Gidersen Dur Diyemem… Adım Dildade benim. Anneme genç kızlığa girişimde sormuştum. “Anne nedir benim adımın anlamı” diye. Annem “gönül düşkünü, tutkun” dedi. Nice zaman sonra öğrendim ki anneciğim çok aşık olmuş babama. Tutkuymuş onun ki… Derken evlenmişler.
Annem beni dünyaya getirmeden iki ay önce askeri pilot olan babam bir eğitim uçuşunda uçağın düşmesi ile aramızdan ayrılmış. Beraber büyüdük anneciğimle. Ben ona hep Gül Annem dedim (Adı Gül annemin). O da bana hep Dildadem diye seslendi. İyi okullarda okudum. Sonra da iyi bir şirkette hukuk danışmanı olarak çalışmaya başladım. Anneciğimi tam o sene kaybettim. Hayatımdaki yegane varlık. Tüm bildiklerini bana öğreten, sevmenin ve sevilmenin ne demek olduğunu hep anlatan anneciğim elim bir hastalık sonucu daha 52’sinde yanımdan ayrıldı. Bir tanem Gül Annem giderken dur diyemedim sana!
Anneciğim, kimsesizler yurdunda büyümüştü. Benim ne anneannem ne dedem ne de teyzelerim oldu. Babacığımın da yurtta yetişen bu genç kızla evlenmesini istemeyen ailesi babamın ölümüyle birlikte bizi bir daha görmediler, aramadılar. Gül annem de dememişti babaanneme giderken dur diye!
Tam üç yıl süresince kendimi hep işe verdim. Kariyer basamaklarını tırmanmama çok yardımcı olmuştu. Sonra baktım artık oluru yok bu işin Dildade dedim hadi sen de biraz sosyal ol bakalım. İş yerinde oldukça seviliyordum. Arkadaşlarım ile bende dışarıda buluşmaya başladım. Derken bir sohbet esnasında sağlıklı yaşamdan konuşurken bir iş arkadaşım Sevgi’nin tavsiyesiyle ben de onunla spor salonuna gitmeye karar verdim. Ben sevmem öyle koşu bandı yürümelerini. Yüzmeye ise bayılırım. Serde deniz memleketi İzmir’li olmak var çünkü….
Birkaç hafta sonra iyice alıştım bu yüzmeye ben. Çok keyifliydi. Bir yüzmenin sonunda Sevgi ile spor salonunun arkada o şirin bahçesinde otururken geldi yanımıza. Sevgi’yi tanıyordu. Üniversiteden arkadaşı Orhan. Tanıştık. O da geliyormuş oraya. Sohbet ettik. Her yüzmeden sonra… Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı. Artık birlikte gezmeye başlamıştık. Aşık oluyordum Orhan’a. Ama onun duygularından bir türlü emin olamıyordum. Sevgi ise “o da sana aşık kızım görmüyor musun?” diyordu. Ne bileyim… Bak sana nasıl bakıyor? Her dediğini yapıyor? Öylemiydi acaba? Sanırım ben biraz vesveseliydim. Ama hep eksik bir şeyler vardı. Hep Orhan yapıyordu planları. Hep o çağırdığında ben gidiyordum onun evine… Ama bana karşı hep iyiydi. Tam üç sene geçti böyle dolu dolu… Bir gün dahi tartışmadık, bir defa bile birbirimizi incitmedik… Ailesi ile tanıştırdı beni. Ne güzel insanlardı onlar… Annesi, babası, ablası… hele o yeğeni… Kaç defa birlikte yemekler yedik… Tatillere gittik… Annesi bir gün bana “Kızım, artık evlilik geliyor galiba” dediğinde nasıl da yüreğim yerinden fırlayacak gibi olmuştu. Orhan’ın her yanı başımda oluşunda kendimi güvende hissettim. Sonunda birlikte yaşamaya karar verdik. Çok başarılı bir beraberlikti bizimki… Sakin, dingin, neşe dolu bir ikiliydik.
