimliğinizle ve öz benliğinizle hayatla barışık kalın…
Sevgilerimle, Belgin BAYKAL
|




Ortaya karışık sipariş gibidir benliğimiz.