Hep bekledim o müthiş teklifini Orhan’ın. İşte bir sevgililer gününde evde hazırlık yaptığım gün geldi çattı. Harika bir masa hazırladım bizim için. Sevdiğimiz müziklerle dolu bir gece… Mumlar… Süsler… Ona o en çok istediği kol düğmelerini aldım. Orhan geldi… Biraz yorgundu. Ne kadar da çok çalışıyordu sevgilim benim. Yemeğe geçtik. Sonra ben kadehlerimizle koltuğa geçmeyi teklif ettim. Onun kollarında bana sarılması ile geçirmeyi istediğim o akşam için… Sanırım bunca senenin ve şarabın etkisi ile başladı dilim çözülmeye. “Orhancım” dedim. “Ben sana biliyorsun çok aşığım. Seviyorum. Her şey de oldukça yolunda. Tabii ki beraberiz ama bizim de bir bebeğimiz olabilir biz de evlenebiliriz. Hem ailen de buna memnun olacaktır.” Orhan yüzüme baktı. O dakikaya kadar bir şey demeyen Orhan. Yüzümü iki eliyle avuçladı. Uzun uzun hüzünle baktı. Korktum. Ürktüm. Şaşırdım. Bu bakış neydi böyle… Tanımadığım gözlerdi onlar sanki… “Dildade” dedi. “Ah be Dildade ben gidiyorum”. İlk önce anlayamadım bunu. Herhalde şaka yapıyordu bana Orhan. “Nasıl? Ne?” dediğimi hatırlıyorum. Orhan kalktı ve sigarası ile çakmağını sehpanın üzerinden aldı. Ayakta bir sigara yaktı. Yüzüme baktı ve gidiyorum Dildade sana bunu yaptığıma inanamıyorum ama gidiyorum. Sen bunları hak etmedin ama ben yaptım. İstersen sen bu evde otur. Ama ben gidiyorum” “Nereye aşkım” dedim. O an o sakin ben artık yoktum. Çılgın gibi bağırıyordum. “Nereyeeee” “Kendine bir şey yapmandan korkuyorum Dildade ama nasıl olsa öğreneceksin ben Sevgi ile evleneceğim” dediği an onu son görüşüm olmuştu. Kapıdan nasıl çıktığımı bilmiyorum. Onun arkamdan merdivenlerden adımı seslenişini umursamadan çıktım o kapıdan. Şok olmuştum. Şaşkındım….Ağlıyordum… Bağırıyordum…. Tüm gece üzerime geliyordu… Karanlıktan çıkmam lazımdı sabah olmalıydı. Nasıl olduysa bir otele gitmeyi akıl ettim. Sabaha kadar sadece ağladım. Sabah ise bir arkadaşıma olayı kısaca anlattım nasıl anlattıysam bana soru soramadı ve Orhan’ın evine bir kamyonet gönderdik. Arkadaşımda benim tüm eşyalarımı topladı. Birkaç gün kimsede kalmak istemedim. Bir ev tuttum ve yerleştim.
Tam iki ay sonra öğrendim. Orhan’ın annesi açamadığım bunca telefondan sonra ablasını da almış ve adresimi aldığı arkadaşımdan bir Pazar sabahı bana gelmişlerdi. Mahcuplardı. Bir o kadar da üzgün. Onlarda önce inanamamışlardı. Ama taa başından beri tanıştığımız o ilk günlerden beri Sevgi hep varmış. Onlarda yeni öğrenmişler. Çok sormuşlar Orhan’a neden diye ama hiç cevap alamamışlar. Bu ay sonunda evleniyorlarmış. Hiç cevap vermedim. Tek sözüm “Gelecek öyle bir gelecek ki” dediğimdir.
Şimdi bir anneanneyim Dildade anneanne. Çok sonra evlendim. Saygın ve kıymetli eşim Mehmet ile. Mutlu oldum. Aşık olmadan evlendim. Ama gerçekten Mehmet Bey’i çok sevdim. İki de kızım oldu. Üç de torunum. Mehmet Bey’i kaybettik. Giderken ona da dur diyemedim!
Orhan ve Sevgi evlendikten üç yıl sonra bir arkadaşımızın düğününde karşılaştık. Henüz evli değildim. Onlar ise duyduğum kadarı ile ayrılık arifesindeydiler. Sebebini asla öğrenmek istemedim. Mehmet ile evlendikten nice yıllar sonra Orhan’ın annesinden bir telefon aldım. Orhan… varya hani Giderken bana dur diyemeyen beni durdurmayan Orhan. Onunla yaşadığımız o evde bir sabah ölü bulmuşlar. Ellerinde o sevgililer gününde ona aldığım kol düğmeleri varmış… Bir de resmim… Yüksek derecede ilaç ve alkol almış. Kalbi dayanmamış. Anneciği ağlıyordu. “Yaramadı o kadın ona Dildadecim ahh sen olmalıydın. Ne yaptı Orhan” diye. Teselli ettim onu. Cenazesine gittim. GİDERKEN DUR DİYEMEDİM ONA!
Aslı Funda Erişken
Geridönüş(0)
 |